‘’Eski kahramanlar dönünce‘’
Galatasaray, sezonun bitiş çizgisine yaklaşırken maç kurtaran kahraman sayısını artırabildiği için son iki yılı şampiyon tamamlamıştı. Osimhen’in her maç Metin Oktay’ın oğlu gibi oynamasına çok alışkınız, dün gece Bodrum’a karşı Torreira’nın sahanın her bir santimetrekaresine ayak basması dikkat çekiciydi. Uruguaylı orta sahanın bu sezon formunun zirvesinde olduğunu söylemek zor ama Bodrum’a sergilediği performans, her topu karşılaması, tüm ikinci toplara gitmesi, ceza sahasına sürpriz koşuları yapan olması Galatasaray’ı galibiyete taşıyan unsurların başındaydı.
Galatasaray, maçın ilk yarısında santrforsuz oynayıp kendini 4-4-2 karşılayan Bodrum’a karşı boğucu bir üstünlük kurdu. Ali Sami Yen’de oynanan ilk yarı o kadar tek taraflıydı ki, Bodrum neredeyse Galatasaray kalesine gelemedi, tek bir şut deneyemedi, ceza sahasına giremedi, Muslera’yı kadraja sokamadı. Buna mukabil Torreira ve arkadaşları tam 23 şut çekerek bu alanda Süper Lig rekorunu kırmayı başardı.
Direnci kırmaya direndi..
Yunus Akgün, eylül ayından aralık ayına kadar Galatasaray’a o kadar maç kazandıracak katkı sağladı ki, ocak ayından sonraki sakatlık evresi Okan Buruk’un oyun standardını bozmaya yetti. Yunus’un yokluğunda Okan hoca denemedik plan bırakmadı desek yeridir. Dün gece ilk yarı değil ama ikinci yarıda Yunus eski günlerindeki gibiydi. Driplingle topu öne taşıdı, kaleye götürdü, şutla rakibin direncini kırmayı denedi, iki kenara birden indi ve sonunda fişi çektirecek golün asistini yaptı.
‘’Talisca mevsimi‘’
Fenerbahçe, devre arasında Talisca’yı aldığında Beşiktaş’tan gittiği günden 7 yaş daha yaşlanmış, iki aydır resmi maç oynamamıştı. Ne var ki, Fenerbahçe’deki ilk bir ayının iyi geçtiğini söylemek de zor. Brezilyalı forvet, geçen hafta Trabzon maçını tek başına domine ettikten sonra dün gece de Sivas deplasmanında Mourinho’nun kurtarıcısı oldu.
Gol beklentisinin sıfırlarda gezdiği, pozisyonun mumla arandığı maçta frikikten yine jeneriklik bir gol atarak Fenerbahçe’yi şampiyonluk yarışında tutmayı başardı. Zaten Talisca, bu günler için yaşıyor, kritik virajlarda güvenli liman olmayı seviyor, zor maçları tek başına kazandırmaktan hoşlanıyor. Fenerbahçe’de mevsimi bahara çeviren, işleri yoluna koyan adam olmayı yetenekleriyle başardı Brezilyalı yıldız.
81’e kadar bekledi
İlk yarıda Talisca’nın jeneriklik frikik golünün dışında bir de Manaj’ın kafa şutu vardı, Livakoviç’in çizgiden çıkardığı. Bu aksiyonların dışında tatsız tuzsuz geçen ilk yarının dönüşünde Tadiç’in golü enteresan şekilde Fenerbahçe’nin temposunu düşürdü. Mourinho ise durumdan hayli görünüyordu. Israrla Maximin ile Dzeko’nun durağan halini görmezden geldi. Oysa oyun o kadar Oğuz ile En Nesyri’yi çağırıyordu ki. Efkan’ın uzak mesafeli Ronaldo golünün ardından bu değişim daha da elzem duruma gelse de Mourinho 81’e kadar bekledi. Ne zaman En Nesyri ile Oğuz oyuna girdi Fenerbahçe vitesi artırdı, pozisyon buldu, rakibini eksiltti. Bu değişimin ardından Tadiç de rahatladı ve harika bir golle maçın fişini çeken adam oldu.
‘’Kaos‘’
Beşiktaş camiası için tarihin en kaos dolu bir günlerinden birini geride bırakmış olabiliriz. Divan Kurulu Başkanı’nın eski başkanı, Divan Kurulu toplantısında yumrukladığı bir günde futbol takımının kendi sahasında Başakşehir’e feci bir futbolla yenilmesini tarif etmek için en hafif tabir; kaos olurdu herhalde. Solskjaer her maç yeni bir durumla karşılaşıyor ve olumsuz gördüklerini düzeltmek için sürekli yeni kararlar alıyor. Kasımpaşa karşısında İmmobile’nin döküldüğüne şahit olduktan sonra bu maça santrforsuz başlaması bile beklenebilirdi ama o genç Mustafa Hekimoğlu ile oynamayı tercih etti. Bir futbolcu için attığı gol kariyerinde ilerleme sağlar, normalde bu beklenir. Fakat Mustafa, sezona başlarken Galatasaray’a Süper Kupa’da attığı golün üzerine gelişimini durdurdu. Oysa, sezon başındaki fotoğraf ne kadar da umut vaat ediyordu, önürde İmmobile gibi bir tecrübe abidesinin öğretileriyle gelişmesine kesin gözüyle bakılıyordu.
Şaşırtan tercihler
Solskjaer’in dün Başakşehir karşısındaki sağ bek tercihi çok daha şaşırtıcıydı. Kanat forvetliğine, 10 numaralağına alıştığımız hatta son dönemde 6 numaralığını bile kanıksadığımız Chamberlain’i ilk kez sağ bekte izlemek değişik bir deneyimdi Beşiktaş taraftarı için. Kazanan tarafın artıları ise hayli fazlaydı. Çağdaş Atan, Başakşehir’e geldiği günden bu yana beklerden yana dertliydi. Ara transfer döneminde sol beke Operi’ye, sol öne de Brniç’i alarak komple bir koridoru değiştirdi. Beşiktaş’a karşı topa daha az sahip olarak Yusuf Sarı üzerinden hızlı geçiş hücumlarıyla oyunda bariz bir üstünlük kurdu. Sezonu 3. Sırada bitirmek için dev bir adım attı, Beşiktaş ile aradaki farkı 3’e indirdi.
‘’Çok rahat‘’
Fenerbahçe, Kasımpaşa beraberliklerinin üstüne Beşiktaş yenilgisiyle zirve yarışında avantajlarını törpüleyen Galatasaray için Samsun deplasmanında 2-0 kazanmak rahatlatıcı olmuştur. Okan Buruk, Samsun’da Torreira ile Lemina’yı merkezde konumlandırıp Morata’yı yanında oturtarak fabrika ayarlarına dönmek isteğini gösterdi. Bu karar Galatasaray’ı zor görünen bir deplasmanda çok rahat ettirdi.
Yüksek pas isabetiyle topa sahip oldular, kısa pas isabet oranı normaldir ama uzun pasla çıkışlarda da hiç sorun yaşamadılar. Samsunspor’u kalelerine yaklaştırmadan rahat bir 90 dakika oynadılar. Osimhen, kariyerinin en etkili sezonlarından biri Galatasaray’da tekrarlıyor oluşu Okan Buruk dahil tüm camia için büyük bir nimet gibi görünüyor. Herkes kötü oynasa, sahada iyi oynayan tek kendisi kalsa da pes etmiyor herkesi ayağa kaldırıyor, ölü pozisyonlarda şapkadan çıkardığı tavşanlarla tabelayı değiştiriyor. Icardi ile üst üste iki şampiyonluk yaşayan Galatasaray için bu sezon ‘Victor Osimhen sezonu’ olarak hatırlanacaktır.
Beklentinin aksine... Samsunspor geçen hafta Bennaser’in sakatlığıyla orta sahada küçük çaplı bir krize sürüklenmiş, Thomas Reis Antalya karşısında stoper Yunus Emre’yi oyuna atıp maç bitmeden de dışarı almıştı. Reis, Kasım ayından itibaren yüzüne bakmadığı, üstüne bir de Noel tatilinden geç döndüğü için cezalandırdığı Tait’e yeniden sarılmak zorunda kaldı. Kâğıt üzerinde Tait, Ntcham, Holse orta saha üçlüsü topa nitelikli sahip olmayı vaat etseler de beklentinin tam aksi bir durum ortaya çıktı. Galatasaray, Torreira ve Lemina ile orta sahada üstünlüğünü ilan etti, dönen topları aldılar ve Samsun karşısında çok rahat bir ilk yarı oynadı.
‘’Kaza değil artık‘’
Bir kez çukura düşersin kaza olur, iki kez düşersin kaza dersin ama artık üçüncüden itibaren bu senin ısrarla yaptığın hatalardan oluşan bir özelliğindir. Beşiktaş, Kasımpaşa’ya karşı son sezonlarda sonu hep yenilgilerle, puan kayıplarıyla biten bir oyun paterni oluşturdu. Kasımpaşa’nın hocaları değişiyor, futbolcuları değişiyor ama değişmeyen tek şey Beşiktaş’ı şartlar ne olursa olsun zorluyor ve puan alıyor. Burak Yılmaz, Beşiktaş’a karşı Yasin’i sol stoperde kullandığı bir üçlü savunma kurgusuyla oynayarak Mario, Muçi ve Rafa’yı iç koridorlardan uzak tuttu. Bu tercih İmmobile’yi sahada yalnızlaştırdı. İmmobile demişken, Solskjaer derbinin ardından tekrar santrforlu düzene dönerek Kasımpaşa’ya karşı önlem almak istedi. Fakat Kasımpaşa’nın 3-5-2 karşılaması Beşiktaş’ı doğal olarak santrforsuz bıraktı. Sahanın her bölgesinde doğru baskıyla Beşiktaş’ı kilitleyen Kasımpaşa maçın hemen başında golü bularak işini hayli kolaylaştırdı. Bu gol Beşiktaş’ı beklenenden daha olumsuz etkiledi.
Büyük oranda değişmeli
Ciro İmmobile neredeyse hiç topla buluşamazken Beşiktaş rakip kaleye tek bir isabetli şut atamadan ilk yarıyı geçirdi. Oyuna sakatlanan Emirhan’ın yerine giren Tayyip Talha, hafta içinde Göztepe ile oynanan kupa maçında kırmızı kart görmüşken Kasımpaşalı Yasin’e yaptığı sert müdahale sonunda bir kırmızı daha görerek Beşiktaş tarihine geçti. Henüz ilk yarıda oyuna girip bunu başaran ilk Beşiktaşlı futbolcu olarak. Kasımpaşa’ya karşı böylesine kötü oynamak, Tayyip Talha’nın kırmızıyla yine atılması, üçüncülük mücadelesinde Samsunspor’un puan kaybettiği haftada Kasımpaşa’ya puan kaybetmek Beşiktaş için bir kaza değil artık. Beşiktaş’ın İmmobile başta olmak üzere kadrosunu sezon sonunda büyük oranda elden geçirmesi gerekiyor.
‘’Talisca resitali‘’
Hafta içindeki Galatasaray derbisinden dün geceye ilk 11’de 7 oyuncusunu birden değiştiren Mourinho, yılbaşından bu yana tam 15 resmi maçtır ısrarla oynadığı (Göztepe maçının ikinci yarısı hariç) 3-4-1-2’den 4-2-3-1’e dönerek kadrosunun ezberini bozdu. Bu değişim Trabzonspor’un kafasını karıştırmadığı gibi, Fatih Tekke’nin Zubkov’u sağ forvette Mert Müldür’ün üstünde oynatması ilk yarının senaryosunu belirledi. Hatta Ukraynalı forvet o kadar harika bir ilk yarı çıkardı ki, maç Zubkov ile Fenerbahçe savunması arasında geçti. Kaleci Uğurcan’ın degajla havaya diktiği topun gökyüzünden Zubkov’a doğru gidene kadar tek bir Fenerbahçeli’nin topu takip etmemesi beraberinde Trabzonspor golünü getirdi. Mourinho, ikinci yarıya Talisca’yı alıp Amrabat’ı stopere çekerek başladı, ama formasyonunu değiştirmedi.
Takımın en iyisiydi
Tadiç sağa, Szymanski merkeze Fred’in yanına, Talisca Dzeko’nun arkasına geçince Fenerbahçe Trabzonspor’u sahasına itmeyi başardı. Osayi’nin kazandırdığı penaltı ise maçın kırılma anıydı. Talisca, Fenerbahçe’nin enerjisini, kalitesini değiştirmekle kalmadı tüm senaryoyu siyahtan beyaza yeniden yazdı. Saint-Maximin, aralık ayından bu yana ilk kez bir maça ilk 11’de başlamış olmasına rağmen çıktığı dakikaya kadar takımının en iyisiydi. Talisca’nın attığı golde zor pozisyonda yaptığı asist ise gecenin en şık hareketlerinden biriydi. Galatasaray, BAY geçtiği haftada Fenerbahçe, Trabzonspor’u yenerek aradaki puan farkını 3’e indirdi. Sezonun kalan bölümünde şampiyonluk yarışını ateşini kendi adına yeniden harladı.
‘’Buruk kazandı‘’
Mourinho, bu sezon Okan Buruk ile ikisi Kadıköy’de üçüncü kez karşılaşıyor olmasına rağmen hiç birinde rakibine üstünlük kuramadı. İlki kazaydı diyelim ama bu kez Mourinho’nun mazereti olamaz. 3-4-1-2’de Talisca ile Nesyri’yi önde kullanan Fenerbahçe’ye karşı Kaan Ayhan’ı sağ bekte kullanıp merkezde Lemina ile sertlik arayan Okan Buruk için işler beklediğinden iyi başladı. Tıpkı Kadıköy’deki ilk lig maçında olduğu gibi. İlginçtir, Okan Buruk ve futbolcuları dün gece de 28 dakika dolduğunda 2-0’ı yakalamayı başarmıştı. Nedense, Kadıköy’de Galatasaray, Fenerbahçe’ye karşı Okan Buruk döneminde çok rahat maçlar çıkardı. Sadece geçen sezon İsmail Kartal skoru 0-0’da tutmayı başarabilmişti. Dün gece de Galatasaray sezonun en rahat ilk yarılarından birini oynamış olabilir. Talicsa ve Nesyri arasındaki mesafelerin çok açık olması, sol forvette oynayan Barış Alper’in Oğuz Aydın’a üstünlük kurması, Kaan Ayhan’ın Yunus’tan çok destek gelmemesine rağmen Kostiç’i fiziğiyle durdurması gibi detaylar maçın senaryosunu şekillendirdi.
Moral kaybetti ama...
Tek maç üzerinden oynanan bir kupa maçına Okan Buruk ve takımı çok daha iyi hazırlanmış göründü. Oysa ki, bir kaç gün önce ligde Beşiktaş’a yenilerek büyük bir baskı yiyen taraf yine Buruk ve futbolcularıydı. İşler Galatasaray’ın istediği gibi giderken 62’deki Frankowski-Lemina değişikliğiyle Kaan merkeze geçince sağ kanat hücumları toparlandı. Hafta sonu Beşiktaş’a kaybedip hem puan hem moral kaybeden Galatasaray bu sezon ikinci kez Fenerbahçe’yi Kadıköy’de yendi.
‘’Zirve karıştıran‘’
Solskjaer’in 4-6-0’nın ilk yarım saatte fazlasıyla işe yaradığını söylemek gerek. Rafa Silva’yı, Galatasaray stoperlerinin arasına kaçıran Beşiktaş bu sayede pozisyonlar üretti, üstelik golü de böyle buldu. Rafa Silva topla birlikte ligimizde izlediğimiz tarihteki en hızlı oyunculardan biri. Orta sahada topu ayağına alıp, yüzünü rakip kaleye döndüğünde rakip stoperler için çok geç olabiliyor. Bu stoper Davinson Sanchez bile olsa. Ligin hızlı stoperlerinden birine karşı Rafa’nın yaptığı solo gösteri sonrası gelen klas gol Solskjaer’in planının ne denli işe yaradığının göstergesiydi. Galatasaray, Beşiktaş’ı orta sahada karşılarken hep bir eksik kalınca merkezdeki pas opsiyonu fazla olan Chamberlain ve Gedson savunma arkasına topları rahat gönderdiler. Bu Galatasaray savunmasının dengesini alt üst eden en önemli detaydı. Nitekim Muçi’nin, Frankosvski’yi attırdığı pozisyon da bu senaryonun ürünüydü.
Daha erken olmalıydı
Galatasaray, 11-10 kaldığı dönemde sahaya doğru dizildi ve öne daha rahat çıktı. Torreira’nın 30 metreden attığı nefis gol Galatasaray’ı en azından devre bitene kadar oyuna ortak edebildi. Ne var ki, ikinci yarıyla birlikte Okan Buruk değişiklik kartını kullanmakta çok geç kalınca oyunun iniyisatifi Beşiktaş’ın eline tamamen geçti. Yunus Akgün sahanın en etkisiz ismiyken Lemina değişikliğinin çok daha erken gelmesi beklenirdi. Beşiktaş, Dolmabahçe’de Galatasaray’ı yenerek hem rakibinin namağlup durumuna son verdi hem de zirve yarışını yeniden alevlendirdi.