‘’United kötü durumda‘’
Manchester United sahada ve sonuçlarda hiç de iyi görünmüyor. United’ın şu ana kadar (4 galibiyet, 5 mağlubiyet) kazandığı maçlar da dahil, “Süper oynadı” diyebileceğiniz bir maçı yok. Nasıl bir ruh hali içinde olduklarını anlamak için Old Trafford’da 1-0 kaybettikleri C. Palace maçına bakmanız yeterli. Yedikleri golde ceza sahası içerisinde kaleci dahil 10 kişi (Palace’tan 5) vardı. Ceza sahası dışındaki 3 rakip oyuncuyu kimse tutmuyordu.
15 gol yediler, 10 attılar
Çok dağınık bir görüntü verdiler, organize olamadılar. Beraberlik golünü bulmak için Palace sahasına yüklenirken, orta yapmak için sağda Casemiro bekliyordu! Erik ten Hag’ın, oyuncularının zihinsel kırılganlığı ve baskıyla başa çıkamamalarından büyük endişe duyduğu konuşuluyor. Takım 15 gol yedi, 10 gol attı. Bunların da üstüne takımında sakatların sayısı artmaya devam ediyor.
Antony hemen 11’e dönüyor
Son olarak stoper Martinez 3 ay yok. Diallo, Mainoo, Bissaka, Shaw, Malacia’nın da oynaması beklenmiyor. Reguilon şüpheli, Sancho kadro dışı. Shaw’ın yokluğunda sol bekte yine, orta saha Amrabat’ı görebiliriz. Affedilen Antony’nin ‘acil butonu’na basılarak, kurtarıcı rolüyle 11’de olması bekleniyor. Açıkçası Galatasaray çok güzel bir zamanda rakibini yakaladı. Old Trafford’da en son 2009 Kasım’da Beşiktaş, bir Türk takımı olarak son galibiyetini almıştı. Umarım bu akşam da Aslan, 14 yıl sonra Manchester’da tarih yazabilir.
‘’Baskılı oyun erken sonuç‘’
Başakşehir’in hocası Çağdaş Atan, “Fenerbahçe ve Galatasaray’ın kalitesi ligin üzerinde” demişti. Haklı da... İki devin de kadro değerleri 200 milyon Euro’nun üzerinde. Beşiktaş ve Trabzonspor, maddi olarak ezeli rakiplerinin hemen hemen yarısı kadarlar. Kanarya’nın bugün karşılaşacağı rakibi Rizespor’un takım değeri, 27 milyon Euro civarı. Sarı-Lacivertliler’de moraller tavan yapmış durumda. Başakşehir karşısında ilk 20 dakikada ortaya konan oyun, mükemmeldi.
Baş mimarı Kartal’dır
Jorge Jesus’la boşa heba edilen sezonun ardından İsmail Kartal, takımda harika bir denge kurmuş durumda. Fenerbahçe, bu sezon çıktığı 13 resmi (6’sı lig) maçının hepsini kazandı ve bu başarının baş mimarı kesinlikle Kartal’dır. Kadro çok dengeli ve yıldızlarla dolu... Maçı çözecek, skora katkı verecek isimler çok fazla. Örneğin; Dzeko ya da Tadic mi gününde değil, bu kez Szymanski, Fred ya da İrfan Can gibi diğer yıldızlar ortaya çıkabiliyor. Rizespor, İlhan Palut önderliğinde ilk haftada Adana Demir’e kaybettikten sonra hiç mağlup olmadı.
Deplasmanda 5 gol yediler
Bugün, Başakşehir’in oynadığı tarz gibi Kadıköy’de Rize oynamayacaktır. Fenerbahçe, karşısında daha kontrollü ve fiziksel anlamda daha güçlü bir rakip bulacaktır. Ancak unutmadan; Rize’nin bu sezon 3 deplasmanda 5 gol yemesi (Evinde 1 gol yedi), böyle bir maç öncesi hiç de iyi bir istatistik değil. Fener ise iç sahada ligde 9 gol attı. Sonuç olarak Kadıköy’de taraftar desteğini sonuna kadar hissedecek Kanarya, ilk dakikadan itibaren baskıyla başlar ve çabuk sonuç almaya çalışır. Kağıt üzerinde net favori olan Kartal’ın ekibi erken skoru bulursa da rahat bir şekilde 90 dakikayı tamamlar.
‘’'Kaptan Tsubasa' üzerinden Japonya‘’
2002 Dünya Kupası Son 16 Turu'nda Japonya'yı 1-0 yenerek, tarih yazarak üçüncü olduğumuz turnuvada o maçtan sonra çeyrek finale çıkmıştık. Aradan 21 yıl geçti, Japonlar'la oynadığımız son hazırlık karşılaşmasını 4-2 kaybettik. Güzel de futbol oynadılar, 'Vay be' dedirttiler. Yine klasik bir içten, "Keşke onlar gibi olabilseydik" dedik mi? Dedik. Samuray Mavisi, 1998'den beri Dünya Kupası'na katılıyor ve 4 kez de Son 16'ya kaldılar. Bizim Dünya Kupası hasretimiz, an itibarıyla 24 yıl (Umarım 2026'ya gideriz.).
Süperstarlara ilham kaynağı...
Japonya'da ilk lig amatör olarak 1965'te kuruldu ve 1993'te profesyonel hale geldi. O dönem Japon futbolu değil ama çocukluğumuzun efsane çizgi filmi 'Kaptan Tsubasa' bizi ekran başına kilitlerdi. Onların futbolu ile ilgili kimsenin bir fikri yoktu. Ama Tsubasa ve kaleci Wakabayash'yi adımız gibi bilirdik. Muhtemelen Lionel Messi, Del Piero, Fernando Torres gibi süperstarlar dahil bir çoğumuza ve futbolcu olma hayali yolunda tüm Japon gençlerine ilham kaynağı olmuştu bu tarihi futbol eseri.
O zaman FIFA'da 66. sıradalardı
Tsubasa mühtişti ama o dönem FIFA'da 66. sıradalardı, şimdi 20.'ciler. Biz de şu an 41.'ciyiz. Kendilerine başarı için bir vizyon belirlediler ve uyguluyorlar. Bunun için para musluklarını sonuna kadar açan Uzak Doğu'daki komşuları Çin'i ya da şu anki Suudi Arabistan modelini örnek almadılar. Çin'in yatırımları uzun vadede zaten sonuç vermedi. Suudiler'in ne yapacağı ise merak konusu.
Terry Westley ve Moriyasu...
Japonlar, Zico (Milli Takım'ı da çalıştırdı.), Gary Lineker, David Villa, Iniesta ve Lukas Podolski gibi yıldızları ülkelerinde oynatırken, alt yapı odaklı bir yolu seçtiler. Japonya'nın Profesyonel Ligleri'nin başında direktör olarak, West Ham United'ın eski akademi direktörü Terry Westley var. Milli Takım'ın başında 2018'den beri, Japonya'nın diğer alt milli takımlarında da çalışan Hajime Moriyasu bulunuyor. Sözleşmesi 2026'da bitecek Moriyasu, ülke tarihinde bir Dünya Kupası'nda (2022) takımın başında bulunan ilk Japon hoca (Bundan önceki turnuvalarda hep yabancılar vardı). Almanlar'ı 4-1 yenip, Hansi Flick'in kovulmasına sebep oldular. Ne kadar yetenekli, taktik disipline bağlı ve mücadeleci bir takım olduklarını anlamak için tek bir maçlarını izlemek bile yeterli.
Sizin sözünüzü dinlerler
Westley, Avrupa'dan birçok kulübün yetenek avcılarının kendisini transfer konusunda aradığını söylüyor. İngiliz futbol adamı, Japon futbolcuların 1 numaralı özelliğinin, 'Mantalite' olduğunu ifade ediyor ve devam ediyor: "Buradan gelişmek isteyen bir oyuncu alabilirsiniz. Eğer genç bir Japon oyuncuya topla çalışması konusunda bir tavsiyede bulunursanız, bundan asla sıkılmaz ve gerçekten bunu uygular." Aklıma Stefan Kuntz'un, Ay-Yıldızlılar'da fiziksel yeterlilik konusunda oyuncularına 'Uygulayın' dediği ama yarısının uyguladığı tavsiyeler geldi!
Artık daha da fazlalar
Eskiden Nakata, Inamoto, Kagawa ya da Okazaki gibi futbolcuların isimlerini Avrupa futbolunda duyardık. Artık kulüplerin, fiyatı da uygun olan -özellikle genç- Japon oyunculara ilgisi çok daha fazla. Stoper Hiroki Ito Stuttgart'ta, Tomiyasu Arsenal'de, Wataru Endo Liverpool'da, Kamada Lazio'da, Kubo Real Sociedad'da ve Kaoru Mitoma da Brighton'da çok iyi performanslar gösteriyor.
Mitoma şimdi 32 milyon Euro
Mitoma, 2021'de Kawasaki Frontale'den İngiliz ekibi Brighton'a 3 milyon Euro'ya transfer olmuştu. Şu an piyasa değeri 32 milyon Euro. 2019'da Kubo'yu Real Madrid, FC Tokyo'dan 2 milyon Euro'ya aldı ve 2022'de 6.5 milyon Euro'ya Sociedad'da sattı. 18 yaşındaki hücum oyuncusu artık 25 milyon Euro değere ulaştı. Tomiyasu'yu Belçika'dan VV St. Truiden, Avispa Fukuoka'dan 2018'de 800 bin Euro'ya almış ve 2019'de 7 milyon Euro'ya Bologna'ya satmıştı. Arsenal de onu 2021'de 19 milyon Euro'ya kadrosuna kattı. Artık Japonya'da genç oyuncular, ülkelerindeki üst ligde çok daha fazla süre alıyorlar ve Avrupa'nın yolunu tutuyorlar. Japonya zaten dünyanın sayılı ekonomilerinden ve kulüpleri de bu açıdan oldukça sağlam.
İstikrar, disiplin ve adalet
Milli Takım'ın yaş ortalaması 26 civarı ve ülkede futbola ilgi bir hayli fazla. Sonuç olarak Japonya'nın uzun süreli programını sadece bu yazının satırlarına sığdırmak mümkün değil. Ancak buradan benim çıkardığım sonuç; iyi bir milli takım istiyorsanız, 'gerçekten' alt yapıya yatırım yapıp, daha fazla genç oyuncuya süre vermelisiniz. Tabii ki bunu; istikrarlı, disiplinli, adaletli bir program dahilinde uygulamanız lazım. Çünkü benim yaptığım gibi yazmak ya da konuşmak en kolayı, önemli olan icraat...
‘’Şimdi faturayı kime kesiyoruz?‘’
Stefan Kuntz, Almanya Ümit Milli Takımı’ndan, A Milli Takımımız’ın hocası oldu. Bunun tam tersi, tarihte asla olmayacak. Kuntz, kariyerinde şu an gelebileceği en iyi yerde. Kuntz seçimi belki de en başta hataydı ama sonrasındaki yoğun baskı karşısında yalnız bırakılması, daha büyük hataydı. Hoca ne yapsa, bizleri ikna edemiyor, sempatikliği gitti ve ayarları bozuldu. Monaco’daki UEFA kura çekiminde TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’ye, “Kuntz’un geleceğiyle ilgili kesin ifadeler kullanmamanız, onu tedirgin etmiyor mu?” diye sormuştum. Başkan, “Daha iyi... Tedirgin olsun, daha iyi çalışsın ve bizi finallere götürsün” demişti.
Tarihe baktığımızda...
Kuntz’un muhtemelen burada başarılı olacağına inanan tek kişi, onu getiren TFF Milli Takımlar Sorumlusu Hamit Altıntop’tu. Artık onun da hocaya medya önünde desteği yok. Kuntz seçimi Büyükekşi yönetimine ait değil. Muhtemelen Başkan’ın da isteği, yerliden yana. En güçlü aday, Abdullah Avcı. O da doğru tercih mi? Yorum sizin.... Jose Mourinho, geçmişteki bir röportajında, “Milli Takım’da başarı için İngiltere’nin hocası İngiliz, Portekiz’in hocası Portekizli olmalı” demişti. Futbol tarihine baktığımızda da Dünya Kupası’nı kazanan 22 ülkenin hepsinin hocası yerli, Avrupa Şampiyonu 16 ekipten sadece birinin antrenörü (EURO 2004 Yunanistan’ın hocası Otto Rehhagel) yabancı.
Onlar da altında kaldılar
Biz yakın geçmişte, Guus Hiddink ve Mircea Lucescu gibi kariyerli yabancıları da denedik ama olmadı. Tarihimizde Milli seviyedeki tüm başarılar, Türk isimlerle geldi. Ama tüm faturayı da şu an Kuntz’a kesemem. Onu seçenlerin yanı sıra oyuncular da performanslarının çok altındalar. Ayrıca anı yaşayan bir ülkede bugün, ‘Yerli diyenler’, yerli sonrası yarın da ‘Yabancı olsun’ diyecek. Ancak böyle bir grupta ve ilk ikinin EURO 2024 finalleri bileti kaptığı bir ortamda Almanya’ya gidememek, kesinlikle utanç verici olur. Sonuç olarak grupta 3 maçımız kaldı ve karar vericilerin Türkiye’yi finallere götürecek en doğru kararı bir an önce vermesi şart.
‘’Zor ama heyecan verici‘’
İki yıl üst üste İstanbul, harika iki kura çekimi ve geçen sezon da müthiş bir Şampiyonlar Ligi organizasyonu düzenledi.. Ve 2019’dan sonra kura çekimleri tekrar Monaco’ya döndü. Devler Ligi kura çekimi, futbolun Oscar’ı. Bunu her anıyla ve dinlemekten bıkmayacağınız müziğiyle sonuna kadar hissediyorsunuz. Grimaldi Forum’daki törenin başında geçen sezonu anlatan sinema filmi modundaki, ‘İşte Şampiyonlar Ligi bu’ dedirten videoyu salondaki herkes hayranlıkla izledi. Galatasaray kolay bir gruba düşmedi ama zaten Devler Ligi’nde kolay diye bir şey yok. Galatasaray markasına, Monaco’da yine büyük bir saygı duyulduğunu söyleyebilirim. Yıldızlar topluluğu Harry Kane’li Bayern Münih ve Manchester United elbette grupta favori. Kopenhag, inatçı bir takım ve fizik gücü yüksek.
Korku dolu anlar yaşatabilir
Ancak Galatasaray’ın da hocası Okan Buruk ve golcüsü Icardi önderliğinde devlere rahat kafa tutacağı kesin. Nefes kesecek maçlar bizi bekliyor. Özellikle Cim Bom, evinde taraftarının da desteğiyle rakiplerine korku dolu anlar yaşatacaktır. Genel bir değerlendirme yaparsak tüm gruplar zorlu ama F Grubu, anında ‘Ölüm Grubu’ unvanını hemen aldı. Özellikle son torbadaki Newcastle United’ın, PSG, Dortmund ve Milan’la aynı gruba düştüğü anlarda salonda kahkaha ile karışık gülüşmeler bir hayli duyuldu. Bireysel ödüllerin de hak edenlere gittiğine inanıyorum. Benim tercihim Pep Guardiola ve Erling Haaland’dı. Onlar da kazandı. Şimdiden Galatasaray’a başarılar ve bugünkü kura çekiminde de temsilcilerimize bol şanslar diliyorum.
‘’Bosna'nın pırlantası‘’
Savaşın gölgesinde bir çocukluk, zorlu bir yaşam ve sonunda her anı hak edilmiş muhteşem bir kariyer... Ülkesinde bir kahraman ve yaşayan efsane... Lakabı 'Bosna'nın Pırlantası' ama futbol tarzıyla 'Saraybosna'nın kuğusu' diyenlerin sayısı da az değil. "Savaş döneminde sürekli ağlıyordum. Silah ve bomba sesleri hep vardı. Yaşadıklarım beni bugünkü hale getirdi ve daha güçlü biri yaptı. Yaşıtlarıma göre daha hızlı öğrenmek zorunda kaldım" diyen Edin Dzeko, 17 Mart 1986'da Saraybosna'da doğdu. Savaş başladığında henüz 6 yaşındaydı. Futbolu çok seviyordu ama dışarı çıkıp top oynamak da bir o kadar tehlikeliydi.
Okul binasında idman...
İlk takımı, savaş sonrası babasının 9 yaşında elinden tutup götürdüğü FC Zeljeznicar'dı. Dzeko o günler için "İlk idmanımızı unutamıyorum. Saha mahvolmuştu ve okul binasında idman yapıyorduk" diyor. 2003'te ilk profesyonel kontratını imzaladı. Kariyerine orta saha olarak başladığı Zeljeznicar'da ona, 'sıska ve cılız' (Boyu şu an 1.93 cm.) anlamına gelen 'kloc' lakabı takıldı. Ancak ondan çok etkilenen ilk hocası Jusuf Sehovic, Dzeko'yu, "Herkesten çok daha çalışır. Gelişmek adına her şeyini ortaya koyardı. Psikolojik olarak çok güçlüydü. Her türlü disipline uyum sağlardı" sözleriyle tanımlıyor. 2 yıl sonra 25 bin Euro karşılığında Çek ekibi Teplice'ye transfer oldu. Bu para, Zeljeznicar için adeta piyangodan çıkmış büyük bir ödül gibiydi.
Toplamda 5 dil biliyor
Arkadaşı Mirza yakın geçmişte, "Edin, gereğinden fazla takım oyuncusuydu. İspanya'ya karşı bir maçını hatırlıyorum. Golü kendi atabilirdi ama pas vermeyi tercih etti. Bu inanılmazdı" demişti. Kendisini saha dışında da çok geliştirdi. An itibarıyla kendi dili Boşnakça'nın yanı sıra İtalyanca, İngilizce, Almanca ve Çekçe'yi de akıcı şekilde konuşabiliyor. Dönelim tekrar futbola... Çek Ligi'ndeki performansı sonrası Almanya'da Wolfsburg'un sert idmanlarıyla bilinen hocası Felix Magath, Dzeko'yu 4 milyon Euro bonservisle kadrosuna kattı.
Rekor bonservis ücreti
Dzeko, Grafite ile birlikte Bundesliga'yı adeta salladı. 2009'da kulüp, ilk lig şampiyonluğunu yaşarken O da, toplamda 4 sezonda (2009-10 Gol Kralı/22 gol) 142 maçta 85 kez ağları salladı. O kadar hızlı gelişti ve parladı ki, kısa sürede Bosna Hersek Milli Takımı'nın (Şu an kaptanlığını yapıyor ve 121 maçta 61 golü var) vazgeçilmezi oldu. Ekonomik anlamda güçlenen Manchester City, Dzeko'yu gözüne kestirdi. 7 Ocak 2011'de Roberto Mancini'li City, Boşnak süperstar için 32 milyon Euro ödedi. Bu, dönemin Bundesliga'daki bir oyuncu için ödenen en yüksek, City için ikinci (Robinho'dan sonra) ve Premier Lig için de 6. rekor bonservis bedeliydi. Dönemin aynı zamanda Boşnak futbolcu için en yüksek rakam olduğunu zaten söylememe gerek yok sanırım.
Manchester City tarihine geçti
Dzeko, ilk sezonunda FA Cup'ı, ikinci sezonunda tıpkı Wolfsburg'la yaptığı gibi bu kez City'nin tarihindeki ilk Premier Lig'i (2011) kazanmasına yardımcı oldu. 2014'te bir kez daha Premier Lig'de zafere ulaşan tecrübeli futbolcuyu 2015'te İtalya'dan Roma kiraladı. Roma ondan o kadar çok memnun kaldı ki, daha sonra bonservisini aldı. Dzeko da, 2016-17'de kariyerinin istatistik anlamında en iyi sezonunu geçirdi. 51 resmi maçta 38 gol ve 10 asistle şov yaptı, Serie A'da 28 golle zirveyi kimseye bırakmadı. Yaşı ilerleyince çok fazla koşmadığıyla ilgili eleştiriler geldi.
'Şunu garanti edebilirim'
Bir röportajında, "Koşmuyor muyum? Takımım için en iyisini yapmıyor muyum? Bu sadece komik! Şunu garanti edebilirim. Kimse benden daha çok kazanmayı istemez. Kime karşı oynadığımın bir önemi yok. Sadece gol atmak ve kazanmamıza yardımcı olmak istiyorum" ifadelerini kullanmıştı. 2021 yazında Romelu Lukaku, Chelsea'ye transfer olunca Inter, 4 milyon Euro bonservisle 35'ine gelen Dzeko'yu aldı. İki sezonda 34 kez fileleri salladı, 2'şer kez İtalya Kupası ile İtalya Süper Kupası zaferleri yaşadı.. Ve Hakan Çalhanoğlu'nun da olduğu Milano ekibiyle kariyerinde ilk kez Şampiyonlar Ligi finali oynadı.. Ve şimdi mütevazı, gösterişsiz, futbol aşığı bu adam finali oynadığı İstanbul'da artık Fenerbahçe'nin başarısı için ter dökecek.
'Futbol delisiyim'
Boşnak yıldız, kendisini, "Futbol delisi" olarak özetliyor. Dzeko bununla ilgili sorulara, "Her zaman futbol izlerim. Bütün ligleri, bütün maçları. Hangi seviye ya da hangi takımların olduğunun bir önemi yok. Takım otobüsünde tabletimden ya da telefonumdan, boş vakitlerimde hafta sonu evde koltuğumda otururken hep futbol izlerim. Özellikle rakiplerime odaklanırım. Bu sayede onlara karşı oynarken, rakibin zayıf yönlerini önceden bilme şansım oluyor" cevabını veriyor.
Tam bir aile babası
Edin Dzeko'nun, dedikodulardan uzak son derece sıradan bir aile hayatı var. Aktris ve aynı zamanda model olan eşi Amra Silajdzic ile 2011 yılında tanıştı. 3 yıl sonra evlendiler. Dzeko'nun 4 çocuğu var. İlk olarak 2016'da Una, dünyaya geldi. Daha sonra Dani, Dalia ve Hana doğdu. Çift, çocuklarının çok fazla medya önünde gündeme gelmesinden hoşlanmıyor. Çocuklarıyla ilgili de çok fazla bir şey paylaşmıyorlar.
'Annem hayatımı kurtardı'
Savaş dönemiyle ilgili olarak Edin Dzeko, "Annem, çocukken hayatımı kurtardı. Bosna döneminde arkadaşlarımla futbol oynamak istedim ama sokağa çıkmama izin vermedi. Birkaç dakika sonra bir bomba patladı ve arkadaşlarım öldü. Ayrıca evimizde savaşta yıkılmıştı ve dedemlerin evine taşındık. Bütün aile olarak toplamda 15 kişi, 35 metrekarelik bir dairede yaşamıştık" ifadelerini kullanıyor.
‘’İstanbul'a çok yakıştı‘’
Futbolda Şampiyonlar Ligi finali benim için Dünya Kupası'na eş değer ve hatta bir adım önde diyebilirim. Kesinlikle en iyilerin yeri burası... Zaten sadece müziği, sizi havaya sokmaya yetiyor! İşte böyle bir organizasyonun finaline ikinci kez (2005) ev sahipliği yapmak büyük gurur. 2019 Madrid'den sonra ikinci Devler Ligi finalimi yaşadım. Basın tribünündeki birçok Türk gazeteci de İstanbul sayesinde bu ilki yaşadılar. Atatürk Olimpiyat Stadı'nda 70 bini aşkın taraftar, ekranları başında 400 milyondan fazla futbolsever, Manchester City-Inter finaline tanıklık etti.
Daha fazla kullanmalıyız
Futbolun efsaneleri, ünlü isimler derken 100 binden fazla yabancıyı İstanbul'da ağırladık. Reklamın kralını yaptık. TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi'nin açıklamasına göre final sayesinde ülkemize 200 milyon Dolar'a yakın döviz girişi oldu. Final, Atatürk Olimpiyat Stadı'na yine çok yakıştı. Zeminden tutun, her şey mükemmeldi. Keşke, bu güzel futbol mabedini, Fransızlar'ın Stade De France ve 2024'teki finale ev sahipliği yapacak İngilizler'in Wembley statları gibi daha fazla kullanabileceğimiz bir hale getirebilsek...
En büyük eleştiri trafik
Açılış töreni ve sonuyla harika bir organizasyon gerçekleştirdik. Eksikler elbette olacaktır ama Türkiye, bu maçın altından başarıyla kalktı. Madrid'de Portekizli arkadaşımın elinden biletini çalmışlardı, hem de polisin gözü önünde. Polis, 'Yapacak bir şey yok' dedi.Hırsız kaçtı, gitti. Madrid'de stada giriş sırasında ufak çaplı bir kaos da yaşanmıştı. Geçen yıl Paris'teki izdiham, biletsiz seyircilerin içeri girmesi, finalin 35 dakika geç başlaması tam bir skandaldı. Bizim adımıza en büyük eleştiri, trafikti.
Emekçilere ayrı bir teşekkür
Özellikle yola erken çıkamayanlar, 20 milyona yakın nüfuslu İstanbul'da (Final olmasa da bu şehirde trafik hep sorun) bu çileyi derinden hissetti. Çıkışta da saat geç olmasına rağmen evlerine ya da otellerine dönmek konusunda zorluk çekenler vardı. Bana göre genel olarak; ciddi bir olay yaşanmadan, kazasız belasız, harika bir final gerçekleşti. Bu maçın ülkemizde oynanmasına katkıda bulunan herkese sonsuz teşekkürler. Özellikle saatlerce görev yapan başta polislerimiz, özel güvenlik çalışanları, stat çevresinde ve içindeki tüm personele ayrıca teşekkür edilmeli. Bu arada benimle birlikte maçı izlemeye gelen yabancı meslektaşlarıma da finali kısaca yorumlattım. Bir de onların gözünden finale bakabilirsiniz...
‘’İstanbul'da City şov!‘’
Şampiyonlar Ligi finaline 2005'ten sonra ikinci kez ev sahipliği yapan İstanbul'da, her anıyla müthiş bir final yaşandı. Manchester City'nin, Inter karşısında baskın bir oyun ortaya koyması beklenirken, ilk yarıda tam tersi oldu. Inter, son derece akıllı ve kompakt bir futbol sergiledi. İtalyanlar, hem Haaland'ı hem de Grealish ve Bernardo Silva'nın kanatlardan tehlike yaratmasına izin vermedi. Inter'in hocası Simone İnzaghi, maç boyunca kendi bölgesinin sürekli dışına çıktı. Bir ara dördüncü hakem onu sürekli uyarsa da, huylu huyundan vazgeçmedi! Pep Guardiola sakin gözüküyordu. 26'da Ruben Dias topu ayağından kaçırdı Barella, boş kaleye atamadı. Guardiola'nın o anki sinirli tepkisi, kameralardan da kaçmadı.
Guardiola çimlere bıraktı
27'de Kevin De Bruyne, oyunda fazla gözükmeyen Haaland'a harika bir ara pası verdi. Norveçli süperstarın vuruşunda Onana gole izin vermedi. Yarım saat dolarken De Bruyne, sakatlandı ve yerini Foden'a bıraktı. İlk devre golsüz sona erdi. İkinci yarının başında Inter, rakibinin kontrolü almasına izin vermemeye çalışsa da, daha sonra Guardiola'nın öğrencileri, baskıyı artırdı. Özellikle stoperden orta sahaya dönüşen Stones, süper bir performans gösterdi. 57'deDzeko çıktı, Lukaku girdi. 58'de bu kez City'de Akanji topu ayağından kaçırdı, Martinez'in vuruşunda Ederson başarılıydı. Bu hata sonrası Guardiola, kendini çimlere bıraktı!
Son anlar nefes kesti...
68'de Akanji, Bernardo Silva'yı sağdan ceza sahasına soktu. Silva'nın içeriye attığı top Acerbi'ye çarptı. Dönen topa Rodri harika vurdu ve City'yi 1-0 öne geçirdi. Maçın adamı unvanını alan Rodri, Devler Ligi'nde ikinci golünü attı. O ana kadar tribünler Interliler'in tezahüratıyla inlerken, City taraftarı adeta uyandı ve tezahüratlara başladı. 70'teCity ceza sahasına gelen topta Di Marcao'nun kafası direkten döndü. İtalyan oyuncu yine kafayla topu kaleye gönderdi ama Lukaku'ya çarptı. 79'da Foden maçı bitirecek vuruşu yaptı ama Onana gole engel oldu. 89'da Lukaku vurdu, Ederson kurtardı. City'de kaleciden dönen topu Ruben Dias, kafayla kornere yolladı. Son düdükle Guardiola, kaybeden taraf Inzaghi'nin yanına gidip, elini sıktı.. Ve City, 2021'den sonraki ikinci finalinde bu kez Avrupa'nın en büyüğü oldu