‘’Kazanmak güzel ama...‘’
Slovakya’daki karşılaşmanın ilk yarısı, tatsız bir hazırlık maçı havasındaydı. Tatsızdı çünkü Trabzonspor hiç hazır gözükmedi. Ne fiziksel ne de mental olarak! Dün Ruzomberok yerine nispeten daha iyi bir rakip olsaydı, ilk devreyi en az 2 farkla geride kapatabilirdi Bordo-Mavililer. Özellikle Denswil yetersiz, Umut Güneş kayıp, Trezeguet attığı gole rağmen konsantrasyondan uzak gözüktü. Ozan Tufan yıllardır oynamadığı sağ bekte mecburen idare etmeye çalıştı. Bardhi de vasattı. Zaten ilk 45’te takımın en iyisinin Uğurcan Çakır olması her şeyi anlatıyor.
Şans anı 79. dakikada
İkinci yarıya Trabzonspor daha baskılı ve topa hakim olarak başladı ancak 60’tan Ruzomberok yine tehlikeler yarattı. Özellikle de üst üste 2 pozisyonda Uğurcan’ın kritik kurtarışları vardı. BordoMavililer’in yakaladığı önemli fırsatlarda ya aceleci tercihler ya da etkisiz denemeler vardı. 79. dakikada Ruzomberok atağında direkten dönen top, Trabzonspor için şans anıydı. Genel olarak stresli geçen maçta herkesi rahatlatan golü Cihan Çanak attı. Fırtına’nın yeni yıldız adayı, uzatmalarda ceza sahası dışından müthiş bir şutla ağları havalandırdı, turun kapısını araladı.
‘’Gerekeni yaptılar‘’
Sezonun en büyük hedefi olan kupa öncesi lig üçüncülüğü adına böylesine kritik bir maç olunca, Abdullah Avcı 11’de rotasyon yapamadı; elindeki en iyi 11’le maça başladı. Esas önemli nokta; maç önü konsantrasyonuydu. İster istemez akıllar kupa finalinde olabilirdi. Nitekim Başakşehir mücadeleye hızlı başladı, önde basmaya çalıştı. Trabzonspor ise 20. dakikadan sonra toparlandı. Özellikle Meunier-Visca kanadını etkili kullanan Bordo-Mavililer’de, gol de buradan geldi. Visca’nın şık pasında Meunier çizgiye indi, asistinde Onuachu devreye 1-0 önde götürdü takımını.
İkiyi bulabilirdi
İkinci yarıda kontrolü elden bırakmayan ancak bunu yaparken ön tarafta da rakibini tehdit etmeye devam eden Trabzonspor, hem set hücumunda hem de geçişte fırsatlar yakaladı. 70. dakikalarda Başakşehir’in varlığını hissettirdiği bölümlerde ise Uğurcan hata yapmadı. Başakşehir’in risk aldığı anlarda Trabzonspor ikiyi bulabilirdi fakat ya son pas tercihini doğru yapamadılar ya da bitircilik noktasında eksik kaldılar.
Yüksek konsantrasyon
Son bölümü yüksek konsantrasyonla iyi oynayan Trabzonspor, hem lig üçüncülüğünü garantiledi hem de kupa finali öncesi moral kazandı. Trabzonspor, perşembe akşamı daha önce çıktığı 5 finali kazandığı Olimpiyat’ta Beşiktaş’ı da devirmesi halinde sancılı geçen sezonu en iyi senaryoyla tamamlamış olacak.
‘’Hak edilmiş yenilgi!‘’
Trabzonspor’un son 2 maçında Karagümrük ve Gaziantep’e karşı da etkisiz ilk yarı performansları vardı. Ancak dün ilk 45’te tam anlamıyla dağıldı Bordo-Mavililer. Özellikle başlangıçtaki 25-30 dakikalık bölümde Samsunspor’a hiç cevap veremediler. Ev sahibi çok daha motive, dirençli ve mücadele gücü yüksek gözüktü. Aslında Samsunspor fizik kapasitesi yüksek bir oyuncu grubuna sahip değil. Fakat ön alanda öyle yoğun baskı uygulayıp yardımlaştılar ki, Trabzonspor’u net şekilde sürklase ettiler. Sahadaki net fark ve 3-1’lik skor, istatistiklere de yansıdı. Gol beklentisinde ev sahibinin 1.94’e, 0.10’luk üstünlüğü vardı. Trabzonspor sadece 1 kez rakip ceza sahasında topla buluşurken, 1 tane bile korner kullanamadı bu bölümde. Tek isabetli şutta ise golü buldular.
Fiziksel üstünlük farkı
Açıkçası Trabzonspor adına oyunun ilk yarısı acil müdahale istiyordu. Abdullah Avcı ise devreyi bekledi ve Fernandez’i çıkartıp Berat’ı aldı, Mendy’yi stopere çekti. Sonrasında da Visca değişikliği geldi. Fakat pratikte pek bir şey değişmedi. Samsunspor 90 dakika boyunca aynı ciddiyetle oynayıp, fiziksel olarak da hiç kırılmadan maçı kazandı. Trabzonspor adına esas sorgulanması gereken nokta ise; sahaya katı sertlik koyan her rakibine teslim olması. Temaslı oyundan kaçınca, ‘teknik fiziğe üstün gelir’ sanınca, özellikle de deplasmanda kazanmak hayal kalıyor!
‘’Gövde gösterisi‘’
Gaziantep FK bu sezon böyle rahat bir ilk yarı geçirmemiştir herhalde! Ligde kalmaya çalışan konuk ekip, savunma arkasını denediği 2 pozisyonda 2 gol buldu. Orta alanı hep çok kolay geçti, oyunun hiçbir bölümünde dirençle karşılaşmadı. Trabzonspor’un ‘yumuşacık’ orta sahasında ne sertlik vardı, ne rakibi takip, ne de ön alanda doğru baskı... Defans zaten evlere şenlik! Rakibini gözle takip eden, hamlesiz bir defans... Abdullah hocanın böyle bir maçta değişiklik için devreyi beklemesi pek anlaşılır değildi. İkinci yarı başlarken iki hamle geldi. Trezeguet ile Umut Güneş girdi, Fountas ve Berat çıktı. Sonrasında bambaşka bir Trabzonspor vardı...
Ne olduğunu anlamadılar!
50. dakikada Visca’nın çizgiye indiği pozisyonda, onun yaptığı asistle Onuachu golü attı. 65 ile 68. dakikalar arasında ise Fırtına çıktı! Onuachu’nun asistinde Bardhi skoru dengeledi. Gaziantep ne olduğunu anlayamadan 1 dakika sonra Bardhi-Visca-Onuachu üçgeninde 3. gol geldi. Haaland modunu açan Nijeryalı dev, 68’de fiziğini müthiş kullanıp hat-trickle fişi çekti. Art arda gelen gollerle Gaziantep maça havlu atarken, Trabzonspor siyahla beyaz kadar farklı ikinci yarı performansıyla galip geldi. Gelecek sezonun planlamasına erken başlayan ve şimdiden ön anlaşmalar yapan Trabzonspor’da, öncelikli konu; kesinlikle Onuachu’nun takımda kalması olmalı. Gerekirse dev forvet için takım maliyetini dengelemek adına 2 transfer az yapılmalı ama mutlaka tutulmalı.
‘’En iyi senaryo... ‘’
Trabzonspor için sezonun en önemli maçlarından biri ancak durumun ciddiyetinin pek farkında olmayan bir oyuncu grubu vardı ilk yarıda. Lig 17.’si Karagümrük çok daha agrasif, iştahlı ve organize olan taraftı. Üstelik de kalelerinde verdikleri ilk pozisyonda golü yemelerine rağmen... 19-22 arası 3 önemli fırsat yakalayan ve 3.’sünde golü atan Karagümrük’e karşı, Bordo-Mavili oyuncular ‘hareketsiz savunma’ yapmaya çalışıyordu adeta! Abdullah Avcı kenarda hem sinirli hem de düşünceli gözükmeye başlamıştı ki, imdadına 2 stoper yetişti. Mendy pası verdi, Denswil skoru 2-1’e getirdi. Ancak devreye bir kaç dakika kala Enis Destan’ın bir anlık siniri daha doğrusu amatörlüğünün bedeli ağır oldu, genç forvet rakibine attığı yumruk sonrası takımını 10 kişi bıraktı.
1 kişi fazla gibiydi
Fakat ikinci devre olabilecek en iyi senaryoyla başladı. 49. dakikada Pepe’nin kazandığı topta, Visca ile devam eden pozisyonu Fountas golle sonuçlandırdı. 2 farkı yakaladıktan sonra Bordo-Mavililer arkada daha sağlam kalmaya çalıştı. Rakibinin risk aldığı bölümlerde de iyi çıktı. En önemli nokta, bir kişi eksik olmasına rağmen ilk yarıya göre çok daha mücadeleci ve konsantre bir takım vardı. Fakat son 15 dakikalık bölümde bazı isimler fizik olarak çok düştü. Değişiklikler gecikince de Karagümrük skoru 3-2’ye getirip, en azından rövanş için umudunu sürdürdü. Sonuç olarak Trabzonspor oyun anlamında bazı bölümlerde sınıfta kalıp, defansif zaaflar yaşasa da kaliteli ayaklarıyla dün işi çözdü.
‘’İlaç gibi goller‘’
Sivasspor yenilgisi sonrası “Yumuşak bir takımız daha sert olmamız, temaslı oynamamız gerekiyor” diyen Abdullah Avcı’nın merkezde Umut Güneş’i kesip orta sahayı sadece Berat-Bardhi ikilisine teslim etmesi, başlangıç senaryosunun en dikkat çeken kararıydı. Belli ki bu kurguda topa sahip olmayı veya dominant oynamayı düşünmemişti Trabzonspor’un hocası. Pepe’yi ikinci forvet gibi kullanarak direkt hücumlarla atağa çıkmayı tercih etti. Fakat ilk yarıda çok kısır bir futbol vardı. Devreye girilirken Trabzonspor sadece 7 kez rakip ceza sahasında topla buluşurken, Kayserispor’da bu rakam 4’tü. Gol beklentisi ise Bordo-Mavililer adına sadece 0.13’tü. Her şeye rağmen bu performanstan 1 gol çıkarabilmek çok değerliydi! Meunier golde başroldeydi. Belçikalı yıldız asistlerine bir yenisini eklerken, Enis Destan’ın kafasına kondurduğu ortada genç forvete dokunmak kaldı.
İyi ve kötü...
İkinci yarıda Kayserispor’un gol için biraz daha risk alması Trabzonspor’un işine yaradı. 52. dakikada Pepe’nin pasında Bardhi müthiş bir vuruşla topu ağlara yolladı. Ancak öncesinde faul olduğu gerekçesiyle hakem VAR’a gidip golü iptal etti. 58’de ise 2 pasta Trabzonspor atağa sonuçlandırdı. Uğurcan’ın uzun topunda Enis Destan çok güzel indirdi, Pepe aynı güzellikte bitirdi. 2-0’dan sonra Kayserispor’un baskısı muhtemel bir sonuçtu. Fakat Trabzonspor uzun süre kalesini iyi savundu. Ta ki 87. dakikaya kadar... Uğurcan’ın büyük hatasında durum 2-1’e geldi. Son bölümler biraz stresli geçse de Fırtına galip gelmesini bildi. Günün iyisi 1 gol, 1 asistlik performansıyla Enis’ti. Kötüsü ise tartışmasız hakemdi! Kart tercihleri, çaldığı yüzde 100 hatalı penaltı ve genel yönetimiyle Çağdaş Altay çok yetersiz bir görüntü verdi.
‘’Forvet problemi!‘’
Trabzonspor belki de en dominant ilk yarıyı oynadı dün. Golü atmak için her türlü organizasyonu denedi, özellikle de 30. dakikadan sonra. Fakat ya son pas tercihi hatalıydı ya da son vuruş zamanlaması. Yüzde 70 topa sahip olduğu bu bölümde, topun kıymetini daha iyi bilebilirdi Bordo-Mavililer. İlk 20 dakika ise zaten çöpe gitti! Pas akışı yavaş, oyun hızı da bir o kadar düşüktü. Ancak Abdullah Avcı Eren Elmalı ve Meunier’yi öne sürüp, Trezeguet ile Visca’yı içe sokunca, Sivasspor’un savunma dengesi de bozuldu. Sırf sağ bek Meunier’in 3 pozisyonu vardı mesela. Ancak merkezden çok az denedi Trabzonspor. Hat kırıcı pası atma noktasında Bardhi de Berat da Umut Güneş de etkisiz kaldı.
Golü atamayınca...
İkinci devre başlarken Trezeguet’yi çıkartıp, Umut Bozok hamlesi yaptı Avcı. Net bir forvet eksikliği bas bas bağırıyordu zaten ilk yarıda. Ancak çıkması gereken oyuncu Trezeguet’den ziyade Visca veya Pepe’ydi aslında. Ancak Trezeguet’nin ağrı yaşaması belki de o tercihi etkiledi. 52. dakikada ise doğru forvet profilinin ne kadar önemli olduğunu gördük. Rey Manaj’ın fiziğini çok iyi kullanıp yaptığı asistte Menig golü attı.
Böyle maçlarda dominant oynayıp bir türlü golü bulamamak sizin enerjinizi düşürdüğü gibi dakikalar ilerledikçe rakibin de direnç kazanmasına neden oluyor. Muhtemelen dün Onuachu sahada olsaydı, bambaşka bir senaryodan bahsederdik Trabzonspor için. Fakat ‘keşkelerle’ maç kazanılmıyor. Özellikle de 1-0 geriye düştükten sonra skoru çevirmek için istek, ekstra mücadele ve kalite gerekiyor.
‘’Normale dönüş! ‘’
Yazının başlığı kimseyi aldatmasın. Normale dönen şey; Bordo-Mavili takımın üst üste galibiyetler aldığı dönemdeki saha içi kurgusuna geçmesiyle, aynı o süreçteki disiplinli futbol ve doğru oyun planının doğru uygulanışıydı. Yoksa ilk düdüğün ardından yapılan 30 saniyelik protesto ve Konya’da özellikle ikinci yarıdaki tribün gerginliği, pek de normal bir süreçten geçmediğimizin çok net bir göstergesi aslında! Neyse biz yine sahada kalmaya çalışalım... Trabzonspor, 2-0’dan 2-2’ye getirdiği ve son anlarda kaybettiği Fenerbahçe maçından sonra ligin en sert deplasmanlarından birine çıktı. Son 4 maçını kaybetmeyen, evindeki son 3 karşılaşmadan ise 7 puan çıkartan Konyaspor’a karşı üstünlüğünü kabul ettirerek başladı Bordo-Mavililer. Bu üstünlüğü çok net pozisyonlara yansıtamasalar da Trezeguet’nin müthiş şutuyla golü buldular, Mısırlı yıldızla 2’yi kaçırdılar, Bardhi ile direğe takıldılar ilk yarıda.
Fazla rahatlayınca...
İkinci devrede penaltıdan 2’yi bulduktan sonra Trabzonspor fazla rahatladı, Konyaspor da bu rahatlığı cezalandırdı! 79. dakikada Nzonzi farkı 1’e indirdi, 82’de direkten dönen top ise Trabzonspor’u kendine getirdi! Son sözü Fountas söyledi. 89’da ceza sahası dışından müthiş bir şut çıkartan Yunan futbolcu, maçı bitirdi.