Arama

Popüler aramalar

‘’İki yıl sonra gelen kupa‘’

İki takımın da belirli bölümlerde tempo yaptığı final, futbol ve pozisyon açısından tatmin ediciydi. Özellikle sol çizgilerdeki hareketlilik, tribünleri mest etti. Vederson-Dos Santos bindirmelerine Beşiktaş, İsmail, Tello, Bobo organizasyonları ile cevap verdi. Fenerbahçe dos Santos, Alex ve Güiza ile bulduğu yüzde 100 pozisyonlarda Rüştü engeline takılırken, Siyah-Beyazlılar ise iki pozisyonla yetindi.
Fenerbahçe’de sadece Emre yoruldu. Beşiktaş’ta Fink, Ernst ve Tello erken oyundan düştü. Alex ile Cristian’ın ayakta kalması, tartışmasız Fenerbahçe’nin üstünlüğünü getirdi. Mustafa Denizli’nin Holosko-Nihat hamlesi, Siyah-Beyazlılar’ı toparlayamadı. Çünkü Daum’un, Selçuk-Deivid tercihi fizik olarak ağır bastı. Bilica, hiç yerinde durmuyor. Direkt hücumu düşünmesi, bir gün Fenerbahçe’nin canını yakabilir.
Süper Kupa Finali’nde, hatalar da oldukça fazlaydı. Rüştü’nün, Güiza’ya çalım atma merakı, gol olabilirdi. Volkan’ın ceza alanı içinde Bobo’ya kontrolsüz yüklenmesine de Yunus Yıldırım penaltı çalsa ne olurdu? Üç defans arasından Alex’in topla buluşmasına ne demeli? Yunus Yıldırım, Yusuf’a sarı kart göstermesi gerekirken, Beşiktaş lehine faul çaldı. Karşılaşmanın başında Bilica-Yusuf mücadelesi faul kokuyordu. Nihat’ın serbest vuruşunda Bilica’nın elinde dolaşan toptan sonra Alex’in frikiğinde Sivok’un eline çarpan topa, Yunus Yıldırım’ın hangi değerlendirmeyle penaltı verdiği de biraz düşünülmeli.
Sezonun ilk kupasını kaldıran Fenerbahçe, lig öncesi Beşiktaş’a oranla daha hazır, şampiyonluk için ise çok iddialı olduğunu gösterdi. Bu arada bir hatırlatma; Fenerbahçe iki yıllık özleminden sonra yeniden kupayla tanıştı.

03 Ağustos 2009, Pazartesi 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Fener ders verdi‘’

Trafikte sürat felaket getirir. Futbol da ise farklı galibiyetlerin kaçınılmaz nedeni olur. Fenerbahçe, Avrupa Ligi için Honved ile oynadığı ön eleme maçının ilk yarısında rakibine nefes aldırmadı. Sarı-Lacivertliler’in pilotu Emre idi. Yeni transfer Baroni defansın önünü geçilmez ilan edince, Emre gaz pedalından ayağını hiç çekmedi. Pres yaptı, her bölgede yardıma koştu, öyle paslar attı ki misafir takımın oyuncuları ancak topun hedefe varışını izlediler.
Fenerbahçe’nin teknik kapasitesi üst düzeyde. Buna fizik güç de eklenince futbol mükemmel noktasına vurdu. Güiza, Alex ve Carlos’un attığı goller, gençlere ders olarak gösterilecek organizasyonlardı. Kazım ile Gökhan Honved’in solunu felç etti. Üç golün bu kanattan gelmesi çok doğaldı. Şayet Carlos, sakatlanıp erken çıkmasaydı belki rakibin sağı da abondone olacaktı. İkinci yarında Alex, Deivid, Kazım, Güiza ve Emre arasındaki paslaşmalar geçen yılın pasını alır nitelikteydi.
Saracoğlu’nda tribünleri ayağa kaldıran Fenerbahçe, defansın göbeğinde sadece bir kaç pozisyonluk sıkıntı çekti. Yeni transferlerden Dos Santos çok yönlü olduğunu gösterdi. Baroni ise tam bir görev adamı. Rakibi kontrollü karşıladı, alan savunmasında dikkatli, kademe zamanlamaları yerindeydi. 90 dakikanın genelinde Honved’i sahasına hapseden Fenerbahçe, rövanşa turistlik seyahat için gidecek. Fenerbahçe’nin verdiği futbol keyfinin yanı sıra, teknik direktör Daum’un 5-0’dan sonra sahanın en iyilerinden Emre’yi ve 3 gol atan Güiza’yı çıkartıp alkışlatması maçın bir başka güzel yanıydı.

31 Temmuz 2009, Cuma 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Fenerbahçe ambargosu mu geliyor‘’

Boluspor maçı elbette ki, Fenerbahçe’yi analiz etmek için ölçü olmaz. Ancak Sarı - Lacivertliler’in Almanya Kampı’ndan çok farklı olduğu gerçek... Bence bunun en önemli nedeni, Dos Santos ve Cristian’ın alınması, Mehmet Topuz’un da düzelmesidir. Çünkü artık forma, arslanın ağzında değil, midesinin ortasında... Alex ile Gökhan’ın dışında, her mevkiinin enaz üç alternatifi var.
Saraçoğlu’ndaki ilk 90 dakikadan, Daum’un büyük keyif aldığını düşünüyorum. Gökhan - Kazım, Carlos - Dos Santos, gide gele, çizgiler aşındı. Kazım ile Dos Santos, her fırsatta Deniz - Emre ikilisine yanaşıp, top aldı. Buna bağlı olarak Alex, daha rahat oynadı, karşılaşmaya istediği gibi tempo verdi. Yardımlaşma, rakibe baskı, ayağa ve defans arkasına atılan çabuk paslar, ardı arkası kesilmeyen organize ataklar, kısacası Alman hocanın antrenmanlarda istediği herşey, sahadaydı...
Güney Afrika’da düzenlenen Konfederasyon Kupası’nda dikkat çeken Dos Santos, kalitesini tescilledi. Carlos’a yardıma geldi, isabetli paslar çıkardı, şık da bir gol attı... Tartışmasız Fenerbahçe’ye renk getirecek. Diğer yeni transfer Cristian ise 2. yarıda oyuna girdi. Fazla risk almadı, önünü boş bulduğunda kaleye gitmeyi düşündü. Deniz ve Selçuk ile gireceği forma savaşı, ilginç olacak.
Fenerbahçe’nin kadrosu zengin - kaliteli. Teknik direktör Daum’un kafasındaki sistem de belli. Sarı - Lacivertliler, zayıf da olsa Boluspor karşısında disiplinden uzaklaşmadı. Bu anlayış ve sergilenen futbol, lige taşınırsa, Fenerbahçe ambargosu dillerden düşmez. Üstelik, bu takıma Mehmet Topuz ve düzeldikten sonra Özer de girecek...

26 Temmuz 2009, Pazar 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’İyi ve kötü‘’

Hoffenheim geçtiğimiz sezon Bundesliga’nın sürpriz takımıydı. İlk yarıyı lider bitirmiş, sonra zirveden düşmüştü. Fenerbahçe ise ülkemizin büyüklerinden biri. Bu iki takım öyle bir sahada maç yaptı ki zor anlatılır. Taç çizgisi, kale arkası taraftar dolu. İlk yarı bitiminde saha panayır yerine döndü. Fenerbahçeli futbolcular kendilerini soyunma odasına zorlukla atabildi. Ayrıca Fenerbahçe Rosenhaim’e 170 km’lik yoldan geldi. Acaba bu şartlarda bir organizasyon Türkiye’de olsaydı kimbilir Almanlar bizim için neler yazardı. Umarım eziyetli kampların bu sonuncusu olur.
Fenerbahçe Almanya’daki hazırlık maçlarında en iyi futbolu Hoffenheim maçında sergiledi. Savunmada Bilica, Önder kontrollü dururken rakibe tek pozisyon verdiler. Maçın kontrolünü elinde bulunduran Sarı-Lacivertliler çizgileri daha çok düşündü. Deniz ile Emre defansın önünde açık vermezken Emre ters toplarla Gökhan ile Uğur’u pozisyona soktu. Alex durarak oynasa da iyi paslar verip zor bir gol attı.
Fenerbahçe’nin üstünlüğü 60. dakikaya kadar sürdü. Emre ve Deniz’in yorulması yüzünden orta saha rakibin eline geçti. Daum zamanında müdahele edip Vederson, Ali, Selçuk, Mehmet Topuz ve Güiza’yı oyuna aldı. Ancak Obasi, Vellington, Pascal ve Vukçeviç’in taşıdığı Hoffenheim önce Bekir’in daha sonra da Volkan Demirel’in bariz hatalarından iki gol bulmayı başardı. Sarı-Lacivertliler ilerleyen haftalarda tempolu oyunlarını 70 ve 80. dakikalara kadar taşımayı başarabilirse Fenerbahçe geçen yıla oranla daha farklı bir kimlik kazanabilir.

22 Temmuz 2009, Çarşamba 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Daum'un derdi çok!‘’

Aindling ile yapılan hazırlık maçında Daum, daha önce 90 dakika oynamayanların yanı sıra İstanbul’dan günü birlik getirttiği 6 gence şans verdi. Maç esnasında 4’lü savunmanın göbeğinde yine bilinen sorunlar yaşandı. Deniz-Selçuk ikilisinden oluşan çift önlibero, kenarlarda oynayan Uğur ile Abdulkadir’den destek görmeyince, genelde defans ya da kaleci ile oynamak zorunda kaldı. Ayrıca Alex ve Emre gibi ters, araya top atacak, savunmanın arkasına adam kaçıracak özelliklerde birinin 11’de olmaması da, orta alan çarkının dönmemesindeki önemli nedendi.
Fenerbahçe’nin mahalli lig takımı olan Aidling karşısında geliştirdiği az sayıdaki çizgi ataklarının çoğunluğu soldan geldi. Şayet Uğur Boral, bireysel yönünü düşünmeyip, tek topu tercih etseydi, Fenerbahçe’nin hücum girişimleri tehlike yaratabilirdi. 90 dakika sahada kalan Kazım, Sarı-Lacivertli ekibin en iyisi ve istekli olan ismiydi... İkinci golü atan Furkan, sonradan oyuna giren Onur ve Hasan, gençler arasında dikkat çektiler.
Fenerbahçe’de gençler de oynasa, aslar da forma giyse, savunmanın göbeğindeki aksaklıklar ile orta saha zayıflığı sürekli kendini gösterdi. Bilica, Önder, Bekir üçlüsü, maçlarda bir türlü uyumu yakalayamadı. Fenerbahçe’nin diğer ciddi derdi, çift önlibero bölgesiydi... Emre-Deniz, Emre-Selçuk, Deniz-Selçuk... Bu üç tercih de orta alandaki balans ayarını tutturamadı. Mehmet Topuz ve Özer’in takıma katılması, 2 ya da üç yeni transfer, belki Daum’un bu sıkıntılarının çaresi olur.

20 Temmuz 2009, Pazartesi 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Sıkıntılar devam ediyor‘’

Kuvvetli, çok koşan bir rakip karşısında Fenerbahçe’nin iyi ve kötü yanlarını görmek daha kolay oluyor. Önde pres yapan Sarı-Lacivertliler, Emre ve Deivid’in ayaklarından bulduğu gollerle 2-0 öne geçti. Bu taktik düşünce, Nürnberg defansının arkadan oyun kurmasına da imkan tanımadı.
Fenerbahçe’nin orta alan kurgusu, ilk yarıda fazlaca etkili olamadı. Seri paslarla rakibi düşürmeye çalışan Sarı-Lacivertliler, İlkay Gündoğan, Peer ve Pascal’ın presleri gelince, oyunu ters tarafa açmada bir hayli zorlandı. Orta sahada başlayan baskı sonrası farkın bire inmesine engel olamadılar. Hazırlık pasları sonrası ters toplar, araya adam kaçırma, çizgilerden atak üretme gibi girişimler, ilk yarıda azınlıkta kaldı.
İkinci yarıda Vederson, Bekir, Selçuk, Kazım ve Volkan Babacan sahadaydı. Mücadele açısından iyi geçen maçın pozisyon yüzdesi düşüktü. Bir ara orta sahada sıkışan oyun, seyir zevkini de düşürdü. Hatta tempo bir ara “Bitse de gitsek” düzeyine kadar indi. Deivid’in 20 metreden attığı gol de olmasa, tribünler sıkıntıdan patlayacaktı.
Fenerbahçe’nin mücadele yönü iyi. Ancak savunma ve orta alan sıkıntıları hâlâ sürüyor. İşte bu zaaflar yüzünden de skor 3-1’den 3-3’e geldi. Bu bölgelere takviye yapılması gerçeği, Nürnberg maçında da kendini gösterdi.

19 Temmuz 2009, Pazar 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Zamana ihtiyaç var‘’

Yeni bir sistem, ilk kez yana yana oynayan Bilica-Bekir ikilisi ve üç yıl aradan sonra yeni bir Daum. Sarı-Lacivertliler bu şartlarda 10 binin üzerindeki gurbetçinin önüne çıktı.
Ulm Alman 4. Lig takımlarından. Hazırlık maçlarında eleştiriden çok eksik yönleri vurgulamak daha doğru olur kanısındayım. 4-2-3-1 düşüncesinde üçlü orta saha pres ve alan savunmasında eksik kaldı. Eğer Alex’in yanında iki oyuncu yer alırsa orta sahanın kontrolü daha kolaylaşır. Emre istekli ama biraz sinirliydi. İki dakika içinde üst üste pozisyon veren Bilica ve Bekir’in uyum sorunu dikkat çekti. Bilica, Önder ile oynayınca savunmanın göbeği toparlandı.
Daum’un sürekli oturtmaya çalıştığı çabuk hazırlık pasları sonrası kanat hücumları maçın belirli bölümlerinde yapıldı. Bu anlarda Fenerbahçe gollerin yanı sıra pozisyonlar da yakaladı. Yorgun olmalarına rağmen zayıf rakip karşısında Sarı-Lacivertliler disiplinden taviz vermedi. Farklı kazanan ve ikinci yarıdaki oyunuyla etkili olan Fenerbahçe gurbetçilere mutlu bir akşam yaşattı. Semih, Volkan Demirel, Roberto Carlos, Alex, Emre gibi isimler öne çıkarken 4-2-3-1 sisteminin oturması için de zamana ihtiyaç olduğunu belirtmekte yarar var. Daum’un getirdiği pozitif havayla ve takıma girecek yeni transferlerle Fenerbahçe uyum sürecini kısaltacaktır.

15 Temmuz 2009, Çarşamba 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Volkan ve Mehmet Topuz‘’

Fenerbahçe Yönetimi, aylar süren pazarlık sonunda Volkan Demirel ile 4 yıllığına anlaştı. Doğrusu da buydu... İnsanı çıldırtan goller de yese, Volkan “Sevilla Kahramanı”dır. Milli Takım’ın “1” numarasıdır. Ülkemizdeki iyi 2-3 kaleciden birisidir. Volkan gibi deneyimli bir eldiveni almaya kalksanız, bonservisi ile birlikte karşınıza en az 7 milyon Euro’luk maliyet çıkar. Oysa 2 milyon Euro’ya olay tatlıya bağlandı. Keşke, Aurelio ve diğer gidenler için de, sonuç Volkan Demirel gibi olsaydı.
Her futbolcunun değeri farklıdır. Kaka ile Christiano Ronaldo, aynı parayı almadı. Biri fazla ücret aldı diye, Real Madrid’de dengeler mi bozulacak? Emre, Alex, Carlos, Deivid, Mehmet Topuz ve Özer, aldıkları paralarla Fenerbahçe’de ayrım yaratmıyorsa, Volkan’ın 2 milyon Euro’su da dengeyi bozmaz. Bu arada uzayan görüşme sürecine rağmen Volkan’ı “Önce Fenerbahçe” düşüncesinden dolayı da kutlamak gerekir.
***
Mehmet Topuz artık Fenerbahçe forması giyiyor. Transferi esnasında Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında gerginlik yaşandığı, doğru... Mehmet’in “Siyah-Beyaz dışında forma giymem” dediği de, hâlâ belleklerde. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Mehmet Topuz’u almak için Kayseri’ye gitti. Bunu “Yıldırım futbolcunun ayağına gitti” biçiminde yorumlayanlar da var... Fenerbahçe’nin önce Kayserispor Yönetimi ile anlaşması, 15 milyon TL’nin üzerinde bonservis bedelini gözden çıkarması gibi, doğru bir politika izlediğini de bir kenarda bırakmak, gerçekçi olmaz.
Bunlar yaşandı, bitti... Artık yeni sezon hazırlıkları başladı. Geçmişe takılıp, Mehmet Topuz’u ya da Fenerbahçe’yi yıpratmaya çalışmak, sporun etiğine yakışmıyor. Mehmet Topuz olayı yaşanırken, düşüncemi belirtmiştim. Özü şuydu: Ben olsam, almazdım... Nedenlerini de, sıralamıştım... Zaman, yanlış ya da doğruyu gösterecektir. Bu bağlamda “Mehmet, Beşiktaş’ı sattı. Aziz Yıldırım futbolcunun ayağına gitti. İşin içine siyaset karıştı” gibi, artık bir anlam ifade etmeyen söylemlerin arkasına takılmak, boşa kürek çekmek olur. Fenerbahçeli Mehmet Topuz’un futbol sahasındaki performansı, herşeyin cevabı olacak...

09 Temmuz 2009, Perşembe 04:30
YAZININ DEVAMI