‘’Atan-tutan farkı‘’
Zubkov’un olmadığı senaryoda üçlüye dönmek kağıt üstünde çok mantıklı gözüküyordu. Fakat uygulamada hiç öyle olmadı. Normalde Savic-Batagov-Nwaiwu stoperleriyle arkada sağlam kalman, rakibe alan bırakmaman beklenir. Gaziantep ise attığı gole kadar tehlikenin her türlüsünü yarattı. Kenardan, bek-stoper arasından hatta merkezden çok rahat geldiler Trabzonspor’un üzerine. Fatih hoca ise dörtlü düzene dönmek için adeta golü yemeyi bekledi! Trabzonspor için kırılma anı, golü yedikten 2 dakika sonra hemen yanıt vermesiydi. Yetmedi, 3 dakika sonra ikinciyi de buldular.
Batagov uzun süre sol bekte oynamasına rağmen elinden geleni fazlasıyla yaptı, Savic fena dönmedi, Muçi son anlarda kaçırdığı 2 net gole rağmen Bordo-Mavili takımın yine en iyilerindendi. Onuachu’ya ise ayrı parantez açmak lazım… Attığı golün çok ötesinde katkı sağladı. Trabzonspor sıkıştığında topu ona vurdu, o da arkadaşlarına nefes aldırdı, pozisyonlar da hazırladı.
Kısacası büyük takım forvetinin yapması gereken her şeyi yaptı. Ve elbette Onana… Haftalar sonra kalitesine yakışır bir 90 dakika çıkardı. Kritik kurtarışlarla galibiyette büyük rol oynadı. ‘Atan-tutan’ faktörünün ne kadar önemli olduğu da dün bir kez daha kanıtlandı. 65. dakikadan sonra ise sahadaki roller sık sık değişti. Bana göre; Fatih Tekke oyuncuların yerleriyle çok oynadı. Trabzonspor’un karşısında daha iyi bir rakip olsaydı, işler daha zor olabilirdi açıkçası… Her şeye rağmen deplasmanda önemli bir galibiyet alındı fakat oyuna dair çok net mesajlar da vardı.
‘’Muçi pişman eder!‘’
İlk yarıda yüzde 61 topa sahip olan Trabzonspor’un sadece 8 kez rakip ceza sahasına girmesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Fakat attıkları gol dışında 2 tane yüzde yüzlük kaçan fırsat var. Özellikle Zubkov’un pozisyonunda topu dışarı atmak, gol yapmaktan daha zordu! Esas sorun ise zirve yarışındaki bir takımın, gol yeme konusunda bu kadar iştahlı olması! Uzun süredir çözülemeyen bir problem bu Bordo-Mavili ekipte. Evet, atak başlangıcında Mustafa’nın hatası var. Fakat 3. bölgede kaptırdığın top, bu kadar kolay kalene geliyor ve kimse doğru müdahaleyi yapamıyorsa; orada takım halinde bir hata vardır.
Soyunma odasından daha moralli ve iştahlı çıkması beklenen Trabzonspor’du fakat ikinci yarıya Kocaelispor çok daha agresif başladı. Özellikle 3. bölgede sete yerleşmekte zorlanan Bordo-Mavililer, savunma tarafında da yine geçirgendi ancak ev sahibi de final pasları veya son vuruşlarda etkisiz kaldı. Dakikalar geçiyor, maç ‘özel’ bir adam arıyordu… Ve o adam yine Muçi oldu. 90 artı 1. dakikada attığı şık golle Trabzonspor’a zaferi getiren Muçi, belki de en çok Kocaelispor’un hocası pişman etti. Hafta içinde ne demişti Selçuk İnan: “Muçi’ye gol attırmayacağız”
Kalite katmak şart…
16 Ağustos’tan bu yana evinde lig maçı kaybetmeyen Kocaelispor’u, üstelik böylesine zorlu hava şartlarında geriye düşüp yenmek Trabzonspor için çok değerli. Ama bazı gerçekler kesinlikle göz ardı edilmemeli. Bu takım ön tarafta sadece Muçi ve Zubkov’un ayağına bakıyor. İkisinden birinin şapkadan tavşan çıkartması bekleniyor. Muçi son periyotta sıklıkla takımını ipten aldı ancak nereye kadar alabilir? Dünkü maç gösterdi ki, sezonun ikinci yarısı çok daha sert geçecek. Dolayısıyla hücum hattında çeşitliliğe ve kaliteye ihtiyaç var. Özellikle de sol kenarda. Bu ligin yazılı olmayan kuralı şudur; taktik disiplin, mücadele size bir yere kadar taşır ancak yaratıcı ve kaliteli oyuncular hedefe ulaştırır.
‘’Kanatlar devreye girmeli‘’
4 gollü Karagümrük galibiyetinin ardından çıkarılacak iki ders vardı Trabzonspor için... İlki, 3-1’i yakaladıktan sonra ikinci yarıda oyun kontrolünü alamayıp, topu rakibe bırakmak. Diğeri de uzatma bölümlerinde hem konsantrasyon kaybı hem de savunma disiplininden kopulmasıyla yenilen 2 gol... Elbette pozitif veriler de fazlasıyla mevcut. Mesela 3. bölgede daha kalabalık konumlanmak, orta sahada Oulai’nin katılımıyla oynanan temaslı oyun, 3 forvetin de gol atmış olması gibi.
Trabzonspor bugün de kendi evinde daha coşkulu, daha tempolu ve yine hücum odaklı oynamalı. İşin defansif tarafıyla ilgili Fatih hoca mutlaka net uyarılarda bulunmuştur. Muhtemel en büyük problem ise tribünlerin boşluğu olacaktır. Takım kazanmasına ve hatta heyecan vadetmesine rağmen biletlere yine ilgi çok az. Stadın yarısı bile dolmayacak gibi duruyor. Fatih Tekke’nin ve genç yaş ortalamalı oyuncu grubunun desteğe ihtiyaç duyduğu bu süreçte taraftarın ilgisizliği artık pek anlaşılabilir değil.
Direnç noktası orta saha
Sahaya dönersek; Felipe Augusto’nun 11’e dönüşüyle hem Onuachu rahatladı hem de Trabzonspor’un hücum aksiyonları çeşitlendi. Bu ikiliyi artık kanatların da desteklemesi gerekiyor. Zubkov ile Olaigbe çok daha fazla işin içine girmeli. Hoca, kenarlardan istediği katkıyı alabilirse, Fırtına rahat kazanır. Ligde henüz galibiyeti olmayan Kayserispor karşısında Bordo-Mavililer’in direnç noktası ise Oulai-Folcarelli ikilisi olacak. Merkezde kazanılacak toplar ve hızlı çıkışlarla Trabzons por kilidi erkenden açabilir.
‘’Bu oyunla ancak 1 puan!‘’
Kupa dahil son 4 resmi maçı kazanmışsın ve yakaladığın ritmi sürdürmek için galibiyet önemli...
Haftaya Galatasaray ile biri kupa finali olmak üzere üst üste iki derbiye çıkacaksın ve o karşılaşmalar öncesi moral yakalamak için galibiyet önemli...
Kupayı kaybettiğin senaryoda Avrupa bileti almak adına ligin 5. sırada bitirmen lazım ve 5.’lik hedefi için de bu galibiyet önemli... Ancak ilk yarıda tüm bunların farkında olmayan, ligi adeta kafasında bitirmiş, futbol adına hiçbir şey ortaya koymayan, isabetli tek şutu geçtim; 1 tane faul bile yapmayan bir Trabzonspor izledik! İşte böyle olunca devreye yenik giriyorsun hatta daha fazla gol yemediğine şükrediyorsun!
Kasımpaşa daha üstündü
İkinci yarıya Fatih Tekke’nin tek bir değişiklik bile yapmadan başlaması garipti. Fakat soyunma odasındaki konuşmanın biraz hararetli geçtiği belliydi. Öyle ki ilk yarıda sıfır temasla oynayan Bordo-Mavili takım, bu kez rakibini ısırmaya başladı. Skoru eşitleyen golü ise geçen haftanın yıldızı Sikan attı. Çok erken 1-1’i bulmak avantajdı, zaman zaman önemli fırsatlar da yakalandı. Ancak 56. ve 57. dakikalardaki iki net pozisyondan Kasımpaşa’nın yararlanamaması, Bordo-Mavililer için şans anıydı. Uzatmalarda ise karşılıklı iptal edilen goller vardı. Trabzonspor adına kaybedilen 2 puandan ziyade kazanılan 1 puan olarak yorumlayabiliriz bu maçı. Çünkü ilk yarısı tamamen çöpe atılmış, ikinci yarıda ise kıpırdanan ancak standardının çok altında oynayan, daha da kötüsü sahaya karakter koymayan bir takım izledik.
‘’Oyunun adaleti...‘’
İlk 10 dakikada Trabzonspor’un geriden oyun kurma sevdası, Göztepe’nin şiddetli baskısıyla birleşince konuk ekip üst üste tehlikeler yarattı. 15. dakikadan sonra bambaşka bir senaryo vardı.
Bordo-Mavili takım daha hızlı ve direkt oynamayı seçti, pozisyonun da her türlüsüne girdi. Set hücumundan, kenar ortadan, savunma arkasına koşudan ve duran toptan fırsatlar üretildi. Özellikle 30. dakikada Nwakaeme’nin ‘al da at’ dercesine pasında Banza’nın kaçırdığı gol, inanılacak gibi değildi. İlk yarının uzatmalarında ise Nwakaeme ile bir önemli pozisyon daha kaçarken, Ozan Tufan’ın pek de gri olmayan pozisyonunda çalınmayan penaltı da arada kaynayıp gitti!
Büyük şanssızlık
Böylesine bir yarım saatten gol çıkartamamak Trabzonspor’un en büyük şanssızlığıydı. İkinci yarının henüz başında bir büyük fırsat daha geldi. 4.5 dakikalık VAR incelemesi sonrası hakem penaltı noktasını gösterebildi! İlk devrede penaltıdan kolayını kaçıran Banza, bu kez penaltıyı da gole çeviremedi. 78. dakikada Ozan’ın attığı gol ise Trabzonspor’un bu maça yaşadığı tüm şanssızlıkların telafisi gibiydi. 89’da ise Nwakaeme hazırladı, Zubkov kapanışı yaptı. Bordo-Mavili takım, sonuna kadar hak ettiği hatta ilk yarıda çözebileceği maçı taraftarını biraz heyecanlandırarak biraz da strese sokarak kazandı. Her şeye rağmen iyi oyunun adaleti, sahada tecelli etti. Şimdi sırada kazanılması gereken bir final ve Galatasaray gibi çok güçlü bir rakip var...
‘’Sadece 3 puan!‘’
Küme düşmesi haftalar önce kesinleşen ve ligin en vasat kadrosuna sahip Adana Demirspor'a karşı Trabzonspor'un ilk yarı performansının anlatılabilir bir tarafı yok! Oyunun hiçbir bölümünde rakibine üstünlük kuramayan Bordo-Mavili ekip adına kupa maçı öncesi Folcarelli'nin de sakatlanması işin tuzu biberi oldu adeta. Zubkov ve Nwakaeme'nin yokluğu elbette etkiler fakat oynadığınız rakip Adana Demir. Sahaya çıkanlar da öyle veya böyle yatırım yapılan, Trabzonspor seviyesine uygun görüldüğü için alınan oyuncular. Ancak ciddiyetten uzak, ruhsuz, temposuz bir futbolcu topluluğu izledik. Ev sahibini ise devre biterken yedikleri duran top golüne rağmen tebrik etmek lazım. Aradaki kalite farkını ancak bu şekilde beraber hareket ederek, yüksek mücadele gücü ve temaslı oyunla kapatabilirlerdi. Öyle yaptılar.
Kazanırken kaybetmek...
İkinci yarıda da kayda değer bir farklılık yoktu. Oyuncu değişikliklerine rağmen rakibi üzerinde beklenen baskıyı bir türlü kuramadı Trabzonspor. 2'yi 3'ü atıp rahatlamak bir yana, Adana Demirspor'dan gol bile yiyebilirlerdi! Bordo-Mavili takımın dünkü görüntüsünü, 'Rakibi çok hafife aldılar, ne de olsa kazanırız diye ciddiyetten uzaktılar' şeklinde yorumlamak istiyorum. Yok öyle değilse, oynamak isteyip de yapamadılarsa daha büyük sıkıntı bana göre. Halbuki ana hedef olan kupadaki Göztepe sınavı öncesi dün tam anlamıyla fırsat maçıydı Trabzonspor için. Güçlü ve iştahlı bir oyunla, farklı kazanarak iyice özgüven ve moral depolayabilirlerdi. Ancak tam tersi oldu. Sanki kazanırken, kaybettiler!
‘’Tünelin ucu karanlık!‘’
Maçın başlangıç senaryosunda baskılı oynamaya çalışıyor gibi gözüktü Trabzonspor... Hatayspor’un çıkarken yaptığı birkaç hatada, net pozisyona dönüşebilecek fırsatlar da yakaladılar. Fakat öndeki hücum dörtlüsünde garip uyumsuzluk, kopukluk hatta telaş vardı. O kopukluk savunmada da yaşanınca, Hatayspor ilk yarıdaki tek önemli pozisyonunda hatta tek isabetli şutunda golü buldu. 1-0’ın ardından kısa süreli bir şok ve ardından toparlanma evresini gördük Bordo-Mavili takımda. Atılan golde Danylo Sikan’ın payı büyüktü, Trabzonspor’un en çok isteyeni Zubkov’un topu ağlara göndermesi ise futbolun adaletiydi. Adalet demişken, ilk yarıda verdiği penaltıyı VAR’da izleyip iptal eden hakem Alper Akarsu, aynı zamanda Trabzonspor’un ceza sahası içinde devam eden önemli atağını da kesmiş oldu. Pozisyonun penaltı olup olmamasından bağımsız bu çok büyük bir hataydı ki, bence pozisyon zaten penaltıydı!
Tam bir kaos...
Şenol Güneş, ikinci yarıya aynı 11’le başladı. Trabzonspor’un yakaladığı birkaç pozisyonda hücumdaki beceriksizliği de aynıydı! 65. dakikada Massanga’nın ceza sahası dışından attığı mükemmel golün ardından ise Trabzonspor’un oyunu tamamen kaosa döndü. Sonrası mı? Tribünlerden yükselen istifa sesleri, ıslıklar, sahadakilerin sorumluluktan kaçması, Şenol hocanın ise kenardaki çaresiz bakışları... Trabzonspor dün akşam son kaleyi de kaybetti, uzun bir aradan sonra evinde yenildi, üstelik de bu sezon deplasmanda hiç kazanamayan, sondan ikinci sırada olan ve aylardır maaşların ödenmediği Hatayspor’a karşı! Şenol Güneş ilk geldiğinde başlı başına bir umut sebebiydi fakat artık tünelin ucu kapkaranlık gözüküyor.
‘’Hayal kırıklığı!‘’
Şenol Güneş, herkes tarafından kabul gören bir 11’le maça başladı. Fakat kimsenin beklemediği bir tutukluk vardı takımda. İlk yarıda gol adına neredeyse hiçbir şey yapmadı Trabzonspor. Ne kenarlardan zorladı, ne de merkezden rakibini açmaya çalıştı. ‘Herhalde Şenol hoca kontrollü bir futbolla, sonuç odaklı gidiyor bu maç’ diye düşündük. Belki de Gaziantep ve Rize maçlarındaki oyunu düşünüp, duruma pozitif bakmaya çalıştık! Fakat ortada net bir gerçek vardı; Trabzonspor dün Konya’da maç boyunca kendisi gibi değildi.
Konya daha çok istedi
İkinci yarıda Konyaspor biraz daha risk aldı, Trabzonspor’da ise Savic ve Banza’nın sakatlığı, Cham’ın da etkisizliği nedeniyle 3 değişiklik yapıldı. Ev sahibinin alanları biraz daha boşaltması, BordoMavili takımın ise kaliteden noksan bir çabası vardı. Net şekilde ‘atanın kazanacağı’ bir oyun haline dönmüştü maç. Konyaspor son bölümlerde kazanmak için daha istekliydi, VAR uyarısıyla kazandığı penaltıyı da gole çevirip ligde kalma yolunda altın değerinde 3 puan elde etti. Trabzonspor açısından ne söylenebilir? Olmuyor, deplasmandaki kırılganlık, tutukluk bir türlü bitmiyor. BordoMavili takım iyi oynasa da dış sahada kazanamıyor ki, dün genel hatlarıyla kötü futbol vardı. Ligdeki son 8 deplasmanın 7’sini kaybetmiş olmanın, anlaşılabilir bir tarafı yok! Maçın sonunda Şenol hocanın da dediği gibi; tam bir hayal kırıklığı!















