‘’Her şeye rağmen Fenerbahçe!‘’
Young Boys maçı öncesi yazdığımı ”Fenerbahçe rahat kazanır” başlıklı yazım nedeniyle 90 dakikanın sonrasında sitemkâr mailler aldım. Fenerbahçe’nin rakip karşısında ezildiği, bu tür yorumların artık albenisini kaybettiği anlamında eleştiriler vardı. Alex, Emre, Volkan, Stoch ve yeni transfer Dia’nın gününde olması halinde Fenerbahçe’nin rahat kazanacağına vurgu yapmıştım. Ama sadece Stoch ile Volkan Demirel maça ağırlığını koydu. Ayrıca ilk yarı bitmeden Kazım, kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı. Rakipten bir eksik, sadece Volkan-Stoch ikilisinin ayakta kaldığı Fenerbahçe mahkum oynadı. Bu kaçınılmaz bir sondu.
Rövanş öncesinde de aynı yerdeyim. 4-5 futbolcunun yükü omuzladığı Fenerbahçe, Young Boys karşısında mutlaka kazanır. Lugano, Uğur, Mehmet Topuz ve Özer yok, Kazım cezalı... Güiza problemi de sürüyor. Gökhan Gönül ise kendine güvenirse oynayacak. Kalbe kan taşıyan ana damarların eksikliğine rağmen Fenerbahçe’nin kazanacak kadro yapısı vardır. Ama oynamayana da kimse turu vermez!
Young Boys sağ ve sol çizgiyi ilk maçta çok iyi kullandı. Kaptan Spycher, organize işlerde hatasızdı. Doubai-Bienvenu ikilisi göbeği çok zorladı. Aykut Kocaman eksiklere rağmen bugün gereken önlemleri alacaktır. Skor avantajı Fenerbahçe’nin ayaklarında... Young Boys turu istiyorsa; yüklenecek, risk alacak. Sarı-Lacivertliler ise, Alex ve Emre’nin isabetli araya paslarıyla Dia ile Stoch’u kaçırıp kontra pozisyonlar sonrasında gol ve goller bulabilir. Young Boys’un Fenerbahçe’ye oranla daha hazır olduğu doğru.
Ama her şeye rağmen turu geçen taraf Fenerbahçe olur!
‘’Forvet yeter mi‘’
Fenerbahçe’nin en sağlam tarafı sol kanadı oldu... Andre, Caner ve Stoch’un oynadığı bu bölge hazırlık dönemi ve maçlarda iyi gözüktü. Özer ile Uğur da düzelip takıma katılırsa sol kanat daha da zenginleşecek. Sarı-Lacivertliler’in sağı, sayısal anlamda yoğun... Ama sakatlık ve formsuzluk yüzünden şu an en banko isim yeni transfer İssiar Dia. Gökhan Gönül toparlanıyor. Kazım bir maç iyi, bir maç kafasına göre takılıyor. Deivid, Zico dönemindeki gücünün çok gerisinde. Mehmet Topuz sakatlıktan sıyrılmaya çalışıyor. Önder ile Bekir zorunluluktan sağbek oynuyor. Gökhan Gönül’ü aratmayacak bir partnerin bulunmaması ileride sıkıntı yaratır. Defansın ortası da başağrısı yapıyor. Lugano döndü fakat antrenman eksiği var. Ayrıca Dünya Kupası’ndan kalan sakatlığı tam olarak düzelmedi. Yeni transfer İlhan, takıma alışırken sakatlandı. 15 gün sonra çalışmalara başlayacak. Bilica saatli bomba gibi. Ne yapacağını kestirmek mümkün değil. Bekir stoper oynadığında fazla güven vermedi. Önder ise sanki futbolu unutmuş. Savunmanın göbeğine topu olumlu kullanan transfer hamlesi yapmak gibi bir gayretinin olmaması enteresan. Ön liberoda kesici yönünden sorun yok. Selçuk ile Baroni şimdilik idare ediyor. Bu bölgeye zamanla iyi bir Mehmet Topuz da çıkarılabilir. Ancak savunma ile forvet arasında köprü olan, hücüm çıkışlarının lokomatifi Emre’nin hâlâ yedeği yok. Emre’nin ağırlığını hissetirmediği bir Fenerbahçe’nin orta alanda zorlanması kaçınılmaz.
10 numara Alex şu an rakipsiz. Aykut Kocaman çabuk oynayan, hızlı çıkan, her bölgede mücadele eden dinamik bir takım istiyor. Alex bu düşünceyi frenleyebilir. Bu bağlamda Fenerbahçe yeni düzene uyacak 10 numarasını almak veya takım içinden hazırlamak zorunda. Alex’e Kocaman’ın sistemi zamanla ağır gelebilir. Ciddi sıkıntıların yaşandığı yerlerden biri de forvet hattı. Pahalı transfer Guiza, iki sezon boşa kürek çekti. Şu günlerde sorun olmakla meşgul. İspanyol’dan şimdilik hayır yok. Geçen yılı sorunlu tamamlayan Semih, hâlâ toparlanamadı. Kocaman, Gökhan Ünal’a şans veriyor. Ama o da tatmin etmiyor. Fenerbahçe’nin tek umudu Asomoah Gyan. Belki Ganalı gelirse Guiza, Semih ve Gökhan Ünal’ı da kendine getirir. Kalede Volkan çok sağlam. Geçen yıl bıraktığı yerden devam ediyor. Stoch, Dia ve Gyan ya da Niang... Hücüm hattı için önemli transferler. Lugano, Gökhan Gönül, Özer, Mehmet Topuz kadroya girecek. Form tuttuklarında Fenerbahçe’de açıkların çoğu kapanır. Ancak sadece forvet hattına transfer yapmak yeter mi? Dertlere çare olur mu? Bunu zaman gösterecek.
‘’Fenerbahçe rahat kazanır‘’
Bern’de futbola ilgi duyan herkes, Fenerbahçe’nin, Young Boys’u iki maçta da rahat yenip, bir üst tura geçeceğini konuşuyor. İsviçre ekibini taşıyan, ayakta tutan yıldızı Fildişili Dumbia’yı Ruslar’ın ünlü kulübü CSKA kapmış.
Dumbia geçtiğimiz sezon Young Boys forması ile 30 kez rakip fileleri havalandırırken, gol krallığı tahtına oturmuş.
Orta sahanın lokomotifi Gilles ise Basel ile anlaşmış. Young Boys yönetimi bu transferlerden 26 milyon euro kazanmış ama takımımın iskeletini de dağıtmış.
İşte bu yüzden Young Boys’u tutanlar ile gurbetteki futbolseverler Fenerbahçe’yi “banko” görüyor. Önceki gün Young Boys’un antrenmanını izledim. Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman’ın maç sabahları yaptırdığı çalışmaların temposu daha ağırdı. Kısa bir ter idmanı yapıp, dükkanı kapadılar.
Teknik direktör Petkoviç ile futbolcuları çok rahattı. Sanki kaybetmeyi kabullenmiş gibiydiler.
Fenerbahçe, İstanbul’un bunaltan sıcağı, bayıltacak derecedeki neminden, cennete geldi. Bern’de sonbahar serinliği var.
Bazen güneş bulutların arasından çıkıp, hafif yakıyor. Ardından kısa süreli de olsa, gökyüzünden yağmur boşalıyor.
Gün içinde 4 mevsimi yaşamanız, her an mümkün... Bern’de tam bir maç havası var. Alexli, Emreli, Stochlu, Dialı, Volkan Demirelli Fenerbahçe, güçlü kadrosu ile bu şartlarda Young Boys’u rahat yener.
Önümüzdeki hafta Şükrü Saracoğlu Stadı’nda oynanacak rövanşı da kazanıp, taraftarıyla birlikte turu geçmenin keyfini yaşar.
‘’Kafalarda soru işareti kalmasın‘’
Fenerbahçe camiası bu sıkıntılar nedeniyle çok çekti. Taraftar, takıma ve yönetime küstü. Tribün grupları birer birer işlevlerini dondurdu. Stoch’un alınması, gurbette gelen Galatasaray galibiyetiyle çakışan Dia transferi çöken sisi dağıtmaya başlamıştı. Ancak eski yönetim kurulu üyesi Hakan Bilal Kutlualp ortaya öyle bir iddia attı ki, yenilir yutulur türden değil.
Kutlualp, Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği’nin 2009 yılı faaliyet raporunda bilançonun uluslararası denetim şirketi Deloitte tarafından denetlenmediği halde denetlenmiş gibi gösterildiğini, kulübün sahte evrak hazırlayarak üyeleri kandırdığını söylüyor. Kaynak olarak da Deloitte şirketinin en üst noktasında bulunan kişinin açıklamalarını gösteriyor. Hakan Bilal Kutlualp’in ortaya çıkardığı durum doğru değilse, Fenerbahçe Kulubü hemen gardını alıp karşı atağa geçecektir. Ama Kutlualp’in söylediği doğruysa olayın vehameti çok büyüktür. Ortada 15 binin üzerinde kongre üyesine gönderilen faaliyet raporu var. Üyelere yanlış bilgi verilmiş, insanlar kandırılmış, aldatılmıştır. Bu işin mutlaka temizlenmesi gerekir. Sorunluları kim olursa olsun, Fenerbahçe Kulübü anayasa kitapçığında belirlenen ceza, disiplin kurulu tarafından en kısa sürede verilmelidir.
Sayın Başkan Aziz Yıldırım’ın olayın üstüne cesurca gideceğini düşünüyorum. Çünkü asırlık Fenerbahçe Kulübü’nün ”Kitleleri aldatan, kandıran” bir kurum gibi algılanmasına en başta sayın Yıldırım izin vermez. Kafalarda soru işareti kalmaması isteniyorsa, bugünden soruşturma düğmesine basılmalıdır.
‘’Tecrübe farkı‘’
Selçuk’un kendini gereksiz yere attırıp takımını 10 kişi bıraktıktan sonra da Fenerbahçe taktik anlayışını bozmadı. İsabetli paslarla rakibini oyalayıp, araya toplar atarak gol aradı. Baroni’nin pası, Andre’nin kişisel yeteneğini de kullanarak attığı gol Fenerbahçe’nin 3-0 geriden gelip Galatasaray’ı 4-3 yendiği maçta Aykut Kocaman’ın attığı 1. golü anımsattı. Gol sonrası oyun alanına meşaleler atılması gurbetçi Fenerbahçeliler’e hiç yakışmadı. Fenerbahçe’nin yeni transferi Stoch’un kendine has özellikleri var. Takım oyununa da yatkın stilde.
Fenerbahçe’nin orta sahasına ve hücum bölgesine güç kazandırdığı gerçek. İkinci yarıda Galatasaray yüklendi, Fenerbahçe sahasında boş alan bırakmadan defans yaptı. Bu beklenen fotoğraftı. Sarı-Lacivertliler kapanmanın dozunu arttırınca Sabri, Barış, Hakan ile Serdar sağ ve sol kanatlardan her fırsatta bindirdiler. Tehlikeli yan ortaları Volkan Demirel iyi zamanlamayla uzaklaştırırken, Bilica da yüksek toplarda kritik müdahalelerde bulundu. Sarı-Kırmızılılar, yoğun baskı nedeniyle ciddi pozisyonlar da buldu. Ancak Mehmet Batdal, Hakan ve Arda çerçeveyi göremedi. Fenerbahçe sanki 10 kişi değilmiş gibi direnç gösterdi. Gerektiğinde defans yapıp tempoyu düşürdüler. Andre, Stoch ve Cristian; Selçuk’un yokluğunu aratmadı. Dünyanın neresinde, hangi koşullarda oynanırsa oynansın Fenerbahçe-Galatasaray maçları en önemli 90 dakikalardır. Gurbetteki Sportoto Dostluk Kupası’nda da bu bir kez daha kanıtlandı.
‘’Fenerbahçe çaresiz‘’
Fenerbahçe, ETL-DOM Turnuvası’nın ikinci maçında antrenman temposunda mücadele etseydi, Köln karşısında farklı kaybetmez, en kötü berabere kalırdı. Sarı-Lacivertliler, çalışmalarda alan daraltma, ayağa çabuk pas, yardımlaşma, kenar bindirmeleri üzerine fazlaca durmalarına rağmen, özellikle ilk yarıda sadece rakibi izlediler. Savunmadan orta alana topu çıkarmada sıkıntı yaşandı. Sağda Önder-Kazım, solda ise Santos-Stoch bir kez bile kenar bindirmesi yapamadı. Belçika’daki idmanlarda arkadaşlarını kolay geçen Kazım, birebirlerde sürekli topu kaybetti. Bilica-İlhan ikilisi, Köln karşısında da uyum sorunu yaşarken, arkaya atılan toplarda çaresiz kaldılar. Teknik patron Aykut Kocaman’ın istediği, ezberletmeye çalıştığı oyun sistemi, kimsenin umurunda değildi.
Deivid, Caner, Bekir ve Gökhan Ünal değişiklikleriyle ikinci yarıya başlayan Fenerbahçe, 5-6 dakikalık sürede canlanır gibi gözüktü. Daha sonra yine Köln’ün hakimiyeti geldi. Sağdan Basla, soldan ise Freis’in bindirmeleri, Fenerbahçe defansının düzenini bozdu. Orta sahayı organize eden Taner, ne yazık ki, maç boyunca baskı görmedi. İsteksiz oynama, maça asılmama, yürüyerek yardıma gitmeler, ikinci bölümde de devam etti. Biraz Stoch, biraz da Selçuk zaman zaman direnme gösterdi.
Emre, Gökhan Gönül, Mehmet Topuz, Özer, Lugano gibi banko isimlerin yokluğu, Fenerbahçe’nin saha içi dengesini elbette bozuyor. Ancak Emre’nin dışında diğerlerinin Young Boys maçına yetişme ihtimali yok. Aykut Kocaman’ın bir haftalık zaman dilimi içinde böylesine kötü oynayan Fenerbahçe’yi nasıl toparlayacağını merakla bekleyeceğiz.
‘’Emre çabuk toparladı‘’
Aykut Kocaman’ın hazırladığı Fenerbahçe’nin, AZ Alkmaar karşısındaki temposu, oyun anlayışı, sistem disiplini açısından görüntüsü vasat ölçülerdeydi. Sarı-Lacivertliler, buna rağmen seri pas trafiğini iyi uyguladı. Ancak yalnız kalan Semih’e gereken destek gelmeyince, gol yollarına inmeler, kanat bindirmeleri fazla gerçekleşmedi. Savunmanın göbeğinde Bilica-İlhan anlaşmazlığı dikkat çekti. Yerlerinde çok boşluk bırakan ikili, rakibin alan boşaltmak için yaptığı feyklerde sürekli tuzağa düştü. Sarı-Lacivertliler, defans ile orta saha oyuncuları arasındaki bölgeden uzakta kalarak, Alkmaar’ın rahat oynamasına çanak tuttular.
Fenerbahçe, ikinci bölümde pas organizasyonunda da geriye düşünce, üstünlük tamamen Hollanda ekibinde kaldı. Sarı-Lacivertliler’in ilk şutu 70’te Santos’tan geldi. Yenik duruma düşen Fenerbahçe, oyun disiplininden de uzaklaştı. Pas ve pozisyon hata yüzdesi çoğaldı. İki haftadır yoğun ve ağır tempoda çalışan Fenerbahçe’nin, Alkmaar karşısındaki performansı, tabii ki, resmi maçlar öncesi ölçü olmaz. Ama sanırım teknik sorumlu Aykut Kocaman’a hata ve eksikleri görme açısından bu sınav iyi fırsat olur.
‘’Emre de insan‘’
Fenerbahçe’nin kaderi midir, yoksa yapısından mı kaynaklanıyor bilinmez. Sorunlar malesef bitmiyor. Son dert Daniel Güiza. İspanyol gitmek için her yolu deniyor ve Fenerbahçe’yle arasında tam bir taktik savaşı yaşanıyor. Bakalım kim kârlı çıkacak? Fenerbahçe adına Samandıra’dan iyi haberler alıyoruz. Aykut Kocaman’ın yeni bir hava getirdiği ve takım içinde geçen yıla oranla ilişkilerin çok sıcak olduğu duyumları var. Bunun sezon boyunca sürmesi tüm Fenerbahçeliler’in temennisidir. Ancak işler yolunda giderken de kötü yanlara bakmak gerekir. Emre, Fenerbahçe’nin en etkili oyuncusu. Agresif, çalışkan, oyun kuran özellikleriyle az bulunan bir futbolcu. Ama Fenerbahçe’de alternatifi bulunmuyor. Emre hastalanır, ceza alır veya sakatlanırsa yerine koyacağınız biri bulunmuyor. Kaleci Volkan Demirel için de bu geçerli. Volkan, milli maçlar dahil sürekli oynadı. Yeni dönemde de böyle olacak. Volkan bunca stresi ve konsantrasyon yükünü kaldırabilir mi bilinmez. Sonuçta o da bir insan. Yani sonuçta Volkan’ın da yedeği yok.
Fenerbahçe’nin bir iskelet kadrosu var. Emre ile Volkan bu iskeleti oluşturan ana unsurlar. Birinin devre dışı kalması Fenerbahçe’nin planlarını bozabilir. Bu yüzden ikilinin alternatiflerini kadroda bulundurmak zorunluluk gibi gözüküyor. Transfer çalışmaları yapılırkan meselenin bu yanını da düşünmekte yarar var.
Fenerbahçe’nin kurmayları forvet arayışlarını sürdürüyor. Bu da demektir ki Semih ile Gökhan Ünal yine yedek kulübesinde oturacak. O zaman öyle bir transfer yapılmalı ki, ne tribünler, ne de spor kamuoyu Semih ve Gökhan’ı gündeme taşımasın. Yok eğer yine sorunlu bir transfer gelecekse o zaman paraları çöpe atmayalım. Semih ya da Gökhan’a güvenip arkalarında duralım.