‘’Semih varsa korkma‘’
Fenerbahçe’nin kritik haftalar arefesinde Güiza ve Deivid gibi ofansif bölge oyuncularında sorun yaşaması elbette iyiye işaret değil. “Güiza çok formsuzdu, iki pastan golleri atamadı. Deivid’in kırık sonrası dönüşü facia gibiydi. Henüz Fenerbahçe’ye katkı sağladığı bir maçı yok” penceresinden bakanlar olabilir.
En verimsiz dönemlerini yaşasalar da Güiza ile Deivid’in belli düzeydeki kaliteleri inkar edilemez. Şimdi Fenerbahçe sadece Semih’e kaldı. Gelecek sezonlar düşünülerek Sakaryaspor’dan alınan Furkan genelde A-2’de oynadığı için, Daum’un bu oyuncu hakkında ne düşündüğü bilinmez. Ama bu güne kadar 18’lik maç kadrolarında bile yer vermediği tarafından bakarsak, Alman hoca Furkan’ı henüz hazır görmüyor.
Transfer döneminde Guiza ve Semih’in yanına takviye bir forvet daha alınması, sık sık gündeme geldi. Herhalde Daum ısrarcı olmadı ki, yönetim transfere gerek görmedi. Oysa kart cezaları, sakatlıklar, formsuz dönemler hesaplanarak gol bölgesine takviye yapılmalıydı. O zaman Galatasaray ve Gaziantepspor maçları öncesinde Güiza-Deivid ikilisinin sakakatlıkları can sıkmazdı. Artık olan oldu. Semih’in kariyeri de ortada. Forma giydiği her 90 dakikada tavan yaptı. Güiza’nın yokluğunda da farklı olmayacağını sanıyorum. Üstelik Alex’in takım içinde en iyi anlaştığı isimlerden biri. Daum, yönetim, taraftar üçgeni Semih’e çok inanıyor. Milli futbolcu, arkasına aldığı bu desteğin mutlaka karşılığını verecektir.
Daum’un zor haftalarda Semih’in yıpranmamasına özen göstermesi gerekiyor. Genç Furkan’ın yanısıra takım içinde Semih’in fizik ve beyin yorgunluğunu alacak isimleri bugünden hazırlamalı.
‘’Kalitenin sistem sıkıntısı‘’
Fenerbahçe, Daum’la 8 haftada 24 puan topladı. Belki ilk yarıda hiç kaybetmeyecek. Belki de, namağlup, hatta 102 puanla ligi bitirecek. Fenerbahçe’nin Avrupa Ligi’nde finale kalıp, bu kupayı ilk alan kulüp olma durumu da var. Çeyrek asrı aşkın zamanda hasret çekilen Türkiye Kupası da Alex’in ellerinde yükselebilir.
Fenerbahçe’nin böylesine “sükseli” bir sezon geçirmesi, hayal değil... Sarı-Lacivertli ekibin bu başarıları toplayacak kadro zenginligi ortada. Alex, Emre, Volkan Demirel, Semih, Gökhan gibi “kalite abidesi” oyuncularının yanı sıra; Bilica, Lugano, Cristian, Dos Santos, Güiza, Mehmet Topuz, Özer ve tecrübe deposu Roberto Carlos ayarında futbolcu topluluğu, ülkemizde hangi takımda var. Ayrıca Fenerbahçe’nin yıllardır tanışamadığı “şans faktörü” de bu sezon yanında...
Fenerbahçe, böylesine kadro zenginliğine rağmen, nedense hâlâ takım oyununu yakayalamadı. Rakibi ezip, yıldırıp, kazandığı maç, maalesef yok... Manisaspor, Antalyaspor ve Twente karşısında sergilenen futbol, Fenerbahçe’nin zengin kadrosuna ters düştü. Kazanırken, rakiplerinden öndeyken de bir takım eleştirilebilir. Artık sporseverlerin bu gerçeği görmesi gerekiyor.
Daum’un Fenerbahçesi, skor tabelasında ilk sırada. Buna kimsenin itirazı yok. Ama takım oyununun yerleşmesi gerekiyor. Hâlâ işlemeyen 4-2-3-1 sistemi, tıkır tıkır çalışır duruma gelmeli. Hücum organizasyolarında zorlanan Fenerbahçe, bu sorunu mutlaka aşmalı. Kadro kalitesi, avantajına rağmen, bireysel çıkışlarla her zaman kazanamayabilirsiniz.
‘’Alex affetmez‘’
Fenerbahçe şayet maçı kaybetseydi de, yazının içeriği değişmeyecekti. Bu kadar yanlış pasın yapıldığı bir ilk yarı, Sacaroğlu’nda görülmemiştir. İstatistik tutmaya kalksaydık, doğru sayıyı yakalamakta çok zorlanırdık. Zaten ilk yarıdaki pozisyon fakirliği, iki takımın da organizasyon özürlü olduğunun resmi belgesidir. Gökhan’ın cezaalanına topu aktarması. Güiza’nın 3.2 milyon Euro değerindeki top istobu ve usta solağın sağ ayak mermisi. İşte 45’in özeti... Az kalsın unutuyordum, Lugano, Tozo’ya bir taban yapıştırdı, kırmızı kırmızı kokan türdendi. Dua etsin Kuddusi Müftüoğlu’nun iyi zamanına denk geldi!
Emre’nin önde basması, kendi cezaalanına kadar rakibi kovalaması tribünleri coşturdu. Ama arkadaşlarını kendine getiremedi. Yan direkte patlayan şutu, futbolun adaletsizliğiydi. Alex’in oynadığı takıma karşı, kontrolsüz baskı kurup, arkada boş alan bırakırsan, kendi ipini çekersin. Nitekim öyle de oldu. Fenerbahçe savunmasının bunaldığı, tribünlerin korkuya kapıldığı anda, Volkan iki kritik kurtarış yaptı, ani gelişen kontrada da Alex, Gençler’in kalemini kırdı. İşte bu dakikadan sonra Fenerbahçe, sahanın her yerini beklenen, özlenen şekilde kullanarak rakibine bariz bir üstünlük sağladı. Daum nihayet Özer’i seyircinin önüne çıkardı. Genç futbolcu uzun aradan sonra seyirci önüne çıkmasına rağmen, hiç aksamadı. Top tekniği ve arkadaşlarıyla pozitif uyumu, dikkatlerden kaçmadı.
‘’Baskın basanındır‘’
Fenerbahçe birinci bölgede rakibe nefes aldırmadı. Orta sahada Emre çok istekliydi ama, tekme yemekten topa hükmedemedi. Alex de bir türlü ilk yarıda durumdan vazife çıkartamadı.
Solda Carlos ile Uğur’un gidiş-gelişleri hatasızdı. Fenerbahçe’nin asabi çocuğu Uğur Boral kesmelerde isabeti yakalayamadı. Bu nedenle Fenerbahçe’nin sol bindirmeleri sancılı bitti.
Sheriff cephesi sanki körük takmış gibiydi. Topu nerede görseler 4-5 kişi kümeleniyor; Fenerbahçe ise bu saldırı karşısında açılamıyor, yayılamıyordu. Uzaktan yoklamalar en mantıklısıydı. Carlos ve Emre’nin denemelerinde kaleci şanslıydı. Alex de defans duvarını aşamadı.
Fenerbahçe’nin ani ‘baskın’ planını ne ‘Şerif’ Leonid Koutchouk ne de sahada yardımcıları uyanabildi. Alex, Semih’in asistiyle rakibin süngüsünü düşürdü. Skor üstünlüğü Sarı-Lacivertliler’e rahat oynama yolunu açtı. Ama zaman zaman fazla rahatlıktan Daum’un ve maçı izlemeye gelen Fenerbahçe taraftarlarının huzuru kaçtı. Neyse ki, Sheriff’in uç adamları girdikleri pozisyonlarda adeta Volkan Demirel’i çalıştırır türden vuruşlarla herkesi rahatlattılar.
Fenerbahçe, ikinci yarıdaki kontrollü ve sakin görüntüsüyle Sheriff deplasmanından 3 puan alarak Twente yenilgisini telafi etti. Sarı-Lacivertli ekibin teknik patronu Daum, maç öncesi kuşkulu demeç verdi. Alman hoca çok az da olsa haklı çıktı. Sheriff çok koşan, inatçı gençlerden oluşan bir takım. Rövanşta Fenerbahçeli oyuncuların daha dikkatli ve özverili oynaması gerekiyor.
‘’Güiza'ya rağmen‘’
Jedinak 50 metreden savunmanın arkasını yokluyor. Fenerbahçe defansı hala pozisyon alamamış, kademe ise çökmüştü. Ali Zitouni, antrenman rahatlığıyla golü atarken zorlanmadı.
Fenerbahçe orta sahada dağınık yağmur bulutları gibiydi. Bir türlü toparlanıp Antalyaspor kalesine kümelenemediler. Mehmet topu kaybediyor, ardından Dos Santos ona nispet yapıyor. Dunga, Andre’yi milli takıma çağırdı ama son üç lig maçında Brezilyalı’nın adı var, kendi yok.
Duran toplar Fenerbahçe’nin en etkili silahıydı. Antalyaspor önünde rakiple dalaşmaktan pozisyon almayı unuttular. Kazım, Mehmet, Güiza, soldan açılan topların uzağında kaldılar. Taraftar Kazım’a kızıyor. Haklı olabilirler. Ancak ilk yarıda Kazım golü buldu, bir şutu da çataldan döndü. Kazım’ın çeyreği bile olamayanlar vardı sahada. Kazım’a ya katlanacaksın ya da vazgeçeceksin. Genç futbolcudan yararlanmaya bakmak en doğrusu galiba.
Ali Zitouni, Jedinak, Sedat, Ertuğrul, Yalçın, Antalyaspor’un lokomotifleriydi. Fenerbahçe’de ise ilk yarıda organize olamamanın sıkıntısı ve telaşı vardı. Alex’in gol asisti kalecide kalan plasesi, akıllarda kalan anlardı. Güiza yine amaçsız gezgindi. Alex’in ‘al da at’ dediği 2 topu bile ağlara bırakamadı. Gökhan’daki düşüş akıl almaz türden. Sakatlanıp çıkması, kendisi ve Fenerbahçe için belki de hayırlı oldu.
İkinci yarının başlarında ev sahibi önde basınca Fenerbahçe rakip sahaya gitmekte zorlandı. Son yarım saatte Sarı-Lacivertliler topla daha fazla gözüken taraftı. Ancak düğümü çözecek fırsat yine son dakikalarda geldi. Ligde Fenerbahçe mucizesi devam ediyor. Sarı- Lacivertliler bir kez daha futbol adına tat vermedikleri 90 dakikayı, Guüiza’ya rağmen 3 puanla bitirme başarısını gösterdiler. Fenerbahçe 7’de 7 yaparak liderlik koltuğuna oturdu. Rakibi Galatasaray’ın puan kaybetmesini bekliyor.
‘’Bu kez Vederson!‘’
Fenerbahçe topu, ikinci bölgeden rakip ceza alanına taşıdığı anlarda hep etkili oldu. Güiza iki kez, Alex ve Kazım ise bu kombinasyonun işlediği anlarda pozisyonları değerlendirse, tribünler ve Daum stres boşaltıcaktı. Belediye pozisyonları netleyemedi. Arkadan kontrollü çıktılar, orta alanda topu iyi çevirdiler. Tehlikeli bölgeye inmek ve orada çoğalmak, konuk takımın da hasreti oldu.
Haftalar önce Carlos’un yerine tercih edilebilecek Vederson mücadelede gidişi-gelişiyle, her yeri kullandı. Güiza’nın altı pastan beceremediğini O, 25 metreden başardı.
Belediye sertlik ve katı savunmaya bulaşmadı. Bu anlayış ev sahibini tedirgin etti. Farkı düşünmediler, idare ettiler. 1-0’a yattılar.
Vederson, Bilica, bazen de Gökhan ve Andre gibi koşanlar vardı. Disiplinden uzak Kazım, 40 metreden tribünleri vuran Baroni de unutmamak lazım! Bir de tribünlerde tezahürat yapanlar ve onları alkışlayanlar... Üçüncü taraftar grubu ise çıkan oyuncuları protesto etme görevini üstlenmişti!
Fenerbahçe Süper Lig’de 6’da 6 yaparak, yeni bir rekora doğru yol aldı. Ya futbolu? Onu ise hiç sormayın...
‘’Bayram ikramı‘’
Twente kenar yönetimi, Fenerbahçe dersini iyi çalışmış. Sarı-Lacivertli takımın her yöne oynayabilen iki silahından Emre’yi Tiote ve Janssen, Alex’i de Brama markajıyla etkisiz hale getirdi. Emre ve Alex gözaltında kalınca Fenerbahçe’nin bölgeler arası iletişimi kesildi. Kazım, Dos Santos kişisel çabalarıyla bir şeyler yapmaya çalıştılarsa da sonuç çıkmadı. Savunmadan çıkan zorunlu uzun toplar Güiza’dan çok Wisgerhof ve Douglas kulelerine takıldı. Telsim tribünü ile onlara komşu Maraton üstteki coşkunun çeyreği sahada yoktu ilk yarıda.
Güiza, Kazım, Alex, üç forvet gibi başladı Fenerbahçe. Cristian, Gökhan’a destek amacıyla mecburen sağa yanaştı. Emre göbekte tek kalınca Twente üstünlüğü yakaladı. Top daha çok Hollanda ekibinde kaldı. Mehmet Topuz’un müthiş füzesi misafiri bozmaya yetmedi. Volkan Demirel ve Cristian’ın ikram bonkörlüğü Fenerbahçe’nin hayallerini aldı götürdü.
Sarı-Lacivertli ekip karşılaşmanın büyük bölümünde futbolun güzel yanlarından hep uzakta kaldı. Top kayıpları tribünleri çıldırtırken, kanat organizasyonları ile rakibe baskı kurma girişimleri de maalesef yoktu. UEFA Avrupa Ligi’ne iyi başlangıç yapmayı hedefleyen Fenerbahçeli futbolcuların beyinleri ile ayakları arasındaki kopukluk, Avrupa Ligi’ne puansız başlamanın en önemli etkeniydi.
‘’Daum haklı çıktı!‘’
Fenerbahçe’de Alex, Andre Santos, Emre, Kazım gibi teknik meziyetleri üst düzey olan futbolcular topa hükmettiği zaman, Sarı-Lacivertli ekip rakipleri karşısında açık ara üstünlük sağlıyor. Manisaspor önünde Emre ile Alex topun hep kendilerine gelmesini beklediler. Andre Santos, kendini bireysel oyuna kilitledi. Belirli dönemlerde Kazım, sağ ve sol çizgilerden takımı ateşlemeye çalıştı. Orta alanı tümüyle Manisaspor’a teslim eden Fenerbahçe, ilk yarıda paslaşma eksikliği yaşarken, kenar bindirmeleri neredeyse hiç yoktu. Savunmadan ise bilinçli çıkışlar yerine, yapılan uzun top tercihleri, rakibin işine yaradı.
Manisaspor, Nizamettin, Mehmet, Simpson, Güven ve Ergin ile önde baskı kurdu.
Defansı da orta sahaya yakın çıkararak, alan daraltıp Fenerbahçe’ye rahat hareket alanı bırakmadılar. Savunmada Yiğit ve Dixon’un sağlam duruşları da Fenerbahçe’nin bir başka engeliydi.
İkinci yarıda da topun hakimi konuk taraftı. Hatları kopuk olan Fenerbahçe, üçüncü bölgeye bir türlü adım atamadı. İlk şut 71. dakikada Alex’ten gelirken, iki kez topla buluşan Güiza birinde golle tanıştı. Fenerbahçe’ye üç puan piyangosu çarptı. Simpson’un aşırtmasını Volkan çıkartmasa, birinci yardımcı Ekrem Kan, ofsayt bayrağını çekmese, Fenerbahçe’nin durumu ne olurdu acaba...
Daum, Sion maçının ardından kafaların Manisaspor’da olduğunu, kötü oyuna mazaret gösterdi. Alman hoca haklı çıktı! Fenerbahçeli futbolcular günler önce rakibi düşündüğünden, maç saatinde ezberi ve futbolu unuttular.