Arama

Popüler aramalar

‘’Rakip farketmiyor‘’

Fenerbahçe gibi deneyimli bir takım, böylesine basit bir adam paylaşımını yapamadı ve cezayı ağır ödedi. Ligde ve Avrup'da yoğun maç trafiğinden çıkan Fenerbahçe, haliyle yorgundu. Sarı - Lacivertli futbolcular, bunu düşünerek daha dikkatli ve fizik gücünü de ekonomik kullanarak oynamak zorundaydı. Neyseki gol sonrası çabuk toparlanıp, daha kontrollü bir anlayışa büründüler. Bu düşünce, Fenerbahçe'nin soyunma odasına 1-1'le gitmesini beraberinde getirdi. Kuyt - Sow organizasyonunda Sengalli sağ dış vuruşla, yine çok klas bir gole imza attı. Goldeki hatasını telafi edip takımın vites büyütmesinin önünü açtı.

Sonradan açılan arap atları gibi, Fenerbahçe ikinci yarıya önde basarak başladı. Hurşut, Özgür ve Curri, defansı sıkıştırmayı bırakınca, Sarı - Lacivertliler arkadan da rahat çıkışlar yaptı. Fenerbahçe'ye geriye yaslanmak asla yaramıyor. Mehmet Topal ile Meireles'ten biri tutukluk yapınca, bu zaaf kendini gösteriyor. Dolayısıyla rakip cesaretlenip gol arıyor. Kadronda her an maçın skorunu değiştirecek yıldızlar varsa, maçı da kazanmak istiyorsan, kimse önünde duramaz. Fenerbahçe dün bunu yine gösterdi. Sow, Kuyt, Meireles, Baroni, ikinci yarıda Ankara ekibini bitiren isimlerdi. Bekir'in performansı her geçen hafta tavan yapıyor.

Fenerbahçe için Avrupa, Süper Lig farketmiyor. Kim gelirse gelsin, dersini verip gönderiyor. Gençlerbirliği golü atınca, kazanacağını zannetti. Ama Saraçoğlu'nda Fenerbahçe ile oynadığını unuttu. Bu maçta şu da ortaya çıktı: Fenerbahçe, sonradan giren futbolcularda karşılaşmaya ağırlığını koyuyor. Sezer Öztürk, Mehmet Topuz, her an hazır olduklarını ispat ettiler. Fenerbahçe farklı galibiyetle zirve yarışına 'devam' dedi ve sıradaki rakibini beklemeye geçti.

25 Kasım 2012, Pazar 20:00
YAZININ DEVAMI

‘’27 yıl sonra...‘’

Marsilya için ortadan delmekten başka çare kalmamıştı. Ev sahibi göbek ısrarında iki net pozisyon buldu. Önce Jordan sonra Andre Ayew kardeşlerin çerçeveyi bulamaması, Fenerbahçe’nin şansıydı.Fener’de çift ön libero ile Kuyt-Baroni-Caner üçlüsünün birbirlerine uzak durmaları, yükü defansın üzerine bıraktı. Zorunlu yapılan arkadan uzun top tercihleri, Marsilya’nın işine yaradı. Rakip savunma içinde çok yalnız kalan Sow da istediği pasları alamayınca etkisiz kaldı. Bu oyun anlayışında gol, duran toplara bağlıydı. Kazanılan ilk kornerde çalışmanın semeresi geldi. Baroni’nin ön direğe kestiği topu Gökhan penaltı noktasına aşırttı. Bekir röveşata ile golü bularak, Fener’e büyük avantaj sağladı.

Kanarya ikinci yarıda yine gereksizce arkaya yaslandı. Orta sahaya yakın bölgede direnç görmeyen Marsilya, savunmasını da öne çıkartarak yoğun baskı kurdu. Ayew kardeşler yine kaçırdı. Volkan yine mükemmel kurtarışlar yaptı. Sarı-Lacivertliler, 70’den sonra rakip sahayı düşündü. Ama son paslardaki beceri eksikliğinin yanı sıra, ileride çoğalma gibi zaaflar yüzünden pozisyon üretemedi.

Saracoğlu’nda daha iyi oynayıp kazanamayan Fenerbahçe, deplasmanda ise beklenenin altında kalan tempoya rağmen kazandı. Bu sonuçla Fener, sadece gruptan çıkmadı, 27 yıl sonra bir Fransız’ı mağlup etmeyi başardı.

23 Kasım 2012, Cuma 11:00
YAZININ DEVAMI

‘’Aydınus 'dur' dedi‘’

İstanbul temsilcisinin, ligin iyi takımlarından olan ve evinde 4 maç arka arkaya kazanan Eskişehirspor karşısında ne yapacağı merak konusuydu. Moralli, oyun olarak toparlanan ve yeni bir galibiyet serisi yakalayan Fenerbahçe, favori çıktığı maça, kontrollü başladı. Ev sahibi, atak gibi gözükse de, onlar da risk almadan hücuma geçmediler. Taktik savaşının galibi, hangi taraf olacaktı?

bu hesaplar yapılırken sahneye Fırat Aydınus çıktı. Aydınus 27. dakikada Caner'e gösterdiği kırmızı kartla, avantajı Eskişehirspor'a doğru itti. Sahaya baktığımızda, pozisyonun tekrarını izlediğimizde, kırmızı kartlık bir durum gözükmedi.

Fenerbahçe'nin eksik kalması, taktiksel anlamda düzenini bozdu. Sarı - Lacivertliler, kendi sahasına kapandı. Eskişehirspor bir türlü kalabalık savunma kurgusunu delemedi. Ama bu kez uzatma dakikalarında Fırat Aydınus, garip bir penaltı düdüğü çaldı.Fenerbahçeli oyuncular bu karara uzun süre itiraz etseler de, sonuç alamadılar. Penaltıyı kullanan Necati, takımını 1-0 öne geçirdi ve ilk yarı böyle sonlandı.

Eskişehirspor maçın ikinci bölümünde, farkı açmak için yüklendi. Savunma hatalarından net fırsatlar buldular. Ama Volkan'ın soğukkanlı duruşunu geçemediler. Fenerbahçe'de sahada kalanlar adeta iki kişilik mücadele edip, aynı zamanda golü de düşündüler. Sow'un İbrahimoviç'e nazire yaparcasına attığı golle, skora denge geldi. Eskişehirspor, Alper-Kamara ve Tello ile gol için her yolu denedi ama vizeyi alamadı.

İki takımın mücadelesi ve saha performansı yerine, maçın hakemi Fırat Aydınus, malesef tam ekran oldu. Caner'e 30 metre uzaktan kendisine kötü söz söylediği gerekçesiyle kırmızı kart gösteren Aydınus, Tello'nun, Sezer'in sol kaşına çaktığı dirseği ise birkaç metreden süzemeyip, ne kadar iyi niyetli olduğunu gösterdi!..

17 Kasım 2012, Cumartesi 20:25
YAZININ DEVAMI

‘’İstatistikler böyle diyor‘’

Futbolseverler de sempati duyuyordu ona. Alex gönderildiğinde istatistiki veriler, sevgi ve sempati üçgeni üzerinden tepkiler yağdı. Oysa iplerin kopmasında Alex’in hataları da rol oynamıştı. Mesela “kıskançlık twiti”, bazı maçlarda yürümesi, takım içinde grup oluşturması gibi.

Fenerbahçe taraftarı ve yorumcular bu aralar eleştirilerini Aykut Kocaman üzerinde yoğunlaştırdılar. Kadın taraftarlar Antalya yenilgisinden sonra istifa sloganı attı. Yorumcular Aykut’un görevi bırakmasını istedi. Geriye dönersek Aykut Kocaman Kasımpaşa mağlubiyetinden sonra istifa etti. Ama Başkan Aziz Yıldırım istifayı kabul etmedi. Hedefte olan Aykut hocanın istatistiklerini açmakta fayda var. Sportif direktör olduğu yıl, Fenerbahçe şampiyonluğu son maçta Bursaspor’a kaptırdı. Teknik sorumlu olduğu ilk sezon, Fenerbahçe ligi şampiyon bitirdi. Şike süreci nedeniyle Avrupa’ya gidilmedi. Geçtiğimiz sene ise şampiyonluk yine son 90 dakikada kaçtı. Üstelik Emenike, Niang, Lugano ve Santos gibi yıldızların ayrılmasına rağmen. 29 yıl aradan sonra kupa yeniden müzeye geldi. Bu sezon inişler çıkışlar var. Göze hoş gelen futboldan eser yok. 5-6 banko futbolcunun sakatlığı ayrı bir dert. Ama Fenerbahçe her şeye rağmen Avrupa Ligi’nde grup lideri.

Genel tabloya baktığımızda Aykut Kocaman döneminde Fenerbahçe ezeli rakiplerine oranla daha başarılı. Buna rağmen niçin Aykut Kocaman’ın bırakması isteniyor! Bence ilk neden Başkan Aziz Yıldırım. Başkanın tutum, tavır ve icraatlarına kızanlar, futbol takımının aldığı başarısız sonuçların arkasından, Aykut Kocaman’a vuruyor. Çünkü Yıldırım, Aykut’la devamda ısrarcı. İkinci neden ise Alex. Herkes Alex’i Aykut Kocaman’ın gönderdiğine gözü kapalı inanıyor. Alex yüzünden Fenerbahçe’nin kaybetmesini isteyenler bile var. Takım kötü gitsin, Aykut o zaman gönderilir ya da kendisi bırakır tarafında duranlar bu düşüncedeydi.

Aykut Kocaman futbolun patronu olduğu dönemlerde hata yapmadı mı? O da kendi alanında yanıldı, yanlış tercihler ve hatalar yaptı. Ama istatistikler Aykut Kocaman’ın başarılı olduğunun canlı tapusu. Tıpkı Alex’te olduğu gibi. O zaman yiğidi öldürdüğünde hakkını da vereceksin. Alex’in gönderiliş biçimi şık olmadı. Aykut Kocaman’a açılan isyan bayrağı da öyle. Ben söylemiyorum.. İstatistikler böyle diyor..

01 Kasım 2012, Perşembe 11:00
YAZININ DEVAMI

‘’Volkan ve 100'üncü gol...‘’

Arkadan düzgün toplar dağıtılmayınca orta sahada beklenen pas alışverişi sahaya yansımadı. Selçuk top servisinde zayıf kaldı. Kuyt ise karşılaşmanın genelinde ağırlığını hissettiremedi. Çakılı oynayan Limassol geri dörtlüsüne pek fazla iş düşmedi.

Fenerbahçe, kendi sahasına kapanıp, ürkek, telaşlı, cesur çıkışlar yapamayan, kabuğunu kıramalan bir görüntüdeydi, tedirginliğini ikinci bölümde de üzerinden atamadı. İlk tehlikeli atağımızı son yarım saate girerken geliştiren Fenerbahçe sanki beraberliğe kurulmuştu. Daha çok yana ve geriye doğru yapılan paslar, tribünleri de bezdirdi. Limassol da yorulup kendi sahasına çekilince Fenerbahçe biraz rahatladı. Baroni’nin korner atışı sonrası gelen gol Fenerbahçe için kaymaklı ekmek kadayıfı oldu. Sarı-Lacivertliler Avrupa kupalarında 100’üncü golünü attığı Limassol maçında beklenen performansın çok uzağında kalmasına rağmen 3 puan alarak gruptan çıkma yolunda önemli bir virajı geride bıraktı.

Fenerbahçe, Limassol galibiyetiyle ülke puanımızı yukarıya taşıdı, ancak milli ve tecrübeli oyuncuların fazla olduğu böyle bir kadronun AEL karşısında bu kadar tutuk, üretkenlikten uzak ve çok az pozisyonlu bir sunum yapması Güney Kıbrıs’ta tribünlere koşan taraftarları tatmin etmedi.
Fenerbahçe’nin en iyisi Volkan’dı. Saha içinin ve tribünlerin futbol adına iyi niyetli olması da korkulan beklentinin gerçekleşmesine fırsat vermedi.

26 Ekim 2012, Cuma 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’Derbi ne olur?‘’

Fenerbahçe, Mönchengladbach karşısında hem iyi oynadı hem de farklı kazandı. Beşiktaş derbisi öncesinde futbolcular morallendi. Aykut Kocaman ile yönetim rahat nefes aldı. Alex’in Fenerbahçe’den gönderilişine isyan edenler de Almanya zaferinden sonra biraz pişmanlık duydular.

Saracoğlu’nda bugün kadın ve çocukların şenliği var. Fenerbahçe’nin cezalı maçlarında en az 35 bin kişiyle tribünlere koşan kadın ve çocuk taraftarlar, bugünlük Alex meselesini unutup sadece Fenerbahçe’yi düşünmelidir. Skora aldırmadan takımlarının kazanması için ‘Hep destek tam destek’ sloganını asla terk etmemeliler.

Fenerbahçe teknik patronu Aykut Kocaman, derbiye Mönchengladbach kadrosuyla çıkacak. Beşiktaş, bugüne kadar koşan ve mücadele gücü kuvvetli bir takım görüntüsü verdi. M’Gladbach 11’i, rakibin bu anlayışına aynı ölçüde cevap verecek futbolculardan kurulu. Ayrıca Fenerbahçe, Almanya’da hırs patlaması yaptı. Ezeli rakibine oranla maçı çevirecek oyuncu zenginliği var. Orta saha savaşını kazanmayı başaran ve sinirlerine hakim olan taraf, 3 puana daha yakın olacak. Son 90 dakikalara baktığımızda Fenerbahçe, galibiyet için daha önde gözüküyor. Sarı-Lacivertli ekibin kemik kadrosunda sakat oyuncu yok. Beşiktaş mücadelesine Fenerbahçe, tam kadro hazırlanıyor. Aykut Kocaman, bu kadroyu en iyi şekilde değerlendirip kazanmak için gerekenlere sahip.

07 Ekim 2012, Pazar 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’Sorumlular belli‘’

Alex, Trabzonspor maçının ardından Kasımpaşa karşısında da yürüdü. Üzüm üzüme baka baka kararır derler ya; Mehmet Topuz, Mehmet Topal, Miroslav Stoch hatta Raul Meireles dahi Kaptan’a uydu. İlk yarıda top yapmak için çabalayan, rakibe pres yapmaya çalışan sadece Sow vardı. Fenerbahçe değil de sanki amatör bir takım oynuyordu sahada. Sarı-Lacivertliler defanstan bilinçli çıkamadı, orta alanda organize olamadı. Zaten bu durumda pozisyon bulmaları da imkansızdı.

Aykut Kocaman, vasatın altında kalan Alex ve Stoch’u çıkarıp Kuyt ile Caner’i oyuna aldı. Aslında bu hamle de Fenerbahçe’yi toparlamadı. İlk yarıda topu iyi kullanan, ancak pozisyon üretme zorluğu çeken ev sahibi, ikinci bölümde bu sorunu aştı. Adem, Kerem, Campos ve Uche, Fenerbahçe ceza alanını adeta esir aldılar. Gol geliyorum diyordu! Sarı-Lacivertli ekibin ne pas dengesi ne de kendine güveni kalmıştı. Uche ve Hüseyin bu fırsatı kaçırmadı. İki farklı geriye düşen Fenerbahçeli futbolcular biraz kıpırdanmak yerine maçın bu skorla bitmesine razı gibiydiler.

Fenerbahçe haftalar geçtikçe çıkış yapacağına geriye doğru gidiyor. Formsuz futbolcu sayısı sürekli artıyor. Böylesine iyi bir kadronun bu kadar kötü oynamasının öncelikle sorumlusu teknik patron Aykut Kocaman’dır. Ama milyon Euro’lar alıp da sahada dolaşan futbolcular da en az onun kadar mevcut durumdan sorumludur.

30 Eylül 2012, Pazar 12:00
YAZININ DEVAMI

‘’Fener kazanır‘’

Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman, Trabzonspor karşısında, sahaya nasıl bir kadro sürmeli?

Fenerbahçe, Avrupa Ligi grup maçında Marsilya karşısında son saniyede kaçırdığı galibiyetin ardından Trabzonspor ile zorlu bir 90 dakikaya çıkacak. Sarı-Lacivertli ekibin teknik patronu Aykut Kocaman bu mücadeleye Marsilya 11’i ile başlaması gerektiğini düşünüyorum. Şayet, Dirk Kuyt hazır ise Hollandalı’ya ekstra bir yer açılabilir. Alex’li kadroda Kuyt olursa Mehmet Topuz ya da Caner Erkin’den biri karşılaşmaya başlayacak 11’in dışında kalabilir. Alternatifli bir kadroya sahip olan Aykut Kocaman, maçın gidişine göre gerekli hamleleri yaparak 3 puan için tüm planlarını devreye sokacaktır.

Sarı-Lacivertliler’de, Trabzonspor maçında ön plana çıkacak futbolcular kimler olur?

Sarı-Lacivertli ekibin Trabzonspor’a oranla daha kaliteli ve her an maçı çevirebilecek oyuncuları bulunuyor. Raul Meireles, Dirk Kuyt, Moussa Sow, Alex de Souza ve kaleci Volkan Demirel’i bunların arasında sayabiliriz. Mutlaka kazanmak için sahaya çıkacak olan Fenerbahçe’de; Alex, Meireles ve oynarsa Kuyt, Aykut Kocaman’ın öncelikli kozları olur. Sow da bu üçlüye katılırsa Fenerbahçe hücum organizasyonlarında rahat yol bulur. Gününde bir Mehmet Topal, Gökhan Gönül ve Hasan Ali de Fenerbahçe’yi taşıyanlar arasına girebilir. Ayrıca her zaman olduğu gibi Volkan Demirel, Akut Kocaman’ın, takım arkadaşlarının ve tribünlerin en güvendiği isimlerin başında gelecek.

İki takım arasında, doruk noktasına ulaşan gerginlik, Saracoğlu çimlerine yansır mı?

Fenerbahçe ve Trabzonspor arasında uzun yıllara dayanan bir çekişme ve gerginlik olduğu kesin. 3 Temmuz sürecinde bu durum doruk noktasına ulaştı. Maç öncesinde ise sanal alemdeki gerginlik hızlanarak devam ediyor. Kadın ve çocuk taraftarlar önünde oynanacak karşılaşmada, Fenerbahçe’nin fazla etkilenmesini beklemiyorum. Çünkü Sarı-Lacviertliler artık işin 3 Temmuz tarafını futbolun dışına attı. Marsilya beraberliği ile moral kaybı yaşayan Kanarya, Avrupa sınavını kafalarından silerek Şükrü Saracoğlu’nun çimlerine çıkarsa çok fazla sorun yaşamaz.

24 Eylül 2012, Pazartesi 12:00
YAZININ DEVAMI