‘’En tutarlı takım‘’
Futbolun sürprizler oyunu olduğu bilinir ancak bazı durumlar vardır ki, “Bu kadarı da fazla” dedirtir. Örneğin namağlup Fenerbahçe’nin lig sonuncusu Karagümrük’e kaybetmesi gibi… Dün akşam da Antalyaspor ilk atağında golü bulunca, Galatasaraylılar buna benzer kötü sürprizli bir ilk yarı izledi. Oysa topla oynayan da golü arayan da Sarı-Kırmızılılar’dı. Ancak ikinci devreye tedirgin başlayanlar da yine onlar ve taraftarlarıydı.
Fakat iki takım arasındaki kalite farkı da ortadaydı. Devre başında yedikleri gol kadar basit bir gol atarak, skordan önce moral dengesini yeniden sağladılar. Lakin ilk golü atan Soner Dikmen’in 62. dakikadaki serbest vuruşuyla gerilim yeniden yükseldiyse de kısa süre sonra gelen penaltı, Galatasaraylılar’ı geceye yeniden bağladı.
Orta yağmurları
Geceyi orta yağmuru ve şut denemeleriyle geçiren Galatasaray, maçın sonuna doğru öyle ya da böyle küresel yıldızı Victor Osimhen’le mutlu sona ulaşmayı başardı. Doğrusu, son birkaç sezondur olduğu gibi zaman zaman raydan çıkar gibi görünse de ligin en tutarlı takımı Galatasaray’dı ve üst üste dördüncü kez şampiyon olarak bunun karşılığını aldı. Bu arada bir akşamda ligin hem üstünde hem altında dengeler birkaç kez gidip geldi. Şampiyon belli oldu ama düşecek takımların durumu son haftaya kaldı. Kimi bunu ligin “gücüne” bağlayacaktır ancak ülke futbolunun gerçekleri bu tezi doğrular nitelikte değil maalesef. Bizim lig, ne yazık ki uzun zamandır olduğu gibi hâlâ “bizim lig”…
‘’Futbolda 20 bazen 120’den büyüktür!‘’
Kupa statüsü yani tek maçlık elemeler, ister istemez deplasman takımını savunma alanında oynamaya zorluyor. Üstelik Beşiktaş 120, Konya 20 milyon Euro’luk piyasa değerine sahip oyuncularla sahadayken... Konya da ilk devre böyle yaptı. Topla daha az oynadı ve yaratamayacağı fırsatları kolladı. Belli ki İlhan Palut’un ilk planı Beşiktaş’ın yapacağı mühim hatayı gözlemekti ki ev sahibi o hatayı yapmadı. Beşiktaş ise ilk devreyi set oyununa ağırlık verip temkinli ve kontrollü davrandı. O nedenle en ciddi gol tehlikesini El Bilal Toure’nin 36. dakikadaki direkten dönen topunda buldu. Yani ülke futbolunda çoğunlukla olduğu gibi ‘nafile bir ilk yarı izledik’ diyen yanlış konuşmuş olmaz. Öyle bir ilk yarı ki, iki takım da rakip kaleyi ne gördü ne buldu!
İddiayı nasıl sürdürecek?
İkinci devre mi? İlkinden farksız. Sadece 80’de Konya hücumunda Enis Bardhi’nin tehlike bile sayılamayacak auta giden vuruşu! Konya’nın işlevsel savunmasına karşı baskılı görünen ama çözümü bulamayan Beşiktaş… Nihayetinde Konya hiçbir şey yapılamayan maçta belki planlamadığı ama beklediğini buldu... Konya finale çıktı. Peki ya Beşiktaş? Bu oyunsuz haliyle gelecek sezonun takımını kurma iddiasını nasıl ve kimlerle sürdürecek? İşte bütün mesele bu..
‘’Temkinli yaklaşıma ceza kestiler‘’
Maçların aynı gün aynı saatte başlamasına karar verilmişse bile hakemlerin çaldığı düdükler arasında en az ikişer dakika fark vardı nedense! Bu kadar zor olmamalı başlama düdüğünü aynı anda çalmak… Samsun’da stadyum tıklım tıklım dolu. Kent bu performansı ligin başından beri göstermiş olsa belki de takım ligi geçen sezona yakın bir seviyede tamamlayacak ama tribün ‘şöhretli maç’ seçtiği için takımın da havaya girememesi doğal, değil mi? Galatasaray şampiyon olmaya gelmiş ve duruma uygun oynuyor. Yani ‘Temkin esas’ futbolu. Fakat Samsun baştan beri çalışkan ve arzulu. Üstüne bir de Victor Osimhen’in manasız geri pasında son maçların büyük talihsizi Günay Güvenç oyundan atılınca şampiyonluk maçı iyice sıkıntıya dönüşüyor.
Tur Seyrantepe’ye
Ve hatalar üst üste geliyor. Önce 68’de Davinson Sanchez’in hatasında yaşanan tehlike ardından çoklu hücumda yine stoper Sanchez’in bir başka hatasından Marius Mouandilmadji golü ile maç bitiyor. Okan Buruk’un temkinli yaklaşımına karşı Samsun resti görüp dördüncü golü de atınca şampiyonluk turu Seyrantepe’ye kaldı. Kaldı kalmasına da Kadıköy’deki maçta Fenerbahçe taraftarının maça ilgisizliğini de bir kenara not etmek gerekir sanki. Taraftarına kulak vermeyi görev bilen Fenerbahçe yönetimleri bundan böyle bu veriyi de aklında tutar diye umuyorum...
‘’Artık gözler Konya maçında‘’
Lig için ’ununu elemiş eleğini asmış’ iki takımın maçında ilk yarıda Beşiktaş’ın biri penaltıdan attığı iki gol dışında futbol adına aman aman bir şey olmadı. Birkaç cılız hücum girişimi bir kaç şut denemesi o kadar... Elbette sahaya sürülen kadroya bakıldığında sezonun son şansı olan Türkiye Kupası’ndaki Konya maçı için ‘as takım’ın dinlendirilmiş (saklanmış) olması akılcı bir seçenek gibi duruyor. Ancak diğer yanda Beşiktaş’ın ‘geleceği kurma’ iddiası var ki, o açıdan bakıldığında da durum hayli şaşırtıcı! Sezon başı kamplarındaki hazırlık maçlarında oyuncu deneyen bir tavır içinde sanki teknik ekip. Sahadaki oyuncuları ve takım davranışını birlikte düşününce bunca zaman birlikte çalışılan ya da devre arası takıma dahil edilen oyunculardaki gelişme/geliştirilme eğrilerindeki düşüklük tedirgin edici görünüyor.
Teknik ekibin kafası karışmış
Başkan Serdal Adalı’nın ‘5 transfer daha yapacağız’ sözü de hatırlanırsa teknik ekibin kafasının hayli karışık olduğu, çözümün de transferde bulunacak sürpriz bir, iki oyuncuya bağlı göründüğü düşünülebilir. 70’ten sonra ‘5 as’ı sahaya sürmüş olsalar da bu ancak bir sonraki kupa maçı için ‘ısınma’ niteliğindeydi. Elbette oyuna girenler açısından süre kırık dökük oyunu inşa etmeye yetmezdi lakin ilk 11 gönderilenlerden performansıyla gelecek sezona devrolabilecek ilk oyuncunun Ersin Destanoğlu olacağını da gözden kaçırmamak gerek. Artık gözler Konya maçında… Bakalım bizi de Beşiktaş teknik ekibini de İnönü’de neler bekliyor?
‘’Ne denli güvenilir!‘’
Uzun süre sonra iki takımında 'oynamaya çalıştığı' bir ilk devre izledik! Acaba tribüne az sayıda taraftar geldiği için mi böyle oldu? Kim bilir... Beşiktaş, ligin dibindeki Karagümrük karşısında karşısında topu daha çok elde tutup bir iki gol girişiminde bulunmadı değil. Ancak sahadaki oyunu anlamak için çiçeği burnunda kalecileri Davis Vasquez’in hatırı sayılır kurtarışlarını da ihmal etmemek gerek. İkinci devreye daha agresif başlayan ise Karagümrük oldu. Devamında Beşiktaş önce topu ardından da oyunu eline aldı. Ancak pas hızı düşük kaldığı için gömülü Karagümrük defansını yerinden oynatamayınca ağırlıklı olarak ‘'şut’’ denemeleriyle gol aradılar. O da olmadı.
Transferden söz etti
Evet, ligde yeri artık belli Beşiktaş'ın ama madem ‘geleceğin takımı’ndan bahsediliyor taraftarlar bu gayesiz maçlarda sonraki sezona dair fazladan bir şeyler görmek ister kuşkusuz. Ancak Beşiktaş’ta gayret gösteren birkaç oyuncu dışında takım davranışından söz etmek pek de mümkün değil. Gerçi kulüp başkanı Serdal Adalı yine transferden söz etti ama ligin dibindeki takıma karşı Beşiktaş’ı yaratıcılıktan bu kadar uzak idare eden teknik ekibe ve gelecek oyuncuları seçecek iradeye ne denli güvenilir, işte orası hayli tartışmalı...
‘’Şampiyon oldu!‘’
Ülkenin ‘en önemli, en kıymetli maçı’nın iki takım açısından da başlangıç planı, ‘rakibi eksiltmek’ olarak göründü. Ancak bu eksiltme planı, çalım atarak rakibi geçmek değil de daha çok karşı takımdan birini oyundan attırma üzerine kurulu gibiydi! Haliyle gergin başladı maç. Yine de ilk devrede başlangıç oyun planı doğru işleyen takımın Fenerbahçe olduğu söylenebilirdi. Topla daha az oynayıp santrforları Sidiki Cherif’i Galatasaray stoperlerinin üzerine gönderen Tedesco’nun planı tutmasına tuttuysa da, engelleyen penaltıyı kaçıran Anderson Talisca oldu! Tuhafı, o ana kadar kalesinde baskı görse bile çok ciddi tehlike yaşamayan Fenerbahçe’nin taç atışından acemi işi bir gol yemesiydi. Haliyle ilk planı ‘tek plan’ı gibi görünen Fenerbahçe, topu daha çok elinde tutan Galatasaray’ı sadece gözleyerek maçı tamamlayamazdı, tamamlayamadı da... Ama top dışında kontrol edemedikleri ‘sinir’ gibi şeyler de vardı...
Küresel kaleci...
Maç başından beri gergin olup, kaç maçtır takımının başına çeşitli çoraplar ören ‘küresel kaleci’ Ederson, ne yapıp edip kendini attırınca maç da bitmişti oldu! Maç boyu her istatistikte önde olan Galatasaray ikinci devreyi kalesinde tehlike görmeden tamamlarken, şampiyonluğun ‘oyun kültürü işi’ olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Rahat, güvenli ve düzenliydiler. Ülkeye yetecek kadar organizeydiler ve bu nedenle matematiksel olarak kesinleşmediyse de dördüncü kez şampiyon oldular.
‘’Kupanın belki de en şanslısı!‘’
Çoğu Beşiktaş maçlarının ilk devresindeki gibi ‘Hiçbir şey’ olmadı değil ama bu kez de ‘Az şey’ oldu. Ama o az şeylerin en büyüğünde Beşiktaş, bir takımın yapacağı en muazzam işi yapıp toplam 24 pasın sonunda El Bilal Toure’ye golü attırmayı başardı. Ancak gole rağmen devrenin geri kalanında yarattığı gol beklentisi sadece yüzdesi 0.32’de kaldı! Devre sonuna doğru oyuna giren Alanya’nın top gezdirmesi sonucu tehlikeli pozisyon sayısı yok gibiydi. En tehlikeli girişimlerinden birinde Florent Hadergjonej vuruşunu da Samsun maçı sonrası taraftarlarınn yerden yere vurduğu Ersin Destanoğlu kurtardı. Elbette bizim maçlarda etkili atak görmek için ikinci devreleri beklemek gerekiyor. Alanya ikinci devreye daha bir önde baskıyla başlayıp özellikle kendi sağlarından üst üste Beşiktaş defansının arkasına sarkınca Beşiktaş çaresizce geriye gömüldü.
Alanya dağılınca...
Ancak uzun sürmedi, 70’lere doğru maç yeniden ülke normali olan ‘hiçbir şey’ olmama düzenine geçti! Artık gol için birilerinin hata yapaması gerekiyordu, o da Alanya kalecisi Eruğrul Taşkıran oldu ve Beşiktaş yarı finale çıktı. Üstelik Alanya iyice dağılınca bir de Orkun Kökçü attı. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın elenip, Trabzon’un penaltılarla yarı finale çıktığı kupada belki Beşiktaş en şanslı takım olarak görülebilir. Ancak bu maçtaki gollere rağmen Beşiktaş’ın oyunu henüz bu beklentiyi destekler nitelikte değil.
‘’Futbolun kuralı!‘’
Futbol, birlikte hareket etme konusunda ‘’birlikte eğitilen’’ futbolcuların etkinliğidir. Evet, antrenmanlarda birlikteler ancak bu ‘’birlikte eğitildikleri’’ anlamına gelmez. Farklı beceri düzeylerinden ortak hareket edebilme kolektifi geliştirmektir futbol ve dün akşam Galatasaray ilk 11'inde buna dair izler yoktu. İşin tuhafı ise iki Galatasaray maçından önce çıktığı 6 maçta gol atamamış Gençlerbirliği'nin üç gol atıyor oluşuydu. Belki de futbolun yazılı olmayan kurallarından ‘’Büyük maçta iyi oynanır’’ kuralı devredeydi, bilinmez... İlk devre boyunca kaleye gidemeyen iki takımdan ‘’topla oynayan’’ın Galatasaray olması tahmin edilebilirdi ama tek ‘’büyük şans’’ yaratamayacak olması öngörülemezdi sanırım. İkinci devreye oyunu toparlaması için ‘’küresel tanınır’’ İlkay Gündoğan ile başlama kararı alan Okan Buruk, orta saha savunmacısı Mario Lemina’yı kenara alınca Gençler orta sahada bulduğu ilk boşluğu baskısız geçip golü attı! Derken tuhaflıklar devam edecekmiş ki, Günay Güvenç kornerden gelen topu elinden sektirince Gençler, Adama Traore ile 0-2 öne geçti.
Sıradaki kim?
Bu arada Gençlerli oyuncuların kramp sorunlarını da atlamamak gerek! Kramp ve kas ilişkisinin doğrudan antrenman, beslenme, dinlenme ile bağlantısını gösteren bir veri olarak bu durum Galatasaray’ın neleri yapamadığını da gösteriyordu aslında. Ve bu ülkede herkesin ‘’bıçak sırtında’’ yaşadığını gösteren durum; Günay Güvenç’e dönülen toplarda kendi taraftarının kalecilerini yuhalaması!.. Bu maç hafta sonu için Fenerbahçeliler’i heveslendirmiş olabilir ancak unutulmasın ki, Galatasaray o maça bambaşka bir düzende çıkacak. Lakin maç bu maça benzer biçimde ilerler ve de biterse Günay’ı hedef alan protestoların sonraki hedefinde kim ya da kimlerin olacağını tahmin etmek zor olmaz! Ve ondan sonrası da, öngörülemez...















