Arama

Popüler aramalar

‘’İtalyan işi!‘’

Rakip İtalyan olunca futbolun sert yanı da kendisini gösteriyor. Sadece bu olsa iyi, Palermo dörtlü garanti defans, kalabalık orta saha kurgusuyla Fenerbahçe’nin rahat pas yapmasına fırsat tanımadı. Palermo’nun
sezon açılış maçında Sarı-Lacivertliler 4-3-3 şablonuyla başladı. Rakibin pres düşünceli oyunu bağlantılı takım savunması hatalarını beraberinde getirdi. Fenerbahçe 1-0 geriye düşünce Aykut Kocaman oyuna müdahale ederek 4-4-1- 1’e, eski sisteme döndü. Orta sahada sayısal dengeyi kuran Fenerbahçe topla
daha çok oynama imkanı buldu. Alex’in ayaklarından çıkan paslar Baroni ve Serdar ile skor avantajını da getirdi. Santos penaltıya neden olup kırmızı kart görmeseydi Fenerbahçe soyunma odasına önde gidebilirdi. Palermo, Fenerbahçe’ye oranla hazır bir takım havasındaydı. Sezon öncesi yorgunluğundan sıyrılmış olan İtalyan ekibi ikinci bölümde Sarı-Lacivertli ekipten daha diri, daha organize olmasına rağmen gol yollarında Volkan’ı geçemedi. Fenerbahçe dün eksik kalmasına rağmen oyun sisteminden uzaklaşmadı. Volkan kritik müdahalelerle rakibin direncini bozmayı bildi. Selçuk’un savunma destekli hırslı oyunu orta sahanın ayakta kalmasını sağladı. Sezer her geçen gün Fenerbahçe’ye ısınıyor. Fenerbahçe genelde sıkıntılı bir 90 dakika
geçirse de yine duran toptan Uğur’un kafa vuruşuyla yurt dışındaki ikinci hazırlık maçını da kazanmasını bildi.

22 Ağustos 2011, Pazartesi 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’Fener kalite farkıyla‘’

Bunca sıkıntılı süreçten sonra futbola dönen Fenerbahçe, Nürnberg karşısında ilk yarının genelinde oyunun akimiydi. Maçın başlarında Bilica ve Baroni’den gelen top kayıpları Volkan’ın kalesinde sıkıntı
yarattıktan sonra Fenerbahçe dizginleri eline geçirdi. Almanya’da liglerin başlamış olması avantajıyla hazır durumdaki Nürnberg, Sarı-Lacivertli ekibin tecrübeli ve kaliteli futbolcuları karşısında ilk bölümde
bir varlık gösteremedi. Niang, Dia, Alex, Mehmet Topuz ve özellikle Volkan 2-0’lık skor avantajının
gelmesinde önemli katkı sağladılar. İkinci bölümde Volkan, Bilica ve Baroni’nin dışında yapılan
8 değişiklik Fenerbahçe’ye yaramadı. Top daha fazla ev sahibinde kaldı. Kadro kalitesi olarak Fenerbahçe’nin gerisinde kalan Nürnberg durarak oynayan orta saha ve savunmanın solunda ciddi açıklar veren Fenerbahçe
karşısında uzun süre tek kale oynadı. Sarı-Lacivertliler ikinci yarıda maçı kaybetmediyse bunu Volkan’ın
kalesinde devleşmesine borçlu. Almanya’daki ilk hazırlık maçında başta Volkan olmak üzere Dia ve Niang müthiş performanslarıyla gurbetçilerin büyük sevinç yaşamasını sağladılar. Niang bu performansıyla Fenerbahçe’de kalacağının da işaretini verdi.

17 Ağustos 2011, Çarşamba 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’Şike nerede?..‘’

Fenerbahçeli futbolcularla konuşuyorsun, üzüntü, isyan, moral bozukluğu karışımı tepkiler geliyor: “Bizim hangi maçımız şike olabilir? Gaziantepspor’u nasıl geçtik. İnönü ve T.T. Arena’daki 90 dakikaları herkes gözünün önüne getirsin. Trabzonspor’u, eli boş gönderdik. Eskişehir’de, Batuhan’ın son saniyedeki kafası direkten dönmeyip, gol olsa, maç berabere bitecekti. Yaşadığımız strese, döktüğümüz tere yazık değil mi?..”
Futbolcuların düşünceleri genelde bu yönde...

Takımın patronu Aykut Kocaman, ilk günden beri haykırıyor, “Hangi maçımızda şike görüntüsü var? Gecelerimiz uykusuz geçti. Oyuncuları motive etmek için, evimizin yolunu unuttuk. Futbolcular evlerinden çok Samandıra’daydı. Mucize gibi gözükse de, büyük iş başardık. Tek tek maçlarımız mercek altına alınsın... Bir şaibe bulunursa, her türlü cezaya razıyız...”

Aykut Kocaman da her fırsatta bu söylemleri kullanıyor. Boğazından kesip, nafakasının bir bölümünü maç biletine sayan taraftarın suçu ne?.. Gerçi işleyen süreçte Sarı-Lacivertli taraftarlar, önemli hatalar yaptı. Sağduyudan uzaklaşıp, medyayı hedef aldılar. Yetmedi, ölüm tehdidi savurup, linç bayrağı açtılar. Bilerek ya da bilmeyerek... Taraftarın stratejisi büyük yanlıştı. Sonunda Fenerbahçe Yönetimi, geç de olsa taraftardan sakin olmasını istedi. Teknik patron Aykut Kocaman, futbolcu grubu ve Fenerbahçeli taraftarlar, haksız değiller. Ortada kazanılmış, 16 maç var. 9 puan fark kapatılmış, şampiyonluğu saha içinde gölgeleyecek bir durum yokken, “Şike nerede” diye bağırmak, onların en doğal hakkı...

Geriye sadece yöneticiler kalıyor. “Suçlu onlar mı?” sorusuna takılanlar çıkacaktır. İşin o boyutu, artık yargıda... Mahkeme sonuçlanıncaya kadar beklemek zorundayız.

08 Ağustos 2011, Pazartesi 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’Tuhaf bir durum‘’

Şike, teşvik, organize işler, sanki sadece 2010-11’de yapıldı. Yıllardır futbolun içinde var bunlar.
Sakın ola bu insanlık ayıbı eylemleri desteklediğimi sanmayın. Sporda danışıklı döğüş, en büyük ayıptır.
Ama 14 Nisan kararlarını öne sürerek yakıp yıkmak, sektörü yok etmenin eşiğine getirmek, bana tuhaf geldi.

Benim bildiğim, duyduğum 40 yıldan bu yana şike ve teşvik, mevcut düzenin içinde yer alıyor. Sadece bizde değil, futbolun oynandığı her ülkede yaşanmışlar var. İşte bu yüzden 2010-11 sonrasına siyah bir çizgi çekip, yeni sayfa açılabilirdi.

Liglerde mücadele eden bütün kulüp başkanlarıyla toplantı yaparak, meselenin ciddiyeti anlatılır, ondan sonra düzene uymayanın ipini çekmek kolay olurdu. İşte bu nedenle beyaz sayfa açılmalıydı.
Fenerbahçe’yi tsunami vurdu. Sonra büyük dalgalar Beşiktaş’ı ve diğerlerini süpürdü götürdü. Çok değil 10 yıl geriye gidilerek futbol irdelense, belki de Süper Lig’de takım kalmaz. Çünkü herkes bir şeyler anlatıyor. Toplasan Meydan Larousse olur.

Gelinen nokta çok vahim. Fenerbahçe taraftarının gözü dönmüş durumda. Medyayı ölümle tehdit etmekle kalmayıp, linç girişimine yeltendiler. 30 yıldır böyle bir olayı ne gördüm, ne de duydum. Yarın ne olacağının garantisi yok.

Fırsatçılar, durumdan vazife çıkaranlar, sütten çıkmış ak kaşık duruşuna geçtiler. Sürekli “biz temiziz, onlar kirli” rolüne soyundular. Tencere dibin kara, seninki benden kara. Ya da, dinime küfür eden, Müslüman olsa.

Bir de çok bilenler futbola da sıçradı. Ekonomi, siyaset, hukuk, anayasa uzmanları, bu işe de zıpladılar. Maşallah mangalda kül bırakmıyorlar. Hiç utanmadan, spor yazarlarına da dil uzatıyorlar. Onlara göre spor yazarları korktukları, sindirildikleri için televizyonlarda yorum yapamıyorlarmış.
Hodri meydan. Çağırın da neler olacağını görün. Kritik dönemlerde, neden çok bilmişler televizyonları işgal eder acaba!

Bu işte de danışıklı döğüş, şike olmasın!

30 Temmuz 2011, Cumartesi 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’Süreç lehte işliyor‘’

Şike soruşturması yüzünden allak bullak olan ve şampiyonluk sevincini doyasıya yaşayamayan Fenerbahçe, Belçika kampı ile hazırlık dönemini kapadı. İstanbul ile Topuk Yaylası’nda yüksek tempoda geçen kuvvet ve çabukluk programlarının ardından Belçika, oyuncular için aktif dinlenme fırsatı yarattı.
Aykut Kocaman bu sezon da tam kadro hazırlık kampı keyfini yaşayamadı. Santos-Lugano ikilisi Copa America organizasyonuna gitti. Mehmet Topuz, Serdar Kesimal, Alex, Emenike, Niang ve Uğur Boral sakatlandı. Emenike ayrıca Sezer ile birlikte, şike soruşturmasında ifade verdi. “Fenerbahçe’nin şampiyonluğu alınsın” tartışmaları sürerken, Başkan Aziz Yıldırım, yöneticilerden İlhan Ekşioğlu ve Şekip Mosturoğlu tutuklandı. Büyük sarsıntıya rağmen Fenerbahçe futbol takımı, hazırlık dönemini başarı ile sonlandırdı.

İskelet kadronun büyük bölümü, Twente ve Standard Liege maçlarında forma giymedi. Gözler öncelikle yeni transferler Orhan Şam ile Sezer Öztürk’ün üzerindeydi... Sezer, 45 dakika şans buldu. Bu süre milli futbolcuyu enine-boyuna analiz etmek için yeterli değildi. Orhan, Twente karşısında vasat, Liege sınavında ise tadındaydı... Her iki oyuncunun da Aykut Kocaman’ın desteği ile Fenerbahçe’de iyi işler yapması bekleniyor.

Bekir, Bilica, Selçuk, Özer hatta Güiza daha hazır değil. Gökhan Gönül ve Emre, sanki lige ara verilmemiş gibi geçtiğimiz sezonun üstüne koyarak devam ediyorlar. Dia, Baroni ve Semih, Belçika kampının muhteşem üçlüsü olurken, Stoch da bu üçlüye yetişmeye çalıştı. Bu kadroya Mehmet Topuz, Alex, Niang, Lugano, Santos, Volkan Demirel, Serdar ve Emenike katılacak. Forma kapma rekabetinin en yoğun yaşanacağı bir sezon Fenerbahçe’yi bekliyor.

İşler yolunda gider, sakatlık ve kart cezaları olmazsa, Aykut Kocaman’ın keyfi yerinde olacak. Zengin kadro rahatlığının yanı sıra tecrübeli çalıştırıcı aynı zamanda ilk 11’i oluşturma zorluğunu da yaşayacak. Fenerbahçe camiası yıllardır Avrupa’da başarı sevdası ile yanıp tutuşuyor. 1-2 kaliteli yabancı takviyesi ile Sarı-Lacivertliler Şampiyonlar Ligi’nde iyi yerlere gelip, bu hasreti sonlandırma şansını bulabilir.

18 Temmuz 2011, Pazartesi 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’Bekleyip, görelim!..‘’

Twente ile Brüksel’deki turnuvada oynanan maç, Fenerbahçe’de savunma göbeğine takviyenin zorunlu olduğunu gösterdi. Lugano-Yobo ikilisinin yokluğunda, defansın ortası ne yazık ki, Fenerbahçe’nin yumuşak karnı oluyor. Yobo, dönmeyecek gibi gözüküyor. Serdar Kesimal, bu bölgeye takviye düşüncesiyle alındı. Ancak sayısal anlamda yeterli değil. Teknik patron Aykut Kocaman, Belçika’da yaptığı ilk toplantıda, bu sorunun sinyallerini verdi. Şike operasyonunun ardından doğan belirsizlik nedeniyle Fenerbahçeli yöneticiler bu anlamda adım atamıyor.

Yeni transferler Orhan ve Sezer, Twente sınavında beklentilerin gerisinde kaldılar. Orhan, savunduğu bölgede çok adam kaçırdı. Ama genç oyuncunun kumaşının iyi olduğunu herkes biliyor. Orhan, zamanla eksik taraflarını düzelterek, ilk 11’i zorlar. Sezer’in Twente karşısındaki durgunluğu, normal karşılanabilir. Şike Operasyonu’nda zor günler geçiren milli futbolcu, bu olaydan fazlaca etkilenmiş. Gerektiği gibi sorumluluk almaması, mücadelede zayıf kalması tamamen geçirdiği tatsız sürece bağlanabilir...

Fenerbahçe hazırlık maçlarına çok eksikle başladı. Lugano, Santos, Alex, Emenike, Niang, 45 dakika oynayan Dia, Gökhan ve Emre kadroya girdiğinde, Fenerbahçe’nin görüntüsü de, saha içi kurgusu da değişir. Süper Lig’in başlamasına 2 haftadan fazla bir zaman var. Aykut Kocaman, bu süreci en iyi şekilde değerlendirip, Fenerbahçe’yi yeni sezona hazır olarak sunacaktır.

17 Temmuz 2011, Pazar 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’Profesyonellik‘’

Yurdum insanının belirli zamanlarda kullandığı çok güzel bir söylem vardır: “Herkes kapısının önünü süpürsün...” Bu yapılırsa ortalıkta toz toprak kalmaz. Dolayısıyla yağışlar sonrası, çamur deryaları oluşmaz. Bazı durumlarda bu söylem mecazi anlamda da kullanılır. Hatta ‘cuk’ diye oturduğu anlar çoktur. Türk futbolunun toparlanması için bu söylemin slogan olarak beyinlerde kalması gerekir. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı’na aday olan Mehmet Ali Aydınlar’ın göreve başlamasıyla, yeni bir sürecin başlayacağı kesin. Aydınlar ve ekibinin Türk futbolunda yeni bir sayfa açacağından kimse kuşku duymuyor.
Mehmet Ali Aydınlar’ın Fenerbahçe’li olması bazı çevreleri rahatsız etmiş olabilir. Ancak Aydınlar, sorumluluk aldığı her yerde tarafsız kalmayı başarmıştır. Futbol Federasyonu Başkanlığı koltuğunda da buna özen gösterir. Kurumsallaşmaya ve profesyonel ekiplere önem veren yapısıyla tanınan Mehmet Ali Aydınlar, Türk futbolu için fırsattır.

Tercih meselesi

Fenerbahçe transfer döneminde yine Türkiye’de öne çıkan isimleri kadroya dahil etti. Emenike, Orhan, Serdar ve Sezer performanslarıyla geçtiğimiz sezon çok konuşuldu. Aykut Kocaman’ın çok istediği Selçuk İnan ise Galatasaray’ı tercih etti. Bu konuda yapacak bir şey yok. Çünkü futbolcu istediği takımda özveriyle, hırsla isteyerek oynar. Oyuncunun kararına saygı duymak gerekir. Bu konuda Fenerbahçe yönetimini suçlamak kesinlikle subjektif bir yaklaşım olur. Halil Altıntop Eskişehir’i gezmiş, yöneticilerle konuşmuş, sonra da Trabzon’u tercih etmiş. Eğer Halil Kırmızı-Siyahlı yöneticilere söz verip bu hamleyi yaptıysa, kesinlikle centilmenlik dışı bir tavırdır. Ama milli futbolcu umut vermeyip, Trabzonspor’a imza attı ise, Halil’i kınamak duygusallık çizgisinde kalır. Şayet gönül bağları fazla değilse, profesyoneller genelde kazandıklarına bakarlar.

Transferde doğru hamleler

Bu dönem transferin en sakin, emin adımlarla yürüyen kulübü Fenerbahçe. Sarı-Lacivertliler şampiyonluk sonrası, futbolcu alma konusunda seçici davranıyor. Onlarca hatta yüzlerce menacer, futbolcularını satmak için Fenerbahçe’nin kapısını çaldı. Ancak Aykut Kocaman’ın verdiği rapordan sapma yapmayan transfer ekibi, tekliflere prim vermedi. Bu kez ne panik, ne de acele davranma var. İşler profesyonelce yapılınca, transferler ihtiyaca yönelik gerçekleşiyor. Ayrıca harcamalar da maksimum seviyelere fırlamıyor. Sadece
Yobo kaldı. Everton, Nijeryalı oyuncuya fazla direnemez. Çünkü Yobo gerekirse oynamamayı bile kafasına
koymuş. İşte bu yüzden İngilizler sonunda pes edecek. Emenike, Serdar, Orhan ve Sezer alındı. Fenerbahçe şampiyon kadrosunu korudu. İki yönlü oynama özelliği bulunan bir ön libero düşüncesi var.
Olursa tadından yenmez. Bu transferler yeter mi diyenler çıkacaktır. Takımın patronu Aykut Kocaman ise, o da transferleri yeterli buluyorsa, kimsenin laf çakma hakkı olamaz.

27 Haziran 2011, Pazartesi 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’5'i bir yerde‘’

Hem takanın, hem de takılanın göğsünü kabartır. Fenerbahçe Asbaşkanlarından Ali Koç, Anadolu insanının bu hazinesini, spora taşıdı.
Ali Koç’un söylemi, Sarı-Lacivertli camiada çok tutuldu. Medyanın birinci manşetlerini işgal etti. Koç’un sloganının gerçekleşmesine ramak kaldı. Fenerbahçe Ülker Erkek Basketbol Takımı, final maçlarında ezeli rakibi Galatasaray’a bayağı ağır bastı. Doğaüstü bir mucize gerçekleşmez ise, Fenerbahçe yarın, ‘Beşi Bir Yerde’sine kavuşacak. Kadınlı erkekli sporun ana şubelerinin tümünde şampiyon olan, kulüp olma apoletini de takacak. Fenerbahçe bir kez daha ilklerin takımı olduğunu tescilleyecek.
Ezeli rakip ebedi dostlar, doğal olarak Sarı-Lacivertliler’in bu havasını kıskanacaktır. Fenerbahçe’yi yönetenleri, şampiyonlukları getiren sporcu, teknik adam ve diğer çalışanları yürekten kutlamak gerekir. Ayrıca Sarı-Lacivertliler’in bu imrendirici başarısı, Türk sporunun her anlamda güçlenmesinin itici gücü olacaktır.
Şampiyonluklarda ‘beşi bir yerde’nin keyfini sürmeye hazırlanan Fenerbahçe camiası, transferlerde de bu umudu taşıyor. Emenike, Serdar ve Orhan’nın alınmasından sonra, Sezer ile iyi bir yabancı beklentisi aldı başını gidiyor. Aykut Kocaman’ın güçlü bir iskelet kadrosu var. İhtiyaç fazlası transfer yapmak kadroyu şişirir. Ayrıca iç huzurun bozulmasına da çanak tutar.
Fenerbahçe yönetimi Sportif Direktör ve Teknik sorumlu Aykut Kocaman’ın istemleri yönünde transferde de ‘beşi bir yerde’, rüzgarını estirecektir. Genç yeteneklerin alınması ise, işlenip yeni ‘beşi bir yerde’lerin yaratılmasında önemli kaynak olacaktır.
Fenerbahçe camiası Avrupa’da başarıyı ‘olmazsa almaz’ olarak görüyor. Bu nedenle yeni sezon hazırlıklarına tam kadro başlama zorunluluğu var. Geçtiğimiz yıl transfer gecikmelerinin faturası ağır oldu. Sarı-Lacivertli yönetimin yaşanan gerçeklerden ders çıkarıp, bu kez transfer sarkması gibi bir yanlışa düşmeyeceği beklentisi hayli yüksek.

13 Haziran 2011, Pazartesi 12:00
YAZININ DEVAMI