‘’Lige ayna tutan gece‘’
Sahaya çıkmadan söyledik: “Bu maç lige ayna tutar.” Dün gece o ayna kimseyi yanıltmadı. Trabzonspor, kupada da ligde de iddiasının geçici bir heves değil, bilinçli bir yürüyüş olduğunu gösterdi. Karşıda referans bir takım vardı. Bu ligde herkes kendini güçlü zannedebilir; bütçeyle, tesisle, söylemle… Ama Başakşehir oyunun turnusolüdür. Aynaya baktığında ya net görünürsün ya da silikleşirsin.
Trabzonspor netti. İİlk yarıdaki rotasyon, ‘Nasıl olsa kopar’ rehavetine izin vermedi. Maç sabır istedi, akıl istedi. Fatih Tekke gecikmeli de olsa oyuna dokundu ve yönü değiştirdi. Büyük takım olmak tam da budur: Beklemek değil, doğru anda müdahale etmek. Çünkü bu lig romantizmi affetmez. Herkes herkesten puan alır. “Kadrom eksikti” cümlesi ne puan kazandırır ne itibar. Kabul de görmez. Türkiye Kupası, Trabzonspor için süs değil, hafızadır. Geçmişte bazı eşiklerde öncelikler değişebilirdi; bu kez tablo farklı.
Onuachu varsa kolay kaybetmezsin
Rotasyon şunu söylüyor: Zihin ligde, refleks kupada. İki kulvar da ciddiyet istiyor ve şu an olması gerektiği gibi yürütülüyor. Bu bir denge işi ve dengeyi kuran ayakta kalır. Ve gelelim gerçeğe; hem kalın hem net: Onuachu. Bu ligin matematiğinde onun adı ayrı yazılır. Onuachu varsa, kolay maç kaybetmezsin; kupada da ligde de aynı denklem işler. O bir plan değil, planların üzerinde bir etkidir. Elindeyse her hafta favorisin. Ama favori olmak yetmez; bunu her hafta kanıtlamak zorundasın. Çünkü zirve, bu aşamadan sonra merhamet göstermez.
‘’Bu maç sezona ayna tutar‘’
Kupa, Trabzonspor için her sezon ciddidir; bu sezon ise mecburiyete yakın. Ligde puan farkı kapanırken işin nereye evrileceği belirsiz. O yüzden iki kulvar da hayati. Ama bu akşam mesele sadece tur atlamak değil. Bu maç, hem karakter hem oyun sınavı. Rakip Başakşehir FK. Üstelik kenarda Nuri Şahin var.
Oyuna dokunan, gelişim arayan bir teknik akıl. Trabzonspor için bu karşılaşma, ‘kazanan ama eleştirilen’ oyunun test sürüşü olacak. Kazanmak yetmez; nasıl kazandığın da yazılacak haneye. Kabul edelim; bu noktaya gelene kadar Fatih Tekke’nin de beğenmediği anlar oldu. Ama her maçta bir tuğla koyma çabası vardı. Ligde strateji, kupada cesaret...
Turdan fazlası demek...
Bu akşam belki de lig için yeni bir yol haritası çizilecek. İki takımın da golcüleri var. Soru şu: Gece kimin gecesi olacak? Belki de bu maç finalin simülasyonu. Sadece skor değil, zihin savaşı da var sahada. Psikolojik üstünlük, taktik hamle, sabır ve cesaret… Trabzonspor için bu akşam turdan fazlası demek: İddianın altını kalın kalemle çizmek. Kupa kaldırmak istiyorsan, önce oyunu kaldıracaksın. Ve bazen bir maç, sezona ayna tutar. Bakalım o aynada kim kendini beğenecek?
‘’Hiçli savunma!‘’
Hoca sahaya üç stoperle çıkıyor ama “üçlü oynamıyorum” diyor. Bir bildiği var diyoruz. Ama bizler de ekrana değil, satranç tahtasına bakıyormuş gibi hissediyoruz. Kafamız allak bullak. Şablon öyle, solda Batagov. Görüntü, tarif, izleyen başka, rakip başka şeyler hayal ediyor bu durumda. Oysa futbol netlik ister; tarifle değil, yerleşimle oynanır. İzleyen için oynanır. Ortada akıcı, ikna edici bir oyun yok. Plan vardır mutlaka ama sahada karşılığı zayıfsa fikir olarak kalır. Takım neyi savunduğunu, nerede çoğalacağını, topa nasıl hükmedeceğini arıyor. Sürekli değişen roller, bitmeyen yer değişiklikleri…
Oyuncu daha alışmadan başka bir sayfa açılıyor. Allah’tan gol diye bir şey var. Ve yine sahneye Onuachu çıkıyor. Israrla yazıyorum: Onuachu’su olan favoridir. İlk yarı tek pozisyon, tek kafa, gol. İkinci yarıda hocanın soyunma odası fırçasından da olabilir; hamlelerle gelen üst üste iki kafa golü… Zayıf rakip tamamen ümitsizliğe itiliyor ve bir anda “kazanan haklıdır” iklimi oluşuyor. Oyun tartışılır ama skor net. Zubkov belli ki takımı özlemiş; iştahı, koşusu, bağlantı oyununa katkısı bunu gösterdi. Okay, Ozan, Nwakaeme, Saviç…
Hoca için vazgeçilmezler kulübü netleşmiş durumda. Eleştirilecek çok şey var ama şu da gerçek: Bu takım kazanıyor. Tüm tartışmalara rağmen kazanma refleksi üretmek kıymetlidir.. Tüm eleştirilere rağmen kazanan bir takım var. İddialı ama iddiasız! Matematik ne diyorsa o. Bu güç küçümsenmez. Son söz: Puan aldıkça tribünleri azalan bir organizasyonu yönetim ve teknik adam masaya yatırmalı. Tabii bir masaya oturabilirlerse!
‘’Şifre ciddiyet‘’
Beklentim net: Trabzonspor topa daha çok sahip olacak. Oyunu rakip yarı sahaya yıkacak, sabırla dolaştıracak ve doğru anda hızlanacak. Çünkü bu kadronun doğasında bu var. Muçi kenar ile merkez arasındaki geçişleri akıllı kullanan, dar alanda yön değiştirip şut tehdidi üreten bir profil. Oyunun sıkıştığı anlarda kilidi açabilecek isimlerden. Onuachu meselesi zaten başlı başına bir denge bozucu.
Yerden de havadan da skor üretebilecek bir güç. Rakip savunmayı geriye itip ikinci topları değerli kılacak. Böyle maçlarda tek bir ortanın, tek bir duran topun bile anlamı büyük. Kolay gibi gözüken maçların çoğu zaman en zor maçlar olduğunu peşinen söyleyelim. Rakip can derdinde, kontrollü geçiş kovalayan, sabırlı bekleyen bir yapı. Hata kollayacaklar.
Taraftar konusu…
Gün ve ay itibariyle etkilenecek taraftarların maça katılımına bir de bilet fiyatları tepkisi eklendiğinde; tribünler etkilenebilir. Yönetimin bu konuda daha esnek davranması gerekirdi. Kısacası tablo açık. Kalite, form ve motivasyon Trabzonspor’dan yana. Gerisi sahadaki ciddiyet. Unutmadan; söylemlerdeki iddialı dil ve maçlara davet vurgusu bile çok şeyi değiştirir Trabzonspor’da.
‘’Skorun ardındaki gerçekler…‘’
Bazı bölgelerde eksik olmak derttir, doğru. Ama bazı bölgelerde ‘fazla iyi oyuncu’ yığılması bazı teknik adamlar için başka bir derde dönüşebiliyor. Saviç’li bir denemeyle maç başında kurgulanan üçlü savunma, belli ki oyuncuların zihnini karıştırdı. Teknik adam çok fazla yer değişikliği yapmak zorunda kaldı. Trabzonspor golü yiyene kadar kalesinde aynı senaryoyu defalarca izledi: Defans arkası koşu, panik, tehlike… Gol geliyorum dedi ve geldi. Soru şu: O formasyon değişikliği için ille de gol mü gerekiyordu? Golden sonra reaksiyon geldi. Bireysel inisiyatif, saman alevi gibi parlayan iki gol…
Ama ardından yine duran, yine ritmi kaybeden bir Trabzonspor. Ben tekrar etmekten yorulmam: Bu kadro tıpkı Trabzonspor’un kendisi gibi; bu ligin ona biçtiği sırayı reddedecek bir kadro, tüm yanlış transfer politikalarına rağmen. Bunu rakiplerine puan olarak yaklaştığında da göstermişti. Ama oyun, o cesareti taşımıyor şimdi. Çünkü söylemlerle, yanlış iletişimle potanın dışına attılar kendilerini. Onuachu gibi sıradışı bir santrfor, üst sıradaki iki takımda bile yok. Dün yine golünü attı. Daha fazlası için daha cesur, daha doğru bir senaryo gerekir.
Bu oyun formatıyla ancak bu kadar. Öte yandan Onana’nın kurtarışları çok kritik. Bu şehre getirdiğin dünya markası bir adamı üç hatayla silersen, dün Jean-Marie Pfaff’ta yaptığın hatayı tekrar edersin. Dünya markası şehrinde yaşıyorsa; kullanmayı bileceksin. Dün bence bazı oyuncular kazandı, oyun kaybetti. Önümüzdeki yıla umut bağlayabilirsin ama bu oyuna taraf bulmak zor. Kazanmak güzel. Kazanırken yanlışı görmek daha güzel. Alabilene ders çok.
‘’Onuachu'ya göre oynarsan kazanırsın‘’
Bu ligde Onuachu’su olan takım favoridir. Çünkü böyle bir santrfor oyunu da değiştirir, skoru da, psikolojiyi de. Ama mesele onu doğru yerde kullanmak. Büyük santrfor ceza sahasında yaşamalı. Planı da ona göre kurmalısın. Kaliten varsa göstereceksin
Yazmakta ısrar edeceğim, söylemekte de: Bu ligde Paul Onuachu’su olan takım favoridir. Çünkü böyle bir santrfor oyunu da değiştirir, skoru da, psikolojiyi de. Ama mesele sadece sahada olması değil; doğru yerde olmasıdır. Onu orta sahaya çekince tehdidi azaltıyorsun. Hataları gol olabiliyor. Rakibe değil kendine tehlike oluyor. Alan açıyor ama o alanlarda doluyor mu soru işareti. Bu büyük santrfor ceza sahasında yaşamalı, stoperleri orada birbirine kırdırıyor çünkü!
Rakip Gaziantep FK. Kapanır, blok daraltır, sabrı test eder. Tempoyu düşürür, geçiş kovalar. Trabzonspor bu tip maçlarda sabrı kaybederse kalite görünmez olur. İşte bu yüzden santrfor farkı belirler. Bir orta, bir hata, bir temas… Kilit böyle açılır. Elinde Onuachu varsa planı ona göre kurarsın. Fenerbahçe maçında ‘kadro kalitesi’ denildi. Şimdi kalite Trabzonspor’un lehineyse sorumluluk da senindir. Güçlüye kaybetmeyi normalleştiriyorsan, zayıfa karşı kazanmak zorundasın. Aksi halde söz çöker. Kaliten varsa göstereceksin. Santrforun buysa besleyeceksin.
‘’Kadro kalitesi kazandı‘’
Karşılaşma Fenerbahçe’nin önde baskısıyla başladı. Bu bir sürpriz değildi. Orta sahada özellikle İsmail’in ekstra katkısıyla merkez kalabalık tutuldu, ön taraftaki teknik kapasitesi yüksek, santraforsuz ama hareketli oyuncularına geniş bir konfor alanı açıldı. Önde oynayan takımın ezberi bellidir: Savunma arkası koşu, hızlı geri kazanım, hataya zorlama. Ve tam bu tabloda Trabzonspor Muçi’nin golüyle öne geçti. Futbol bazen planı bozan bir oyundur. Ancak Trabzonspor aynı cesareti oyun aklına yansıtamadı. Rakibin verdiği ipuçları ortadayken çıkarken, ısrarla kısa ve riskli oynamak, bu seviyede bedeli ağır bir tercihtir. İki gol de hataya zorlanmaktan değil, hatada ısrar etmekten geldi. Bu tip maçlarda uzun oynamak, tehlikeyi uzağa taşımak, basiti oynamak meziyettir; karmaşığı denemek cesaret değil, bazen ihmaldir. Onuachu gibi bir silahın varsa oyunu kenara indirir, ceza sahasını doldurursun. İlk yarıda en az üç kafa vuruşu… Biri gol. Tesadüf değil.
Daha doğru oynayabilirdi
Asıl soru şu: O ortalar neden daha fazla gelmedi? Trabzonspor mu üretemedi, yoksa Fenerbahçe mi ürettirmedi? Maçın kilidi burada. İkinci yarının başındaki gol momentumu tamamen Fenerbahçe’ye teslim etti. Kalan bölümde Trabzonspor uyudu, Fenerbahçe uyuttu. Kenardan gelen genç ve atletik hamlelerle enerji tazelendi. Evet, kadro kalitesi kazandı. Ama Trabzonspor’un daha doğrusunu oynayabileceğini not düşmek gerekir. Favori kazandı. Şimdi romantizmi bırakıp gelecek sezonun planını yapmak, sözü değil oyunu büyütmek zamanı.
‘’Onuachu’su olan bir adım öndedir‘’
Bugün derbi öncesi ortaya konan bütün istatistikler tek bir gerçeği işaret ediyor: Trabzonspor bu ligde hiçbir rakibinden geri değil; aksine birçok başlıkta oyunun belirleyicisi konumunda.
Oyun temposu sürdürülebilir seviyede yüksek, hücum çeşitliliği ezber bozan, bireysel skor katkıları alternatifli ve dengeli. Duran toplarda organizasyon kalitesi dikkat çekiyor; savunmadan hücuma geçişte hız ve doğru karar oranı ligin üst standartlarında. Maç içinde geriye düşse dahi reaksiyon verebilen, mental dayanıklılığı güçlü bir yapıdan söz ediyoruz.
Elbette rakibin gücüne, hedefine, oyun ve oyuncu kalitesine saygı duyarak; doğru analiz ederek konuşmak gerekir. Ancak en az rakibi kadar iddialı olmak, en az Domenico Tedesco’nun sizi konumlandırdığı yerin hakkını vermek zorunluluktur. Sezon başından beri şunu söylüyorum: Paul Onuachu’su olan bir takım her maça kazanmaya daha yakın taraf olarak çıkar. Bugün de aynı cümlenin arkasındayım.















