Arama

Popüler aramalar

‘’Daum tepkisi ve gerçekler‘’

Fenerbahçe’nin şampiyonluğu ikinci kez son maçta kaybetmesinin yanında, teknik direktör Christoph Daum ile yaşananlar devede kulak kalır. Bu söylem bana ait değil. Alman hocayla devam kararının resmi siteden açıklanması ve hâlâ çözümsüzlüğün devam etmesi nedeniyle camiadan, tribünlerden ve sokaktaki vatandaştan aldığım tepkiler hep bu yönde... Christoph Daum gelişmelerinin yanlış bir adım olduğunun altını çizip nedenlerini sıralamıştım. Bu yüzden tekrara gerek duymuyorum. Neresinden tutarsanız tutun ‘elden bir şey gelmeyen’ türünden ender bir olay bu yaşananlar. Müthiş tesis hamleleri yapacaksınız, Fenerbahçe’nin bütçesini 20 milyondan, 345 milyona getireceksiniz, Fenerium zinciri, kombine kartlar, sponsorlar, reklam gelirleri, yayın akarlarıyla ekonomik gücünüzü maksimum noktalara çıkaracaksınız. Kurumsallaşma, şirketleşme, halka arz; ne gerekiyorsa yapacaksınız, sonra da Christoph Daum’la ilgili bu garip kararı alacaksınız! Şaka gibi, ama maalesef apaçık bir gerçek.
Fenerbahçe yönetimi bugünün işini yarına bıraktı... Eninde sonunda Christoph Daum’un tazminatı verilip, sözleşmesi feshedilecek. Çünkü Alman hocayla devam etmeyi ne yönetim istiyor ne de sportif direktör Aykut Kocaman... O zaman yapılacak tek hareket, tazminatta anlaşıp meseleye nokta koymaktır. Fenerbahçe Yönetimi sorunu tazminatsız çözebileceğini düşündü başlarda... Belki bu gerçekleşebilirdi de... Christoph Daum’un paraya olan zaafı gözardı edilmeyip ona göre altyapı hazırlanarak sembolik rakam karşılığı el sıkışma olabilirdi pekala... İş uzadıkça huzursuzluk tırmandı, zirve yaptı... Yönetimin sportif direktör Aykut Kocaman’ın ve tüm camianın keyfi, huzuru, ağız tadı kaçtı. Transfer çalışmaları yeni sezonun hazırlık programları sekteye uğradı.

Son maçta giden şampiyonluk, anons krizi ve Christoph Daum... Fenerbahçe bu sezon kafasını yerden kaldırmaya zaman bulamadı. Bunca yaşanana rağmen kombine satışları iyi gidiyor. Fenerium’lara ilgi var. Basketbol, voleybol ve diğer amatör şubelerde elde edilen başarılar Fenerbahçe taraftarını tabii ki çok mutlu ediyor.

Ama onlar, 3 yıldır hasretini çektikleri futbol şampiyonluğunu istiyor. Soğuma noktasına doğru yaklaşan taraftar sayısının artışının, kulüpler için ciddi sorunların ayak sesleri olduğunu hatırlatmakta yarar var.

23 Haziran 2010, Çarşamba 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Semih ve Stoch‘’

Fenerbahçe’nin transferdeki ilk bombası Miroslav Stoch, Güney Afrika’da düzenlenen Dünya Kupası’nda Slovakya’nın oynadığı ilk maçta yedek kulübesindeydi. Slovakya’nın hocası, sadece uzatmalar dahil 11 dakika görev verdi. Stoch asla bir yıldız değil, ama takım için faydalı bir futbolcu. Sarı-Lacivertliler’in Twente’yle oynadığı maçlarda öne çıkan isimlerin başındaydı. Yaşı daha çok genç. Yeteneklerini geliştirip yıldız olmak için önünde uzunca bir zaman var. Chelsea’de 4 yıl geçirdi. “İngilizler bir ışık görseydi, onu bırakmazdı” diyenler mutlaka çıkacaktır. Ama Chelsea yıldız ordusu gibi... Ve o kalabalıktan yol bulamaması normal karşılanmalı. Fenerbahçe, genç oyuncu açısından önemli bir fırsat. Paranın cazibesine, renkli İstanbul gecelerine sırtını çevirip sadece işine bakarsa, yıldız olma şansını yakalayabilir. O da kazanır, Fenerbahçe de... Stoch’u Fenerbahçe’nin uzun süre takip ettiğini biliyorum. “Galatasaray’ın elinden aldılar” şeklinde bir durum yok yani... Sarı-Kırmızılılar, ilgilenip şartlarını öğrenmek istemiştir. Bu da çok doğal.

Herkes küpünü dolduruyor!
Fenerbahçe Yönetimi’ni sıkıntılı günler bekliyor. Christoph Daum’un tazminatı, Semih Şentürk’teki belirsizlik, Daniel Güiza’nın durumu, çözülmesi gereken acil sorunların başında geliyor. Görünen o dur ki, Daum tazminat konusunda ısrarcı, o da Aragones gibi küpünü doldurup gidecek. Sanırım arka arkaya yaşanan tazminat olaylarından Fenerbahçe Yönetimi gereken dersi çıkarmıştır.

Gelelim Semih Şentürk olayına. Bence çok büyütüldü. Kennet Andersson, Marcio Nobre, Nicolas Anelka ve Daniel Güiza gibi isimlerin arkasında bekleyen Semih Şentürk, Fenerbahçe’de 11 yıl forma giydi. Hiç problem çıkarmadı. Şans verildiğinde çıkıp elinden geleni yapmaya çalıştı. Attığı gollerle de Fenerbahçe’ye nice kazanımlar sağladı. Sırf hakkını aradı diye Semih’e tavır koymak şık durmadı. Bir de Semih’in profesyonel olduğunu düşünüp, olaya penceresinden bakarsak, onu daha iyi anlarız. Milli futbolcunun iyi bir Fenerbahçeli olduğunu bilmeyen yok. Milli Takımlar Teknik Direktörü Guus Hiddink ona ihtiyacı olduğunu açık açık söyledi. Fenerbahçe Yönetimi Semih’le devam etmek istiyorsa, gerekenler yapılmalı. Yok, eğer Semih kadroda düşünülmüyorsa, o zaman da önünü açmak gerekir.

17 Haziran 2010, Perşembe 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Denemekte fayda var‘’

Madem ki Fenerbahçe’nin Avrupa’da büyük kulüpler arasına girme gibi hedefi var, o zaman yapılanmasını Barcelona, Milan, Bayern Münih ve Manchester United gibi takımlarla mücadele edebilecek çizgiye taşımak zorundadır. Fenerbahçe’de bu potansiyel var. Taraftar ve camia, bunun özlemi ile yanıp tutuşuyor. Sayın Başkan Aziz Yıldırım ve ekibi, bu beklenti rüzgârını enerjiye dönüştürme şansını iyi kullanırsa, futbolda da başarı devamlılığını yakalamak, kaçınılmaz olur. Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’nde ön eleme oynayacak. Ancak, hâlâ futbol takımının hocası belli değil. Transfer girişimlerinden net sonuç çıkmadı. Daum kalacak mı? Yoksa Kocaman mı futbolun patronu olacak? Belki Daum-Aykut ikilisiyle devam etmeyi düşünenler de vardır. Fenerbahçe’yi yönetenler, teknik patron konusundaki kararlarını en kısa zamanda vermelidir. Çünkü, hoca belirsizliği transfer çalışmalarına da engel oluyor.

Futbolun patronu kim olacaksa, transferler onun bilgisi ve onayı ile yapılmalıdır. Geçtiğimiz sezon lig devam ederken Kâzım gönderildi. Ara dönemde Gökhan Ünal alındı. Ligin bitiminde teknik direktör Daum, Kâzım’ın gönderilmesine, Gökhan’ın ise alınmasına onay vermediğini her ortamda söyledi. Böyle polemiklerin yaşanması Fenerbahçe’ye ne yazık ki zarar veriyor. Şu anda sorumluluk Aykut Kocaman’ın sırtında gibi duruyor. Transfer çalışmaları, onun hazırladığı plan ve program üzerinden yürütülüyor. Bana göre Aykut Kocaman, Fenerbahçe’de ‘futbolun patronluğunu’ rahatlıkla yapacak durumdadır. Birikimi, kişilik yapısı, kariyeri ve futbol bilgisi Fenerbahçe’yi taşıyacak düzeydedir. Şayet çözüm Aykut ise, bırakın transferi istediği gibi yapsın... Kadroyu, etki altında kalmadan oluştursun. Fenerbahçe’de Rıdvan Dilmen ve Oğuz Çetin, Aziz Yıldırım dönemlerinde görev aldı. Ama her ikisine de sabır gösterilmedi, beklenen destek de verilmedi. Şayet Aykut Kocaman futbolun patronluğuna atanırsa, sonu Oğuz ve Rıdvan’daki gibi tatsız bitmesin. Yönetim, taraftar ve camia sabır gösterip, Aykut Kocaman’ın her olayda yanında dursun. Rıdvan ve Oğuz’da olmadı. Aykut Kocaman, Fenerbahçe’nin Arsene Wenger’i veya Alex Ferguson’u neden olmasın...

08 Haziran 2010, Salı 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Yıldız şart değil!‘’

Kimse alınmasın, kırılmasın, gücenmesin... Eleştirinin olmadığı yerde, hele artniyetli gözükmeyen eleştiriye tahammülün ‘es’ geçildiği yapılarda sıkıntı bitmez. Fenerbahçe, futbol sezonuna büyük umutlarla girdi. Hatta sayın Başkan Aziz Yıldırım; teknik kadro ve futbolculara güvenerek 3 yıl üst üste şampiyonluk sözü verdi. Ne yazık ki Fenerbahçe iyi oynadığı, inanılmaz fırsatlar kaçırdığı maçta Trabzonspor’u yenemeyerek şampiyonluğu son 90 dakikada Bursaspor’a ikram etti. Bu Sarı-Lacivertliler’in Denizli’den sonra Daum’la yaşadığı ikinci son maç travmasıydı.

Fenerbahçe Yönetimi önceki gün yapılan basın toplantısıyla göreve devam edeceklerini kamuoyuna duyurdu. Sayın Aziz Yıldırım konuşmasında futbol takımının önünü kesmeye çalışanları ağır bir dille suçladı. Aziz Yıldırım aldığı bilgiler ışığında Fenerbahçe üzerinde oyunlar oynandığını kamuoyuyla paylaştı. Keşke Aziz Başkan konuşmasında özeleştiriye de yer verseydi. Mesela Daum’u getirmekle yanlış bir tercih yaptıklarını söyleyebilirdi. Ya da transferlerden beklenen verimi alamadıklarına vurgu yapabilirdi. Bence eleştirinin yanına özeleştiriyi koyarak fotoğraf karesini zenginleştirmeliydi.

Yeni sezon başlayana kadar geçmiş mutlaka anılacaktır. Daum gözden çıkarıldı. 5-6 futbolcuyla da yol ayrımı gözüküyor. Aziz Yıldırım ve ekibi geriye bakmayı unutup, teknik direktör ve futbolcu transferlerine odaklanmak zorunda... Fenerbahçe 3 yıldır şampiyon olamıyor. Bir de camianın Şampiyonlar Ligi’nde final beklentisi var. Bu hedeflere ulaşmak için ince eleyip sık dokuyarak Fenerbahçe’nin ihtiyacı olan her boşluk doldurulmalı. İlle de yıldız getirmek şart değil. Gökhan Gönül şu anda Türkiye’nin en iyi sağ kanat savunmacısı. Aziz Yıldırım, Alman Milli Takım Teknik Direktörü Löw’ü Fenerbahçe’ye getirmişti. Löw bugün kariyerinin doruk noktasında!

21 Mayıs 2010, Cuma 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Bindikleri dalı kestiler‘’

Şampiyonluk için çıktığın maçta öne geçiyorsun. Tribünlerin müthiş desteği var. Haklı ya da haksız hakemin verdiği faul kararı sonrası 5 kişinin pozisyona itirazı nerede görülmüştür. Üstelik faul yapılan yer de orta çizgiye yakın. Fenerbahçeli futbolcular itiraz aşkına bölgelerini terk etmese asla gol olmazdı. Bu hırs falan değil, düpedüz bindiğin dalı kesmektir.

Ya kaçırılan pozisyonlara ne demeli. Bu yüzden Özer, Mehmet Topuz, Alex böylesine hayati maçta son vuruşlarda becerikli olabilse Fenerbahçe ilk 45’te atı alıp, şampiyonluk kupasıyla Üsküdar’ı geçerdi. Trabzonspor kupa finalindeki havasında değildi ama, maçı hiç bırakmadılar. Özellikle Egemen ve kalesine duvar ören Onur öne çıkan isimlerdi.

Fenerbahçe ikinci yarıda her türlü riski aldı. Oyunu rakip sahaya yıkan Sarı-Lacivertliler, gol için şuursuzca yüklendi. Bordo-Mavili ekibin, geriye yaslanması nedeniyle ikinci yarının tamamı Trabzonspor cezalı alanı önünde geçti. Güiza yine saç-baş yoldurttu. Alex bile kolay gol attığı yerlerden çerçeveyi bulamadı. Onur inanılmaz kurtarışlar yaparak, Fenerbahçe’nin şampiyonluk akışının önüne adeta baraj inşaat etti.

Kimse suçlu aramasın. Başta faule itiraz eden beşli ve Güiza ile birlikte herkes şapkasını önüne koysun. Ayrıca Bursaspor maçından yanlış skor vererek Saracoğlu’nu aldatanlara da helal olsun!

17 Mayıs 2010, Pazartesi 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’İki korner, iki penaltı‘’

Hırs, dişe diş mücadele, rakibe pres, alan daraltma genelde soldan olsa da kenar bindirmesi gibi önemli işlerin hepsini yaptı Fenerbahçe. Ayrıca Ankaragücü’ne yarım gol pozisyonu verdi diyebiliriz. Ama Alex ve Güiza’nın kaçırdıklarından sonra goller kornerden çıktı. Genelde antrenmanlarda üç korner bir penaltı uygulaması vardır. Fenerbahçe bunu iki korner iki penaltıya dönüştürdü. Alex ve Emre’nin köşe vuruşlarından golü bulan isimler de ilginçti. Mehmet Topuz bu yıl Süper Lig’de ilk gol sevincini yaşadı. İkinci golün adıysa gol hovardası Güiza idi.

Fenerbahçe savunma ve orta alan uyumu maç boyunca çok iyi işledi. Emre, Selçuk ve Özer pek tadı olmayan Alex’in yerine de oynadılar. Bu üçlü top rakipteyken de ceza alanı önünde etkili savunma yaptı.

İkinci bölümün hemen başında skorun 2-0 olması Sarı-Lacivertlileri çok rahatlattı. Baroni’nin füzesiyle Ankaragücü maçtan tamamen koptu. Farkın daha da açılması korkusu yaşayan ev sahibinde Geremi, Hürriyet, Rothen ve Koray’ın direnmesi fazlaca destek görmedi.
Ziraat Türkiye Kupası’nı Trabzonspor’a 3-1’lik sonuçla kaptıran Fenerbahçe, Ankara’da zor gözüken 90 dakikayı çok rahat kazandı. Şampiyonluğa uzun adım atarak, Urfa’yı bir kalemde sildi. Ayrıca şaibe senaryosu üretenlerin de kursağını tıkadı.

10 Mayıs 2010, Pazartesi 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Fenerbahçe ilk yarıda‘’

Alex mükemmel bir futbol ustası. Keyfi yerindeyse eline kimse su dökemez. Ustanın 20 metreden gol vuruşlarını Güiza 6 pastan becerebilse, ilk çeyrek dolmadan derbi Fenerbahçe’nin lehine kopmuştu. Fenerbahçe savunmayı orta yuvarlağa yakın kurup, Siyah-Beyazlı takıma geniş alan bırakmadı. Beşiktaş ise, tam tersini yapıp, rakibi kendi yarı alanında bekletti. Baskı görmeyen Sarı-Lacivertli savunma arkadan rahat çıkışlarla topu ikinci bölgeye taşıdı. Emre, Alex ve Özer’in nöbetleşe organizasyon sorumluluğu alması rakip orta sahada dengeyi uzun süre bozdu. Mutlaka kazanmak zorunluluğu olan maçta, Beşiktaş’ın ilk yarıda mahkum oynaması bir teknik adam hatasıydı. Fenerbahçe ikinci yarıda gereksiz şekilde oyunu soğutmaya soyundu. Bu düşünce Beşiktaş’a cansuyu oldu. Fink, Ernts, İsmail ve Tello daha fazla sorumluluk alıp, golü düşünerek oynadılar. Siyah-Beyazlılar’ın baskı kurduğu anlarda orta hakem Hüseyin Göçek, Lugano’nun topu elle taşımasını süzemedi. Uğur’a yapılan kontrolsüz harekete ise, affetmeyip penaltı verdi. İlk yarıda isteyen taraf Fenerbahçe’ydi. Ev sahibi istediğini aldı. İkinci bölümde ise Beşiktaş’ın üstünlüğü vardı. Ancak Siyah-Beyazlılar penaltı avantajını kullanamayarak Saracoğlu’ndan puansız ayrıldı.

Antrenman yapmadan derbiye çıkan ve mükemmel oynayan Gökhan Gönül, penaltı kurtarma başarısını gösteren Volkan Demirel Fenerbahçe’nin galibiyetindeki başrol oyuncuları olurken, Emre ve Alex de onların yanıbaşındaydı.

19 Nisan 2010, Pazartesi 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Alex farkı‘’

Fenerbahçe’nin bu sezon lig ve Ziraat Kupası’nda oynadığı Manisaspor maçları heyecan, futbol kalitesi ve mücadele yönünden genelde pozitif sinerji verdi. İstanbul’daki 2-0’lık skora rağmen Manisalı tribünlere koşmuş, Sarı-Lacivertli taraftarlarda boş koltuk bırakmamıştı. Ev sahibinin teknik patronu Reha Kapsal, İlker, Mehmet Güven ve Eren’i Galatasaray’a saklarken golün ortasını yapan Momha’ya ilk kez forma teslim ediyordu.

Sarı-Lacivertli cephede ise Daum, zorunluluktan Gökhan Gönül ve Bilica’yı İstanbul’da bırakırken Güiza’yı da kulübeye çekmişti. Her iki takım için önemli sayılan yoklara rağmen ilk bölümde Manisaspor, ikinci 45’te ise Fenerbahçe futbol enstrümanını ustaca çalma uğraşı verdiler. Emre, Alex, Mehmet Topuz ve Andre’nin çabuk isabetli paslarla organize ettikleri hücum çıkışlarına Kırmızı-Beyazlılar Mehmet Nas, Güven, Nizamettin, Hüseyin ve Momha’nın girişimleriyle karşılık verdiler. Bir ara sinirler gerilse de yağmur bulutu gibi gelip geçti. Alex’in kalabalık savunmanın arasından tereyağından kıl çeker gibi topu alıp, golü yapması 90 dakikanın en keyif veren anıydı.

Fenerbahçe 1-1’lik skorla Ziraat Türkiye Kupası’nda finale kalarak rakibini beklemeye koyuldu. Manisa maçı sadece final vizesi değil, Fenerbahçe’nin Beşiktaş’la oynayacağı derbi öncesi ciddi bir prova şansı oldu.

14 Nisan 2010, Çarşamba 04:30
YAZININ DEVAMI