‘’Kazan ve bitir‘’
Sezonun final maçı geldi çattı. Son viraja girilirken Galatasaray’da işlerin çok da iyi gittiğini söylemek zor. Ligde Trabzon yenilgisi ve Kocaeli beraberliği, kupada Gençlerbirliği mağlubiyeti üst üste gelince Okan Buruk için tehlike çanları çalmaya başlamıştı ki, Fenerbahçe’nin sürpriz puan kaybı imdada yetişti. Ligin en kritik derbisine 4 puan önde ve kendi seyircisi önünde çıkmak büyük avantaj. Üstelik Osimhen gibi bir güç geri döndü. Her ne kadar bandajlı koluyla performansını 90 dakikaya ne kadar yansıtacak bilmesek de psikolojik açıdan da Osimhen’in varlığı çok önemli.
En kritik sınavı
Galatasaray açısından bir galibiyet, neredeyse üst üste 4. şampiyonluk anlamına gelirken, beraberlik de yine ev sahibi ekibe yarayacak gibi görünüyor. Fenerbahçe ise belki de son şansını kullanacak. Galatasaray her ne kadar maç öncesi avantajlara sahip taraf olsa da, 19 Mayıs 2024’teki derbiyi unutmamak gerekiyor. O gün şampiyonluk kutlamak için tüm hazırlıklarını yapan Sarı-Kırmızılılar, 70 dakika 10 kişi oynayan rakibine hiçbir varlık gösteremeden mağlup olmuştu. Okan Buruk bugün hocalık kariyerinin en önemli sınavlarından birini verecek ve o derbiden aldığı dersleri takımına mutlaka yansıtmak zorunda.
Galibiyet yetmez!
Disiplin, sabır ve takım oyunu bu maçın anahtarı. Buruk’un ilk 11’i ve 2. yarıdaki hamleleri ise belirleyici olacak. Fenerbahçe’nin sert orta sahasına karşı gol bulmak için bir kez daha orta sahadan bir adam eksiltip forveti çoğaltma alışkanlığı Buruk’un başına dert açabilir. Ve puan avantajına rağmen kötü bir sonuçta rüzgâr terse dönebilir. Çünkü tribünde 50 bin kişi Fenerbahçe karşısında sadece galibiyet değil, dolu dolu, tempolu ve coşkulu bir futbol istiyor. Yani bu sezon ne eksikse bugün onu görmek istiyorlar. Aksi takdirde son 3 hafta kâbus gibi geçmeye aday.
‘’Daha iyisi gelene kadar!‘’
3 sezondur şampiyon olan, üst üste 4. şampiyonluğuna yürüyen Galatasaray’da 1 numaralı tartışma konusu, tüm bu başarıların altında imzası olan Okan Buruk. Camia kazanmaya öyle alıştı ki, kimsenin artık beraberliğe bile tahammülü yok. Her puan kaybından sonra “Okan Buruk istifa etmeli” diyenler el yükseltip, “Şampiyon olsa bile gitmeli” diyorlar. Bu sezona kadar bahaneleri, “Avrupa’da başarısız” üzerineydi. Takım bu kez Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final kapısından dönünce o da değişti. “Kazanıyor ama iyi oynatmıyor. Takımdaki yıldızlar sayesinde şampiyon oluyor” demeye başladılar. En başarılı olduğu yıllarda ne tesadüf ki Fatih Terim için de aynı nakarat mırıldanıyordu. “Hagi, Popescu olmasa yapamazdı” diyorlardı. Hoca da inadına başka başka zamanlarda gelip başka başka yıldızlarla şampiyon oldu.
Başarı kriteri ne?
Okan Buruk’un hatası yok mu? Çok! Transferlerden, kadro tercihlerine, geriye giden oyunculardan demeçlerine birçok konuda eleştirebiliriz, ki eleştiriliyor da. Ama ‘istifa meselesi’ çok ekstra değil mi? Peki Okan Buruk gidince daha iyisinin geleceğini düşündüren şey tam olarak nedir, çok merak ediyorum. Var mı öyle bir beyaz atlı şövalye hazırda bekleyen? Mourinho mu gelmeli mesela? Jesus mu, Tudor mu, Valerien Ismael mi? Riekerink mi? Genç mi, kariyerli mi? Türkiye’de en son yabancı bir teknik direktör şampiyon olduğunda Dolar 1,32 YTL’ydi (hâlâ Yeni Türk Lirası kullanıyorduk). O zaman yerli hocalara mı gidilmeli? Arda Turan? Selçuk İnan? Burak Yılmaz? Peki ne yaparlarsa başarı sayılır? 3 yıl üst üste şampiyonluk? Ya da Şampiyonlar Ligi’nde bir çeyrek final zorlaması? Kırılması zor birçok rekor belki de? E yapılmışı var işte!
Buruk’un kırdığı bazı rekorlar: - Oyuncu ve hoca olarak en fazla şampiyonluk - Üst üste en fazla resmi maç galibiyeti - Ligde bir sezonda en fazla galibiyet - Bir sezonda en çok puan toplama - En uzun iç saha galibiyet serisi - Kulüp tarihinin en yüksek puan ortalaması - En uzun deplasman galibiyeti serisi - Süper Lig tarihinin en uzun galibiyet serisi.
Buruk döneminde haftayı lider bitirme sayıları:
Galatasaray: 108
Fenerbahçe: 18
Beşiktaş: 5
Son olarak küçük bir hatırlatma, Galatasaray’ın Okan Buruk’tan önce hocası Domenec Torrent, Dursun Özbek’ten önce başkanı Burak Elmas’tı. İşler yolunda giderken, eldekilerin kıymetini bilmek lazım.
‘’Kazan ve şampiyon ol‘’
Milli maçlar sonrası özellikle formda takımlar için hep tedirgin geçer. İdmanlar eksik yapılır, milliler nasıl döner belli değil, yoğun fikstürdeki ivme kaybolmuş. Yani bir motivasyona ihtiyaç var. Bu noktada dezavantajlı görünen Galatasaray, en önemli yıldızlarını da İstanbul’da bıraktı. Osimhen ameliyat oldu, Sane cezalı, Sara sakat döndü. İlk 11’de 3 eksik, kaleci hariç takımın yüzde 30’u demek. Ayrıca elinden yeni ameliyat olan Lang da yüzde yüz hazır değil. Üstelik rakibin bir şampiyonluk adayı Trabzonspor ve kendi evinde. Uğurcan transferinden dolayı da ortalık hâlâ gergin ve başkan Ertuğrul Doğan son sözleriyle alevi iyice harladı.
Psikolojik eşik
Bunca negatif detayın içinden Galatasaray bir kez daha hasarsız çıkmayı başarırsa, puan farkının yanı sıra psikolojik olarak da lige mührü vuracak ve şampiyonluğunu şimdiden ilan edecektir. Düşünsenize hangi yıldızı eksik olursa olsun kazanmayı bilen, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final kapısından dönmüş, kupada da yoluna devam eden ve yaz ayları için büyük yıldızları çoktan rezerve etmeye başlamış bir takım var zirvede.
İkisi konuşulacak
Peki tam tersi bir senaryo yaşanırsa... O zaman da ligin yeniden başlaması mümkün! Muhtemelen bu akşam Galatasaray’ın en çok konuşulan isimleri Icardi ve Okan Buruk olacak. Ama iyisiyle mi, kötüsüyle mi, onu da son düdük çaldığında skorboard gösterecektir.
‘’Dear UEFA!‘’
UEFA’nın “Bir daha Monaco - Porto gibi düşük seviye bir final olmayacak” gizli yemini malum. O günden beri de (2004) böyle bir sürpriz hiç yaşanmadı. Galatasaray da o yolu kendine açmaya çalışırken semsert bir duvara çarptı. İlk Liverpool maçında yabancı hakem yorumcularının bile “Saçmalık” diye yorumladığı Barış’ın golündeki pasif ofsayt kararı hafızalarda. Rövanştan önce de Galatasaray’a hiç hak etmediği bir deplasman yasağı geldi. Ardından Polonyalı hakem Marciniak’ın ne hikmetse maçtan hemen önce ‘sakatlık riski’ gerekçesiyle 4. hakemliğe kaydırıldığı, yerine de 4. hakem Raczkowski’nin geçtiği açıklandı. Şampiyonlar Ligi’nde tek maçı bile olmayan Raczkowski de, Marciniak’ın asla vermeyeceği skandal kararlarla Liverpool’un aşırı sertliğine göz yumdu, Galatasaray’ın elini kolunu bağladı. İlk golde Sallai’nin itilmesi, gol olmasa da Salah’ın penaltısındaki basit düdük, hakemin niyetini ortaya koydu.
Bizim ülkede olsaydı...
Bunlar elbette Galatasaray’ın bırakın galibiyeti, tarihi hezimetten ucuz kurtulduğu gerçeğinin mazereti olamaz. Ama Türk takımlarının bu seviyelerde, özellikle de büyük balıklara göz göre göre yem edilme ihtimalinin çok yüksek olduğunu gösterir. Kulüplerimizin plan ve bütçelerini bu ihtimali gözeterek yapmaları şart! Gelelim bir başka skandala. Noa Lang, reklam panolarındaki tehlikeli çıkıntı nedeniyle neredeyse parmağını kaybediyordu. Neyse ki ameliyatla sorun çözüldü! Peki Şampiyonlar Ligi maçlarından önce her şeyi tek tek inceleyen UEFA, Anfield Road’a gezmeye mi gelmişti? Sadece şu sahneyi Türkiye’deki bir statta Liverpool’lu bir oyuncunun yaşadığını hayal edin. Artık stadı mı kapatırlardı, ülkeyi mi UEFA’dan men ederlerdi bilinmez. Şimdi görelim bakalım bu işler aslında ne kadar da Fair-Play!
‘’Bu tablo değişecek!‘’
İnişli çıkışlı bir sezon yaşıyor denilen Galatasaray, bugün Süper Lig’de lider, Türkiye Kupası’nda çeyrek finalde, Şampiyonlar Ligi’nde son 16 turunda. Takımın başında neredeyse her puan kaybında istifası istenen bir hocası var. Okan Buruk kazanmaya, kazandırmaya ve rekorlara öylesine alıştırmış ki, sıradan maçlar ve sonuçlar kimseyi tatmin etmiyor artık. Beşiktaş derbisi de atmosferi her iki uca taşımaya çok müsait bir maç. Puan kaybında yine Okan hocanın kadroyu iyi yönetemediği konuşulacak, galibiyet halinde ise belki de Liverpool eşleşmesi bile hafife alınacak!
Hangisi Galatasaray
Ama kişisel senaryolar bir yana, bu maçın son yıllardaki en iyi derbi atmosferine sahip olacağı bir gerçek. Okan Buruk da Sergen Yalçın da önde baskı ve pozitif futbolla sonuca gitmeye çalışan iki teknik adam. İkisi de aynı silahla birbirini etkisiz hale getirmeye çalışacak. Buradaki belirleyici unsur hangi Galatasaray’ın sahada olacağı! Juventus’a zorlanmadan 5 atan mı, Konya’da atak yapamadan 2 yiyen mi?
Fişi çektirebilir!
Geldiği günden beri takımını derbilerde psikolojik ve sayısal olarak üstün konuma taşıyan Okan Buruk, bu sezon Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzon’u yenemedi. Diğer taraftan bakılırsa, yenilmedi de. Ama bugün bu tablonun olumlu yönde değişmesi gerekiyor. Çünkü kulvarı ne olursa olsun, bu maçın havası salı günkü Liverpool maçına da etki edecektir. Ayrıca formunun zirvesindeki Beşiktaş’a karşı bir galibiyet, şampiyonluk yarışındaki rakibi Fenerbahçe’ye de “Ne yaparsak yapalım puan kaybetmeyecek” dedirtme ihtimaline sahip.
‘’JUVE ASLAN'I İYİ TANIR!‘’
UEFA Şampiyonlar Ligi Son 16 Play-Off turunda eşleşmeler belli oldu. Avrupa futbolunun kulüpler düzeyindeki 1 numaralı organizasyonunda kura çekimi, İsviçre’nin Nyon kentindeki UEFA Genel Merkezi’nde yapıldı. Turnuvadaki tek Türk temsilcisi Galatasaray, İtalya’nın Juventus ekibiyle eşleşti. Sarı-Kırmızılı takım ilk maçı kendi sahasında, rövanş mücadelesini ise deplasmanda yapacak.
Liverpool veya Tottenham
Galatasaray, bu turda Juventus’u elemesi halinde son 16 turunda İngiltere’nin Tottenham ya da Liverpool takımıyla eşleşecek. Play-Off maçları 17-18 ve 24-25 Şubat tarihlerinde oynanacak. Devler Ligi’ni kazanan takım ise 30 Mayıs Cumartesi günü Macaristan’ın başkenti Budapeşte’deki final maçıyla belli olacak.
Spalletti’yle toparlandı
Juventus Serie A’da 22. hafta itibarıyla 42 puanla 5. sırada bulunuyor. Lige kötü başlasalar da Spalletti’nin takımın başına geçmesiyle toparlanma sürecine girdiler. Ancak Galatasaray geçmişte İtalyan devine çok sayıda travma yarattı ve bunlara bir yenisini daha eklemeye hazır.
Hepsi ayrı bir hikaye
İki ekip bugüne kadar Avrupa kupalarında 6 kez karşı karşıya geldi. Galatasaray bu maçlardan 2 galibiyet, 3 beraberlik, 1 yenilgi çıkardı, 9 gol atarken 7 gol yedi. Üstelik Aslan bu maçlarda rakibine sadece sayısal üstünlük kurmadı, eşleşmelerin neredeyse tamamına yakınında çok ilginç hikayeler yaşandı.
Suat’ın kafa golüyle...
Unutulmaz maçlardan biri 2 Aralık 1998’deydi. Apo’nun İtalya’dan Türkiye’ye teslim edilme sürecinde yaşanan krizde Juventus, Türkiye’ye gelmek istememiş ve Şampiyonlar Ligi maçının tarafsız sahaya alınmasını istemişti. Dönemin Galatasaray Başkanı Faruk Süren, “Korkunun ecele faydası yok” diyerek Juve’ye gözdağı vermiş, neticede Ali Sami Yen’de oynanan maçta Cim Bom, Zidane’lı Del Piero’lu Juve’ye kök söktürmüş ve 90 dakika, Suat’ın kafa golüyle 1-1 sona ermişti.
Dortmund değil İstanbul!
Bir diğer hafızalara kazınan maç 2 Aralık 2003’te yine Şampiyonlar Ligi’ndeydi. Juventus bu kez de İstanbul’daki HSCB patlamalarını bahane ederek Türkiye’ye gelmek istememiş ve maç Almanya’ya alınmıştı. Signal Iduna Park’ı da tıka basa doldurup Dortmund’u İstanbul’a çeviren Sarı-Kırmızılılar ise orada da Juve’yi 2-0 yenerek göğsümüzü kabartmıştı.
Drogba-Sneijder A.Ş.!
Juventus’un daha uzun yıllar unutamayacağı en ilginç karşılaşma ise 11 Aralık 2013’te oynandı. Aslında maç 10 Aralık’ta başlamış, ancak yoğun kar yağışı nedeniyle 31. dakikada yarıda kalmış ve ertesi güne bırakılmıştı. 11 Aralık’ta gündüz karlı havada oynanan maç, Şampiyonlar Ligi’nde kimin yoluna devam edeceğini belirleyecekti. Juve’ye beraberlik yarıyorken, 85’te Drogba’nın kafayla topu indirip Sneijder’in Buffon’u avladığı an İtalyanlar’ı tam anlamıyla yerle bir etti.
Milan’a da yaşattılar
Galatasaray bu zaferle Devler Ligi’nde grubunu ikinci tamamlayıp bir üst tura yükselirken, Juventus Şampiyonlar Ligi’ne veda etmişti. Buna benzer bir hikaye 99’da Ali Sami Yen’deki Milan maçında da yaşandı. Shevchenko’lu İtalyan ekibi 2-1 öndeyken grupta 2. sıradaydı. Skor 2-2’ye geldiğinde Milan UEFA’ya gidiyordu. Ancak son anlarda Ümit Davala’nın penaltısı Galatasaray’ı 3. yapıp UEFA Kupası’nda şampiyonluk yolunu açarken, Milan eli boş şekilde evine dönüyordu.
‘’Icardi konusu krize dönmesin‘’
Dünyada artık hiçbir takım orta sahadaki üçlüsünden vazgeçmiyor. Kendi liginde şampiyonluğa oynayan ya da Şampiyonlar Ligi’nde hedefi olan hiçbir takımın merkezini boşalttığını göremezsiniz. Çünkü bugünün futbolunda orta sahadan bir oyuncuyu eksiltmek, fiziksel olarak rakiple başa çıkmayı neredeyse imkansız hale getiriyor. Büyük takımlarda bu konuda tek istisna Atletico Madrid olabilir. Ancak Simeone’nin forvet hattında da Julian Alvarez veya Griezmann gibi iki kusursuz bağlantı oyuncusu var.
Kafaları karıştırdı
Hâl böyleyken, Ajax gibi bir Şampiyonlar Ligi deplasmanından sonra orta sahayı yorgun Torreira - Lemina ikilisine bırakıp, Icardi’den 10 numara yaratmaya çalışmanın sebebi neydi, anlamak mümkün değil. Üstelik Okan hoca hiç hazır olmadığı her halinden belli Icardi’yi devrede çıkarmak yerine, Singo-Sallai, Torreira-Sara, Jakobs-Eren, SanchezKaan gibi sadece pozisyon değişiklikleri yaptı.
Baskı mı kuruyordu ?
Dolayısıyla Galatasaray 90 dakikayı üretemeden tamamladı. Peki Okan hoca herkesin gördüğünü görmemiş olabilir mi? Daha 3.5 yılda diğer yerli teknik adamların rüyasında bile göremeyeceği istatistikler yakalamış bir teknik adam, Icardi’nin yürüyecek hali olmadığının pekâla farkındadır. Şimdi soru şu, acaba Icardi bir süredir hocasının üzerinde “Beni oynat” baskısı mı kuruyordu?
Fit haliyle olmadı
Okan hoca Icardi ve Osimhen’i kullanırken geçen yılki Tottenham maçını örnek gösterdi. Oysa ki o gün kaleciye pres yaparken çaprazları koparan Icardi 9 ay sahadan uzak kalmıştı. Yani o günlerde en fit halindeyken bile o tempoya dayanamadı. Üstelik o gün Galatasaray üçlü savunma oynamış, orta sahasını beşlemişti.
3-5-2, 4-3-1-2...
Bugün başta Inter olmak üzere çift golcüyle oynayan neredeyse tüm takımlar da 3-5-2’nin varyasyonlarını tercih ediyor. Yani merkezden adam çıkarmıyorlar. Mesela Inter’de A planı Hakan, Barella ve Mkhitaryan, B planı da bu üçlünün muadilleridir. Ya da Mbappe gelmeden önceki Real Madrid’in Kroos, Valverde, Modric ve Bellingham’la oynadığı baklava dizilişli 4-3-1-2 kullanılıyor.
Bir ona dokunmadı
Okan Buruk ise bunların hiçbirini tercih etmedi ve asıl olayı ceza sahasında bitirici vuruşu yapmak olan Icardi’den oyun kurmasını istedi. Dolayısıyla olmadı, Torreira ve Lemina merkezde tükendi. Hoca her yere dokundu, bir tek Icardi’ye dokunmadı. Maçtan sonra da Icardi için “Henüz hazır değil” diyerek akıllara soru işaretini bıraktı: “Hazır değilse, neden oynattın?” Kameralara yansıdı Bir önceki soruya tekrar dönersek, Icardi bir süredir hocaya oynama konusunda baskı yapmış olabilir. Takım içinde güçlü bir karakter olduğunu biliyoruz. Hoca da “Sen eski Icardi değilsin” diyebilmek için sistemi değiştirmemiş ve tabloyu tüm çıplaklığıyla göstermek istemiş olabilir. Maç içinde kameralara yansıyan bir kare de ikisi arasında çok da sıcak rüzgarlar esmediğinin bir işareti gibiydi.
Kurguyu güncellemeli
Bunlar komplo teorisi de olabilir. Ancak Okan hocanın halı altına süpürmeden çözmesi gereken bir mesele var. Icardi - Osimhen oynayacaksa, kurguyu ona göre güncellemeli. Üçlü stoper Abdülkerim, Sanchez ve Singo, orta sahada Torreira, Lemina, İlkay (ya da Sara veya Yunus), kanatlarda Sallai ve Jakobs, ileri uçta Osimhen ve Icardi... Ancak bu durumda Barış ve Sane’ye de yer bulmak gerekecek!
Fener’i yarışa soktu
Muhtemelen hoca şu an İlkay’ın dönüşünü dört gözle bekliyor. Torreira, Lemina ve İlkay yaptığı anda Icardi’ye kulübeyi gösterecek. Arjantinli’nin Kocaeli maçındaki hali de hocayı haklı kılacak. Aksi takdirde; Okan hocanın ciddi bir analiz sorunu yaşadığını, Kocaeli yenilgisinin sıradan bir 3 puan kaybı olmadığını, Fenerbahçe’yi hem yarışa hem de havaya soktuğunu hatırlatmak gerekiyor.
‘’Altın anahtar‘’
Icardi’yi 8 Eylül’de, Osimhen’i 3 Eylül’de İstanbul’a indiren Galatasaray’ın, daha haziran ortasına gelmeden Leroy Sane gibi bir dünya yıldızını taraftarın karşısına çıkarmış olması çok büyük başarı.
Bu transferin önemini şöyle ifade etmek lazım: Galatasaray, Leroy Sane transferiyle aslında altın bir anahtar satın aldı. Bu anahtarın özelliği, dünyadaki en iyi beklerin (Nuno Mendes, Dimarco, Hakimi, Arnold vs.) kilidini açabiliyor olması. Dolayısıyla Sane, Şampiyonlar Ligi’ndeki en güçlü takımlara karşı Galatasaray’da ciddi bir konfor alanı yaratacak. Gerisi onun servislerini skora dönüştürecek olan kurguya kalmış.
Daha yazılması gereken çok şey var. Ancak özetle Galatasaray son yılların en heyecan verici transferini yaptı diyebiliriz. Türkiye’deki rakiplerine yarattığı ağır psikolojik tahribat da cabası.















