Arama

Popüler aramalar

‘’Avustralya'da ilk hafta …‘’

Profesyonel teniste yılın ilk grand-slam turnuvası olan “Avustralya Açık” ilk haftasını doldurdu. Hem de ne doldurma! Sosyal Medya müptelalarını kıskançlıktan çıldırtacak kadar sansasyonel olaylar, inanılmaz sürprizler, kavgalar, en acemilerin bile yapmayacağı organizasyonel hatalar ve hakemlerin potları hani neredeyse koskoca turnuvada ön plana çıktı.

Avustralya dünyanın çoğundan farklı bir iklime sahip. Zaten oyuncuların çoğu da farklı iklimlerden ve asgari 7-8 saatlik bir uçuşla, erişebiliyorlar bu “dünyanın eşiği” diye de adlandırılan ülkeye .

Farklılık doğal olarak bir tek iklimle kalmıyor. Dünyanın yedi kıtasından biri olan Avustralya’da hep hoşgörü ve konukseverlik ağır basmıştır. Her nedense bu yıl burası dünyamızın çoğu yerinde baş gösteren nobranlığa teslim olmuş. İzleyiciler, Djokovic gibi yediği haltlardan dolayı herkesle iyi geçinmek zorunda olan birini bile çıldırtacak salaklıkta davranışlarda bulunuyor. Zil zurna sarhoş olan bu izleyiciyi ise hakem tesis dışı bırakacağına oyuncuyla tartışıyor! Fergus Murphy gibi şu profesyonel tenis camiasında hani neredeyse her oyuncuyla dalaşmış, yediği haltlar arş-ı alayı aşmış, hakem kılığında sorunlu bir kişiliği zor geçeceği mutlak maçlardan birine atamak, “Sakallı Celal”in “böyle bir cehalet ancak okuyarak olur” söylemini anımsatıyor insana.

Sabahın üçünde hatta dördünde bitebilecek bir maç programı olur mu Tanrı Aşkına. 35 yaşındaki, 3 grand-slam şampiyonluğuna erişmiş, Sir Andy Murray’in fevkalade bir geri-dönüş peşinde olduğunu bilmiyor musunuz ki onun maçını günün son sırasına koyuyorsunuz? Hem de rakibi vatanınızın en sorunlu oyuncularından Kokkinakis ise! Bu maç, beş saat 53 dakika ile turnuva tarihinin en uzun ikinci maçı oldu (2012 finalindeki “Nadal-Djokovic” maçı bundan sadece 6 dakika daha uzundu). Bir önceki turda, dünya 3 numarası İtalyan Berrettini karşısında 4 saat 49 dakika sahada kalan ve metal bir kalça taşıyan bu adam ne zaman dinlenecek te müteakip 3 turda bir başka dişli rakip olan İspanyol Bautista Agut karşısına çıkacak. Adama en ufak bir şans tanımadılar…PES!

Başta Avustralya Açık olmak üzere her grand-slam’in ilk haftası bolca sürprize meydan olur. Tenisçilerin yegane tatilinden (Noel) hemen sonraki ve yeni yılın da ilk büyük turnuvasında bol bol serseri-mayın ortaya çıkar. Bir daha da bunların adını filan duymazsınız…Örneğin Karatsev adını iki yıldır duyuyor musunuz. Burada 2021’de yarı-finale kadar gelmiş biri adeta yok ! Bu yıl da ilk turda elendi gitti. Bu yıldan sonra da örneğin McDonald, Draper, Bonzi, Kubler, Mmoh unutulacaklara aday.

Buraya teklerde ilk haftada veda eden en tanınmışlar ve seri-başları(erkeklerde): Nadal (1), Ruud (2), Tiafoe(16), Medvedev (7), Musetti (15), Fucsovics, Norrie (11), Coric (16), Evans (25), Busta(14), Dimitrov (27), Fritz (8), Schwartzman (23), Zverev (12), Berrettini (13), Fokina (13), Brooksby.

Kadınlardaki zayiat ise: Collins (13), Andreescu, Zheng (29), Raducanu, Fernandez, Anisimova (28), Kvitova (15), Keys (10), Teichman (32), Sakkari (6), Kasatkina (8), Kudermetova (9), Begu (27), Mertens (26), Trevisan (21), Haddad-Maria (14), Kanepi(31), Jabeur (2).

Bizim ana-tabloda bir oyuncumuz yok. Eleme turundan çıkamadılar. Ancak gençlerde Atakan Karahan ilk turu 7/6, 7/5’lik setlerle geçti. Kızlarda ise Melisa Ercan bu yazı yazılırken henüz sahaya çıkmamıştı.

İkinci hafta buluşmak üzere hoşça kalınız.

Bekir Emre.

21 Ocak 2023, Cumartesi 19:38
YAZININ DEVAMI

‘’Başarı Gerçekler Üzerine İnşa Edilir, Hayaller Değil !‘’

Tenis Federasyonu Başkanı Sayın Cengiz Durmuş basın toplantısında değerlendirmelerde bulunmuş.

“Zamanını bilmiyorum ama bu ülkeden dünya bir numarası çıkacak !”

Çıkmaz Sayın Başkan çıkmaz. Çünkü bu sistemde çıkamaz. Çünkü sizin sisteminizin sistemi yok! Sizin seçim bölgenizde, yani doğup büyüdüğünüz yerlerde kulüp üzerine kulüp açarak dünya 1 numarası yetişmez. 620’si ulusal 745 turnuva organize ederek Dünya 1 numarası yetişmez. Böyle turnuvalarla siz sadece turistik yörelerdeki otellerin mevsim dışında para kazanmalarını sağlayabilirsiniz. Yani turizme büyük katkınız var…Sezarın hakkı Sezar’a! Gerisi koskoca bir hayal, değil mi Sayın Başkan?

Peki, sizin bir uluslararası antrenörünüz var mı? Tüm literatürü İngilizce olan bir spor dalında onun yazınını özümleyebilecek, meslekdaşları ile konularında sosyalleşip tartışabilecek, gelişmeleri izleyebilecek kadar iyi İngilizce bilen bir antrenörünüz var mı?

Sayın Başkan, biliyorsunuz ki bu iki sorunun da yanıtı koskoca bir YOKTUR/HİÇTİR ! Peki bu seviyede bir antrenörünüz yok iken 1 numaralı oyuncuyu kim yetiştirecek? Sizin gündeminizde bile yok antrenör yetiştirmek. Bazı kursları anlatıyorlar da insan dinlerken utanıyor.

İstanbul’da yaptığınız tenis merkezinin Dünyadaki iyi sporcuların yarıştığı bir merkez haline geldiğini belirtmiştiniz. Yapmayın Sayın Başkan. Bulunduğum iş yerinden kafamı kaldırsam göreceğim bir yerde hangi iyi sporcular bunlar? Teyit amaçlı da sordum oradan birine…Aldığım yanıt aynen şöyle oldu : “Ağabey arada bir konsolosluklardan ya da yabancı şirketlerden birileri gelip oynuyor ama onun haricinde profesyonel bir oyuncuya filan rastlamadım !”

Sayın Başkan, büyük projeler hayallerle kurulurmuş ama hayallerle yaşamak günümüz dünyası için pek geçerli değil…Başarısızlığa mahkum olursunuz. Eldeki gençlerimiz yeteneksiz mi ? Kim diyebilir ki Altuğ Çelikbilek, Cem İlkel, Sarp Ağabigün, Ergi Kırkın, Çağla Büyükakçay, Pemra Özgen yeteneksizdir. Haşa. Ama bu çocukların yegane kabahati Türkiye’de doğmuş olmak mı, yoksa zamanında Muratoğlu’nun kampına çekip gitmemek mi?

Bana başarı skalasında Kratzer-Gülberk Gültekin ve Çağla Büyükakçay-Can Üner ikililerinden başkasını sayabilir misiniz ? Bunların varlığı esnasında siz yoktunuz bile Sayın Başkan. Başlıca avantajları neydi biliyor musunuz ? Çağı takip edebilmek, onu izlemek ve uygulamak. Boş işlerle uğraşmamak ve biteviye çalışmak.

Üstelik Sayın Başkan, siz şu güzeller güzeli ülkenin en başarılı, en saygın, en köklü ve asli işi de salt tenis olan bir kulübe ve onun Türkiye Şampiyonasında finalist olan oyuncularına bir ödül vermeyi bile çok görecek kadar mesafeliyseniz nereden çıkacak bu 1 numara ? Bir başkana böyle bir kuruma mesafeli olmak yakışır mı…Yarın aynı muameleyi başkalarına da göstermeyeceğinizi kim garanti edebilir ? Siz her eleştiriden muaf mısınız ? Görev tanımınız sırf taraftar çevrenize mi yöneliktir ? O zaman nasıl çıkacak bu 1 numara ?

Bakınız koskoca ABD tenisi Dünyaya hükmederken aldıkları manasız kararlar yüzünden hem kadınlarda hem erkeklerde tümüyle çöktü. Bir yıldız kaynağı olan kolej ve ünüversitelerle bağlantı koptu. Alay konusu olmuşlardı. Son ABD’li grand-slam şampiyonu ve 1 numara 2003’te Andy Roddick idi. Yani 20 yıldır ABD’den bir 1 numara çıkmadı. Akılları sonunda başlarına geldi. Hayalleri bir kenara bıraktılar ve gerçeğe döndüler. Tenis yapılarını tümden değiştirdiler, yanlışlarından döndüler. Bu esnada nice üstat (!) makamından oldu.

Gergef işler gibi sabırla temelden çıkmaya başladılar. Yarın başlayacak Avustralya Açık’ın ana-tablolarında da tam 31 oyuncuları var. 17’si kadın, 14’ü erkek. Bu bir rekor. İşte buyrun size yatırım.

Evet Sayın Başkan, gerçekler zor ve üzücü olabilir. Zaman gerektirir, oy da kaybettirebiilir. Ama başarıya ancak onlarla ulaşabilirsiniz. Hani bana bazen “ağabey” bazen “tenisimizin emektarı” diye hitap ediyorsunuz ya…İşte size bir “ağabey” ya da “emektar” tavsiyesi. Yanlışlarınızdan iyi niyetle dönmeye çalışın.

Hoşkalınız.

14 Ocak 2023, Cumartesi 12:54
YAZININ DEVAMI

‘’Boşlukta akla ve göze takılanlar!‘’

Geçtiğimiz günlerde tüm dünya sanki hiçbir sorun yokmuşçasına tüm dikkatini futbola çevirmişti. Burnumuzun dibindeki savaş, global ekonomik çöküntü, Covid’in yine azması ve olası yeni viral salgın, vs. vs!

Gerek seçki, gerek inşaat ve gerek turnuva aşamasında başta FIFA Başkanı olmak üzere çeşitli ahlaksızlıkların dile getirildiği bu koskoca etkinlikte de açıkçası sadece birkaç maç aklımızda kaldı. Açıkcası uyuyakaldığım çok oldu. Bazı ikinci maçları da izlemedim bile. Final maçında Arjantin turnuvanın en iyi oyunuyla skoru 2-0 getirip Fransa’yı sahadan silerken antrenörün basireti bağlanıp artık tükenen ortasaha oyuncularını değiştirseydi belki bu maç ta fazla aklımızda yer etmeyecek çünkü 2-0 bitecekti!

Bizim sosyal medya ise her zamanki gibi negatifler üzerindeki yürüyüşünü sürdürdü. İnanılmaz bir çalışkanlıkla sıfırdan hatırısayılır bir servet ve şöhret edinmiş Nusret’in üzerine giderken ondan daha da antipatik Fransa Cumnhurbaşkanı Macron’un yılışıkça sarılmak istediği Mbappe tarafından reddedilişini atladılar. Üstelik bu medyamız Macron’un kişisel ikbali için finali birlikte izlemek üzere davet ettiği Benzema ve Zidane tarafından reddedildiğini de pas geçmişti!

Ben Nusret’in hiçbir işletmesine gitmedim. Ne kesem, ne görgüm buna izin vermez. Ama niye bu hınç onu da anlamıyorum? Varsa yoksa hedef Nusret! Yahu size ne bu adamdan, ne zararı var sizlere? Elin sonradan görmüşlerine altın biftek satıyorsa ellerine aklına da sağlık!

Bırakalım futbolu, uluslararası tenisin de incir çekirdeğini bile doldurmayacak birkaç gösteri etkinliği haricinde sezona “es” verdiği günlerde ülkemizde “senyörlerin” iki büyük turnuvası gerçekleşti. İnanılır gibi değil ama her ikisinde de bini aşkın katılımcı vardı. Ülkemizin geçirdiği şu stres dolu dönemde tenis sporunun insanlarımızı bu denli dostane bir şekilde bir araya getirmesi, umudunu hiçbir zaman yitirmeyen kişiliklere fevkalade bir motivasyon oldu. Hele ki yeni başlayanlar kategorilerindeki talepler bu sporun birleştiriciliği ile ilgili savları bir kez daha kanıtladı.

Haftada 3 saat tenisin, kalp hastalıkları riskini yüzde 56 azalttığı kanıtlanmıştır. Diğer sporlara nazaran tenis oyuncuları kardiovasküler hastalıklar kategorisinde en düşük sıradadırlar. Tenis oynayan yetişkinlerin kilo problemleri diğerlerine nazaran yüzde 20 daha azdır. Ve tenis oynayan herkesin sosyal yetenekleri, arkadaşlıkları ve dostlukları tüm diğer sporların müsabıklarına nazaran çok daha gelişmiştir. Tenise geç yaşta başlamış bireylerin bile kişiliklerinde gerçekleşen pozitif gelişim, tüm diğer sporlara çok ağır basar.

Umarım tenis sporunun yönetimi ile sorumlu makamlar bu gerçekleri gözardı etmekten vazgeçerler. Senyör tenisindeki patlama sadece kayıtlar, katılım ücretleri, birkaç yönetici/hakem ataması ve aba altından sopa gösterilen bazı kısıtlamalarla geçiştirilecek olgular değildir. Bunun medeni ülkelerdeki gibi profesyonel kategoriden apayrı, ayakları yere basan bir statüye kavuşturulması gerekir. Yoksa kısa bir zaman önceki gibi yerel panayırlardan öteye gitmez ve çok yararlı olacak bir çocuğu doğmadan öldürürsünüz.

Bunların hemen ardından yani yılbaşına ramak kala, Türkiye Tenis Ligi (yani daha bilinen adıyla “Türkiye Kulüplerarası Tenis Şampiyonası”) Trabzon’da gerçekleşti. ENKA finalde TED’i hem kadınlar hem erkeklerde yenerek şampiyon oldu. Kutlarız.

Ancak hem bu etkinliğin sanki onca güzel havalı günler varken yapılmayıp kışa denk getirilmesi hem de Tenis Federasyonu Başkanının ödül töreninde dereceye giren iki kulüpten birini taltif edip diğerini es geçmesi epey yadırgandı. Adı üzerinde bu bir Türkiye Ligidir. Burada kişisel dürtüler, kişisel seçkiler rol oynamamalı. Zamanında desteğini almak üzere oğlunu kurulunuza aldığınız bir başkanla görüş ayrılığına düştüğünüzde onun kulübünü kendi kafanıza göre soyutlayamazsınız. En azından müsabık gençlere karşı nezaketsizliktir. Ve siz sayın başkan, (ki insani ilişkilerinizde katı olmamanızın yararlarını zamanında belirtmiştim), bu hataya maalesef düştünüz. Hırs mantığı aştığında epey sakıncalı olabilir! Türkiye’nin en büyük spor kulüplerinden biri (bakın en büyük tenis kulübü demiyorum… En büyük Spor Kulüplerinden biri diyorum!) gözardı edilemez. Burada herhangi bir kulübün başkanı değilsiniz. Tüm kulüpleri temsil eden Türkiye Tenis Federasyonunun Başkanısınız. Buna izin vermeyecek olan sadece görev tanımınız değildir diye düşünüyorum.

Saygılarımla hoş kalınız…

25 Aralık 2022, Pazar 22:12
YAZININ DEVAMI

‘’Yavuz Kocaömer Vefat Etti!‘’

Maalesef dün 18.11.2022, Cuma günü Türkiye çok değerli bir evladını yitirdi. İçimden bir parça koptu sanki… Üzüntüm sonsuz. Yarım asırdan önce temsil ettiğimiz kurumların menfaati için çatışırken baktık ki dost olmuşuz. Bu dostluğum onunla özelimi paylaşmaya kadar yükseldi.

En son Belçikalı Engelli Okçu “Piotr Van Montagu” hakkındaki yazısının fevkaladeliğinden ama bir fotoğraf eksikliği olduğundan söz etmiştik! “Artık her şeyi yaptıramam” demişti. Dilinin altında bir bakla varmış ta ben anlamamışım!

Engelli sporculara yaşam sevgisi aşılamaya bağışladı tüm ömrünü. Bunun yanında, bir tenis sevdalısı olarak temsil ettiği kurumları sonuna kadar korudu… Onların gelişimi için azami çaba sarfetti. Karşısında kim olursa olsun fikrini söylemekten yüksünmezdi. İster bir bakan, ister bir başkan! Hepsi ondan derslerini etraflıca aldılar. Çünkü onun fikri bilgisinden, görgüsünden ve insanlığından kaynaklanıyordu. Dolu dolu bir bireydi.

Güzel Adam, Mert Adam, İyi insan, Sevgili Dostum! Güzellik dolu olsun gittiğin her neresiyse. Tanrıdan rahmet, yakınlarına da sabır diliyorum.

22 Kasım 2022, Salı 13:49
YAZININ DEVAMI

‘’Tenisin Azizliği!‘’

Haşmetmeabları Federer’in emekliliğini ilan ettiği geçen hafta, İstanbul’da ülkenin en saygın ve sürekli uluslararası profesyonel turnuvası oynanırken ulusal takımımız da dünyanın öbür ucunda tur geçmeye çalışıyordu.

Evet bir yanda İstanbul Challenger “TED Open”, diğer yanda Kolombiya’nın başkenti 2.650 metre rakımlı Bogota’da Davis Kupası! Bogota dünyanın en yüksek üçüncü başkenti. Uzuun yıllar önce, oradaki konaklamamın yarısından fazlasını uyuyarak geçirdiğimi, yürürken de adımlarımı sanki ay yüzeyindeymiş gibi attığımı anımsıyorum!

Onun için turu 4-0 yitiren çocukları eleştirmenin bir anlamı yok. Oraya farklı bir ekip gönderip diğerlerinin İstanbul’dan puan almasına yol açacak bir muhterem olduğunu da sanmıyorum federasyonda.

Gördüğüm kadarıyla bu hafta süresince tenis camiasının önceliği Federer haberleri, sonrasında da ülkemizin önde gelen tenisçilerinin (Altuğ Çelikbilek, Cem İlkel, Ergi Kirkın, Yankı Erel ve Marsel İlhan) neden “TED Open”da yer almadıklarıydı.

Bu tenisçilerin hepsi ulusal takım oyuncuları olduklarından Kolombiya’daydılar. Neden bu iki turnuva çakıştı diye sorarsanız “herhalde takvimi oluşturanların iletişimsizliğinden” yanıtını alırsınız benden. Yoksa bu denli önemli bir nedenden dolayı özel bir turnuvanın tarihinin kaydırılmaması olanaksız.

Burada amacımız kimseyi eleştirmek değil. Tenisin azizliğine değinmek.

Koray Kırcı “TED Open”a organizatör hakkı olan “wild-card” ile girdi. Eğer ulusal takım oyuncuları TED Open’da yer alabilecek olsalardı Koray büyük bir olasılıkla turnuvanın ana-tablosundan yer alamayacak ve eleme turlarını oynamak zorunda kalacaktı. Olay tersine gerçekleşince TED Kulübünün tenisçisi olan 24 yaşındaki bu genç adam tenis dünyasında kariyer sahibi üç rakibi epey zor maçlar sonunda geçerek [Gürcü Metrevelli’yi (67,64,62); dünya sıralamasında yedinciliğe kadar çıkmış İspanyol Verdasco’yu (64,63); Avusturyalıların son yıllardaki ümidi Ofner’i (46,63,63)] yarı-finale kadar geldi. Yarı-finalde maalesef bu turnuvanın favorileri* arasında gördüğüm ve dünya sıralamasında 37. liğe kadar yükselmiş Çekyalı Lucas Rosol’a (36, 46) yenildi.

İstatistikleri kuvvetli olan arkadaşlar 349 sıra atlayarak ATP sıralamasında 622’liğe yükselen Koray Kırcı’nın kazanımlarının TED Open’da bir ilk olduğunu söylüyorlar.

Umarım seneye 75. yılını kutlayacak olan “TED Open” bu yıl ki başarısını aşar. QNB gibi bir devi ardına alan “TED Kulübü”nü artık “Dünyanın En İyi Challenger”i olmak kesmez! Zaten değişen turnuva yapılanmasında “Challenger”ler çok daha yüksek ödül-parası dağıtabilecek. Bu da ATP’nin tenisin gelişmesinde “Challenger”lara verdiği önemi gösteriyor.

Umarım bizde de tenisimizin geliştirilmesinden sorumlu bünye artık hedeflerini saptarken hiçbir faydası olmayan salt siyaset kokan turnuvalardan, plastik tüketimini azaltmak ya da kadın üyeleri artırmak gibi gereksizliklerden Kırcı’lara doğru çevirip asli görevlerine biraz daha ciddiyetle sarılırlar.

Umarım Kırcılar da başarının anlık değil süreklilikle ilintili olduğunun bilinci içerisinde çoooook çalışarak dünyanın bu en güzel ülkesine nice turnuvalar kazandırır.

Fevkalade güzel bir güz geçirmenizi dileyerek, hoşkalınız…

*Diğer favorim Moldovyalı Radu Albot idi!

Hamiş Merak edilen bir konu “Alcaraz, Ruud gibi oyuncular nasıl oluyor da çok kısa bir sürede ilk sıralara tırmanabiliyorlar”?

Yanıt ATP puanlamasında bir yandan maçlardan galip çıkanlar puanlarını artırırken, mağluplar sadece maçı kaybetmekle kalmıyor aynı zamanda oynadıkları turnuvada bir önceki yıl aldıkları puanlar siliniyor. Örneğin “2021 US Open”da Medvedev şampiyon olarak 2.000 puan kazandı. Bu yıl “2022 US Open”da 3 tur geçebildi ve 90 puan aldı. Demek ki Medvedev’in toplam puanından 1.910 puan silinmiş oldu. O esnada Alcaraz 2.000 puan alıyordu. Bilgilerinize…

21 Eylül 2022, Çarşamba 10:09
YAZININ DEVAMI

‘’Güle Güle Haşmetmeabları!‘’

Monarşi-Kraliyet kelimelerini her işittiğimde tüylerim ürperir. Zira her türlü entrika ve rezilliğin döndüğü bir sistemdir. Bu rezilliklerin başaktörleri de asalet ünvanlarını katiyetle haketmeden, anadan babadan tepeden inme almışlardır! Bu yüzden utanmaları da yoktur…Şımarıkça mal mal dolaşırlar. En pespaye örneğini anglo-sakson dünyasında görüyoruz.

Ama bir de yaptıklarıyla, davranışlarıyla, eriştikleriyle “asil” sıfatını bile yeterli bulamadıklarınız vardır. İşte Roger Federer bunlardan biridir. O sadece teniste eriştiği başarılarıyla değil, insanlık için yaptıklarıyla da anımsanacaktır.

Ortahalli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelip bir efsane olmuştur. Öyle bir efsane ki beyefendi nezaketi ve yapmacıklıktan ırak ilgisi onun simgesi haline gelmiştir. Bundan dolayı da Afrika’daki mahrum çocuklardan başlamak üzere her kategoriden canlının sevgilisi olmuştur.

Nasıl ki klasik müzik dediğinizde Beethoven, pop-müzikte Beatles, bilimde Einstein, resim sanatında Picasso, balede Nureyev, golfte Tiger Woods, basketbolde Michael Jordan, futbolda Pele aklınıza geliyorsa, tenisin ikonu da Federer’dir. Federer sadece tenise değil dünya spor camiasına fevkalade bir estetik katmıştır.

İster GOAT (Greatest Of All Times – Tüm zamanların en büyüğü) olmasın, ister en fazla turnuva kazanmış olmasın…Diğerleri birer istatistik olarak kalırken, “Haşmetmeabları” aklımızdan hiç çıkmayacaktır.

Hoş kalın

17 Eylül 2022, Cumartesi 11:40
YAZININ DEVAMI

‘’Şampiyonluk Gençliğin!‘’

Çoğunluğun beklediği gibi ABD Açık’ta şampiyonluk ALCARAZ’ın. Anasının ak sütü gibi helal olsun. New York kortlarında geçirdiği 24 saate yakın mücadeleler sonucunda mutlu sona vardı 19 yaşındaki bu genç adam.

Eminim çoğu tenis yazarı bu sonucu “teniste devrim” ya da “teniste nöbet değişimi” diye algılayacaktır. Ben o kadar emin değilim. Ne de olsa Djokovic burada oynatılmadı. Nadal ise bir yandan ailesel sorunlarla boğuşurken, burada her büyük turnuvada herkesin karşısına gelebilecek bir serseri mayına çarptı.

Ancak yine de sağlam adımlarla gelen bir genç nesil var ve bunlar mükemmel fiziklere sahipler. Anlayacağınız gidici değiller. Üstelik hemen üstlerindeki kuşağı şimdilik derdest etmiş vaziyetteler. Hiç işitiyor musunuz Thiem, Zverev, Tsitsipas, Shapovalov, Karatsev, Korda, Fucsovic isimlerini. ABD’li gençleri zaten bir kenara bırakın. Toprak kort sezonu başlayınca zaten onları görebilmek imkansız.

Alcaraz ilk sette rakibiyle hep başbaşa gitti. Setin ortalarında onu bir kez kırdı ve seti böylece 6-4 aldı. İkinci sette kesin bir Ruud üstünlüğü vardı. Planladığı gibi epey uzun vuruşlarla onu çizgilerin dışında bıraktı ve o mükemmel drop-shotlarını ya yaptırmadı ya da hepsine yetişti. O denli uzaktan drop-shot rakibe zaman sağlayıp topa ulaşabilmesini sağlıyor.

3. sette Norveçli başarılı oyununu sürdürmeye çalıştı. Bir nebze de başarılı oldu ve 2 kez set topu attı ama Alcaraz her ikisini de kurtarınca izleyici de uyandı ve bu İspanyol için can-suyu oldu. Rakibinin de moral bozukluğu ile yaptığı basit hatalarla tie-break’e gitmiş seti alıverdi. Oldu 2-1 Alcaraz.

4.sette artık tünelin ucu gözükmüş ve İspanyolu kimse durduramazdı. Rakibini hemen kırdı. Önce 4-2, sonra 5-2 ileri geçti. 5-3 oldu. Artık maç için servis atıyordu. 225km’ye ulaşan bir bazuka ile maçı ve şampiyonluğu elde etti.

Şapkamızı çıkarıyor ve çoook uzun bir süre aramızda olacak olan bu genç şampiyonu ve onu bu seviyelere getiren ailesini, başta “Sivrisinek” Juan Carlos Ferrero ve tüm ekibini alkışlıyoruz. Bu kadar kısa bir süre zarfında muazzam bir başarı hikayesi.

Çift-Kadınlarda beklenildiği gibi efsane ikili şampiyon oldu. Hem de nasıl bir maçta! İlk seti büyük bir üstünlükle ABD’li McNally & Townsend’in oldu (6-3). Çekler ve bilhassa Siniakova sanki uyuşturulmuş gibi Aydi. Ne yapsalar başarısız oluyorlardı. İkinci sette yavaş yavaş tahterevalli eşitlenmeye başladı. Krejcikova & Siniakova setleri zar zor seti aldılar 7-5. Ama sonra bir maç oynadılar ki çiftler kategorisi sevenler için bir uygulamalı ders gibi oldu (6-1).

Bu efsane çiftin 6. Grand-slam çiftler şampiyonluğu. 2018 ve 2021’de iki Roland Garros, yine 2018 ve 2022’de iki Wimbledon, yine 2022’de Avustralya ve şimdi de ABD’de. Hepsi aynı yıl olmadığı için ”Altın Grand-Slam” olamadı maalesef. Ama geçen yıl Olimpiyatlarda da şampiyon oldukları için “kariyer grand-slam”ine layık oldular. Krejcikova’nın hastalığı dolayısıyla Fransa’da bu yıl yer alamadılar!

Evet bir zor 15 günü zevkle geride bıraktık. Tek derdimiz uykusuzluk olsun!

Spor yapın, maskenizi eksik etmeyin;

Velhasıl hoş ve esen kalmaya bakın.

12 Eylül 2022, Pazartesi 12:03
YAZININ DEVAMI

‘’Perde kapanıyor!‘’

Kadınlarda perde dünya 1 numarası Polonyalı Swiatek’in şampiyonluğu ile kapandı. Tunuslu rakibi Ons Jabeur’u iki saate yakın bir sürede (6-2, 7-6) yendi. Jabeur maalesef ilk seti okadar kolay ve çabuk (29”) verdi ki toparlanabilmesi epey uzun sürdü. İkinci sette de 3-0 geri düştüğünde oyunu ancak değiştirebildi. Eşitleyerek (5-5) tie-break’e kadar öyle getirdi. Ama sonra Polonyalı, Jabeur’un basit-hatasını da değerlendirerek seti ve maçı aldı.

Swiatek çok ilginç bir yapıya sahip. 21 yaşında, 3 grand-slam şampiyonluğu var (2 Roland Garros ve burası). Hem toprakta hem sert-zeminde peşpeşe şampiyonluğa ulaşmak onun uzun bir süre zirveyi terk etmeyeceğini gösteriyor. Zaten onun kadar rakiplerini halkalayarak yenen ikinci bir tenisçi yok. İngilizcede halka yerine “bagel” yani simit dedikleri için Swiatek’e rakip olacak oyuncular (İga’s Bakery) ‘İga’nın Fırını’na gidiyorum diyorlarmış!

Koçundan çok daha fazla bir “performans psikoloğu” olan Daria Abramowics ile birlikte…Onun yönlendirmelerinden kesinlikle çıkmıyor. “Eskiden yenilirken molalar esnasında paniğe kapılır ağlardım…Şimdilerde molalarda tenisle ilgili çeşitli sorunları çözmeye çalışıyorum.” Kutlamak gerek.

Bizim oyunculardan İpek Öz elemelerin ilk turunda, Altuğ Çelikbilek ise ikinci turunda elendiler. Togan Tokaç ve Melisa Ercan ise jünyor elemelerinden çıktılar ama ana-tablonun ilk turunda yenildiler. Ayşegül Mert ise Jünyor kızların eleme turundan çıkamadı. ABD Bayrağı altında yer alan Ozan Barış ise jünyor ana-tablo ikinci turunda yenildi.

Bugün Eurosport yayını bizim saatimizle 20:00’de çift-kadınlar finaliyle başlıyor. Efsane Çek çifti Krejcikova & Siniakova, ABD’li McNally & Townsend’e karşı. ABD’lilerin şampiyonluk alabilecekleri maç olarak sadece bu kaldı. Onun için Arthur Ashe tıkabasa dolacaktır. Ama Çek çift öyle usta ki maç kısa bir sürede bitebilir de!

Ardından baş aktörler teşrif edecek: 19 yaşındaki dünya dördüncüsü İspanyol Alcaraz ile 23 yaşındaki dünya 7.si Norveçli Ruud. Alcaraz rakibine nazaran daha favori gözüküyor. Önceki maçlarından üsütünlüğü de var. Ama benim tahminim bu maçtan Norveçlinin galip çıkacağıdır. Alcaraz buradaki maçlarında epey zorlandı. Ne denli fit olursa olsun bir yerde tükeniş yaşaması lazım. Ayrıca Ruud sanki oyunu daha iyi okuyan ve analiz edebilen bir görüntü veriyor.

Hangisi kazanırsa Dünya 1 numarası olacak. İzleyip göreceğiz.

Diğer kategorilerin şampiyonları:

Jünyor Kızlar - Eala (PHI)

Jünyor Erkek - Landaluce(ESP)

Çift Kadınlar - Krejcikova & Siniakova (CEK)

Çift Erkekler - Ram (USA) & Salisbury (GBR)

Karışık Çift - Sanders & Peers (AUS)

Hoş kalın.

11 Eylül 2022, Pazar 10:02
YAZININ DEVAMI