‘’Tahmin edilebilir bir oyun izledik‘’
Son 5 maçında sadece iki beraberlik alabilen Samsun bu maça üstelik biri Fenerbahçe’ye geçmiş 3-4 önemli oyuncusundan eksik çıkınca ilk devre tahmin edilebilir bir oyun izledik. Samsun ele geçirdiği topları tempoyu düşürebilme adına sadece savunma yapmak için saklarken Fenerbahçe eşit oranda elde tuttuğu topları ısrarla hücuma taşımaya çalıştı. Karşılığında bir gol buldu iki şutu direkten döndü.
Eski Samsunlu Anthony Musaba üzerinden attıkları gol de kurgusal olarak bir gece önceki Galatasaray golllerini çağrıştırıyordu. Devamında golü atan Kerem Aktürkoğlu hücum alanında daha paylaşımcı olmayı düşünüp takım kolektifine katılsa ilk devre skoru daha farklı da olabilirdi. İkinci devre başlangıcında Fenerbahçe ön alan baskısı yapıyor görünse de girişimler sadece topa temastan uzak ‘Gölge baskı’dan öteye geçmedi.
Maçı sorgularlar
Haliyle Samsun oyun kurulumunda rahatlamış göründü. Ancak onlar da oluşan alanlara topu aktarmayı beceremedikleri gibi kenara indiklerinde de Milan Skrinniar üzerine yersiz ortalarla nadir ataklarını eritip, tükettiler. Maç ‘Tam bir orta saha mücadelesi’ olarak durgun akıp giderken Musaba halı saha golüne benzer bir gol daha attırdı Jhon Duran’a ve maç bitti. Devamında Fenerbahçeli oyuncular daha uygun pozisyonda arkadaşları varken neden bu kadar yersiz şut denediler, bilinmez. ‘Herhalde Domeneco Tedesco ekibiyle bu durumu sorgular’ diye düşündüm maç biterken.
‘’Sağ gösterip sol vurdular!‘’
Maç önünde Okan Buruk’un 10 kilo fazla olmasına atıfla ‘’Bu normal, para da sende oyuncular da’’ mealinde konuşan Fatih Tekke takımının savunmada bekleyip fırsat kollayacağı da tahmin edilirdi. Arkadan Davinson Sanchez önünde İlkay Gündoğan’ın oyun kurulumuyla ilk devreyi ağırlıklı olarak sağ tarafı zorlayarak yüklendi Galatasaray. Amaç rakip savunmanın sağ tarafını boşaltmak olarak planlanmış olmalı ki iki golü de sağdan taşıyıp soldan golle tamamladılar. ‘’Belki Trabzon’un ikinci devre için bir planı vardır’’ diye düşünenler vardı kuşkusuz. Üstelik Galatasaray stoperlerinin ‘’uyuduğu’’ 55. dakikada Felipe Augusto ile golü de buldular ancak oyunun hakimi Galatasaray Yunus Akgün’le skor mesafesini kısa sürede yeniden korumaya aldı.
Boş tribün hatası!
Maçın ardından ‘’Takımlar arasında büyük kadro farkı var’’ diyecekler olacaktır. ‘’Oyuncu’’yu ‘‘oyun’’a tercih eden memleketimizde bu tez büyük kalabalıklarca her daim teveccüh görür. Ancak tez kısmen doğru olsa da bu aynı zamanda Galatasaray teknik ekibinin 4 sezonluk gayretini hiçe sayma anlamını da taşır, değil mi!. Ve son not... Antep’te tribün çoğunluğunun Galatasaray’da olacağını öngörmek için ‘’sosyolog’’ olmaya gerek yoktu! Kameraların karşındaki tribünler onlara ayrılsa ve ‘’boş tribün’’ görüntüsü ortadan kaldırılsa fena mı olurdu?
‘’Transferler belirleyici olacak‘’
Eksikleri dolayısıyla özellikle yedek kulübesi daha ‘Boş’ görünen Fenerbahçe neyi ve var neyi yok sahaya sürmüştü. Gerçi Beşiktaş da geri kalır durumda değildi ama yine de yedek kulübesinde kimi maçlarda 11 görmüş oyuncu sayısı ev sahibine göre fazlaydı. Koca devrede iki gol olmasına rağmen ‘Futbol oynandı mı?’ diye soracak olursanız çoğumuzun yanıtı ’Hayır’ olurdu sanırım. Fenerbahçe’nin topa oynayıp baskı kurmaya gayret ettiği fakat kuramadığı ilk yarıda Beşiktaş buhranlı geçirdiği başlangıç vakitlerini sağ salim atlatınca, sakinledi. Nihayetinde kendi rutininde akan maçta Tammy Abraham’ın önüne bıraktığı topu Vaclav Cerny şutladı ve gol… Aynı Abraham bu kez Kerem Aktürkoğlu’nun serbest vuruşunda niyeyse Mert Müldür’ü çekti ve VAR’dan penaltı. Futbol adına az şey gördüğümüz devre 1-1 bitti ama eğer arada hocalara olan biteni sormuş olsaydılar muhtemelen, ‘Rakibe pozisyon vermedik’, ‘Final paslarında daha iyi olsaydık…’, ’Oyuncularımla gurur duyuyuyorum’ benzeri cümleler duyacaktık…
Arayışlarına devam etti
İkinci devre Beşiktaş ilkinden farklı olarak oyuna ’Tavır koyunca’ maç da şenledi. 55 ila 57 arasında Fenerbahçe kalecisi Tarık Çetin üst üste kurtarışlar yaparak takımını oyunda tutarken Beşiktaş arayışları sürüp gitti. Ve hatalı Fenerbahçe pası bu kez Milot Rashica’dan Cerny’e ulaştı, yine gol. Gol de bir stoper olan Jaden Oosterwolde’nin ayakta kalmak yerine kayarak müdahale çabasının sonuçlarını da hep birlikte görmüş olduk. Beşiktaş’ın rakibine göre daha iyi göründüğü ve maçı kazandığı bir ikinci yarı izledik. Şimdi ligin ikinci devresine Beşiktaş neler yapıp, nasıl hazırlanacak göreceğiz. Görüldü ki, takım tıkır tıkır oynuyor ama yine de biliyoruz ki transfercilerin sallayacağı bayrakların rüzgarı çok Eurolar uçuşturacak…
‘’Bunca eksiğe rağmen...‘’
Gerçi gol önce Kasımpaşalı Mamadou Fall’ün kontrol edemediği top kaybıyla başladı. Ardından Barış Alper Yılmaz topu süreklerken bir başka hata John Espinoza’dan geldi! Kasımpaşalı oyuncu topa kapmak için ‘Kestirmeden’ koşmak yerine topu değil alanı kontrol edecek koşuyu yapsa belki Yunus Akgün’e ulaşmayacaktı top! Ama futbolda bu tür ’Bileşik hata’lar oluyor işte. 25 dakika sonrası maçta biri ciddi bir kaç girişimde bulunan Galatasaray’da da Kasımpaşa rakip kaleci Günay Güvenç’i uzaktan dahi olsa göremedi! İkinci devre de Galatasaray’ın arayıp durduğu ancak Kasımpaşa’nın takım olarak kapanmasına bağlı olarak durağanlık için de akıp gitti. Maçı anlatan Ali Ferahbot, ‘İki teknik adamın da bir an olsun oturduklarını görmedim’ dedi bir ara. Okan Buruk’u anladım, takımı gayret gösterip arıyordu ancak Emre Belözoğlu neden oturmamıştı acaba? Maç böyle bitmeyecekti, belliydi.
Estirdikçe, estirdi
Yunus’un, Attila Szalai’ye baskısından Gabriel Sara’ya geçen top onun vuruşunda adeta bir ‘Yapay zeka’’ görüntüsünde gol oldu. Gol oldu olmasına da ‘Sözleşme gündemli’ haberle piyasayı sıcak tutan golcü Mauro Icardi ‘yokları oynarken’ son anda yine golü buldu. O golün de pasını atan ve taraftarının hayli mağdur ettiği Barış Alper ise maç boyu estirdikçe estirdi. Kasımpaşa mı? Onlar da bizim gibi izleyip durdu. Beri yanda Galatasaray nice tartışmaya nice eksiğine rağmen devre arasına ciğerlerine doldurarak girdi!
‘’Yolu çok uzun‘’
Lakin unutulmasın ki çoğu ilk yarı buna yakın geçiyordu ve bu verimsizlik sadece “gedikli oyuncu” yokluğuna bağlanmamalı. Böylesi oyunların ardından teknik adamlar, “Rakibe pozisyon vermedik” diye rahatlatıcı ifadeler kullanmayı yeğlerken eklemeyi de ihmal etmez; “Girdiğimiz iki pozisyon var, birini gol yapsaydık...” Oysa futbol bu tür faraziyelerden pek hoşlanmaz. Bu oyun takımdan antrenmanda çalışılanları sahada yapmayı talep eder ki, dün ilk yarı en azından kazanmak zorunda olan Beşiktaş’ta buna dair ciddi işaretler göremedik. Esasen ilk devre tam da Rize’nin istediği gibi tamamlandı. Çünkü artık onlar da ikinci devre kontratak ya da “geçiş oyunu” fırsatları için maç süresini kısaltmış oldular.
Vasata yakın
Nitekim ikinci devreye güçlü başlayan Rize oldu. Üst üste geliyorlardı ama beklenmedik bir “geçiş”le golü bulan Milot Rashica’yla ev sahibi oldu! Devamında karşılıklı olarak dengesi olmayan girişimler olsa da tercih sorunları nedeniyle gol çıkmadı. Uzatmadaki Rize baskısına karşın Ersin Destanoğlu’nun çıkardığı özellikle bir top maçın süslerinden biri oldu. Ersin takımının maçı kazanmasındaki başat aktör olduğuna göre Beşiktaş’ın yolu hayli uzun demektir. Neticede iki takım da ilk devreyi ihmal edip ikinci devreyi baz alarak konuşursak ülke vasatının üzerine çıktı demeyelim ama en azından çıkmaya gayret etti.
‘’Olgunlaşma yolunda bir eşik daha‘’
Öyle bir maç ki, ‘Daha ilk devrede bitti’ diyeceğim ancak bu bile durumu açıklamaya yetmeyecek. Maç çok önce, belki de daha VAR’dan gelen penaltı golü tabelaya yazılmadan önce, ‘etki’ olarak Fenerbahçe lehine bitmişti bile. Bundan sonra olacaklar en başından belli sonucu teyit etmenin ötesine geçmeyecekti. İlk devre boyunca rakip alana geçemeyen Konya’nın ceza sahası dışından bir şutu ve ‘rakip ceza sahası içinde topla buluşma’ istatistiği sadece ‘iki’si vardı. Ki bu ‘iki’ de hiçbir etkisi olamayan buluşmalardı.
Oysa ev sahibi Fenerbahçe... Konya kalecisi Bahadır Han Güngördü’nün net 4 kurtarış yaptığı devrede 3 golün yanı sıra nefes aldırmayan bir ön alan baskısıyla oynadı. Altı pas içine topla indiler, sol kanattan Kerem ve Brown ile sonuçsuz kalsa da bindirdiler, şutlar denediler. Karşı karşıyayı kaçırıp penaltıdan ilk golü bulan Talisca önünde tek bir savunmacının olmadığı pozisyonda en iyi bildiği işi yapıp devreyi 3-0’la kapatmayı sağladı.
Abartmamak gerek
Bu temponun ikinci yarıda da sürmesini, hatta yükselmesini beklemek fazla iyimserlik olurdu. Tempo düşünce Konya önce savunmaya daha güvenle yerleşti ardından ilk devre yapamadığı hücumları örgütledi, şutlar denedi, birkaç gol şansı da yakaladı. Maç bu dengede sürüp giderken yoluna rölantide devam eden Fenerbahçe, savunmadan uzun pasla ulaştığı Asensio’nun başlatıp kaleci savunmadan seken hücumu yine Asensio ile tamamladı. Böylece ligdeki iki beraberliğin ardından Norveç’te Brann’a karşı aldığı skoru yinelemiş oldu. Böylece Fenerbahçe zaman zaman oyun açısından türbülansa girse de Tedesco sonrası olgunlaşma yolunda bir eşik daha atlamış göründü. Elbette bu maçta olanları Konya’nın durumunu ihmal ederek abartmamak da gerekir...
‘’Oyun problemi‘’
İki takımın eksikleri varsa, daha belirleyici olan sanırım Paul Onachu'nun yokluğuydu. Trabzonspor lig ikincisi olsa bile, çoğu maçını bıçak sırtında oynuyordu. Onun yokluğunda işler iyice belirsizleşebilirdi. İki takımın da bu maçta işlerinin zor olacağı tahmin edilebilirdi ama tahmin edilemez olan Beşiktaş'ın yaptıkları oldu. İlk beş dakikadaki iki sarı kart, Orkun Kökçü ile Emirhan Topçu! Baskı artabilirdi, ancak öyle olmadı.
Üstelik sol bek oynayan Emirhan'ın bir savunmacının yapmaması gereken yersiz öne hamlelerine rağmen. Örneğin birinde Muçi bacak arası atıp, geçip gitti. Derken düzenli iki atakla Beşiktaş iki farkla öne geçti ama üç dakika sonra Gökhan Sazdağı "Al da at" dedi Muçi'ye. Onlar hata yapar da Trabzonspor savunması geri durur mu? Önce orta sahadan dört pasla kaleci Ersin'e oradan da dört pasla Cerny'e ulaştılar ikinci kez ve 1-3. Bundan sonra maç iyice "git gel"e dönme eğilimindeyken, VAR'dan gelen uyarıyla Toure atıldı ve denklem bir kez daha değişti.
Denklem değişti
İkinci devre Beşiktaş iyice çekildi. Trabzonspor da rakip kaleyi ablukaya aldı. Şut üstüne şut denediler, nihayet maça girmelerini sağlayan gol bir şuttan değil çarpmadan geldi. Baskı yüksekti ama imkanlar da yok değildi, lakin Beşiktaş sadece kaleyi savunmayı düşünüyordu. Bir başka tuhaflık ise 3 gol atmış olan Beşiktaş'ın ilk kornerini 80'de kullanmış olmasıydı. Kontrada Jurasek topu Abraham'a geçirse başka bir hal alacak maç, başından beri o bölgeden deneyen Zubkov çapraz şutuyla dengeye geldi. İki takımdaki eksikler takım düzenlerini bozduysa da Trabzon'un maç boyu baskısı, gollerdeki sakin ve bilinçli tavrıyla Beşiktaş hücumları "oyun problemi"ne rağmen heyecanlı bir maç izlenmesine vesile oldu. Özellikle ikinci devredeki baskı ve kaçanlar göz önüne alınırsa Trabzonlular bu skora daha çok üzülen taraf olmuştur kanımca.
‘’Kazanç kazançtır‘’
Maç başladıktan uzunca bir süre Antalya değil karşı kaleye orta saha çizgisine gelecek düzeni kuramayınca Galatasaray ön alanda istediklerini rahat rahat yaptı. İlk devre 0 -2 bitti ama daha fazlası da olabilirdi. Bu 'olabilirler'in çoğunu heba eden de Victor Osimhen’den başkası değildi. Şut aramak yerine pas düşünse en azından İlkay Gündoğan bir gol atabilirdi ilk devrede. Daha çok ve daha doğru pas yapan Galatasaray 60’ların ortasına kadar oyunu da skoru da elinde tuttu. Hatta Osimhen’in bitiriciliğine bu denli güvenmeseler maçı daha farklı kazanabilecek kadar pozisyonları vardı. 60’lardan sonra Antalya oyuna kısa bir süreliğine döndü ve 69’da Sander Van De Streek ile golü buldu ama hepsi bu kadar.
Hazırlık maçı yaptı
Galatasaray yine üstündü ama tercih problemleri sürüyordu. Örneğin 75. dakikadaki hücumda Barış Alper Yılmaz solundaki Osimhen’e değil sağına gönderse pası pozisyon gole daha uygundu. Galatasaray biraz son maçların skorları, dahası futbolun politik dili vesilesiyle hayli gergin bir iklimde çıktı bu maça. Antalya onları zorlayacak bir düzende değildi elbette ancak yine de kazanç kazançtır. En azından gözden geçirmeler, eksiklerin tespiti, sakatlıktan yeni çıkmışların geleceğe hazırlanması, Afrika Kupası’na gideceklerin geçici boşluğunu doldurma konusunda kazanımı yüksek bir hazırlık maçı yapmış oldu Galatasaray.









































