Arama

Popüler aramalar

‘’Sistem işleyince‘’

Daum’un Galatasaray maçıyla devreye soktuğu 4-1-4-1 dizilişi Kayseri karşısında da iyi işledi. Savunmanın önünde duvar ören Selçuk, rakip hücumlarda kritik hamleler yaptı. Orta dörtlünün her bölgesine yardım ayaklarını uzattı. Karşı savunmaya kadar pres koyduğu anlar bile oldu. Mücadele eden, koşan oyuncu sayısı fazla olunca Alex ve Emre de rahat hareket etme fırsatı buldular. Gökhan Ünal’ın attığı golde, kaptanın duvar pasının ardından yaptığı asist cetvelle ölçülmüş cinstendi.

Derbide çok yönlü atak geliştirme sıkıntısı yaşayan Fenerbahçe, dün aksine her fırsatta kanatları kullanmayı denedi. Gökhan Gönül ile Andre Santos’un kenar ortaları rakip savunmaya zor anlar yaşattı. Gereksiz top taşımalar yerine pas tercihi düşünülünce oyun süratlendi, futbol da güzelleşti. Tribünleri dolduranlar ligin ikinci yarısında ilk kez rahat bir 90 dakika geçirdi.

Alex, Emre ve Selçuk’a, ikinci yarıda Özer’in yanı sıra Mehmet Topuz da katılınca Fenerbahçe’nin hakimiyeti yoğunlaştı. Zaman zaman tek kale maç havası oluştu. Kayserispor dağınık başladığı maçı aynı şekilde bitirdi. Maç boyunca Volkan Demirel’i zorlayacak ancak bir pozisyon bulabildiler. Makukula, Lugano’yla Bilica arasında eridi gitti. Saidou, Mehmet Eren ve Muhammed ise iyi kapanan Fenerbahçe orta sahasından çıkacak açık bulamadılar. Sarı-Lacivertliler, 3 hafta önce ‘gitti’ denilen şampiyonluğa arka arkaya aldığı galibiyetlerle daha sıkı sarıldı. Fenerbahçe tüm maçlarını kazanıp, Bursaspor’un kaybetmesi için dua edecek...

05 Nisan 2010, Pazartesi 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Şahin Selçuk‘’

İngiltere ya da İspanya Ligi’nden maç izledikten sonra bizimkiler hep yavan gelmiştir. Beşiktaş-Eskişehirspor, İstanbul Büyükşehir Belediye-Bursaspor arasındaki kora kor 90 dakikalardan sonra Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki dünya derbisi de biraz yavan kaldı.

Fenerbahçe, Ali Sami Yen’e sorunlu geldi. Sarı-Lacivertliler Emresiz’di. Haftalardır takım oyununda sıkıntılar vardı. Koşmayı, mücadele etmeyi sevmeyen durumdaydılar. Maç öncesi koşullar Galatasaray’ın lehineydi. Daum 5’li orta saha kurgusuyla Galatasaray’ı kilitledi. Fenerbahçe maç boyunca sayısal olarak orta sahada rakibinden kalabalık olmayı başardı. Defans bloğu ise hiç riske girmedi. Çıkış yolları engellenen Galatasaray, Dos Santos, Keita ve Jo gibi bireysel oyun üstünlüğü bulunan futbolcularla gol aradı. Selçuk’un savunma ile orta saha arasında sergilediği müthiş mücadele Galatasaray direncini kıran en önemli etkendi. Selçuk kaleci Franco’nun hatasını da destek alarak attığı golle ödülünü alırken, Fenerbahçe’nin de kaybolan şampiyonluk umutlarını yine zirveye çıkardı. Ligin ikinci yarısında Fenerbahçe ilk kez disiplinli, az hatalı, kendinden emin anlayışla mücadele etti. Şayet sağlam bir Emre olsaydı, Sarı-Lacivertliler belki de ilk 45’te skor avantajını yakalardı. Maçın favorisi Galatasaray, maç boyunca Fenerbahçe’ye hakimiyet kuramadı. Bir net pozisyon bulan Sarı-Kırmızılılar Dos Santos’un ayağında bu fırsatı da değerlendiremeyince şampiyonluk yolunda önemli bir darbe aldı.

29 Mart 2010, Pazartesi 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Alex'in hedefi derbi mi!‘’

Fenerbahçe tribünlerinde, Özhan Canaydın için yapılan saygı duruşu sırasında 1 dakika boyunca alkış yağmuru oldu. Kişiliği, insani ilişkileri, Türk Sporu ve Galatasaray Kulübü’ne kazandırdıklarıyla gelecek nesillere örnek olacak bir spor adamına yakışan duygu dolu bir eylemdi. Keşke hayattayken de, Türk Sporu’na hizmet verenlere sevgi gösterileriyle sahip çıkılsa.

Ziraat Türkiye Kupası’nın ilk yarı finali halı saha maçı havasında başladı. Daum yasak koysa da, Fenerbahçe’de bir çok oyuncunun aklı derbideydi. Taraftar da genelde Galtasaray maçına yönelik sloganlar attı. Manisaspor kalecisi Orkun Uşak’ın affedilemez hatasında, Güiza boş kaleye topu bıraktı. Kalabane ceza alanı içerisinde yerde uzanırken, Deivid skoru 2-0 yaptı. Konuk oyuncular, hakem Abdullah Yılmaz’a ‘maçın durması gerektiği’ yönünde bir süre itiraz etti. Ancak Abdullah Yılmaz Kalabane’yi farkettiğinde, Deivid golü çoktan atmıştı. Alex, son iki maçta ortalıkta gözükmedi. Acaba, enerjisini derbiye mi sakladı! Umarım öyledir... Alex’in rol almadığı bir oyunda, Fenerbahçe keyif vermez. Aslında Manisaspor da final ister havada değildi. Sanki onlar da kupadan çok, ligi düşünür gibiydi. Yiğit Gökoğlan, Simpson, sonradan oyuna dahil olan Isaac ve Mehmet Nas ile gol kovaladılar. Ergin’in kaçırdığının dışında, ciddi pozisyon bulamadılar. Fenerbahçe 26 yıllık özlemi ‘Türkiye Kupası’nın’ bir kenarından tuttu. Ancak Galatasaray derbisi öncesinde fazla renk vermediler. Emre’nin sakatlanmasıyla da derin bir darbe aldılar.

25 Mart 2010, Perşembe 03:30
YAZININ DEVAMI

‘’Derbi morali!‘’

Emre Belözoğlu’nun Fenerbahçe için ne kadar önemli bir oyuncu olduğu, Gaziantep maçında da gözüktü. Emre de bunu çok iyi biliyor. Ama aşırı gerginliği, kontrolsüz hareketleri, Emre’nin tecrübesine yakışmıyor. Kırmızı kart görebilir ve Galatasaray derbisinde olmayabilirdi. Daum, Emre’yi devre arasında değiştirmekle belki de bu sezonun en doğru kararını verdi. Ancak bu kez de ilk yarıdaki etkili Fenerbahçe, onun yokluğunda kontrolü rakibine teslim etti.

İki hafta takımdan uzak kalmak Alex’e yaramamış. Dinlenmiş Alex, maçın adamı olmalıydı. Çabuk düşünemedi, arkadaşlarını gol pozisyonuna sokabilecek yaratıcı paslarını yapamadı. Emre de olmayınca, Fenerbahçe orta sahada çok sıkıntı çekerken, ikinci yarıda oyunun büyük kısmını kendi sahasında kabul etmek zorunda kaldı. Futbolda çabuk düşünmenin avantajını Güiza, attığı jeneriklik golle gösterdi. Fenerbahçe’nin sürekli eleştirilen İspanyol golcüsü dün attığı mükemmel golle, Sarı-Lacivertli ekibin şampiyonluk umutlarını derbiye taşıdı. Fenerbahçe, geçmiş maçlardaki ikinci yarı sendromunu Gaziantep karşısında da yaşadı. Savunmada telaşlı oynayan Sarı-Lacivertliler, orta sahada da yapılan aşırı top kayıpları yüzünden doğru dürüst hücum organize edemediler. Selçuk, Deniz Barış ve Andre Dos Santos’un topla oynama sevdası, Fenerbahçe kalesinde tehlikelerin oluşmasında önemli rol oynadı. Konuk takımdan Olcan, Beto ve Jorginho ceza alanı önünde daha sakin düşünebilseydi, Fenerbahçe rakibi karşısında da skor olarak sıkıntı yaşayabilirdi. Son 6 maçında 1 galibiyet alan ve 12 puan kaybeden Fenerbahçe için Gaziantep maçını kazanmak çok önemliydi. Karşılaşmanın geneline baktığımızda, Fenerbahçe’nin iyi oynamadığı bir maçı 3 puanla bitirdiğini söyleyebiliriz.

21 Mart 2010, Pazar 03:30
YAZININ DEVAMI

‘’Sorumluluk bilinci‘’

Fenerbahçe’de şampiyonluk ışıkları sönmüşken, Galatasaray’ın puan kaybetmesiyle hesapların yine altı üstüne geldi. Sarı-Lacivertli ekip, 8 maç arka arkaya kazandığında futbol yorumcularının çoğu, Fenerbahçe’nin açık ara yapacağını gündeme taşımıştı. Sonra Fenerbahçe duraklama dönemine girdi. Galatasaray da yarışa ortak oldu. Bu kez Fenerbahçe ve Galatasaray’ın lig maratonunda başbaşa kalacağı görüşleri güçlendi. Son 9 haftaya gelindiğinde tahminler bir kez daha karıştı. Bursaspor ile Beşiktaş da şampiyonluğun iddialı takımları arasına girdi. Artık Süper Lig kulvarında 4 takım finişe doğru koşuyor.

Şampiyonluk yarışında birden fazla ciddi rakiple mücadele etmenin zorluğunu ayrıntısıyla anlatmaya gerek yok. Aslında Fenerbahçe, ilk yarıyı zirvede tamamlarken, en şanslı taraftı. Fikstür avantajı çok müsait olan Sarı-Lacivertliler, 4 maçta 10 puan dağıtınca, bugünkü tablo ortaya çıktı. Fenerbahçe’nin 3 ayrı organizasyonda mücadele edeceği biliniyordu. Sakatlık, cezalar ve hastalık gibi handikapların unutulduğunu sanmıyorum. Fenerbahçe, bir kumar oynadı. Ara transferde, Güiza ile Semih’in yanına Gökhan Ünal alındı. Oysa sıkıntılı, acil takviye yapılması gereken bölgeler vardı. Fenerbahçe, bu kumarda maalesef ciddi kayıplar verdi. Sırasıyla yönetim, Daum, Aykut Kocaman ve futbolcular olmak üzere oyunda herkesin sorumluluğu var. Kimin ne kadar suçlu olduğu hiç önemli değil. 4 etkenden birini kenarda tutmaya çalışmak hiç inandırıcı olmaz.

Daum, güven vermediği gibi ona inananların sayısı da çok az. Emre, Gökhan Gönül, Alex ve Semih’in dışında kalanlara sanki Fenerbahçe forması biraz ağır geliyor. 9 hafta lig için uzun bir zaman. Şampiyonluk köprüsünün altından daha çok sular akar. Fenerbahçe toparlanır, onurlu mücadele ederse; Daum korkuyu üzerinden atarsa, şampiyonluk ibresi her an Kadıköy yakasına dönebilir.

11 Mart 2010, Perşembe 03:30
YAZININ DEVAMI

‘’Kazanmak önemli‘’

Futbolda her şeye rağmen kazanmak çok önemli. Hele Fenerbahçe gibi 4 haftadır galibiyete hasret kalan ve puanları hovardaca rakiplere dağıtan bir takım için kazanmak kurtuluştu. Fenerbahçe Antalya’dakinin kopyası gibi bir golle öne geçti. Sarı-Lacivertliler çabuk paslarla rakip sahaya indiklerinde rahat pozisyon buldular. Antalyaspor karşısında Güiza, Emre, Semih ve Andre Santos’la 3-4 kez bu çabuk çıkışları yaparak etkili oldular.

Maçın geneline baktığımızda Fenerbahçe’nin çok iyi oynadığını söylemek doğru olmaz. Ancak geçmiş maçlara oranla mücadele, yardımlaşma vardı. Gereksiz top kayıpları ve bireysel hatalara Antalyaspor karşısında fazla rastlanmadı. Alex’in yokluğunda Emre onun görevini yapmak için elinden geleni sahaya yansıttı.

Antalyaspor, Fenerbahçe’ye karşı açık ve hücum ağırlıklı bir anlayışla oynadı. Özellikle Andre Santos’un sol kanat bindirmelerindeki baskısı, zaman zaman Sarı-Lacivertli savunmaya zor anlar yaşattı. Lugano, Gökhan Gönül, Deivid ve Baroni gibi oyuncuların henüz sakatlıktan yeni çıkmış olmaları Fenerbahçe’nin fizik güç üstünlüğüne az da olsa olumsuz etki yaptı. Sarı-Lacivertliler, yoğun baskı altında çıktığı kritik Antalyaspor maçında 3 puan alarak şeytanın bacağını kırarken, taraftarı ve yönetimi de şampiyonluk için yine umutlandırdı.

08 Mart 2010, Pazartesi 03:30
YAZININ DEVAMI

‘’Yazık oldu...‘’

Fenerbahçe’nin önemli eksiklerine rağmen tribünler Lille maçından umutluydu. Yokluktan 7 savunmacıyla sahaya çıkan Sarı-Lacivertli ekipten kamuoyu tedirgin, taraftar ise inançlıydı. Futbolu basit oynayıp topu koşturduğunda, iskelet kadron ağır hasarlı da olsa rakibe üstünlük kurmak her zaman mümkün.

İlk kez sol bek oynayan Deniz, hücum çıkışları bile yaptı. Emre adeta iki kişilik koştu. Bekir stoperde daha yararlı olacağını gösterdi. Güiza moral bozukluğu yükünü sırtından çabuk atmış, faydalı işler yaptı. Alex’e hazırladığı pozisyon gol olmalıydı. Volkan’ın hakkını da teslim etmek gerek. Kritik 3 kurtarışı Fenerbahçe’nin tur umudunu son dakikalara kadar taşıdı. Bir de Gökhan Gönül yerini yadırgamasaydı Fenerbahçe Liverpool’u erken düşünmeye başlardı.

Lille ilk maçın aksine daha isteksizdi. Bunda Fenerbahçe’nin mücadeleci ruhunun etkisi oldukça fazlaydı. Bir-iki isim dışında öne çıkan futbolcuları yoktu. Fenerbahçe’nin turu geçtiği hesabı yapılırkan Daum’un yaptığı iki kritik değişiklik, Fenerbahçe’nin oyun kurgusunu da bozdu. Sahanın en çalışkan isimleri olan Alex ile Deniz’in çıkmasından sonra Fenerbahçe geriye yaslandı. Bu da rakibin hücum çıkışlarına kolaylık sağladı. Sarı-Lacivertli ekip bir duran top organizasyonunda hem savunmanın, hem de kaleci Volkan’ın hatası sonucu Avrupa Ligi’ne son dakikalarda veda etti.

26 Şubat 2010, Cuma 03:30
YAZININ DEVAMI

‘’Evdeki hesap...‘’

Lille yorgunu Fenerbahçe’yi Bursaspor, maçın başlarında hafife aldı. Bu manzarayı gören Alex anında cezayı kesti. Brezilyalı belki de son haftalardaki en rahat maçını oynadı ilk yarıda. Vederson’un kaleyi düşündüğü vuruşunda Dos Santos klas bir dokunuşla farkı ikiye çıkardığında herkes maçın koptuğu düşüncesine kapıldı. 2-0 öne geçen Fenerbahçe’nin, Dos Santos, Alex, Emre ve Gökhan Gönül’ün belirli bölümlerde etkili olması dışında başka bir iyi yanı yoktu. Sahanın en kısa boylusu Batalla’nın kalabalık Sarı Lacivert savunması içinde kafayla gol atması Fenerbahçe’nin defanstaki zaafını da bir kez daha gösterdi.

İkinci yarı başladığında Bursaspor’la oynanan ilk kupa maçının görüntüleri vardı Saracoğlu’nda. Yeşil Beyazlılar ayağa paslarla sürekli Fenerbahçe savunmasının üstüne üstüne gitti. Emre dışında orta alanda direnen başka oyuncu olmadığından misafir ekip her fırsatta Sarı Lacivertli yarı alana inmekte zorluk çekmedi. Bilica’nın 18 içinde gereksiz taban faulü golle sonuçlanınca liderlik hesapları yapan Fenerbahçe’ye telaşı da beraberinde getirdi. Savunma güvenliğini bir kenara iten Fenerbahçe ani bir kontratakla üçüncü golü kalesinde gördü. Oyuncuların beraberlik sonrası kendilerini oyuna kaptırmaları nasıl önemli hataysa Daum’un bunu kenardan görüp futbolcuları uyarmaması da daha önemli yanlıştı. Fenerbahçe düne kadar kötü oynadığı birçok maçı 3 puanla bitirme başarısını göstermişti, ancak Bursaspor karşısında ne yazık ki evdeki hesap çarşıya uymadı.

23 Şubat 2010, Salı 03:30
YAZININ DEVAMI