‘’Karakter koyan kazandı‘’
Fenerbahçe’nin ligde kendi sahasında kaybettiği bu ikinci büyük derbi. Mourinho’nun sezon değerlendirmesini yaparken objektif olması ve ligde derbileri kazanmadan nasıl şampiyon olunamayacağını açık açık anlatması gerekiyor. Fenerbahçe teknik direktörü olarak şampiyon olmak istiyorsan derbileri kazanmak zorundasın. Çünkü şampiyonluk yolundaki en büyük rakiplerin senin ezelden beri yarıştığın takımlar.
Yine 4-6-0’ı kullandı
Bu sezon Mourinho, Okan Buruk ile biri kupa ikisi lig üç kez karşılaştı. İki kez Kadıköy’de yenildi, Ali Sami Yen’deki maçı da berabere bitirdi. Beşiktaş’a iki derbiyi birden kaybetti. Böyle olunca Mourinho nasıl şampiyon olacaktı ki? Beşiktaş, Kadıköy’de sahaya büyük karakter koydu doğrusu. Solskjaer, Kadıköy’e Galatasaray’a karşı kazandıran 4-6-0 planıyla çıkarak Mourinho’ya ilk golü atmıştı aslında. Rafa Silva’yı en önde serbest kullanan Norveçli hocanın baskı merkezini orta sahaya yoğunlaştırması ve kazandığı topları Chamberlain ile Gedson ve Rashica üzerinden Rafa’ya aktarması Fenerbahçe’yi zor duruma düşürdü.
İhtimal iyice azaldı
Beşiktaş, kötü götürdüğü sezonda iki kez Fenerbahçe’yi, bir kez de Galatasaray’ı yenmeyi başardı. Fenerbahçe için şampiyonluk ihtimali biraz daha azalırken arada 8 puanlık farkı kalan 4 haftada kapatmak için hayli ter dökmesi gerekecek
‘’Yerli Mertens!‘’
Galatasaray’ın bu yıl o kadar çok itici gücü var ki; Osimhen, Torreira, Sanchez, Barış derken sağlığında Yunus Akgün belki de hakkı en az teslim edilen isim olabilir. Yunus Akgün bu sezon sağlıklı olduğu dönemlerde Galatasaray’ın oyun standardını belirleyenlerin başında geliyor. Okan hoca Morata ve Lemina transferleri sonrası kendisini iki yıl üst üste şampiyonluğa taşıyan 4-2- 3-1’den dönmeye çalışmış ama sahada ikinci bir Mertens bulamadığı için fabrika ayarlarını aramaya başlamıştı.
Nitekim o beklediği ikinci Mertens takımın bağrından çıkageldi. Yunus Akgün sakatlıktan döndüğünden bu yana sağ kenardan bir oyun kurucu olarak hücuma katılıyor, savunma arkası yüksek pasları atıyor, bire birdeki becerileriyle Osimhen’e pozisyonlar yaratabiliyor.
Yunus’un standardı
Yunus Akgün sahada olduğu sürece Okan hoca Osimhen’in arkasında Morata’yı kullanabileceği kanaatine varmış olacak ki, Sivas’a karşı Sara’yı kulübede oturtup İspanyol santrforu sahaya sürebildi. Yunus belki dün gece gol atamadı ama Galatasaray’ın oyun standardını belirleyen futbolcuydu. Galatasaray, Sivas maçını çok erken çözdüyse Yunus’un oyun kurulumuna katkısı kadar Osimhen’in yırtıcılığının rolü büyüktü. Nijeryalı santrfor için maçın kime karşı oynandığının bir önemi yok, yeter ki bir futbol topu ve bir rakip olsun. Torreira’nın attığı ilk golden önce pozisyonu hazırladı, iki de gol kaydederek ritüelini gerçekleştirdi.
‘’Rekabeti bozuyor‘’
Galatasaray bu sezon bazı dönemler sallandı, Okan Buruk oyununu değiştirmek istedi. Takım kısa süreli türbülanslar yaşadı ama Osimhen her sarsıntı sonrası uçağı sağ salim piste indirmeyi başardı. Fizik kalitesinin üzerine akıl almaz bir vücut koordinasyonu ekleyince kendisini dünya yıldızı yapacak meziyetlerini sergilemek Osimhen için zor olmuyor gibi. Ligin boyu iyice kısalmışken Galatasaray yeni sezon planlamasını yapmaya başlamanın meyvelerini de topluyor denebilir.
Torreira ile yapılan yeni kontratın bu kadar çabuk etkisini göstermesini sanırım Okan hoca bile beklemiyordu. Uruguaylı orta saha tıpkı Osimhen gibi maç kurtaran adama dönüştü. Elbette bunu sadece kontrata bağlamak haksızlık olur. Okan Buruk’un, Lemina’yı 6 numaraya çekip Torreira’yı hareketli 8 numaraya sürmesinin etkisi desek daha hakkaniyetli olur.
Son yaklaşıyor ama...
Galatasaray’ın, Sacha Boey’i sattıktan sonra yaşadığı sağ bek krizi dinmek bilmiyor. Sol bek sorununu Eren Elmalı ile şimdilik çözmüş görünüyor olsa da sağ bekte Frankowski’nin performans grafiği aşağı yönlü hız kesmeden devam ediyor. Eyüp karşısında ilk yarının en aksayan futbolcusuydu, devre arasında soyunma odasında yerine Kaan Ayhan devam etti. Ligin artık sonuna yaklaşıyor ve her maç maksimum riskli kategoride oynanıyorken oyuncu değiştirme hakkını erken şekilde sağ bekten yana kullanmak Okan Buruk için büyük bir handikaptı
‘’Stres yönetimi‘’
Fenerbahçe’de ilk yarıda Gaziantep maçını kazanırız, şampiyonluk yarışında son ana kadar gideriz diyen tek bir futbolcu olduğunu söylemek zordu. Sahada Dzeko ve Fred başta herkes oyunu çaresizlik içinde izledi. Dzeko, yaptığı bir hatayla Gaziantep’li Maxim’in attığı golün hazırlayıcısı oldu. İşler Fenerbahçe için hayli kötü gitse de devre arası dönüşünde Mourinho, En Nesyri’yi oyuna sürüp İsmail’i çıkarınca oyunun inisiyatifi yavaş yavaş Fenerbahçe’ye doğru geçti. İrfan Can ile Talisca daha derinde oynamaya başladı, bu diziliş Dzeko’yu da hareketlendirdi. İlk yarıda yaptığı hatayı affettirmek için elinden geleni yapmaya başladı Boşnak yıldız. Gaziantep tarafında ise üçlü savunmanın merkezinde oynayan Husiç çıkıp Arda Kızıldağ girdiğinde savunmayı daha sert yapmayı planlamıştı tribünde yer alan Selçuk İnan. Ama beklediği gibi geçmedi, çünkü Fenerbahçe ön tarafta Nesyri’nin yıpratıcı koşularıyla Gaziantep savunmasının dengesini bozdu. Peşinden penaltıyı kazandırdı Faslı santrfor. Gol atmadı belki ama maçı çeviren adam olmayı başardı.
Fenerbahçe ilk yarısında soğuk terler döktüğü Gaziantep deplasmanında kazanarak yarışa kaldığı yerden devam etti. Mourinho’nun Trabzon maçından bu yana bozduğu 3-4-1-2’ye geri dönüşü, ikinci yarı Nesyri’yi alarak maçın ibresini çevirmesi uzun süre hafızalardan silinmeyecektir. Fenerbahçe camiasının Mourinho dahil her maçın stresini 90 dakika yönetebilmesi gerekli.
‘’Umut verici‘’
Solskjaer’in bitime az bir zaman kala kadro kurarken yaşadığı kafa karışıklığı normal. Zira hiç bir futbolcusunun bir maçı diğer maçını tutmuyor. Santrforda yeniden Immobile’ye dönme kararını böyle okumak gerekiyor. İtalyan santrfor, artık 36 yaşında temposu her geçen gün biraz daha aşağıya gidiyor, ondan beklentiler de git gide azalıyor. 2021’de Avrupa Şampiyonası (EURO 2020) finalinde sahaya çıkan İmmobile olmadığını o da biliyor. Solskjaer ile birlikte tüm Beşiktaş’ın ondan beklentisi kutu içinde aktif olması ve bitiriciliğini hatırlaması. Geceyi üç golle bitirmiş olması yanıltıcı olabilir, zira ikisi penaltıdandı. Fakat iştahı, enerjisi sanırım Solskjaer için umut verici olmuştur.
Alıcı gözle izlediler...
Beşiktaş’ın yeni sezon planlamasında Gedson Fernandes ile Rafa Silva’yı ilk sıraya yazması gerek. Gedson dün Hadziahmetoviç’in önünde içeriye kıvrılarak oynarken sık sık Rafa Silva ile merkezde buluştu ve bu da Hatayspor’un savunma dengesini bozdu. Rafa ile ikinci toplara gitmesi, şutuna güvenmeye başlaması ve topla delici driplingleri Gedson’u farklı kılan detaylardı. Solskjaer, kadrosunda bir kenar forvet olmadığından Mustafa Hekimoğlu’ndan bir sol forvet yaratmanın derdinde. Sezon içerisinde dönem dönem santrfor olarak şans bulsa da bunları iyi kullandığını söylemek zorken sol forvetliğinin ona yeni bir kariyer penceresi açacağını söylemek zor. Ama Solskjaer’in kenarda Joao Mario dururken Mustafa’yı orada oynatması hocanın genç oyunculara bakışını anlatması adına önemli. Kadrodaki her bir genç futbolcu dünkü maçı daha bir alıcı gözle izlemiştir. Sol bekte Emrecan Terzi’yi önünde Mustafa’yı görünce umutları yeşermiştir.
‘’Makine düzeni‘’
Okan Buruk kendisini şampiyonluğa taşıyan son iki sezonun oyun şablonundan şubat ayınon başında Gaziantep maçından itibaren vazgeçmek gibi bir hatada bulunmuştu. 20 Şubat’ta Ali Sami Yen’deki Alkmaar maçına kadar ligdeki maçlarını kazansa da oyun standardıyla birlikte Avrupa Ligi’ni kaybetmişti. Okan hoca için Fenerbahçe derbisi dönüm noktası oldu. O günden bu yana ön tarafta Mertens, Morata ve Sara’yı sürekli değiştirse de arka tarafta iki savunma bekli dörtlü hattı bozmadı ve fabrika ayarlarına dönmeyi başardı.
Bugün gelinen nokta da Galatasaray’ın artık net tarif edilen güçlü bir oyunu ve geniş bir oyuncu havuzu var. Üstelik Fenerbahçe’nin puan kaybıyla şampiyonluk yarışında güçlenen oyunuyla avantajı da iyice eline geçirdi. Bundan iki ay önce sahada büyük bir türbülansa giren Galatasaray bugün makine düzeninde oynamanın meyvelerini topluyor. Türkiye Kupası yarı finalinde Konyaspor’a karşı deplasmanda oynamasına rağmen oyunun başlangıç düdüğüyle birlikte üstünlük kurdu. Osimhen’den başlayarak her bir Galatasaraylı futbolcu aşırı istekli, enerjikti. Nijeryalı forvet için hangi platformda oynadığının bir önemi yok gerçekten. Her maç aynı istek, aynı coşku. Okan Buruk’un bu sezon en büyük şansı da bu.
Günay güven veriyor
Konya’ya karşı Galatasaray skoru erken koparınca kulübesi de oyuna girebildi. Zaten başlangıçta Günay Güvenç Muslera’dan formayı almıştı. Sanırım Galatasaray’ın Muslera’yı transfer etmesinden sonra arkasına aldığı en iyi yerli kaleciyi izliyor olabiliriz. Günay, kalesinde güven veriyor. Galatasaray yönetiminin elini yaz transfer döneminde kaleci transferi esnasında rahatlatacağa benziyor
‘’Hayal kırıklığı‘’
Kayserispor, Yakirovic geldikten sonra kimlik değiştirdi, hayata yeniden tutundu. 5 futbolcusu kart cezalısı, 4 futbolcusu ise sakat olmasına rağmen Yakirovic’in başlangıçtaki oyun kurgusu Fenerbahçe’yi yanıltan en önemli detaydı. Arkada 5 savunmacıyla bekleyip, Maximin’in içeriye çektiği her topa ikili sıkıştırmalarla çözüm bulan Kayserispor asıl başarıyı kendi solunda, Fenerbahçe’nin sağında yakaladı. Tadiç ile arkasındaki Samuel’in koridorunu Nurettin ve Mane ile dolduran konuk ekip merkezde kazandığı topları öne doğru hızlı oynadığı ilk iki pozisyondan bir gol çıkardı.
Fenerbahçe’nin Kayserispor’a karşı yapmaktan kaçındığı bire bir baskılar başına büyük sorun açtı. Sağ kanadı zaten işlemiyorken solda da Mert Müldür ile Maximin arasındaki mesafeler Kayserispor’u cesaretlendirmeye yetti. Nitekim Kayseri’nin sağ beki Gökhan Sazdağı topu kendi sahasından kapıp Fenerbahçe’nin sol kulvarındaki tüm oyuncuları geçtikten sonra Nazon’a harika bir asist yaptığında Mourinho için de oyuna müdahale kaçınılmaz hale gelmişti.
Fenerbahçe, Kayseri karşısında Dzeko girip Diego Carlos çıkana kadar inisiyatifi eline alamadı. Kadıköy’de, bunca eksiğine rağmen Kayserispor’a karşı 2 kez geri düşmek Mourinho için de çok iyi bir fotoğraf çıkarmadı ortaya. Üstelik 3-2 öne geçmişken, Çağlar ve İsmail’i alıp savunma hamlelerine rağmen as kadrosundan yoksun rakibi karşısında yenilmek belki de sezona mal oldu. Artık Galatasaray ile aradaki puan farkı 5’e yükseldi, ama Fenerbahçe taraftarı için asıl endişe verici olan Mourinho’nun sezonun en kritik döneminde yaptığı tercihlerin oyun standardını düşürmesi gibi.
‘’Hasta adam‘’
Beşiktaş bu sezon ilki Van Bronchost ile olmak üzere Göztepe ile 3. kez resmi maçta karşı karşıya gelmesine rağmen rakibine yine puan kaybetti. Hocalar değişiyor, şehirler değişiyor, mevsimler değişiyor ama değişmeyen şey Beşiktaş’ın sezon başından beri aynı şablonla oynayan Göztepe’yi çözememiş olması.
Başakşehir yenilgisi sonrası bu takım tedaviye cevap vermiyor, ilaç vermek yetmez ameliyat etmek şart demişti. Göztepe deplasmanında Norveçli hoca en azından makulü yakalayarak pozitif bir adım attı. Hadziahmedovic’i 6 numaraya koydu, Oxlade Chamberlain’i sağ bek oynatma fantezisinden sıyrılıp merkeze atabildi. Svensson’u sağ beke aldı ama bu kez de Mustafa Hekimoğlu’nu sol forvette kullanıp Rafa’yı santrfora çekti. Solskjaer’in bahsettiği ameliyat sanırım bu değildi. Bu olsa olsa ameliyat öncesi bir şoktu.
Rafa’yı çıkarsan...
Maçta ilk yarıda Beşiktaş adına en pozitif sekans Rashica’nın asisti ve Rafa’nın golüydü. Zaten o pozisyon dışında Beşiktaş’ın oynadığı futbol tatmin edici değildi. Takımı ayakta tutan sadece Rafa Silva olunca bir oyun standardından bahsetmek mümkün olmuyor. Beşiktaş takımı ucuz bir kadroya sahip değil, rekabetçi sayılacak kontratlarla ligde yarışıyor ama gelin görün ki, Rafa dışında takımda bir tane dişe dokunur performans bulmanın imkanı yok. Beşiktaş’ta işler çok karışık ilerliyor, sezon başında kurulan iddialı kadro kasım ayında yarışa havlu attıktan sonra yeni gelen yönetimin de devre arasında durumu toparlayabildiğini söylemek zor. Bu kadrodan Rafa Silva’yı çıkarsan Beşiktaş için ilk 6’ya girer demek bile iddialı bir yorum olur.