‘’Güç birliği zamanı‘’
Emre Belözoğlu ’na protesto var. Islık, ‘yuh’ sesleri ve tabii ki küfür edebiyatından nağmeler. Yer Galatasaray Kulübü ’nün yeni Ali Sami Yen’i, TT Arena. Üstelik ulusal takımımızın hazırlık maçında. Yer yine TT Arena. Ulusal takımımızın 3-1 kaybettiği Almanya maçının sonrası. Bu kez Volkan Demirel, tribünlerin tacizine hedef oluyor. Emre ile Volkan ’a tahammül göstermeyenler belli. Milli maçlarda kötü oynadıkları için değil, Fenerbahçeli oldukları için hiç de hak etmedikleri tepkiler aldılar. Bu davranış biçimi, öncelikle ulusa saygısızlıktır. Ayrıca futbolda mutlaka yapılması gereken dostluk zincirinin oluşumuna dinamit koymaktır.
Almanya karşısında forma giyen oyuncuların tümü vasatın altında kaldılar. Bu durumda sadece Volkan Demirel ’in hedef alınmasının başka açıklaması olamaz. Elbette ki bunu yapanlar genele dahil edilemez. Ama ezeli rekabet ve ebedi dostluğu isteyen çoğunluğa, zarar verdikleri de açıkça ortadadır. Aynı görüntüler İnönü, Avni Aker, Saracoğlu ya da bir başka futbol sahasında gerçekleşseydi, aynı cümleleri yazardık. Tribünlerdeki çoğunluk, huzuru bozmaya çalışan, dostluk bağlarının kuvvetlenmesi için atılan adımların önünü kesmeyi düşünen azınlığı, statların dışına atmak için, güç birliği yapmak zorundadır. Kavgasız, küfürsüz, olaysız 90 dakikalar asla ütopya değil. Spor basını, kulüp başkanları ve yöneticiler, federasyon, hakemler, tribünler ve futbolcular tehlikenin farkına varıp taşın altına el atarlarsa neden olmasın.
‘’Goller aynı köşeye‘’
İstanbul B.B’yi 4-2’lik skorla geçip liderlik koltuğuna oturan Fenerbahçe’nin attığı 4 golde de top kalecinin sağından ağlarla kucaklaştı. 47. dakikada Stoch, soldan içe hareketlendikten sonra, yerden bir vuruşla kaleci Oğuzhan’ın sağından çerçeveyi buldu. Baroni, Bienvenü paslaşmasından sonra Alex, mükemmel bir plaseyle meşin yuvarlağı aynı köşeye bıraktı. 70’de Stoch’un soldan bindirip ceza alanına kestiği topu yumuşatan Gökhan, 3. kez Oğuzhan’ın sağından golü yaptı. Sarı Lacivertli ekibin sıkıntılı anlar yaşadığı uzatma dakikalarında, Caner ceza alanı önünde düşürüldü. Serbest atışı kullanan Cristian Baroni, ip gibi düzgün bir vuruşla Saraçoğlu’na derin bir nefes aldırırken, topun adresi yine 61 numaralı Oğuzhan’ın sağındaki direk dibiydi.
Caner işine bakıyor
Fenerbahçe ilk dört haftada 10 puan toplarken Caner Erkin, öne çıkan futbolcuların başında geliyordu. Aykut Kocaman’ın sürpriz kadro tercihi ile Caner Belediye maçında ilk 11’de yer bulamadı. 79. dakikada Miroslav Stoch’un yerine oyuna giren tecrübeli futbolcu, hırsı ve çalışkanlığıyla yine dikkat çekti Uzatma süresiyle birlikte 14 dakika görev yapma fırsatı bulan Caner’in gol vuruşunu Belediye kalecisi Oğuzhan zor da olsa önledi. Baroni’nin attığı 4. gol öncesi yaklaşık 50 metre topu taşıyan Caner’i rakip savunma ancak faulle durdurabildi. Banko durumdayken bir anda kulübeyi gören milli futbolcuyu, performansı nedeniyle takım arkadaşları ve teknik patron Aykut Kocaman’ın kutladığı öğrenildi. Sarı-Lacivertli yöneticiler ise Caner konusunu, “Takım ruhunun zirve yaptığını Caner gösterdi. Yedek kalmasına rağmen bozulmadı. Aksine maça girdiğinde hırsıyla takdir topladı. Elinden gelenin fazlasını yapmaya çalıştı. Bu ifadeleri tüm takım için kullanmak mümkün. Aykut Kocaman ve ekibini de bu nedenle kutlamak gerekir” sözleriyle yorumladılar.
‘’Övünülecek başarı‘’
Temmuz ayının 3’ünde başlayan şike süreci, iskelet kadrodan 4 futbolcunun takımdan ayrılması, Şampiyonlar Ligi hakkının elinden alınması, Emre, Gökhan, Serdar ve Orhan’ın sakatlıkları, mental ve fizik güç kaybına uğramış futbolcu grubu. Bunca vartanın ardından, Fenerbahçe 11 günde 4 maç oynayıp 10 puan topladı. Aykut Kocaman ile öğrencileri, Gaziantepspor ve Kayserispor gibi zor deplasmanların bulunduğu bir period da bunu başardı. Böylesine bir tabloyu sanırım hiçbir otorite beklemiyordu. Bu yüzden SarıLacivertli oyuncuları alınan 10 puandan dolayı kutlamak gerekir. Fenerbahçe’nin dört maçtaki oyun karnesine dönersek, o tarafı pek mutlu etmedi. Gaziantepspor deplasmanında müthiş bir ikinci yarı çıkartan Fenerbahçe, Ordu ve Kayseri maçlarında şanslıydı. 42 bine yakın kadın ve çocuğun izlediği 90 dakikada ise, Manisaspor’u elinden kaçırdı. Dağ gibi sorunların içinden çıkan bir takımdan tempolu, göze hoş gelen bir oyun beklentisi sadece taraftar cephesinde konuşuldu. Ama Aykut Kocaman da futbolcular da dönemin zor geçeceğinin bilincindeydi. Sıkıntıların üstüne tuz ve biber gibi gelen 11 günde 4 maçlık fikstür kazasından en az puan kaybıyla çıkmak, onlar için önemli avantajdı. Futbolun ilahi adaleti bu olsa gerek. Fenerbahçe zorlu virajdan hafif sıyrıklarla döndü. Üstelik ezeli rakipleri, Sarı-Lacivertli ekipten daha fazla puan kaybı yaşadı. “Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz” söylemiyle örtüştü beklentiler. Fenerbahçe aldığı 10 puanı yatarak kazanmadı. Maçta forma giyen herkes elinden geleni yapmaya çalıştı. Şans da yanlarında olunca, kaymaklı ekmek kadayıfı tadında bir son geldi. Övünülecek başarı takımda moral değerleri yükseltti, taraftarın coşkusu ikiye katlandı. Sakatların takıma dönüş yapmasıyla Fenerbahçe’nin eksi değerleri hızla artıya dönüşecektir. Aykut Kocaman’ın yaratmak istediği rakibe basan, orta sahada kalabalık duran, hücumda çoğalan, sürekli kanatlardan bindiren Fenerbahçe tablosu da şekillenecek.
‘’4 ciğerli Caner!‘’
Güneydoğu deplasmanında Sarı-Lacivertliler ilk bölümde sıcaktan ve Gaziantepspor’un baskısından bunaldı. Olcan, Ivan, Wagner, Popov ve Cenk gibi iyi top yapan, ayağa oynayan futbolcular, Kırmızı-Siyahlı hakimiyeti getiren isimlerdi. Olcan’ın nefis golüyle ev sahibi öne geçmeyi de başardı.
Mehmet Topuz’un sakatlanmasından sonra oyuna giren Uğur adı gibi uğurlu geldi. Fenerbahçe oyunda dengeyi kurmanın yanı sıra Alex’le beraberliği de yakaladı. İkinci yarıda Gaziantepspor’un temposu düşerken dikine oynama düşüncesi de azaldı. Bunu fırsat bilen Fenerbahçe rakip kaleyi daha fazla yokladı. Adeta 4 ciğerli oynayan Caner, iki yönlü futboluyla Fenerbahçe’yi ayağa kaldıran isimlerin başındaydı. Golü koklayan Alex öyle yerlere sızdı ki, rakip savunmaya yapacak bir şey bırakmadı. İlk maçında kafalarda soru işareti bırakan Bienvenu nefis bir kafa golü atarken Gaziantep’in en iyisi olan Dany’ye, son dakikalarda attığı çalımlarla ecel terleri döktürdü. Uyum sorununu çabuk atlatacak gibi gözüken Ziegler 1’inci goldeki payının yanı sıra son golün asistini yapan isimdi. Ayrıca Sarı-Lacivertliler’in oyun içinde dikkat çeken en önemli yönü, takım olarak mücadele isteğiydi. Fenerbahçe çok zor gözüken Gaziantep deplasmanında ikinci bölümdeki baskılı, tempolu oyunu ve bilinçli hücum girişimleriyle anlamlı bir 3 puan daha kazandı. Sarı-Lacivertliler geçtiğimiz sezon ilk yarı sonunda ele geçirdiği galibiyet bayrağını Antep deplasmanında da başarıyla taşımayı sürdürdü.
‘’3 puan önemliydi‘’
Fenerbahçe, şampiyon olduğu sezonda şike soruşturması yaşadı, süreç hala devam ediyor. Başkanı ve yöneticileri tutuklandı. Emenike apar topar Rusya’nın yolunu tuttu. Teknik patron Aykut Kocaman takımı tam toparlamıştı ki UEFA’dan, Şampiyonlar Ligi’nden men kararı geldi. Bu yetmezmiş gibi önce Lugano ardından Niang Fenerbahçe’ye veda etti.
Böylesine sıkıntılar dolu dönem yaşayan, moral değerleri erozyona uğrayan Fenerbahçe’den, Orduspor karşısında çok iyi oynamasını beklemek abartı olurdu. Nitekim öyle oldu. 90 dakikanın bütününde Sarı-Lacivertliler organizasyon sorunu yaşadı. Orduspor arkadan rahat çıkarken, ikinci bölgede de topu istediği gibi dolaştırdı. Net pozisyonlar bulan konuk takımda Fatih ile Dalmat’ın son vuruşlardaki dengesizliği
Sarı-Lacivertliler’in şansıydı.Fenerbahçe’nin seyircisiz oynadığı bu zor maçı kazanmasındaki en önemli etken bireysel yeteneklerin ağır basmasıydı. Alex satranç oynar gibi iki üç hamle sonrasını düşünüp istediğini yaptı. Üstelik maç boyunca Onur’un yakın markajına rağmen topla buluştuğunda her türlü ince ayarı verdi. Yobo tehlikenin olduğu her yerde anında bitip rakibin gol atmasına müsaade etmedi. Bu sezon hazırlık kampı geçirmeyen Nijeryalı’nın üstün performansı Sarı-Lacivertli savunmayı ayakta tuttu. Baroni orta sahada bütün bölgelere yardım elini uzattı. Semih’in ‘al da at’ dediği pozisyonda orada olması önemliydi. Yeni transferlerden Ziegler de ikinci yarıda daha derli toplu görüntüsüyle dikkat çekti.
Ezeli rakiplerinin puan kaybettiği Süper Lig’in ilk haftasında, Fenerbahçe’nin kazanması çok önemliydi. Bu galibiyet Sarı-Lacivertli ekibin bundan sonraki maçlarda daha rahat yürümesinin yolunu açacak.
‘’Gerçeklerle yüzleşmek‘’
Bir yorum yazdık, kıyamet koptu. Küfürler, ölüm tehditleri, amigo yazar suçlaması, Aziz Yıldırım uşaklığı gırla gitti. Oysa Türkiye gerçeğini yazdım. Herkesin bildiklerini farklı bir olay üzerinden anlatmaya çalıştım. Aynı şekilde Fenerbahçe’den “nankörce” bir yaklaşım gelirse onu da aynı ölçülerde kınarım. Ben, başta futbol olmak üzere Türkiye’de sporun tüm dallarında temizlik istiyorum. Ben, şike yapanların, buna niyetlenenlerin kim olursa olsun yargı önünde hesap verip cezalandırılmasını istiyorum. Ben, şike ihalesinin sadece Fenerbahçe’nin üzerine yıkılmasını doğru bulmuyorum. Ben, her türlü holigan tavırlara sonuna kadar karşıyım. Kin ve nefret duygularını körükleme eyleminin yakınından bile geçmem. Fenerbahçe’de yanlış bulduklarımı, gördüklerimi her zaman yazdım. O zaman benim objektif baktığımı söylemeye cesaret edemeyenler (ki hiç böyle bir beklenti içinde olmadım) zülfüyare dokununca bayağı alındılar ve terbiye sınırlarını da aştılar. Bu grup içine girenler maalesef her takımda var. Yanlışları görmezden gelip, eleştirenleri hedef göstermeyi çok iyi bilirler. Gerçeklerle yüzleşmeyi başardığımızda, spordaki temizlik kendiliğinden gelecektir.
Evet, Neuchatel maçı, tribünden atılan yabancı maddeler yüzünden sorun yaratmıştı. Şaibe kelimesini kullanmam yanlıştı. Bu yüzden de FANATİK okuyucularından özür diliyorum.
‘’Nankörler‘’
Bu nasıl bir kin. Bu nasıl bir kıskançlık. Bu nasıl bir fırsatçılık. Bu nasıl bir aymazlık. Anlayan varsa beri gelsin. Fenerbahçe’nin sahalarda bileğini bükemeyenler, UEFA’ya mail, yağdırmış, fax ve telefonlarla “ispiyon manyağı” yapmışlar. Yetmemiş İngilizce, Almanca ve Fransızca olmak üzere üç dile çevrilmiş 4 dosya da evrak postalamışlar.
Fenerbahçe’nin güç durumlara düşmesi, kara çalınması belli ki, onların yaşam kaynağı. Fenerbahçe’nin başta futbol olmak üzere dibe vurması, onların aşı, ekmeği, suyu. Demek ki onlar, Fenerbahçe’nin sıkıntıya düşmesinden yaşamlarını sürdüren bir tür tufeyli.
Onlar aynı zamanda vefayı bir “semt“ zanneden nankörler ordusu. Neuchatel Xamax maçını çabuk unuttular. 5-0 kazandıkları maç, şaibeli görüldüğü için tescil edilmemişti. Onlar için kilise ve katadrel çanları tehlikeli çalıyordu. Ama Fenerbahçe’de başkanlık yapmış Ali Şen, ebedi dostluğunu göstererek, mesele Türkiye olduğu için onları bataklıktan çekip almıştı. O dönemde bir tek Fenerbahçeli ne fax çekti, ne telefon yağdırdı, ne de belge toplayıp dosya yolladı. Çünkü önemli olan Türk futboluydu.
Onlar çok korktular. Bunda da haklıydılar. Çünkü Fenerbahçe her dalda onlara karşı açık ara önde gidiyordu. Korkuyorlardı çünkü Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’ne katılırsa, final oynayabilir, hatta kupayı bile Kadıköy’e getirebilirdi.
Herkes biliyor ki, 50 yıldır futbolun içinde şike, teşvik, hatır gönül işleri oluyor. Zalad’lar, 20.45’ler, 4 yıl arka arkaya kazanılan şampiyonluklardaki 96. dakikalar asla unutulmaz. 14 Nisan kararlarının arkasına saklanıp, Fenerbahçe’yi “günah keçisi” yapmak, Türk futbolunu temizlemez. Çok değil, filmi 10 yıl geriye sarıp izlemek yeterli. İşte o zaman Türk futbolunu temizlemek kolaylaşır.
Eyyamcı UEFA ve onun işbirlikçileri, medyada ahkam kesenler, çok iyi bilmelidir ki Fenerbahçe asla yıkılmaz. Fenerbahçe üzerinden mutlu olmak size haram. Fenerbahçe sizin her dönemde mega korkunuz olacak. Yabancı ve yerli yıldızları elden çıkarılsa dahi, Fenerbahçe, PAF takım ile sizin kabusunuz, korkulu rüyanız olmaya devam edecek.
Yönetemediler
Gelelim kriz dönemini acemice geçiren Fenerbahçe yönetimine; Bir komisyon oluşturup baskı kuramadınız. Günü kurtaran demeçlerle tribünlere oynadınız. Boşuna kimseyi suçlamayın. Yardım ve destek taleplerinin yüzüne bile bakmadınız. Demek ki Aziz Yıldırım tek adam olmakta haklıymış. Şunu çok iyi biliyorum ki, şayet Aziz Yıldırım cezaevinde değil de dışarıda olsaydı, asla sizin gibi yapmaz, ortalığı yırtar, çalınmadık kapı, çıkmadık makam bırakmazdı. Sportif direktör ve teknik sorumlu Aykut Kocaman kadar cesur durabilseydiniz, şimdi sonuç daha farklı olabilirdi.
Çifte standarttan da beter
Fenerbahçe’nin yerine Trabzonspor’un Şampiyonlar Ligi’ne gönderilmesi, skandal ötesi bir karar. Dünyayı paylaşmaya, soymaya doymayan emperyalistler, kendi kurumları olan UEFA’da da diledikleri gibi at koşturuyorlar. UEFA’nın Trabzonspor tercihinde, Türkiye Futbol Federasyonu’nun payı olduğuna inanmıyorum. Mehmet Ali Aydınlar’ın nasıl bir Fenerbahçeli olduğunu bilmeyen yoktur. Onun başkanı olduğu bir kurumda, bilinçli şekilde Fenerbahçe’ye zarar vermek imkansızdır. Federasyonun rest kozunu neden kullanmadığı şu anda soru işareti. İlerleyen dönemlerde bu sürecin detaylı şekilde açıklanması, kamuoyunun aydınlatılması şart oldu. Yoksa ortada dolaşan soru işaretleri, Türkiye Futbol Federasyonu’nun başını çok şişirecek.
‘’Sistem tıkır tıkır işliyor‘’
Bir ara sağ çizgiye giden Dia orayı da karıştırdı. Brezilyalı Naldo, Dia’nın bu görüntüsü karşısında defansı nasıl idare edeceğini şaşırdı. Siyahi futbolcunun Andre Santos ile uyumu da beklenen ölçüdeydi.
Fenerbahçe’de temel sistem artık makineleşti. Dia çıkıyor, Stoch giriyor, Orhan kenara alınıp, Özer oyuna giriyor. Sarı-Lacivertli ekibin sistemi aksamadan yürüyor. Görünen o ki Fenerbahçe’de hangi futbolcu sahada görev alırsa alsın sistem tıkır tıkır işleyecek.
Fenerbahçe Alex merkezli oyunuyla Werder Bremen karşısında etkiliydi. Orta alan ve forvet hattının presli oyunları Werder Bremenli oyuncuları hayli rahatsız etti. Dia, Niang ve Stoch ile fırsatlar bulan Fenerbahçe yine organize bir atak sonrası Özer ile skor dengesini bozdu. Fenerbahçe’yi kenarlardan ve göbekten yıkamayan Werder Bremen uzak şutlarla gol aradı. Ancak her maç panterleşen kaleci Volkan, Almanlar’ın gol vuruşlarını engelledi.
Fenerbahçe, Werder Bremen karşısında zorlanırken zaman zaman yapılan top kayıpları yüzünden kalesinde tehlikeler yaşadı. Ayrıca Sarı-Lacivertli oyuncular gereksiz yan pas tercihleriyle hızlı çıkışları frenledi. Alternatifi olmadıkça sahada 90 dakika oynamak zorunda kalan Niang’ın ikinci yarıda zorlanması normaldi.