Arama

Popüler aramalar

‘’Gerçekten bir garip turnuva!‘’

Tenis Dünyasının en prestijli turnuvası Wimbledon bitti. Bu yıl sanki tenis yoktu. Daha doğrusu alışık olduğumuz üst düzey tenis yoktu. Kalite yoktu. Bu gerçek her iki seks için de geçerliydi. Erkekler biraz Djokovic biraz Nadal ve bir nebze de Kyrgios ile durumu idare eder gibi oldular ama kadınlar da durum içler acısıydı. Hele ki final adeta acemiler mangasının komedisi gibiydi. Wimbledon finali oynayan raketlerin vole vurmasını bile doğru dürüst becerememeleri, yaptıkları basit hataların hani neredeyse aldıkları puanlardan bile fazla olması görülür şey değil. Rezil bir final karşılaşmasıydı. Zaten sahnedeki oyuncular bir Wimbledon finalinde olmaması gereken ikinci sınıf raketlerdi. Servisi daha iyi atan kazandı. Bu kadar kısa!

Erkekler yarı-finalinde Djokovic’in karşısına gelen İngiliz Norrie için de aynı yorumu yapabiliriz. O da ikinci sınıf. Normal bir turnuvada çeyrek-finale çıkması bile sürpriz olur.

İngilizler neden onca yıldır Murray haricinde bir raket yetiştiremediklerini irdeleyeceklerine hemen bir kulp yapıştırdılar ! Biliyorsunuz bu sömürge artıklarının kendilerine has antika kuralları var. Oyuncuların korta birlikte çıkmaları ve kraliyet locasının önünden birlikte geçmeleri gerekiyor. İşte kurala bağlı olarak Djokovic çıkış-tünelinde rakibi Norrie’yi dörtbuçuk dakika bekleterek psikolojisini bozmuşmuş! Yahu Norrie’nin bu oyunla buralara gelmesi bir mucize zaten. Kuzguna yavrusu şahin görünürmüş!

Öte yandan ne denli yetenekli olursa olsun, Nadal sakatlanmasaydı Kyrgios’un bile finalde olmayacağını rahatça söyleyebiliriz. Abartı da olmaz. Avustralya’lı raket kortta mucizevi vuruşları kadar, rakibini taciz ederek te puan topluyor. Çoğu kritik maçta rakibinin bir potunu bularak üzerine gidiyor ve gerçekten konsantrasyonunu bozuyor. Komşunun çocuğu Tsitsipas zaten pek parlak bir zekaya sahip değilken bir de onunla aşık atmaya çalışınca dört sette saf dışı kaldı! Hele bir de babası Apostolos’un yediği tüm haltları unutup basın toplantısında Kyrgios’u sportmenlik dışı kabadayılıkla suçlayınca komik duruma düştü. Yahu idrar molasına telefonla gidip taktik alan sen değil misin?

Ancak Kyrgios’un bu öfke şovlarına tecrübeli Djokovic’in kanmayacağını sanmakla birlikte onun da zaman zaman keçileri kaçırdığını anımsıyorum. Hele ki işler istediği gibi gitmeyince çizgi hakemini bile nişanlayıp oyun dışına atıldığını yakın geçmişte gördük.

Nadal’ın çekilmesiyle Kyrgios uzun bir dinlenme fırsatı ele geçirdi. Ama Djokovic gibi spor dünyasının en fit atletlerinden biri karşısında bunun da bir avantaj olacağını sanmam. Bu ikisi bir müddet önce karşılıklı atışmışlar hatta Kyrgios rakibi için “Hiç sevmiyorum…Özgüvensiz…Kendisini sevdirmek için yapmayacağı şey yok ama boşuna!” demişti. Ama Avustralya Açık’ta kendi hükümetinin Djokovic’e davranışının hiç etik bulmadığını açıklamaktan da çekinmemişti.

Ama bu çekişme dün antrenman kortlarında karşılaştıklarında sona erdi.

- Novak: “Benim hakkımda olumlu konuşabilmek için beş yıl bekledin”.

- Kyrgios: “Ama en gerekli yerde seni destekledim”.

- Novak: “Evet bu davranışını takdir ediyorum”.

Bu sosyalleşme ardından instagram da sürdü. Djokovic bir akşam yemeği veya içki daveti varsa kabul edeceğini yazdı. Ardından da “yarının galibi öder” yazdı. Öbürünün yanıtı : “Kabul, bir gece kulübüne gidip tozutalım!” oldu.

Kyrgios’u bulan yetenek avcısı John Morris bir süre de onun akıl hocalığını yaptı. Öfke nöbetlerinin insanları iç-dünyasına sokmamak için ördüğü bir duvar olduğunu söylüyor.

İki raket te maç başındaki seremonide pek dostane gözüktü. 2-2 iken Kyrgios 240km’lik servisler atarak rakibini kırdı. 4-2, 4-3, 5-3, 5-4 ve 6-4’lük skorlarla ilk set bitti.

Bu yıl ilk kez kaliteli bir tenis izliyorduk. Ama oyun Djokovic gibi uzun ralliler seven birinin istediği gibi gitmiyor, Kyrgios servisleri ve kritik bölgelere attığı değişik toplarla onun ritmini zorluyordu. Bir bacak arası, bir elaltı servis, bir drop-shot ardından 246km’lik bir “ace” ile onun her topuna değişik yanıtlar veriyor sanki sinirlerini bu şekilde bozmaya çalışıyordu. Engin bir tecrübesi olmakla birlikte iş böyle giderse Djokovic’in pek te sağlam olmayan sinir yapısının dayanamayacağını düşünmeye başlamıştım.

İkinci set çok önemliydi her iki raket için de. Eşitlikle başlamış ama sanki oyun Djokovic’in arzuladığı formata giriyordu. 20’nin üzerinde vuruşlu puanlar başlamış ve çoğunu Sırp kazanıyordu. Üstelik daha agresif oynamaya da başlamış, voleye de çıkıyordu. Kyrgios ise ritmini yitiriyor gibiydi…Çift servis ve basit hatalar birbiri ardına gelmesine rağmen rakibini kırma olanağını yakaladı. 4 şansını da kullanamayınca Sırp 6-3’le setleri eşitledi.

Üçüncü set Kyrgios servisiyle başladı. Bu oyunda Djokovic öyle birkaç top çıkardı ki neden spor dünyasının en fit atleti olduğunu kanıtladı. Adam adeta toplara doğru uzuyor. Oyunlar eşit giderken çizgi hakemlerinin iki kez Kyrgios aleyhine verdikleri yanlış kararlar ve onun “challenge”leri ile canlandı. Bir kez de seyircilerden yeşil elbiseli bir kadının her servisinde kendisini taciz ettiğinden şikayet etti. Hepsinde haklı çıktı.

Ufukta tie-break gözüküyordu ki Djokovic 4-4’te servis kırdı. 6-4 bitti. Oldu setler 2-1. Mola aldılar.

Tie-break ise 4. sette gerçekleşti. Artık Djokovic fiziki üstünlüğü ile puanları uzatmaya çalışıyor, diğeri ise yorgunluktan kısa keserek vuruşlarında risk alıyor hata üzerine hata yapıyordu. Bir anda 5-1 oldu tie-break. Sonra Kyrgios iki servisini de aldı 6-3. Ve beklenilen gerçekleşti (7-3) . Novak Djokovic şampiyon.

10 Temmuz 2022, Pazar 19:29
YAZININ DEVAMI

‘’Wimbledon, Bir Garip Turnuva (2)!‘’

Gerçekten kaliteli çekişmelere sahne olan maç hani neredeyse hiç yoktu. Evet çekişme, mücadele bazı maçlarda vardı ama olmaz böylesi diye ayağa fırladığımız, ya da ağzımızı açık bırakan bir vuruşu ancak beşer setlik çift-erkekler yarı-finallerinde gördük. Hırvat Mektic/Pavic ile Kolombiyalı Cabal/Farah maçı gerçekten bir ziyafetti. Diğer yarı-final maçı da (Ebden/Purcell(AUS) – Ram(ABD)/Salisbury(İNG) burada tenise olan yoksunluğu bir nebze olsun giderdi.

Kadınlarda Maria, Niemeier, Bouzkova, Tomljanovic, Anisimova, erkeklerde de Norrie, Garin, Fritz, Nakashima, Kubler gibi raketlerin bir grand-slam’in çeyrek finalinden ötede işi yok. Onların işleri serseri mayınlık. İşte kanıtı…Öteye geçtikleri vakit rezil olup eleniyorlar. Kimse de dönüp bana Fritz’in mükemmel bir oyuncu olduğunu söylemesin…Evet çorak ABD dünyasından çıkan orta-karar raketlerden belki de en iyisi. Ama bu başarı bir daha gerçekleşmeyecektir. Ve de unutmayın ki Nadal göğsünde iki kas yırtığı ile yendi onu! Bu seviyede bir oyuncunun göğüs kası yırtığı, değil bir grand-slam çeyrek finalinde beş set dişe diş mücadele etmeye, servis atmasına bile izin vermez!

Sırp şampiyonun yarı-finalde karşısına gelen Norrie ise onun için bir şakadan ileri gitmedi. İngiliz Norrie, izleyicilerin tümünü ardına alarak 6-2 kazandığı birinci set saçmalığından sonra gerisi çorap söküğü gibi gitti (63,62,64). Tenis medyasında bu karşılaşma için “lolly-pop semi” ifadesi kullanıldı. Sırp hiç bir puanda kendini sıkmadı. Adeta umarsızdı…Tenis camiasının en antipatik ve sevilmeyen hakemi olan Fergus Murphy’nin yanlış kararlarını bile sorgulamadı. Orta karar bir antrenman yaptı. Belki de final maçında izleyicileri yanına çekmek için sempatik görülmek istedi!

Nadal’ın sakatlığı üzücü. Ama onu yakından izleyen herkes için beklenmeyen bir şey değildi. Toprağın Kralı maalesef sürekli sakatlıklarla boğuşuyor. Dört büyük turnuvayı aynı yılın içinde (Grand-Slam) gerçekleştiremeyecek. Umarım bundan sonraki büyük turnuva olan ABD Açık’a kadar sağlığına kavuşur.

Onun yerine finalde tenisin aykırı çocuğu Avustralyalı Kyrgios olacak. Tek-erkeklerde Kyrgios ilk grand-slam şampiyonluğuna doğru gidiyor. Tüm olumsuzluklarına rağmen bu adamı izlemek için izleyicilerin birbirlerini yediği yegane tenisçi. Ama her aykırı insan gibi mimlendi…Haklı ya da haksız ATP tarafından sürekli ceza yiyor. Üstelik aynı hareketi yapanlar 3-5bin dolarla sıyrılırken ona verilen cezalar 30 hatta 50bini buluyor. ATP ve ITF gibi kuruluşlar her komuta uyan androidler istiyor. Sanki bir oyunu değil de garnizon yönetiyorlar.

Kyrgios şampiyon olursa kimse şaşmasın. Yeter ki ileri geçip şova başlamasın. Djokovic’in en tehlikeli olduğu zaman süreci işte o zaman! Kyrgios’un yaptığı vuruşlar sadece kendisine ait…Başka kimse yapamıyor. Üstelik Kyrgios Djokovic’i karşılaştıkları iki maçta da yenmiş biri. Yani karşılaşmaya baştan boynu bükük çıkmayacak. Umarım final maçı beklentilerimizi yerine getirir.

Kadınlardaki durum ise pek farklı değil. Yarı-final maçında Tunuslu Jabeur ile Alman Maria maçı tam bir rezaletti. Hani acemiler-mangası desek yanlış olmaz. Buralara gelmiş iki profesyonel raketin vole vurmasını bilmemesi kabul edilemez.

Diğer yarı-finalde Kazak Rybakina 200km’yi aşan servisleriyle yılların Halep’ini bir kez kırınca fazla zorlanmadan 6-3’lük iki setle geçti. Halep için bundan sonrası çok zor olacak zira gittikçe güç egemen oluyor kadın-tenisine. Küçük fiziği bir müddet sonra zorlanmaya başlıyor.

Kısacası tatsız tuzsuz bir turnuva oluyor koca Wimbledon. İngilizler eğer at-gözlükleri takmamışlarsa aldıkları kararların ne denli yanlış olduğunu görmüşlerdir. Güya yasakladıkları Rus ve Belarus’lu raketlerin her biri bu robotik çağda tenis için birer artı-değer. Hele Medvedev ile Rublev’i izlemek bir zevk. Adamlar dünya 1 numarasına turnuvayı yasakladılar. Yazarken bile bu saçmalığa gülüyorsunuz! Hele kadınlarda Sabalenka, Azarenka ve Pavlyuchenkova gibi raketlerin olmaması meydanı Maria’lara bırakıyor!

Başta kadınlar ve erkeklerin çift finallerini, sonra da tek-erkekler finalini izleyin. Tek-kadınlar finali için pek detaylı bir yorum yapamayacağım…Rybakina bana göre ağır-basıyor.

Esenlik ve neşe dolu bir Bayram dilerim.

08 Temmuz 2022, Cuma 20:00
YAZININ DEVAMI

‘’Bir Garip Turnuva !‘’

Dünyanın en prestijli spor organizasyonlarından belki de başlıcası olan Wimbledon Tenis Turnuvası başlıyor. Zavallı ülkelerde sömürgeciliğin daniskasını yaparak “Güneşin Batmadığı İmparatorluk” olarak anılırken, ABD hapşırsa kendileri nezle olacak kadar bağımlı hale gelen İngilizlerin daha düne kadar geçmişe rahmet okutacak antikite ötesi kurallarını uygulatmaya çalıştıkları bu turnuva bu yıl daha da garip bir hal aldı !

*Bu turnuvada puan yok sadece para var. Yani şampiyon olan bile puan alamayacak! Örneğin geçen yılın şampiyonu Djokovic puan almayacağı bir yana, geçen yıldan kazandığı 2.000 puandan da olacak. Bu durumda kariyerinden ilk kez beşincilikten öteye inecek. Onun gibi en az 15-20 raket var bu durumda. Dolayısıyla kritik bir karşılaşmada ne denli sıkacaklar kendilerini merak ederim. Anlayacağınız sadece para konuşuyor ! Belki de biraz prestij.

Bu konuda oyuncular arasından başta Shapovalov olmak üzere epey sivri dilli tepkiler kaynaklandı. Haksız da değiller. Tahminim turnuva sonunda ATP’den tam kendisine yakışan(!) ne suya ne de sabuna dokunan bir beyanat ve karar gelecektir.

*Wimbledon organizatörü ve evsahibi olan “AELTC” (yani adı bile haşmetli(!) : “All England Lawn Tennis Club”) yöneticileri Rus ve Belarus’lu oyuncuların turnuvaya girişlerini yasakladılar. Bu durumda Ukrayna’yı işgal eden(!) Dünya Birincisi Rus Medvedev, vatandaşı 8.sıradaki Rublev ve bir diğeri 22.Kachanov ile kadınlarda 13.Kasatkina ile 21. Kudermetova ile Belarus’lu 6.Sabalenka ve 20. Azarenka ile gibi raketler turnuvayı oynayamayacaklar! Zat-ı muhteremlerin güçleri ancak dünyanın en ferdi sporunun temsilcilerine yetti ! Karşı kıyıdaki ağa-babaları bile Ağustos sonu başlayacak “ABD Açık”a Rus ve Belarus’lu oyuncuları alacağını açıklayınca bunlar devekuşu misali sipsivri ortada kaldılar!

*ATP son günlerde aldığı yeni bir kararla Wimbledon ertesinden başlamak üzere maçlar esnasında koçların taktik vermesine izin vereceğini açıkladı….Yıl sonuna kadar bir deneme süresi belirlediler. Dünyada oyuncunun kendi başına olduğu yegane spor olan tenisi görüntülü medyaya teslim etmenin yeni bir basamağı. Neymiş efendim tenisi daha eğlenceli hale getiriyorlarmış ! Davis Kupasını da böyle teslim ettiler bir futbolcunun şirketine*! Yaşayan bir efsane olan “Davis Kupasının” yerinde yeller esiyor. Anlaşılan şimdi sıra ferdi teniste.

Evet teniste koçların gizli saklı işaret ya da vücut dilleriyle taktik verdikleri bilinmeyen bir şey değildir. Hatta Antik Yunan Tanrılarını andıran komşu çocuğu Tsitsipas’ın babasının idrar molası esnasından telefonla oğlunu arayıp hal hatır sorduğu da belirlenmişti! Ama bu tür kuraldışı kaçaklara acımasızca ceza verip kaçınmaları sağlanabilirken “gelene gülüm gidene paşam” denirse gelinen sonuç bu olur.

Zamanında Akdeniz yöresinde bulunan kumarhaneleri denetlemeyip bir günde yok edenler hiç düşündüler mi acaba kaç (yüz) bin kişi işsiz kaldı? Halbuki onlar iyice izlenmeyip, denetimsizlikten mafyaya teslim edilmeseydi bu ülke turizmi şimdilerde yerlerde sürünür müydü? Yıl boyu sadece kumarhaneler ve oteller değil turizmle ilintili kuru-temizleyicisinden patates yetiştiricisine kadar tüm işletmeler 365 gün çalışır, kalifiye personel oranı tavana vurur bu ülke de mass turizm denen illetten kurtulup kaliteli turizme yönelirdi. Ama kime anlatıyorsunuz!Teniste de acaba hiç düşünen var mı, koçuna tüm dünyayı dolaştıracak finansmanı olmayan oyuncular ne yapacak? Ya da oyuncu kritik bir maç esnasında koçlar ya da oyunculardan biri diğerlerinden rahatsız olursa ve şikayet ederse ne yapacaklar! Bugüne bugün tenis bir kalitedir, bir standart örneğidir. Her şey gibi anlaşılan bunun da dibine darı suyu ekecekler!

Tabi bu kural Wimbledon’da olmayacak ama örneğin komşunun pederi Apostolos yine dayanamayıp işaret dilini konuşturursa hangi hakem gidip ona ceza verecek ! Var mı tenis dünyasında böyle bir yüreği olan hakem? Maçı alargaya alan bir oyuncuyu uyaran hakeme bir yıl işten el çektirme cezası veren ama bunu belgelemeye cesaret edemeyip sinsice ona maç vermeyen ATP’mi yapacak bunu? Hadi canım siz de!

Devam edecek …

Kapalı mekanlarda maskenizi takmayı sakın unutmayın…İş yine sakıncalı olmaya başlıyor. Yeni Akdeniz’den geliyorum. Anlatılanlar pek parlak rakamlar değil. Aman sakının ve kalın sağlıcakla.

27 Haziran 2022, Pazartesi 10:26
YAZININ DEVAMI

‘’Bir Sporcu Olarak Nadal'dan Öğreneceklerimiz ! Bir Sporcu Olarak Nadal‘’

1)Tenisin Hızı: Tenisin tek bir hızı vardır…Daima azami sürat.

Aynı ayarda rakipler arasında maç sonucunu bazı puanlar belirler…Dolayısıyla her puanın kendisine göre önemi vardır. Sizin vazifeniz maçın skoru gidişatı, rakibinizin oyunu, kendi basit hatalarınız ve çevre şartları ne olursa olsun her puanı aynı dikkat, konsantrasyon ve kararlılıkla oynamaktır. Korta girer girmez gaza basıp maç bitene kadar ayağınızı pedaldan çekmemelisiniz.

2)Yaşamınız Topa Bağlıymış Gibi Fırlayın…Zira Korttaki Yaşamınız O Topa Bağlıdır !

Bazı tenisçiler her ne kadar bu gerçeği inkâr etse de, tenis bir hareket oyunudur. Muharebenin yarısı topa erişmektir. Her ne kadar zorsa da bunu başarabilmenin yegâni yolu her topa koşmayı bir alışkanlık haline getirmenizdir. Bu tartışılmayacak bir gerçektir. Antrenman esnasında sanki çizgiler yokmuşçasına davranın ve KOŞUN KOŞABİLDİĞİNİZ EN BÜYÜK SÜRATLE!

Ve sonra maçta skor ne olursa olsun, durum ne denli zorlu olursa olsun her topa gidin.

3)Mükemmel Bir Savunma Mükemmel Bir Atak Kadar Önemlidir!

Tenis oyuncuları vurup hücuma kalkmaya bayılır. Hele bir de ardından “winner” gelirse. Ama unutulmasın ki rakibinizin hataları da sizin atağınız kadar değerlidir. Dolayısıyla hücum oyununuz için ne denli sıkı çalışıyorsanız savunmanızı da aynı eforla geliştirin. İyi bir savunma size çok puan kazandırmanın yanında rakibinizi de endişeye sevkedecektir.

4)Vücut Dilinizi Bir Silah Haline Getirin!

Çoğu raket işler iyi gitmemeye başladığında çökmeye başlar. Oyunu düşmeye başlar, bıkkınlık gösterir, karamsarlaşır ve saçma sapan vuruşlar başlar. Bu durum kolay farkedilmeyebilir ama gerçektir. Bazen öyle biri çıkar ki karşınıza hiçbir surette oyunu bırakmadığını görürsünüz. Farklı galip olmanıza rağmen rakibinizin hala baskıyı bırakmadığını ve fırsat beklediğini hissedersiniz. Gevşediğiniz anda durumun değişeceği beyninizin bir köşesinde olacak ve her puan için savaşmanız gereğini duyacaksınız.İşte o anda vücut dilinizin vereceği mesaj “boşuna çabalama ben ipleri hiç elimden bırakmayacağım” olursa bu hem sizin mental dengeniz için yardımcı, hem de muharebeyi bitirmek için başlıca kurşununuz olacaktır.

5)Sakatlıktan Güçlenerek Dönün.

Sakatlıklar sporun doğasında vardır. Dolayısıyla onları tedavi etmek sizler için bir zorunluktur. Sakatlıklarla korttan ayrılmak zorunda kalan çoğu raket sadece iyileşmeye odaklanır. Halbuki bu boş zamanı gelişim için de kullanabilirler. Çift elle vuramıyorsanız tek elli vuruşunuza çalışın…Bacaklarınızı kullanamıyorsanız servisinizi geliştirmeye çalışın…Esas kolunuzu kullanamıyorsanız destek kolunuzla “slice” vurmaya çalışın. Gelişime açık olan bir yanınız daima vardır. Bu şekilde mücadelelere eskisinden daha sağlıklı, daha iyi ve daha gelişmiş bir şekilde dönebilirsiniz. Rafa aynen böyle yaptı ve hala da yapıyor. Ve aklınızdan sakın şunu çıkarmayın : “Gelecekte sakatlıklar olabilir ama ben mücadeleye devam edeceğim.”

F. Coppini’den derleyen Bekir Emre.

23 Haziran 2022, Perşembe 15:51
YAZININ DEVAMI

‘’Bir İnsan Olarak Nadal'dan Öğreneceklerimiz! Nadal bilge raket‘’

Fransa Açık, Roland Garros’ta 14.şampiyonluğuna ulaşan Rafael Nadal’ı önceki yazılarımda “bilge” olarak betimlemiştim. Aşağıda onunla ilgili CNN’den John Blake tarafından yazılan bir makalenin çevirisini bulacaksınız. Neden onu böyle sıfatlandırdığımın kanıtıdır. Uzun bir yazı ama bu adamın içdünyasını pek güzel ortaya koyuyor. Umarım sıkılmazsınız !

Dünya çapındaki bu atlet Aristo gibi konuşup, Konfüçyüs gibi davranıyor!

Sporun bir karakter göstergesi olduğu söylenir. Ama dünya ve yaşam görüşünün de göstergesidir. Felsefenizin göstergesidir. Bunun da başlıca örneklerinden biri de Rafael Nadal’dır. O, sadece korttaki bir gladyatör değildir – aynı zamanda yürekten bir filozoftur.

Tenis kariyerinde, 22 grand-slam şampiyonluğu ve 14 Fransa Açık şampiyonluğu vardır. Müthiş top-spin forehand’i, çılgınca gücü ve bitmeyen hırsı ve enerjisi ile bu sporda bir devrim yaratmıştır. Tartışmasız tüm zamanların en büyük tenisçisidir.

Ama onu diğerlerinden ve bilhassa rakiplerinden ayıran başlıca özelliği düşünce yapısıdır. Fiziksel acıya dayanıklılığı, devasa sakatlıkları aşabilmesi, maçlarda yaşadığı problemleri çözümleyebilmesi onun yüceliğinin göstergeleridir. Davranış tarzı da aynıdır…Kazansa da kaybetse de rekabetten gözle görülür bir zevk almaktadır.

Tenise ve yaşama karşı nadir bir yaklaşımı vardır. Bir spor yazarı bunu “bir mütevazilik, empati ve derinlik modeli” olarak açıklamıştır. Nadal, Aristo, Konfüçyüs ve Stoacıların erdem ve öğretilerini taşımaktadır…Tenis oynamasanız da onlardan yararlanabilirsiniz!

1-)DERS: Acılarınızı, dertlerinizi kucaklayın.

Zamanlama: Senenin ilk yarısında kaburgalarındaki bir stres-kırığı nedeniyle sahalara ancak “Madrid Açık”ta dönebildi. Kırığı yaşadığı turnuvada rakibi Goffin, 3 maç-topu atmasına rağmen, Nadal 3 küsur saatte mücadeleyi kazandı. Ardından verdiği beyanat şöyleydi: “Çoğu kez belirtmiş olduğum gibi böyle durumlarla başa çıkmayı öğrenmeli ve çektiğimiz ızdıraptan da zevk almasını öğrenmeliyiz. Bunun için çalışıyoruz zaten…Heyecan verici anlar için !”

Açıklaması: Nadal varsıl bir ailede dünyaya geldi. Güney İspanya açıklarında bir tatil adası olan Mayorka’da. Profesyonel tenise girebilmek için genel yöntem olan banliyölerdeki ucuz otellerde konaklamadı…Ücra kulüplerdeki turnuvalara katılmadı. Genç yeteklerin zorluklarını yaşamadı. Hal böyleyken, gariptir ki Nadal kadar özveri ve acıyla özdeşleşmiş ikinci bir atlet yoktur. Tüm kariyeri boyunca acıyla debelleşti…Tenis tarihinin en zorlu maçlarında mücadele edip dayanıklılığın mutlak bir gereksinim olduğu toprak korttlarda üstünlüğünü kanıtladı. Acıyla adeta oynaştığını çoğu söyleyişinde tekrarlar.

Bir çok felsefi öğreti ızdırap ve acının erdemli bir karakterin gelişmesinde önemli rol oynadığını ortaya koymaktadır. Acı çekmenin ahlaki değerlerin yücelmesinde de etkili olduğunu da Aristo ve diğer filozoflar öğretilerinde kullanmışlardır.

Penn State Ünüversitesi Kinesioloji ve Felsefe Yrd. Profesörü Francisco Javier Lopez “…sporcular için sonuna kadar savaşılmış bir zafer, kolay kazanılmış bir maçtan daima daha değerlidir. İşte bunun için atletlerin yaşamında acının, ızdırabın önemini irdeleyen filozoflar için Nadal fevkalade bir vaka çalışmasıdır.”

2)DERS :Alışkanlıkların Önemi !

Zamanlama: Nadal’ın 2015 Avustralya Açık’taki bir maçı esnasında beklenmedik bir şey oldu. Sandalyesinin yanına santimi santimine yerleştirdiği su şişeleri devrildi. Top-toplayıcı çocuklardan biri şimşek gibi yetişti ve titizlikle özgün şekilde (yani etiketleri korta dönük) yerlerine koydu. Durumun farkına varan Nadal izleyicilerle birlikte gülmeye başladı…Şişelerle ilgili rutin onun çok bilinen tiklerinden biriydi. Bu durum bir gazetede “Nadal’ın Garip Alışkanlıkları” diye 19 maddelik bir makale olmuştu. İçerikte sahaya çıkarken daima elinde bir raket tutması, saha değiştirirken daima rakibinin geçmesini beklemesi ve servis esnasında orası burasıyla oynaması vardı!

Bazıları onun bu takıntılarıyla alay ederek “obsesif kompulsif” yani “iradesizce takıntılı” olarak betimliyor. Ama o yaptığı çoğu şeyde olduğu gibi bunun altında da bir amaç olduğunu söylüyor. “Ben ayaklarımın dibine sola doğru iki şişeyi birbirinin ardına uyumla yerleştiririm. Bazıları buna “batıl inanç” diyor. Yanlıştır. Öyle olsa, galip ya da mağlup aynı durumu tekrarlamazdım. Bu kendimi maça hazırlamamla ilgili…Maça göre oyunumu planlıyorsam, oyuna göre de çevremi hazırlıyorum.

Açıklaması: Çin’in yüce bilgesi Konfüçyüs, herhalde Nadal’ı kutlardı. 5.yüzyılda yaşamış bu adam güzel bir yaşam sürdürmek için alışkanlıkların önemini ve geliştirilmesini vurgulardı. Örneğin oturmadan hep döşeğini düzeltir, yemek yerken de hiçbir zaman ders vermezdi. Minik alışkanlıkların iyi bir karakter oluşturduğunu söylerdi. Nadal’da ise bu minik alışkanlıklar onun stres dolu anlarda sakin kalmasına önayak oluyor. Başkaları için aynı alışkanlıklar normal yaşamlarında geçerli olabilir.

Konfüçyüs’e göre alışkanlıklar değişkendir. Anlığına başka biri olmamızı sağlayıp normal yaşantımıza değişik dönmemizi sağlayan alternatif bir gerçek oluştururlar.” (Michael Puett ve Christine Gross-Loh “Çinli Filozofların Güzel Yaşam Öğretileri”.)

“Konfüçyüs sadece titiz olduğu için döşeğini düzeltmiyordu” diye sürüyordu yazıları: “Döşek düzeltmek gibi davranışların insanların yaşantılarını derinden etkilediğini algılamıştı. Bunu günlük yaşamımızda yemek masamızı kurmak için yaptıklarımızla özdeşleştirebiliriz: Çatalımızı, bıçağımızı, peçetemizi yerleştirmek, bir mum yakmak gibi hareketler bizim ve birlikte olduklarımızın, rutin günlük yaşantımızdan çıkıp alternatif bir gerçeğe adım atabilmesini sağlar.”

3)Ders: Alçakgönüllü olun!

Zamanlama:2010 ABD Açık’ta 24 yaşındaki Nadal şampiyon olurken 4 Grand-Slam’i de kazanan en genç raketler arasına giriyordu. Maç sonrası kendisini en büyük rakibi Federer’den üstün görüp görmediği sorulduğunda böyle söylemleri aptalca bulduğunu zira Federer’in üstünlüğünün aşikâr olduğunu söyledi.

Bazı sporcular ünlerini özgüvenleri üzerine inşa ederler. Muhammed Ali “en büyük” olduğunu beyan ederdi. Michael Jordan ise birebir mücadeledeki üstünlüğünü hep tekrarlardı. Nadal’ın üstünlüğünü ise tek bir kelimeyle ifade etmek istersek bunun adı “tevazu-alçakgönüllülük” olurdu. Tüm kariyerinin teması budur.

O başarıları hakkında konuşmayı pek sevmez, rakiplerini eleştirmez, umumi nakil vasıtalarını kullanır ve seyahat ederken maiyet taşımaz. Maç sonlarında arta kalıp imza verir. Boşuna ona 4 yıl üst üste Stefan Edberg sportmenlik ödülünü vermediler.

“İnsanlar bu tevazu işini bazen abartıyorlar” demişti bir basın toplantısında. “Bu sadece kim olduğunuzun, nerede olduğunuzun ve siz olmadan da dünyanın aynı şekilde döneceğinin bilincinde olmanızla ilgili.”

Açıklaması:Tevazunun önemi Aristo ve Aquinas gibi Hristiyan düşünürlere kadar sürdürülebilir diyor Frias. Ölçülülük sergileyenler genellikle iştahlarının hareketlerini denetlemesini önleyenlerdir. Aristo gibi Aquinas ta tevazu ile kapasitemizin sınırlarına uygun olanı arzulamamızı, Tanrı’nın bize koyduğu sınırları kabullenmemizle birbirine bağlıyor.

“Tevazu ile çilecilik el eledir. Çileciler kendilerini arzularını, iştahlarını denetleyerek ve gerçekten önemli olanlar üzerine yoğunlaşarak disipline ederler. Nadal tevazusuyla ahlaki karakterinin çileci yanını pekiştiriyor.”

4)Ders.: Kontrol edemediklerinizden endişelenmeyin!

Zamanlama:Nadal ile Federer arasındaki 2008 Wimbledon finali çoğunlukla tarihin en iyi maçı olarak bilinir. Maçta her şey vardı: Olağanüstü vuruşlar, yağmur araları ve Wimbledon’un Merkez Kortunda batan güneşle birlikte fevkalade dramatik bir son !

Bu Nadal’ın neredeyse yitireceği bir maçtı. 2-0 geride olan Federer’in fırtına gibi dönüp setleri eşitlemesiyle herkes Nadal’ın moralman çökeceğini sandı. Ama bir ara onun koçu ve amcası Toni’ye seslenişini pek fazla insan duymadı: “Rahatla…Bu maçı kaybetmeyeceğim. Federer belki kazanır ama kaybeden ben olmayacağım.”

Açıklaması: Nadal’ın alıntısı Stoacılığın bilgeliğini ortaya koyuyor. (Stoacılık: Antik Yunan’da doğmuş bir felsefi akım. Kendine hakim olmayı, erdemi ve kontrol edemediklerimize karşı kayıtsızlığı sarmalar.)

Nadal’ın kariyerindeki iniş-çıkışlara ve elde ettiği üne yaklaşımı hep stoacı olmuştur. Bu belki de rakiplerinin fevkinde bir mücadele sergilemesinin nedenidir…Çoğu rakibi emekli olmuşken sahada kalmasıdır. Kendisini çok zorladığından 30’unu aşmadan emekli olacağını ifade edenlere hep meydan okuyabilmesidir.

Frias’a göre Nadal’ın maçlarına yaklaşımı da stoacıdır. Maçın gidişatını, sonucunu kontrol edemeyeceğini algılamıştır. Bu sonucun şansa, rakibinin performansına ve sair birçok değişkene bağlı olduğunun bilincindedir. “Kendi performansı bile tümüyle elinde değildir. Sakatlanabilir ya da rakibinin üstün performansı onu yokedebilir. Ama bunların dışında iki faktörün kontrolü elindedir: Özverisi ve çabası(eforu).”

Nadal’ın felsefesi rakibini de nasıl algıladığını yansıtır: “Birlikte mükemmelliğe yönelik bir seferdir…Bir müsabakanın sadece tek bir kazananı olmaz. Orada var olan herkes yararını görür.” Maç sonlarında rakiplerini yücelttiğine ve onlarla mücadele etmekten duyduğu tatmini az mı işittik? Yenildiğinde bile!

Zaman Makinası bir gün gelecek herkesi öğütecektir. Roland Garros ya da diğer grand-slam turnuvalarda her zaman onu tehdit eden gençler olacaktır. Ne olursa olsun tek bir sonuç kesindir…Kazansın ya da yitirsin Nadal’ın tepkisi sadece bir sporcu gibi değil, bir feylesof gibi olacaktır. Tevazu dolu, ölçülü ve mükemmelliği arayan bireylerin çilekeşliğiyle…

Yazar: John Blake - CNN

23 Haziran 2022, Perşembe 15:49
YAZININ DEVAMI

‘’Bilge Şampiyon!‘’

Grand-slam turnuvalarının şüphesiz en zoru olan Fransa Açık finalinin bir setinde bir oyuncu rakibine sadece 7 puan verirse o şahsa şapkanızı çıkarıp reverans yapmanız yerinde olur. Evet “Toprağın Kralı” Rafa Nadal dünya 8 numarası olan rakibi Norveçli Caspar Ruud’a maçın üçüncü setinde sadece 7 puan verdi…Zaten maçın skoru durumu belli ediyor : 6-3, 6-3, 6-0.

Bu adamla ilgili yapacağım yegane yorum : “O herşeyden önce bir bilgedir”. Profesyonel bir tenis kariyerini 36 yaşında 14. grand-slam kupasıyla hala sürdürebilmek ve bunu inanılmaz bir alçakgönüllülükle yapabilmek için bilgelik gerekir. Ne mutlu dünya sporuna ki Rafael Nadal gibi bir insana sahip.

Maçtan sonra yaptığı konuşmada mücadele etmeyi sürdüreceğini belirterek emekliye ayrılma dedikodularına son verdi. Ama işi daha ağırdan alacağını zira sakatlıklardan bıktığını düşünüyorum. Giderse onu çok arayacağımız mutlak. Helal sana Rafa Nadal.

Bu arada sabah seansında çift-kadınlar finali vardı. Bunun ilginç yanı, dün kadınlar finalini yitiren ABD’li genç yıldız Gauff’un da sahada yer almasıydı. Vatandaşı Pegula ile birlikte Fransız Garcia-Mladenovic ikilisine karşı oynadılar. Fransızlar kazandı 2-6, 6-3, 6-2.

İyi haftalar dilerim.

05 Haziran 2022, Pazar 19:29
YAZININ DEVAMI

‘’Swiatek Şampiyon‘’

Roland Garros Kadınlar Finali ikinci setin başında biraz olsun bir tenis karşılaşmasına benzedi. Onun haricinde Swiatek antrenman bile yapmadı dersek kimse eleştiremez. Zaten bir grand-slam finali için epey kısa sürede 6-1, 6-3’lik skorla 1saat8dakikada bitti. Değil maç yorumu yapmak yazacak bir ilginçlik bile bulamıyorum. Anlaşılan ABD’li raketin bu maçtan ümidini çabuk yitirdi. Sonlara doğru toplara koşmak yerine uzanmaya çalıştı. Herhalde bunun ardından oynayacağı çiftler finalinden daha ümidi vardı. Ama orada da yanıbaşında izleyicileri bulamayacak zira rakipler Fransız. Yani elleri boş ta dönebilir.

ABD’li raket yetenekli olmasına yetenekli ama çok daha pişmesi gerekiyor. Bir büyük turnuvada bu denli çok hata yaparsanız kimse acımaz, hemen saf dışı kalırsınız.

- Çift-kadınları Çekya’lı çift Havlickova-Bejlek 6-3’lük setlerle kazandı. Yendikleri çift bir Çekya-İsviçre tandemiydi.

- Kadınlar Tekerlekli Sandalye finalini yine iki efsane oynadı. Hollandalı De Groot, ezeli rakibi Japon Kamiji’yi yine yendi (6-1, 6-4 ). Erkekleri ise Japon Kuneida, Arjantinli Fernandez’i üç sette yenerek aldı.

- Jünyor Kızları Çekya’lı Havlickova, Arjantinli Sierra’yı 6-3’lük iki setle yenerek şampiyon oldu. Zaten kızların yarı-finalinde 3 Çekya’lı vardı.

- Jünyor Erkekleri Belçikalı rakibini yenerek Debru kazandı ve Fransa Açık’tan ev-sahibinin hiç olmazsa eli boş dönmemesini sağladı.

- Jünyor çift-erkekleri Hırvat-Litvanya Poljicak-Butvilas çifti kazandı. Peru’luları yendiler.

İyi akşamlar

04 Haziran 2022, Cumartesi 17:53
YAZININ DEVAMI

‘’Ohhh Tenis Diyorduk ki !‘’

Dün kadınlar yarı-finalinde sergilenenden sonra Nadal ile Zverev’in maçındaki tenis bizlere derin bir nefes aldırdı “ohh” çektik. Tenis budur işte. Bu yıl Roland Garros’un başından beri bir çok çekişmeli, dişediş mücadeleler gördük ama hep standart düşüktü…Kalitesizlikten yakınıyorduk.

Nadal ile Zverev tüm sıkıntılarımızı giderdi. Açıkcası başından itibaren sanki maçı daha çok isteyen Rus asıllı Alman raketti. Zverev’i ister beğenin, ister sosyal ya da spor yaşamında yaptığı çeşitli falsolardan dolayı eleştirin…Ancak bu adamın güzel bir tenis oynadığını kabul etmeniz gerekir. Attığı şimşek gibi servisten tutun, voleye yaklaşmasına kadar oynadığı oyun fevkalade estetik.

Bu maçın çok uzun süreceği başından itibaren belli oldu. Sadece ilk set 1.5 saat sürdü. Alman 4-2 ileri geçtiği seti resmen rakibine armağan etti…Üstelik birden fazla kez.

İkinci set ilkinin tersi oldu. Önce Nadal rakibini kırdı. Ama seti garantilemeyi beceremeyince Zverev bu fırsatı kaçırmadı ve o 4-2 öne geçti. Nadal onu bir kez daha yakalama olanağını elde etti ama kötünün ötesi bir voleyi ve ardından ondan kötü bir smaç vurarak adeta oyunu rakibine armağan etti 5-3. Sonra Alman kendi servisiyle seti alacakken üst üste iki çift-hata yapınca oldu 5-4. Nadal seti bu kez rakibinin hatalarıyla seti eşitlediğinde (5-5) kronometre 2saat 40dakikayı gösteriyordu!

Ardından herhalde nazarımız değdi ki acı olay patlak verdi. Durum 6-6 iken bir topa yetişmeye çalışan Zverev, feci bir şekilde ayak bileğini burktu. Tedaviden koltuk deynekleriyle dönen Alman maça devam edemedi maalesef.

Şimdi Nadal yakın dostu ve ailecek görüştükleri Norveçli Ruud ile Pazar günü final oynayacak. Antrenmanlarını genellikle Nadal’ın Manacor’daki akademisinde yapan Ruud, bir grand-slam finaline çıkan ilk Norveçli. Dün Hırvat Cilic’i dört sette ve fazla da zorlanmadan geçti. Birbirlerinin oyununu bu denli iyi bilen başka bir çift olduğunu sanmıyorum. Nadal’ın kazanacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Bugün kadınlarda final var. ABD’li Cori Gauff ile Polonyalı Swiatek. Swiatek hakkında yazdıklarımız ortada. Bu kadın 34 maçtır yenilmiyor. Açıkcası rakibi yok. Keşki Avustralyalı Barty genç yaşta emekli olmasaydı. İşte o zaman kadın tenisinde güzel bir rekabet izleyebilecektik.

Gauff 18 yaşına yeni bastı…Liseyi de yeni bitirdi. Fransa Açık 2018 jünyor kızlar şampiyonluğu var. ABD Açık gençlerde teklerde final oynayan en genç raket. Tekler finali ardından partneri Pegula ile çift-kadınlarda da final oynayacak. Rakipleri Fransız Garcia-Mladenovic ikilisi. Yani ikisini de kazanırsa bir rekor daha kırmış olacak !

Tenis bilgeleri onun için “Swiatek’e rakip olabilecek başlıca raket” diyorlar. Kızcağız gerçekten yetenekli. Ama insanoğlu günümüzde neyin doğru ya da yanlış olduğunu bilemiyor. Büyük bir çoğunluk internete atılan şişirmeleri gerçek ya da vahiy olarak algılıyor. Önlerine konulan kanıtlar bile yeterli olmuyor onlara…Akvaryumdaki bir balık gibi parmağın gösterdiği yöne gidiyorlar. (Somut) gerçekle bir türlü buluşamıyorlar. Onun için bu kız hakkında karar vermek için acele edilmemesi daha doğru olur kanatindeyim.

Yarı-finalde İtalyan’ı yendikten sonra saha-içi röpörtajında ABD’deki silah satışlarıyla ilgili eleştirilerini de ortaya koyarak entelektüel yanını göstermek istedi. Ancak o sıralarda

Washington’da Demokratların silah satış yaşının 18’den 21’e yükseltme önergesi Cumhuriyetçilerce reddediliyordu! Onbeş gün içinde iki ergenin okul basarak 18’i ilkokul talebesi olmak üzere 30 kişiyi katletmesi bile bunlara ders olmazken, ABD’nin dünyada barış havariliğine soyunması biraz yapmacık olmuyor mu?

Hafta sonunuzun şen olmasını dilerim.

04 Haziran 2022, Cumartesi 11:16
YAZININ DEVAMI