Arama

Popüler aramalar

‘’Kimlik kaybı‘’

Olimpique Marsilya, Fenerbahçe’nin sol tarafını kafaya takınca ilk yarı boyunca hep o kanattan yüklenmeye çalıştı. Caner Erkin, arka bloğa fazla destek vermeyince, Hasan Ali Kaldırım Valbuena ile Fanni bindirmelerinden yıprandı. Ancak konuk takım, Fenerbahçe’nin sol tarafından gol bulmayı hedeflerken avlandı. Rakip sahada topu çalan Caner, Hasan Ali ile yaptığı duvar pası sonrası Mandanda’nın bacak arasından mermiyi ağlara bıraktı.

İki takımın temposu ve mücadele tarafı dengeliydi. Top kayıplarında da aynı şekilde eşitlik vardı. Çabuk, ayağa pas trafiğinde ise ilk yarıda Fenerbahçe bir adım önde kaldı. Marsilya’nın, üçlü orta alan kurgusu, Mehmet Topuz ile Caner içe doğru kayınca rahat alan bulamadı. Fenerbahçe’nin teknik patronu Aykut Kocaman, Marsilya’yı çok iyi analiz etmiş... Sarı-Lacivertliler özellikle orta alanda rakipten hep fazlaydı. Topun arkasına süratli geçiş üstünlüğü ev sahibindeydi. Alex’in sağ çizgide kendini saklayıp unutturması ve tilki kurnazlığıyla defansın içine sızıp golünü atması başarılı bir tuzaktı. Raul Meireles, kritik müdahalelerinin yanı sıra hücum düşüncesini aklından hiç çıkartmadı. Topun bulunduğu her bölgede görünen Portekizli, merkezin ayakta kalmasının önemli etkenlerinden biriydi. Fenerbahçe’nin etkili oyun anlayışı, son 15 dakikaya kadar aynrı tempoda devam etti. 2-0 gibi önemli bir skor avantajı yakalayan Sarı-Lacivertliler, yenilen bir gol sonrası aniden kimlik kaybı yaşadı. Gereksiz, arkaya yaslanan Fenerbahçeliler telaşın yanı sıra, arkadan şişirme toplar yapınca, uzatma dakikaları tek kaleye döndü. Basit bir savunma hatasında, duran toptan gelen goılle Fenerbahçe ilk maçata yakaladığı büyük avantajı kendi eliyle rakibine ikram etti.

21 Eylül 2012, Cuma 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’Sonu iyi bitti...‘’

Her iki yarının sonlarda atılan gollerin biri duran top, diğeri ise uzak şut denemesinden geldi.

Mersin İdmanyurdu, hiç de deplasman takımı tadında değildi. Maç boyunca açık oyundan vazgeçmediler. Enaz Fenerbahçe kadar koşup, mücadele ettiler. Sarı - Lacivertli ekip belki de son yılların en çok duran top kullandığı 90 dakika oynadı. Karşılaşmanın hakemi Hüseyin Göçek, 9.15 adımlamaktan, Alex ise serbest atış kullanmaktan yoruldu.

Meireles, ilk maçı olmasına rağmen elinden geleni yapmaya çalıştı. Fenerbahçe’nin yediği golde hatası olduğunu düşünen Gökhan Gönül, bu yanlışı çevirmek için çok zorladı ve takımının iyileri arasındaki yerini aldı.

Fenerbahçe, arkada az pas yapıp, öne doğru oynadığında, ne kadar etkili olduğunu gösterdi. Aslında Sarı - Lacivertliler, ikinci yarıda golü daha erken yapmalıydı.

Bu maç öncesinde Alex ve Cristian üzerinden oluşan krizden, 90 dakika içinde eser yoktu. Kaptan, takımının kazanması için yine çok çaba sarfederken, Cristian da Mehmet Topal’ın yerine girdikten sonra orta sahayı, rakip kaleye taşıyan isimlerden biri oldu.
Fenerbahçe, iyi mücadele ettiği Mersin mücadelesini kazanmasını bilirken, Marsilya maçı öncesinde de moral buldu.

17 Eylül 2012, Pazartesi 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’Belirsizlik sürüyor‘’

Sarı-Lacivertli ekipte bu kez Alex de ilk 11’de maça başladı. Ama yine bilinçli atak girişimleri, topu kanatlara taşıyıp rakibi yan ortalarla hataya zorlamak gibi bir düşünce neredeyse hiç yoktu. Ayrıca Fenerbahçe’nin orta alandaki çabuk, ayağa pas trafiği de Sivasspor karşısında pek fazla işlemedi.

Karşılaşmanın geneline baktığımızda Mehmet Topal’ın üst direkte patlayan şutunun dışında Sarı-Lacivertli taraftarları ayağa kaldıracak ya da heyecanlandıracak başka pozisyon yoktu. İkinci yarıda ev sahibi Sivasspor’un özellikle sol kanattan geliştirdiği ataklarla Fenerbahçe bir hayli sıkıntılı dakikalar yaşadı. Daha önceki maçlarda takımını attığı gollerle rahatlatan Dirk Kuyt da Sivas’ta kötü günündeydi. Gaziantepspor maçında taraftarların tepkisini çeken Selçuk Şahin, bir kez daha şansını iyi kullanamazken, bir türlü istediği topları alamayan Sow, Sivasspor defansının arasında sıkışıp kaldı.

Fenerbahçe ligdeki üçüncü maçında 4. puanını kaybederken, sergilediği futbolla ne taraftarına ne de kamuoyuna ümit verebildi. Organize olamamanın yanı sıra, fizik güç olarak da eksik olduğu gözlemlenen Sarı-Lacivertli ekibin bir an önce toparlanması için teknik patron Aykut Kocaman’ın acil önlemler alması gerekiyor. Milli ara, hem Kocaman hem de Şampiyonlar Ligi’nden elenmenin getirdiği moral bozukluğunu yaşayan futbolcular için avantaj olacak. Bu süreçte futbolcuları mental olarak da hazırlama fırsatını bulacak olan teknik adam, fiziksel anlamdaki açıkların kapatılması adına gerekirse 24 saat mesai verecek. Fenerbahçe’de artık futbolcu huzursuzluğu da bir an önce rafa kaldırılması gereken acil eylemlerin başında geliyor. Sarı-Lacivertli yönetimin, transferin son günü yaklaşırken yabancı bir orta saha ile kadroyu takviye edip sıkıntıyı giderme planı var. İnşallah orta sahaya canlılık getirecek ve iki yönlü oyunuyla Fenerbahçe’yi rakip defansın üzerine taşıyacak özellikte bir oyuncu takviyesi yapılır.

03 Eylül 2012, Pazartesi 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’Erken gol yıkımı‘’

90 dakikada Sarı-Lacivertliler ilk bölümü pozisyonsuz geçti. Kaleci Dikan’a top gelmeyince Rus file bekçisi ısınma hareketleri yapmak zorunda kaldı. İstediği planı uygulayamayan Fenerbahçe, pas hataları, genelde kaybedilen ikili mücadeleler, aceleyle arkadan şişirilen toplarla birinci yarıyı tamamladı. Skor üstünlüğünden sonra De Zeeuw ile Romulo, defansın önünde duvar oldu. Kenarlarda oynayan McGeady ve Kombarov içeri girince Fenerbahçe çaresiz kaldı.

İkinci bölümün ilk 15 dakikası Fenerbahçe için çok önemliydi. Sarı-Lacivertliler, beklenen baskıyı kurdu. Topuz ve Topal’ın çerçeveye giden topları direklere takıldı. İlk yarıda kalesine top gelmeyen Spartak kaptanı, çok sayıda kritik kurtarışlar yaptı. Fenerbahçe, erken yediği gol sonrası bu tempolu ve baskılı oyun düşüncesini yakalasaydı büyük bir ihtimalle Şampiyonlar Ligi gruplarına kalan takım olurdu. Fenerbahçe, çok istediği Şampiyonlar Ligi umutlarını iyi bir fırsat yakalamasına rağmen gerçekleştiremedi. Sarı-Lacivertli taraftarlar, herşeye rağmen maç boyunca takıma destek vererek kendine yakışanı yaptı. Ancak Fenerbahçe’nin ilk yarıdaki pasif oyunu tribünlerin bu coşkusunu zafere taşıyamadı.

30 Ağustos 2012, Perşembe 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’Ortak payda Fenerbahçe ise‘’

Sarı-Lacivertliler bazen 4-4-2, zaman zaman da 4-1-4-1 sistemiyle oynadı. İlk yarıda daha kontrollü duran Fenerbahçe ikinci bölümde skor avantajının getirdiği baskıyla arkaya çekildi.

Mehmet Topal’ın erken yorulması, Krasiç’in ise takım savunmasına omuz atmaması Fenerbahçe’nin kendi sahasına kapanmasındaki başlıca nedendi.

Özellikle Krasiç’e değinmekte yarar var...

Sırp futbolcu kendini yere bırakmak için harcadığı enerjiyi top kullanmaya saklasa çok faydalı olurdu. Fenerbahçe’nin orta alan sıkıntısını konuk takım iyi kullandı.

Ancak Mert, kalesinde devleşince golü bulamadılar. Mehmet Topuz ve Krasic’in kenara alınması, Fenerbahçe’ye bariz bir üstünlük getirdi. Sow, skoru rahatlattı.

Kuyt 6’ıncı maçında yarım düzine gole ulaştı. Mehmet Topal defansın önündeki nöbet kulübesini terk edince, iyi işler yapmanın yanı sıra golü de buldu.

Herkes Alex’e takılacak. Brezilyalı, şu anki süreçte yeni yapılanmanın içinde olacaktır, olmalıdır da.

Kadro dışı kalması tamamen teknik direktör tasarrufudur.

Üstelik Alex’in sözleşmesinde, ‘Her maç oynar’ diye bir madde yok.

Eğer ortak payda Fenerbahçe ise bencilliği bir kenara bırakıp, tüm eller taşın altına girmeli.

26 Ağustos 2012, Pazar 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’Volkan'ın elleri...‘’

Aslında Sarı - Lacivertliler, erken buldukları gol sonrası tecrübe üstünlüğünü kullanıp, pas yaparak rakibi bozmalıydı. O zaman rakibin bütün direnci kırılırdı. Bu yapılmayınca, tur bir ara riske girdi.

Maçın kırılma anlarında sahanın yıldızı olan Volkan Demirel vardı. İlk yarının bitimine doğru mutlak golü önledi, N’Doye’nin penaltısında ise panter kesildi. İki golün asistini yapan Gökhan Gönül, Mehmet Topuz ile birlikte Vaslui’nin sağ kulvarını felce uğrattı.

Baroni ve Selçuk ikilisi, merkezi çok iyi kontrol edince, Vaslui’nin İstanbul’da iyi işleyen pas trafiği bu kez
bekleneni veremedi. Aksine topu kenarlara taşıyan Sarı - Lacivertliler, özellikle ikinci yarıda Gökhan ve Hasan Ali’nin bindirmeleri ile sürekli tehlike yarattı.

Fenerbahçe’nin jokeri olacağını söyleyen Kuyt, dün forvet performansı ile bunu gösterdi. Hollandalı yıldız, tecrübesi ile takıma büyük katkı sağlarken, attığı iki golle de, Fenerbahçe’nin farklı skorla turu geçmesinde önemli rol oynadı.

Fenerbahçe, yıllar önce de sahasında yenilmeyen Manchester United’ı Boliç’in golü ile devirip, bir ilke adını yazdırmıştı. Aynı tarife bu kez Rumen temsilcisine uygulandı ve Fenerbahçe hak ettiği turu geçerek, bir sonraki turdaki rakibini beklemeye başladı.

09 Ağustos 2012, Perşembe 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’Zor ama...‘’

Sarı - Lacivertliler 4 yeni transferi Kuyt, Hasan Ali, Egemen ve Mehmet Topal ile başladı. İspanyol hakem devreyi bitirdiğinde Fenerbahçe’nin pozisyonu, organize atağı, kaleyi bulan şutu yoktu. Romenler, Stoch ile Alex’i kontrol edip, Fenerbahçe’yi kilitledi. Daha iyi top yaptılar, Stanciu, Antal, Ndoye ve Caue, merkezi sağlam tuttu.

Aykut Kocaman, Semih - Mehmet Topuz değişikliği yaptı, Kuyt’u da santrfora attı. Topal, Baroni, Topuz saklanmadan oynayıp, önde bastı. Gökhan ile Hasan Ali, kenarlardan bindirdiğinde pas aldılar. Fenerbahçe’de defans da top çevirme yerine ileriye oynadı. Evsahibi, Romenleri hataya zorlarken savunma göbeğinde açık verdi. Antal, hatayı affetmedi. Sonrasında gereksiz bir telaş vardı. Maçın bitimine 15 dakika kala “herşey bitti” duygusunu, yine Alex bozdu. Gollü beraberlik rövanş için rakibe avantaj sağlar. Ancak Fenerbahçe ikinci bölümdeki futbolunu 90 dakikaya dağıtır ve daha organize, ofansif oynarsa, turu geçebilir. Aksi taktirde Sarı - Lacivertliler’in deplasmanda işi çok zora girer.

Aykut Kocaman, deplasman maçına kadar oyuncularını en iyi şekilde hazırlayacaktır. Futbolcular da hocalarının tur için düşündüğü planı ve taktik anlayışı eksiksiz yerine getirmek için herşeylerini ortaya koymalıdır.

02 Ağustos 2012, Perşembe 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’Yaş 35, yolun yarısı değil!‘’

Yeniler takıma çabuk uyum sağladı. Arkadaşlık havası kısa zamanda oluştu. Forma kapma düşüncesiyle herkes canını dişine taktı. İyi geçen kamp çalışmaları, hazırlık maçlarına istenilen gibi yansımadı. Fenerbahçe’nin henüz tam hazır olduğu söylenemez. Ancak tecrübeli, kaliteli ve kariyerli kadrosuyla Vaslui maçına kadar toparlanacaktır. Çünkü Aykut Kocaman takımın pas ve hız yüzdesini iki katına çıkarma isteğini başardı. Şut oranı giderek arttı. Rakibi önde karşılama ve takım savunması planları
da işledi. Hazırlık maçlarında pozisyon üretme ve gol bulmada sıkıntı yaşandı.

Kampta ilkler yaşandı


Yaş 35 yolun yarısı derler. Alex için bu söylem geçerli olmasa gerek. Brezilyalı, Avusturya kampında klasik tabirle “Kampın Yıldızı” apoletini taktı. Hazırlık maçlarındaki farklılığı ile arkadaşlarının önüne geçti. Kaptan yeni sezonda da Fenerbahçe’nin itici gücü olacağını gösterdi. Sadece iyi futboluyla değil, kaptanlığıyla da örnek davranış sergiledi.

Mehmet Topal çabuk ısındı


Gökhan, Hasan Ali, Mehmet Topal, Bekir, kaptanın arkasından gelen isimlerdi. Geçtiğimiz sezon inişli çıkışlı grafik çizen Gökhan, Avusturya kampında ilkler arasındaydı. Fenerbahçe’ye geldiği sezonun benzeri bir çıkış yaptı. Mehmet Topal, ön liberoya çabuk ısındı. Oyun anlayışı, görev bilinci, disiplini mükemmele yakındı. Çok az yaptığı ileri çıkışların sayısını artırdığında daha da faydalı ve üretken olur.

Hasan Ali, solbeki parselledi


Hasan Ali solbeke oturdu. Defansif anlamda daha etkili gözüktü. Ancak hücum tarafı da kuvvetli. Önündeki Stoch ile iyi uyum sağladığı takdirde, rahatlıkla ileri çıkıp yan ortalarla arkadaşlarına pozisyon hazırlar. Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında formayı alan ve milli takıma kadar çıkan Bekir, kaldığı yerden devam etti.

Kuyt, forvette daha faydalı


Sağ önde forma giyen Dirk Kuyt, fizik gücü, çalışkanlığı ve takım savunmasına yaptığı katkıyla iyi puan topladı. Yan ortalardaki isabet yüzdesinin düşük olması ve fazlaca pas hatası yapması şaşırttı. Dinamo
Tiflis maçına santrfor olarak başlayan Kuyt, bu bölgede daha faydalı gözüktü.

Emre’nin görevi Baroni’de


Emre’nin görevi şimdilik Cristian Baroni’nin omuzlarında. Brezilyalı artık iki yönlü oynamak zorunda. Defans ve ileri bölge arasında köprü kuracak olan Baroni, uzun pasları düşünüp, aynı zamanda Alex ile Sow’a da destek verecek. Hazırlık maçlarında yeni görevlerini yerine getirmek için aşırı çaba harcadı. Her geçen gün artıları çoğaldı.

Egemen takımı yönlendirdi


Egemen, Avusturya kampında erken sakatlığın azizliğine uğradı. İlk iki maçta yer almayan tecrübeli futbolcu, Tiflis karşısında özellikle hava toplarındaki üstünlüğü ile beğeni aldı. Ayrıca takımı arkadan yönlendirdi, arkadaşlarını devamlı uyardı. İlk toplara müdahale zamanlamalarında fazla hata yapmadı.

Stoch, sol öndeki silah olacak


Stoch yeni sezonda da Fenerbahçe’nin sol öndeki silahı olacak. Savunma tarafı zayıf olan Slovak oyuncu, bire birlerdeki etkisini yine gösterirken, isabetli şut ve yan ortalarda aynı seviyeyi yakalayamadı.

Tek durgun isim Sow’du


Avusturya kampının en durgun oyuncusu Sow oldu. Yaz döneminde sakatlık yüzünden iyi çalışmadığı ve ağır antrenmanlar nedeniyle çok yorgun düştüğünü söyleyen Senegalli, antrenman ve maçlardaki isteksizliği ile dikkat çekti.

En garanti mevki kale


Fenerbahçe’nin kaleci sıkıntısı yok. Hatta en garanti yeri kalesi. Özer, Semih, Selçuk, Sezer, Mehmet Topuz ve Caner hazırlık maçlarında fazla şans bulamadı ama çalışmalarda istenileni yaparak, Kocaman’dan iyi puan aldılar.

Yıldız adayları Salih-Recep


Salih ve Recep, Fenerbahçe’nin yıldız adayları. Salih iki ayağını da kulanan, adam eksilten, dikine ve soğukkanlı oynayan bir stilde. Zaman, zaman oynatılırsa Fenerbahçe iyi bir orta saha kazanır. Recep, Rıdvan Dilmen esintisi veriyor. Topla süratli, sağ ayağını müthiş kullanıyor. Gençlerin fizik güç sorunu var. Zamanla bu açıklarını mutlaka kapatacaklardır.

28 Temmuz 2012, Cumartesi 12:00
YAZININ DEVAMI