Arama

Popüler aramalar

‘’Osimhen dönene kadar böyle‘’

Sporting deplasmanındaki ilk yarı Galatasaray’ın son dönemdeki en iyi devre performanslarından biriydi. Ama Okan Buruk, Kocaelispor’a karşı bu iyi başlangıç planıyla değil Deniz ve Leao’nun girdiği andan itibaren Yunus’un merkeze geçtiği ikinci yarı planıyla oynamayı tercih etti. Ali Sami Yen’deki ilk 45 dakikada bariz bir Galatasaray üstünlüğü vardı. Kocaelispor, bu sezon iyi seviyede yaptığı ön alan baskısını neredeyse hiç yapamadı. Galatasaray, oyunu çok rahat kurdu, ön tarafta Leao ve Deniz çok konforlu oynadı.

Galatasaray, 22 kez rakip sahada topla buluşup bol pozisyon üretti, 6 korner attı, yoğun bir baskıyla Kocaeli’yi ceza sahasına hapsetti. Ne var ki, Deniz, Eren, Leao ile net goller kaçtı daha doğrusu kaleci Serhat, tam 6 kurtarış yaparak ilk yarının yıldızı oldu. Galatasaray için çözüm; kendini bu kadar derinde karşılayan bir rakibe karşı topun kenardan taşınması olabilirdi. Aslında 10 numarada Batrakov’u kesip Yunus’u kullanmak, Barış’ı onca hatasına rağmen ısrarla 90 dakika sahada tutmak Kocaelispor’u uzun süre oyuna ortak etti. Yunus sırtını taç çizgisine dayayıp önünde açık alan isteyen bir forvet.

Net bitirici şart

Bu konuda hayli iyi ama forvet arkasına geçince kendine alan bulamıyor, meziyetlerini gösteremiyor, oyundan çabuk kopuyor. Barış ise o kadar hata yapıyor ki, oynadıkça daha da kötüleşiyor. Galatasaray, Kocaelispor’a karşı maçın bir dakikasında baskılı oynadı ama ceza sahasında Osimhen kalitesine fazlasıyla ihtiyaç duydu. Deniz iyi niyetli ve gelecekte de iyi bir santrfor olabilir. Ama Galatasaray, Osimhen standardına alışmışken Deniz skor yapmadığı sürece onun yerini doldurmakta zorlanır. Dün gece Leao, Deniz defalarca pozisyona girseler de maçı koparan Abdülkerim’in sol ayakla 25 metreden attığı gol oldu. Osimhen yokken Galatasaray’da birilerinin saha ve skor liderliğini devralması lazım. Aksi halde her maç rakip kalecilerin yıldızlaştığına şahitlik ederler. Sözün özü; Galatasaray’ın Osimhen dönene kadar çok güvenilir ve net bir bitirici çıkarması gerekiyor.

14 Eylül 2026, Pazartesi 06:59
YAZININ DEVAMI

‘’Gözünde büyütmüş!‘’

İtalya Serie A’da bu sezon 3/3 yaparak 10 gol atıp tek gol yiyip liderlik koltuğunda oturan Roma’ya karşı ilk yarıda İsmail Kartal’ın rakibi geride karşılama stratejisi büyük hayal kırıklığıydı. Roma tam bir Gasperini takımı. İtalyan hoca trend belirleyen bir futbol taktisyeni. Bire bir baskı oyunu üzerine kariyer inşa etmiş bir futbol bilgesi. Bu sayede Atalanta ile 2024’te Avrupa Ligi’ni kazandı. Fakat Gasperini’nin futbola dair ürettiği, baskı üzerine kurulu bu futbol tezi yenilmez değil. Geçen sezon Juventus, İnter, Como, Milan, Napoli, Atalanta yani Serie A’nın ilk 7 sırasında yer alan takımların tamamı Roma’yı çok önde karşılayıp, şiddetli baskıyı kırarak mağlup etti.

İşin içine cesaret ve kalite girdiği anda durumlar değişir. Gasperini'nin takımını Fenerbahçe’nin bu kadar derinde karşılaması en büyük yanlışlardan biriydi. Fenerbahçe, ligde de ön alan baskısını yüksek şiddette yapan bir takım değil. Rakiplerini daha çok orta sahada karşılayıp hücuma Greenwood ve Kerem ile hızlı giden bir stratejiye sahip. Roma’ya karşı Vedat’ı önde topla buluşturmak yerine çok fazla geriye getirmek, Greenwood’u savunma arkasında değil Mert Müldür’ün kademesinde topla buluşturmak ve elbette savunma çizgisini Ederson’un önüne çekmek ilk yarının defolarıydı.

45 dakika çöpe atıldı

İsmail hoca Roma’yı gözünde fazla büyütmüş. Taraftarın coşkusu ile takımın coşkusu eşleşmiyordu, acilen onu denkleştirmek gerekiyordu. Öncelikle savunma çizgisini 10 metre çekti, peşinden Brown’un golü geldi. Daha da önemlisi Bartuğ, Kerem ve Vedat’ın yerine Levent merkeze, Oğuz sola, Lukaku santrfora geçince Roma’ya karşı oyunun momentumu Fenerbahçe’ye döndü. Kerem dün gece çok top kaybetti, pozisyon harcadı. Yerine giren Oğuz’un bir kaç dakika içinde net golü kaçırması maçın kırılma anıydı. Kadıköy’de Roma’dan 1 puan kötü değil ama ilk 45 dakika çöpe atılmasa ve daha iyi kurgulansa galibiyet uzak değildi.

11 Eylül 2026, Cuma 06:59
YAZININ DEVAMI

‘’Aynı filmi izledik‘’

Galatasaray geçen sezon Şampiyonlar Ligi açılışında Frankfurt deplasmanında ne yaşadıysa Lizbon’da da başına aynısı geldi. Frankfurt’ta 1-0’ı bulmuşken Barış Alper’in kaçırdığı net gol, dün gece Sane ile bir kez daha gerçekleşti. Senaryo mutlu sona evrilecekken rakibe verilmeyen kırmızı kart ve ikinci yarıda olmayan bir penaltıyla maç Galatasaray’ın ellerinden kayıp gitti. Galatasaray, Lizbon deplasmanında iyi değil, çok iyi bir başlangıç planına sahipti. Osimhen’in yokluğunda Barış Alper Yılmaz’ı santrforda kullanan Okan Buruk, şartlar ne olursa olsun takımının ön alan baskısından taviz vermeyeceğini göstermek ister gibiydi. Barış, gücüyle, hızıyla baskıyı bir an bile bırakmadı. Arkadan gelen Yunus, Sane ve Sara’ya hep alan açtı. Galatasaray’da herkes büyük bir konsantrasyona sahipken maça odaklanamayan tek Galatasaraylı Sane’ydi.

Hoca geç kalınca...

Torreira mükemmel bir ilk yarı oynadı. Uruguaylı orta saha 47/47 pas (%100 isabet) ile sıfır top kaybı yaptı. Galatasaray’ın öne doğru çıkışları kadar topu geri kazanımlarında da hep Torreira vardı. Şampiyonlar Ligi seviyesinde üst düzey bir orta sahanın tarifini yapar gibiydi Torreira. Attığı gol de cabası. Ne var ki ilk yarıda Galatasaray ön alanda yaptığı baskıyla oyun farkını yaratmışken, ikinci yarının başlamasıyla birlikte Sporting’in baskısı tüm planı bozdu. Kadro planlamasını geç yaptığı için transferlerini dün ilk 11’de sahaya süremeyen Galatasaray, stoperde Jakobs ile oynamak zorunda kaldı. Nitekim Okan Buruk ve futbolcuları, Jakobs’un ikinci yarıda düşmeye başlamasıyla maçın momentumunu kaybetti.

Sporting; Suarez, Guilherme, Zalazar ve Catamo’nun baskılarıyla Sanchez’i kilitledi, Torreira ve Sara ile savunmanın arasına duvar örüp Galatasaray’ı uzun topa yönlendirdiler. Burada Sara’nın daha fazla inisiyatif alması gerekirdi ama alamadı. Okan hoca da değişiklikleri geç yapınca skor bir anda anlamsız ve haksız bir penaltıyla Sporting lehine döndü.

10 Eylül 2026, Perşembe 06:59
YAZININ DEVAMI

‘’Italiano'nun zaferi‘’

Beşiktaş, Fenerbahçe’ye karşı orta sahada Salih’i merkeze alıp, Orkun ve Olaitan ile kenarlara servise çıktığı sürece pozisyon üretiminden sorun yaşamadı. Ne var ki Fenerbahçe yeni model Italiano Beşiktaş’ının oynadığı en kaliteli en sert takımdı. Top Olaitan ve Cerny tarafından oynanmak istediğinde, Guendouzi ile Brown fiziksel açıdan üstünlük kurdu. Skriniar ise Vlahovic’i çok yakından alıp sert temasla yıldırdı. Beşiktaş az top kaybedip, kaybettiklerini çabuk kazanan takım. Ama Fenerbahçe Kante ile ayağa çok temiz çıkışlar yapınca, oyunun momentumu hep ortada kaldı. Kante harika bir ilk yarı oynadı, topu rakip sahaya çok hızlı taşıdı. Trossard, Arsenal forması giydiği dönemde hemen her büyük maça etki etmesiyle bilinen bir fenomendi. Her ne kadar sezonu fiziksel açıdan geç açmış olsa da Fenerbahçe’ye karşı inisiyatif almaya çalıştı. Semedo ile eşleşmelerinde fiziksel olarak zayıf kalsa da teknik olarak farkını gösterdi. Rıdvan’a sağ ayak dışıyla yaptığı nefis asist ile Beşiktaş’ı derbinin içinde tuttu.

Mat etti

Kadıköy’de ilk yarı ayakta kalmayı başaran Beşiktaş ikinci 45 dakikayı büyük domine etti. İlk yarıda Kante tek başına direndiği için Orkun ve Olaitan sorumluluk almaktan biraz çekindi. Fakat devre dönüşü Orkun’dan Vlahovic’e kadar tüm Beşiktalılar fabrika ayarlarına döndü. Italiano, oyundan düşen Cerny ile İlhan’ı değiştirdi. İlhan’ın girişiyle Beşiktaş açık alanda net pozisyonlar aramaya başladı. Fenerbahçe’den o kadar kolay top kazanır oldular ki neredeyse orta sahayı tek pasla geçtiler. Vlahovic’e pozisyon yarattılar. Sırp golcü de önüne düşeni affetmeyerek, Kadıköy’de takımının zaferini ilan etti. Italiano Kadıköy’de büyük bir antrenörlük gösterisi sundu, rakibini mat etti. Beşiktaş derbinin her bir dakikasını doğru oynadı, ikinci yarıda olağanüstü bir planla Fenerbahçe’yi yendi.

06 Eylül 2026, Pazar 06:59
YAZININ DEVAMI

‘’Osimhen’siz çok zor‘’

Galatasaray’ın savunması da hücumu da Osimhen’e odaklı. Nijeryalı yıldızın ön alan baskısı 3.5 maçtır Galatasaray’ın topu geri kazanma süresini belirliyor. Erzurum’da baskı üstüne attığı goller, Göztepe maçındaki iştah seviyesi ve dün gece Başakşehir’e karşı motivasyonu dikkat çekiciydi. Ta ki kendi ceza sahası önünde bir topa uzanmak isteyene kadar. Kasığından sakatlanıp çıktıktan sonra Galatasaray topu önde tutamadı, Batrakov çok geride oynamaya başladı, yerine giren Barış Alper baskıyı sürdürse de top kaybetti. Batrakov etkinliğinin tamamen yitirdi.

Lemina da Osimhen gibi kasığından sakatlanıp ikinci yarıya devam edemeyince oyuna Abdülkerim girdi ve oyunun senaryosu tamamen değişmeye başladı. Shomuradov, topu her aldığında Abdülkerim’in üzerinden hücuma yöneldi ve her defasında rakibini müşkül durumlara düşürdü. Abdülkerim’in ağır olduğu herkesin malumu da bu kadar ağır olmasının sakatlığıyla bir bağlantısı olmalı. Aksi halde, yaptıkları bir stoper için kabul edilemez pozisyon ve hamle hataları. Galatasaray savunması inanılmaz dağınık, Sporting maçı öncesi bu büyük bir handikap. Ligdeki 4 maçta 12 gol attı ama kalesinde de tam 6 gol gördü. Geçen yıl aynı haftada 13 atıp sadece 1 yemiş olduğu düşünüldüğünde total takım savunmasının ne durumda olduğu daha net anlaşılır.

Yeni sayfa açtı

Leao, Batrakov’un yerine oyuna girdikten sonra Galatasaray için yeni bir sayfa açıldı sahada. Sol forvetten katıldığı her hücumda büyük kalite gösterisi yaptı. Pozisyon hazırladı, kendi tehlike yarattı, Torreira’nın attığı golden önce atağı olgunlaştırandı. İlk maçı olmasına rağmen hiç yabancılık çekmedi.

05 Eylül 2026, Cumartesi 06:59
YAZININ DEVAMI

‘’Yoğun akıcı‘’

Beşiktaş Dolmabahçe'de coşku çıtasını o kadar yükseğe koyuyor ki rakip kim olursa olsun etkisinden kolay çıkamıyor. Beşiktaş'ın futbolunu bu sezon tarif etmek için sanırım en doğru seçim, yoğun ve akıcı olurdu. Italiano'nun Beşiktaş'ı sahanın her bölgesinde topu geri kazanmak için yoğun bire bir baskılarla rakibi bunaltıyor. Kazandığı topları Orkun, Salih ve Olaitan ile akıcı şekilde rakip kaleye taşıyor. Çorum FK, Orkun ve arkadaşlarının sahanın bütününde yaptıkları baskıya karşılık vermekte çok zorlandı. Beşiktaş ilk yarıda kalesine tek bir isabetli şuta müsade etmedi. Bu aslında bu sezon Italiano'nun topu geri kazanım süresini kısaltma planının bir ürünü. Olaitan, Orkun ve Salih büyük bir iştahla kaybedilen her topa hücum ediyorlar. Topu kazanmaktan ziyade rakibi ve topu yiyecek kadar yüksek bir odaklanma bu. Elbette alameti farikası bu geri kazanım süresi değil. Son yıllarda sahip olduğu en dinamik ve kaliteli bu orta saha üçlüsü, topu ilmek ilmek işleyerek sahanın her bölgesine etki ediyor. Salih'in takımını atağa sorunsuz çıkarması, Olaitan'ın driplingleri, Orkun'un akıl dolu pasları, Beşiktaş'ın doğru gidişlerini acayip akıcı hale getiriyor. Salih belki son bir kaç sezondur Bundesliga’da sürekli oynayan bir orta saha değildi ama Beşiktaş'ta 5 yıldır oynuyormuş gibi.

Hoş geldin partisi

Orkun'un, Vlahovic'e Beşiktaş formasıyla ilk golünü atması için, kazanılan penaltıyı vermesi büyük bir liderlik gösterisiydi doğrusu. Kaptan, Vlahovic'e kendini o kadar değerli hissettirdi ki fizik olarak hala çok açığı olan Sırp yıldız maçı üç golle tamamladı. Miretti ilk kez oynadı, İlhan Fakılı oyuna girer girmez 1 gol, 1 asist üretti. Dün gece resmen Dolmabahçe'de hoş geldin partisi vardı. Tabi bu planın haftaya Kadıköy'de Fenerbahçe derbisinde nasıl şekilleneceği şimdiden büyük merak konusu.

01 Eylül 2026, Salı 06:59
YAZININ DEVAMI

‘’Greenwood’un rolü‘’

İsmail Kartal, Lyon deplasmanında Oğuz’dan istediğini alınca Samsun deplasmanında da sol forveti ona emanet etti. O da maçın hemen başında Vedat’a asist yaparak Lyon maçındaki performansını yineledi. Samsunspor bu golden sonra ciddi anlamda bocalarken, Fenerbahçe, Archie Brown tarafından soldan çok etkili pozisyonlar buldu. Ne var ki, Vedat attığı golden daha kolay görünen pozisyonda topu direğe nişanladı, kalanlarını ise Brown bir şekilde değerlendiremedi.

Sağ tarafı çökerttiler

İrfan Can Kahveci forvet arkasında fizik olarak zayıf kalınca Samsun toparlanıp merkezden rahat top getirdi. Aslında Samsun’un bu çıkışları Fenerbahçe’nin oyununda bazı temel taşları yerinden oynattı. Fenerbahçe’nin oyun kalitesini hayli yukarılara çeken Greenwood, sağda başladığı maçın 20. dakikasından sonra İrfan Can ile yer değiştirip merkeze geçti, İrfan ise sağ kenarda oynadı. Greenwood solda Brown ve Oğuz ile pas alışverişini düzenledi, hızlandırdı, Vedat’ı besledi. Deyim yerindeyse Samsunspor savunmasının sağ tarafını elbirliğiyle çökerttiler.

Değişiklikler enteresandı

İlk yarı Fenerbahçe için bu sezonun en iyi performanslarından biriyken ikinci yarı başlama düdüğüyle birlikte İsmail Kartal tekrar fabrika ayarlarına döndü. Greenwood tekrar sağda, İrfan Can merkezde konumlandı. Oğuz Aydın’ın neredeyse tüm sahayı kat ederek attığı o müthiş gol olmasa Fenerbahçe durduk yere krize bile girebilirdi. İsmail hocanın ilk bir saat dolduğunda oyuna müdahalesi enteresandı. Greenwood ile Vedat’ı çıkarıp İsmail Yüksek ile Lukaku’yu aldı, İrfan Can’ı yeniden sağa attı. Greenwood, Fenerbahçe’nin oyun planını kendi elleriyle yazıyor. Çizgiden içeriye geldiğinde tüm takım çok daha etkili oluyor, sola yaklaştığında Brown ile Oğuz’u hücumda rahatlatıyor. Tüm takımın ufkunu açıyor. Bu düzenden ikinci yarıda geri dönüşün sebebi ne acaba? İlk yarıdaki bir futbolcu inisiyatifi miydi yoksa hoca tercihi miydi?

31 Ağustos 2026, Pazartesi 06:59
YAZININ DEVAMI

‘’Üç farklı oyun‘’

Göztepe ligin en fizikli takımı. Stoilov futbolunda topa sahip olmak ve yere indirmek yasak. Topu uzun vur, peşinden koş, top mümkün olduğunca havada kalsın. Bu Göztepe’nin ana planı. Ne var ki maçın başlangıç düdüğüyle birlikte Galatasaray orta sahası o kadar oyun kuramaz haldeydi k, top sürekli Sallai ve Jakobs’un ayaklarından yüksek oynandı. Bu bir tercih değil, mecburiyetti. Göztepe, orta sahası iş yapmayan Galatasaray’ı buna mecbur etti.

Devre bitimine kadar Galatasaray, ligin en uzun takımına karşı 19 orta yapmak zorunda kaldı. Yunus ile Sara sağda Sallai’nin içinde olduğu üçgenler kuramadı, Barış Alper solda Jakobs ile bile ikili oynayamadı. Acayip bir ilk yarı çıkardı Galatasaray. Sahadaki kadro zaten bundan fazlasını oynayamazdı. Batrakov’u transfer etmişken Okan Buruk’un bu maça 11 başlatmama tercihi merkezde Lemina tercihinden dolayı Galatasaray’ın hücuma geçişlerini yavaşlattı.

Hâlâ ihtiyacı var

İkinci yarıya başlarken Abdülkerim’i çıkarıp, Lemina’yı stopere kaydırmak ve ön tarafa Batrakov’u almak Galatasaray’ı doğru oyuna yaklaştırdı. Okan hoca, bu sayede topu yere indirip bekleri orta yapmak için değil, iç koridorda hat kırıcı rolde kullandı. Batrakov sağda Yunus’a, Sara da solda Barış ile Jakobs’un servisine gidip Göztepe savunmasını küçük üçgen paslarla yıprattı. Ceza sahasına ortayla değil, pas ve driplingle girmek oyunun senaryosunu Galatasaray lehine kısmen değiştirdi. Lakin senaryoyu bozan iki gelişme yaşandı; ilki birinci yarıda kornerden golünü atan Göztepe’nin ikinci yarıda da taçtan gol atmasıydı.

İkincisi ve daha da önemlisi 74’te Okan hocanın Singo’yu oyuna sokup, stoperden Lemina’yı yeniden orta sahada konumlandırma isteğiydi. Galatasaray değişikliklerin ardından oyunun inisiyatifini yitirdi, maçı kötü oynayarak bitirdi. İlk maçına oranla Batrakov’un enerjisi, beden dili pozitifti. İki net sayılacak pozisyona girdi, pas zincirinin önemli halkalarından biriydi. Galatasaray için Leao transferi hücumda bazı sorunları çözebilir. Osimhen’in solunda, yanında, sağında oynadığında Galatasaray hücumları çok daha yüksek yüzdeli sonuçlanacaktır. Ama hâlâ Galatasaray’ın güçlü ve çift yönlü oynayacak lider orta saha ile hızlı bir sol stopere ihtiyacı var.

30 Ağustos 2026, Pazar 06:59
YAZININ DEVAMI