‘’Destek doğru karar...‘’
Sarı-Lacivertliler deplasmanda ite kaka da olsa Gökhan Gönül’ün muhteşem golüyle, Antalyaspor’u mağlup etti. 90 dakikanın özetinde akıllarda kalan, mücadele isteği ile Gökhan Gönül’ün unutulmayanlar arasında yer almayı hakeden golüydü. Buna rağmen Sarı-Lacivertli taraftarlar ve camia tam destek için yeniden düğmeye bastı.
Fenerbahçe hafta sonunda lider Trabzonspor’u ağırlayacak. Şükrü Saraçoğlu’nda Antalya’da ki Fenerbahçe’nin, Bordo-Mavili takım karşısında kazanması mucize ötesi bir sonuç olur. Bu bağlamda Teknik Sorumlu Aykut Kocaman, Fenerbahçe’nin sistemini, saha içi kurgusunu ve futbolcuların mental durumunu yeniden yapılandırmalıdır, doğru stratejiyi belirlemelidir.
Antalya kampındaki çalışma disiplini, futbolcuların şampiyonluk inançları, kenetlenme hamleleri, Kocaman’ın elini güçlendiriyor. Mardan Stadı’nda ki aksayan tarafları onarmakta zorlanmayacak Antalya kampı, teknik kadro ile futbolcular arasında “güven” sıkıntısı olmadığı izlemini verdi.
Trabzonspor karşısında bu havaya ‘takım oyunu’ faktörü eklenirse kazanan taraf büyük bir ihtimalle Fenerbahçe olur.
Futbol takımının geçtiği kritik süreçte, bazı taraftarların Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım için ‘istifa’ kampanyası başlatması sanki zamansız bir hamle gibi gözüküyor. Taraftar, kulüplerin oksijeni, damarlarındaki kanı ve en önemlisi de kalbidir...
Onların düşünceleri her zaman dikkate alınmalıdır. Ancak takımın içinde bulnuduğu konum, yer ve zaman unsurlarını, kongre üyelerinin tasarrufunu da yok saymamak gerekir.
‘’Gol atmayı unutmuşlar‘’
Zaman zaman topun bulunduğu alanı 2-3 Fenerbahçeli futbolcunun çembere alması; istenen, yapılması gereken işlerdi.
Olay adam Andre Santos, sol kulvarda bu kez etkiliydi. Brezilyalı oyuncu maçlara konsantre olursa defansın solundaki dertler, son bulur. Uzun aradan sonra 11’de yer bulan Özer Hurmacı, hızlı düşünme eksikliklerinin zorluğunu yaşadı. Mehmet Topuz, iyi oyun devamlılığını yakalarsa Gökhan ile birlikte iyi bir ikili olur. Alex; oyun kurucu, pozisyon mimarı. Her işi yapıyor. Selçuk güvensiz ve korkuyla oynadığı için hatadan kurtulamıyor. Emre’nin hırsı devam ediyor. Ancak milli futbolcu gereksiz faullerle kendisine de, takımına da zarar veriyor.
Sarı-Lacivertliler Malatya’daki 90 dakikanın üstünde bir tempo yakalamasına rağmen, Samsunspor karşısında da galibiyeti bulamadı. Tribünleri dolduran Sarı-Lacivertli taraftarlar, karşılaşmanın sonlarına doğru ilginç sloganlarla takımı protesto ettiler. Beklenmedik tribün baskısı da Fenearbahçe’nin saha içi temposunu bozdu.
Sezonu kapattı denilen Güiza’nın maç kadrosunda yer bulup oyunun sonlarına doğru şans bulması, Fenerbahçe açısından önemli bir gelişmeydi. Güiza, güç kazanır ve oynamaya konsantre olursa belki aldıklarının çok az bölümünü, bundan sonraki süreçte geri verebilir.
‘’Kuşku, endişe ve umutsuzluk‘’
Yeni Mayalatyaspor dün akşam ilk yarı boyunca sol kanadı hiç kullanmadı. Çünkü sağdan yapılan bindirmelerin hepsi Fenerbahçe kalesinde tehlikeli oldu. Cem-Recep ikilisi, Caner ile Yobo’nun arasına atılan toplarla madeni rahat rahat işledi. Okan’ın kendi kalesine attığı golün başlangıcı sağ kanattan geldi. Mert, Cem ile Cihan’ın gol vuruşlarında yerinde hamleler yapmasa 25. dakikada Yeni Malatyaspor 3-0 öne geçebilirdi.
Takım halinde oyun kurma sıkıntısı çeken Fenerbahçe, ancak beraberlik golünden sonra biraz kıpırdayıp rakip kaleyi düşündü. Niang ile Semih, inanılmaz pozisyonları kaçırırken, kaleci Mesut da, onlara gol şansı bırakmadı.
Alex’in yokluğu, yoğun antrenman temposunun yorgunluğu, Fenerbahçe’nin kötü oyanamasına mazeret olamaz. Sarı-Lacivertliler ayağa pas yapamadı. Çizgilerden rakibi hiç zorlayamadı. Caner, iki golün de ‘ikram star’ı oldu. Cem, Cihan, Mehmet Akif halı saha rahatlığıyla Fenerbahçe’yi ikinci yarıda esir aldı. Sarı-Lacivertliler’de ne kazanma ruhu, ne de isteği vardı.
Gruptan çıkma umutlarını Malatya’da sonlandıran Fenerbahçe, ligin ikinci yarısı için de kuşkunun, endişenin, umutsuzluğun habercisi gibiydi. Maçın en etktili isimlerinden biri olan Cihan, özellikle ikinci yarıda yakaladığı net fırsatları gole çevirebilseydi, Fenerbahçe ikinci ligde mücadele eden Yeni Malatyaspor karışısında tarihi bir hezimet yaşayabilirdi.
‘’İkincilik de önemli‘’
Fenerbahçe 9 puanlık farka rağmen Antalyaspor maçıyla birlikte şampiyonluğu kovalamaya başlayacak. İlk haftalar Sarı-Lacivertli ekip için çok önemli. Üstelik Fenerbahçe ikinci maçını lider Trabzonspor’la oynayacak. Yakalanacak galibiyet serisi, Kanarya’nın şampiyonluk şansının her hafta güçlendirecek.
Fenerbahçe’nin kadro kalitesi var. Ama moral motivasyonu, fizik gücü ve takım oyunu gibi ana arterlerde sorunlar yaşıyor. Futbol mucizeler yumağı. Bir bakıyorsunuz çok gerilerden gelen bir takım şampiyon oluyor. Son düzlüğe farklı önde giren, ard arda gelen kayıplarla sonunu getiremiyor. Son 90 dakikalarda şampiyonluğu kaybedenlerin sayısı artıyor.
Anlayacağınız Fenerbahçe bu sezon yeni bir mucizenin peşinden koşacak. Şampiyon olamadıysanız sezon bitiminde başarısızlık hanenize bir çentik atılır. Büyük hedefler koyan, futbol dünyasında büyükler arasında yer almak isteyen camialar maalesef şampiyonluk denen o erişilmesi zor olana endeksli. Ancak Fenerbahçe gibi geriden gelenler için ikincilikte önemli. Avrupa’nın en büyük organizasyonuna şampiyon direk katılsa da ikincilerin de ön elemeyi geçip o kulvarda koşma şansı var. Aykut Kocaman ve Fenerbahçeli futbolcular şampiyonluk hesapları yaparken, lig ikinciliğini yabana atmasın. Çünkü rakip birden fazla. Midyat’ta ki pirince takılıp, bulgurdan da olmak var.
‘’Ters orantı‘’
Süper Lig’in en güçlü kadrosu tartışmasız Fenerbahçe’de... Ancak ilk dönemin sonunda bilançoya baktığımızda, manzara hiç de iç açıcı değildi. Kadro kalitesiyle sonuçlar arasında garip bir ters orantı var.
Uyum sorunu artık demode mazeret oldu. “Takım iyi çalıştırılmıyor mu?“ sorusu akla gelebilir. İsviçre kampında böyle bir görüntü yoktu. Samandıra cephesinde de haberler bu yönde. Yani antrenmanlarda sorun yok.
Ödemeler mi yapılmıyor? Herhalde Fenerbahçe’de akla gelecek en son tahmin bu olur. Aykut Kocaman mı yetersiz? Sıkıntı bu kaynaktan çıksaydı, çoktan bombası patlamıştı. Sabotajı hiç düşünemiyorum. Çünkü Fenerbahçe’de bunu yapacak futbolcuyu henüz analar doğurmamıştır. Belki yıldız oyuncu fazlalığı bütünleşmeye engel koyuyor. Ya da Daum’un kara büyüsü dengeleri bozuyor!
Fenerbahçe’nin gözüken tek şansı Süper Lig. 17 kilometrelik ikinci etap maratonunda 9 puanlık farka rağmen, ibre Kadıköy’e dönebilir. Bu, kesinlikle futbolculara bağlı. Ne yönetimin Samandıra ve soyunma odası çıkarmaları, ne de taraftarın baskısı, suyun kendi yatağına dönmesini sağlayamaz. Ara transfer ise sadece göz boyama olur.
Hakemler dünyanın her yerinde inanılmaz hatalar yapıyor. Bizde de farklı değil. Hakem hatalarına takılmak kayıp puanları geri getirmez. Ayrıca taraftar ve futbolcular üzerinde olumsuz bir baskı yaratabilir. Bu da yılgınlığa ve dolayısıyla da hedeften uzaklaşmaya çanak tutar.
Schumacher, 103 gollü şampiyonlukta Beşiktaş’ın son dakikalarda maç kazanmasına, “Bu kadar da tesadüf olmaz. Ama kimse umutlanmasın, şampiyon Fenerbahçe olacak” demişti. Çünkü arkadaşlarına güveniyor başarıya inanıyordu. Aykut Kocaman o günleri yaşadı. Alex ve arkadaşları da etkenleri, engellemeleri düşünmeden inanarak mücadele ederse neden olmasın!
‘’Her şey olabilir‘’
Fenerbahçe’de enteresan işler oluyor. Bu 60. dakikadan sonra futbolcuların yorulması, Niang, Dia, Stoch gibi yeni transferlerin erken düşüşe geçmeleri olabilir. Cristian, Andre Santos, ikinci sınıf durumuna düşen Bilica’nın, sıradan futbolcu sinerjisi vermeleri olabilir. Mehmet Topuz ile Caner’in beklenen katkıyı yapamaması olabilir.
Fenerbahçe’de altın sezonlarından birini yaşayan, rekorları alt üst eden Alex’in bazı 90 dakikalarda silik bir karaktere bürünmesi olabilir. Mesela Young Boys, PAOK ve Ankaragücü maçlarındaki Alex gibi. Fenerbahçe’nin lokomotifleri Emre-Gökhan Gönül ikilisinin zaman zaman enerji hatlarının kesilmesi olabilir. Selçuk ile Özer’in uzun süreli sakatlanması, Guiza’nın bunalımdan çıkamaması, Kazım’ın ise aymazlığı sürdürmesi olabilir.
Yabancı transferlerin zamanında yapılmaması, teknik sorumlu Aykut Kocaman’ın takım oluşturma yanlışlığı, taktiksel hataları, maçı iyi okuyamayıp yerinde hamlelerde bulunmaması olabilir. Başkan Aziz Yıldırım’ın 2009 kongresinde 3 yıl şampiyonluk garantisi vermesi, futbolcuları strese sokmuş olabilir. Fenerbahçe’nin son 3 yılda şampiyonluğa hasret kalması, Avrupa’da Zico’dan sonra hüsran yaşanması, buna bağlı olarak taraftar ve camianın sabırsız bir kimliğe dönüşmesi olabilir.
Ligin ilk yarısında kadrodaki tüm futbolcuların ciddi sakatlıklar geçirmesi olabilir. Yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında, paraları tıkır tıkır hesaba yatan, Euro milyoneri futbolcuların, profesyonel anlayışları kesintiye uğramış olabilir.
Fenerbahçe’nin şampiyonluk ekseninde belirgin bir kayma olduğu çok açık. Aslında zirveyle aradaki fark kapanmayacak bir aralık değil. Yönetim, teknik kadro, futbolcu, taraftar ve medya beşgeninde doğru adımlar atılırsa, pozitif anlamda her şey olabilir.
‘’Sıkıntılı üç puan‘’
Zenginliğin keyfi de başka oluyor. Bir bakıyorsun, Alex kumandayı almış eline, Karabükspor onu düşünürken bu kez Stoch sol çizgide ince ayar yapıyor. Stoch nefeslenirken, Gökhan ile Mehmet Topuz sağ çizgiyi bertaraf ediyor.
Emre, kendine yakışır döndü. Rakibe baskı da vardı, uzun toplarla oyunu açarken arkadaşlarını da rahatlattı. Maçı koparacak güçteki isimler rollerinin hakkını verince, ilk yarıdaki 2-0’lık üstünlük zorlanmadan geldi. Fenerbahçe, sanki birden soğuktan uyuştu. Stoch, ‘tek devre oynadım, yeter’ havasındaydı. Alex, ikinci yarıda durgunlaşırken hem Emre hem Mehmet, ustaya nazire yaptı. Meydanı boş bulan konuk takım, korkmadan Fenerbahçe’nin üzerine yürüdü. Ayağa paslardaki başarılarını, kenar ataklarına da taşıdılar. Sarı-Lacivertliler önce bir parmak bal çaldı, ardından da yan gelip Karabükspor’u seyretti. Fenerbahçe, 80. dakikaya kadar ceza alanını göremedi. Bu da zenginliğin öbür yüzü olsa gerek.
Karabüksporlu Emenike’nin sürekli gündemde kalması çok doğal. Kuvvetli, aynı zamanda inatçı bir yapısı var. Caner ile Yobo’nun arasından iki kez kaçtı, Volkan birinde gole izin vermezken, diğerinde basit bir hatadan topu kalesinde gördü. Fenerbahçe, ikinci yarıdaki şaşırtan futboluna rağmen sonlara doğru farkı açabilirdi. Ancak Dia ve Semih, müsait pozisyonlarda çerçeve yerine kaleci Tomiç’i görünce, farklı galibiyet gerçekleşmedi. Sarı-Lacivertliler zor da olsa 2-1 kazanarak galibiyet serisini sürdürüp, zirve yarışına devam dedi.
‘’Siyah çizgi‘’
Futbolda tecrübenin önemi asla tartışılmaz. Ama uzun süreli başarıların genç, fizik gücü yüksek oyunculardan geçtiği de yadsınamaz bir gerçek. En çarpıcı örnek Barcelona... Katalan ekibi sistemli olarak genç yetenekleri takıma monte etti... Buna bağlı olarak dünyanın bir numarası olma yolunda hızla yürüyor. Barcelona’nın, Real Madrid’i hezimete uğratan kadrosunda alt yapıdan gelen 8 futbolcu görev yaptı.
Fenerbahçe’nin de bu bağlamda harekete geçmesi, bir şeyler yapması kaçınılmaz oldu. Sarı-Lacivertli ekibin yaş ortalaması yükseliyor. Emre, Alex, Lugano, Bilica, Guiza ile Niang’ın altını doldurma zamanı çoktan geldi. Fenerbahçe yönetimi ile Sportif Direktör ve Teknik Sorumlu Aykut Kocaman, yeniden yapılanmanın fitilini ateşlemelidir. Fenerbahçe’ye yakışan, bunu ‘vefa’ olgusunu unutmadan pratiğe dökmektir. Fenerbahçe’nin kurmayları genç, yetenekli, ilerde maddi dönüşüm sağlayacak isimleri araştırıp, kulübe kazandırmakla mükelleftir. Erken kalkan, erken yol alır söyleminden hareketle, Fenerbahçe ciddi bir plan yapıp, zaman kaybetmeden transfer işine odaklanmalı. Maçlar başladıktan sonra futbolcu alma yanlışlığının üstüne, siyah çizgi çekmek en doğru yoldur. Dünya devlerinde çark böyle dönüyor. Bu sistem başarının olmazsa olmazıdır. Fenerbahçe devler arasında yer alma konusunda ciddiyse adres belli. Bu iş için sadece Gökay ve Okan yetmez.