Arama

Popüler aramalar

‘’Road to Glasgow‘’

O zaman bu hedefe eldeki kadro ile nasıl ulaşılacağını merak etmiştim de, yönetim bu kadar inanmışsa, ‘Bir bildikleri vardır” dedim. Hani aklıma, “1 sezon önce Avrupa’nın 4. sınıf takımını eleyemediğiniz kadroya Carrusca ile İnamoto’yu aldınız, bu takım mı Atina da final oynayacak” diye sormak geldi ama kendimi tuttum. Zaten o toplantıda yöneticiler foto muhabirlerine poz verirken “Başkanın yanına kim oturacak?” kavgasına dalmıştı, “Araya girmeyeyim” dedim...***Tromsö gibi bir takıma elenip, ertesi sene nasıl Şampiyonlar Ligi’nde ‘final’ hedefleniyor anlaşılır gibi değil... Yönetim sezon başı “Zaten şampiyon kadromuz var” deyip takviye yapmadı. Önce kendisini, sonra da müşterilerini (!), pardon taraftarlarını olmayacak ‘rüya’ ile kandırdı...Aslında takıma takviye yapılmadı değil, Carrusca transfer edilerek bir kumar oynandı. Tamam transfer bir risktir, her takım hata yapar. Ama bir kez de transfer de turnayı gözünden vurun (o adamı da elinizden kaçırmayın). Bir de Japon var... Herkes Japonya’dan teknoloji transfer ederken Sarı-Kırmızılı kulüp İnamoto’yu aldı. Nam-ı diğer İna, Japon terbiyesi ve çalışkanlığı ile elinden geleni yapıyor ama kapasitesi bu kadar... Galatasaray taraftarları için bu durum sürpriz değil çünkü her sezon olduğu gibi bu sene de transferde hata yapıldı...***Galatasaray ligdeki en iyi yerli oyunculara sahip. Ama dengeyi bozacak bir oyuncusu yok. Ezeli rakipteki Alex, bir zamanlar Hagi’nin yaptığı gibi kalitesi ile ligde dengeyi Sarı-Lacivertliler lehine bozuyor. Yabancı oyuncu kontenjanı en azından bir tane böyle oyuncu ile doldurulmalı.‘Doldurulmalı’ diyorum çünkü devre arası yaklaşıyor (takıma takviye yapılırsa, geçen sezon olduğu gibi bir mucize daha gerçekleşir). Ayrıca büyük takım dediğin “Satar para kazanırız” diye yabancı oyuncu transferi yapmaz. Takım sıkıştığında maçı kazanacak adam alır. Galatasaray’ın borç batağında yüzerken transferde riske girerek oyuncu alıp kulübe de oturtma lüksü yok...Şampiyonlar Ligi’nde sadece 1 altın puan alan Galatasaray’ın artık Atina’ya gitme şansı yok. 1 puana “Altın” diyorum çünkü o puanı da almasaydı, ezeli rakibinin kırdığı rekoru (zaten geçme şansı yok) egale edecekti.Artık yeni bir ‘rüyaya’ yatmanın zamanı geldi. Yeni hedef UEFA Finali. Final Glasgow’da oynanacak. Yeni slogan da belli: Road to Glasgow!

10 Kasım 2006, Cuma 03:30
YAZININ DEVAMI

‘’Bitti rüya...‘’

Önünde daha iki maçı olmasına rağmen, Galatasaray rüyadan erken uyandı. Geçen seneki mucizevi şampiyonluğu kazanan takıma Carrusca ve İnamoto gibi takviyeler yaparsan, olacağı bu. Gerets’in de söylediği gibi, burada kazanıp Galatasaray’ın Şampiyonlyar Ligi’nde yoluna devam etmesi “rüyaydı”... Şampiyonlar Ligi gibi büyük bir turnuvada, öncelikle kendi sahanızdaki maçları kazanmak zorundasınız. Kendi sahanızdaki iki maçtan sadece 1 puan alırsanız, Şampiyonlar Ligi’nde bir üst tura çıkmak “rüya” olur. Türk takımları Philips Stadı’nda bugüne kadar 6 maç oynadı(Galatasaray 3, Fenerbahçe 2, Beşiktaş 1), 6 maçtan da mağlup ayrıldı. Gerets sahaya mantıklı bir 11 çıkarmıştı ama takımın gücü bu kadardı. Galatasaray, grupta 3. olup UEFA Kupası’na katılabilmek için yarıştığı Bordoeaux ile deplasmanda karşılaşacak. Bu da demektir ki, Galatasaray için UEFA Kupası’na katılmak bile “rüya”... Galatasaray’ın geçen sene şampiyon olmuş bir kadrosu var. Mevcut kadro ile Türkiye’de yine şampiyon olabilir. Ama bu kadroyla Avrupa’da başarılı olmak “rüya”...Maça gelince... Bittitkten sonra konuşması kolay ama ilk yarı Galatasaray’ı hücuma kaldıran tek oyuncu olan Arda’nın oyundan çıkarılması yanlıştı. Dün akşam kötü olan Hasan Şaş ve Ayhan ikilisinden birinin yerine, Tolga stoper olarak sahaya sürülüp, Arda oyunda tutulabilirdi. Bu sayede, takımın dün sahada olmayan hücum gücü, biraz olsun ayakta tutulabilirdi. Şampiyonlar Ligi’nde 4 maçta 1 puan alan Galatasaray’ın UEFA Kupası’na kalması çok zor. Kalsa da UEFA Kupası’nda da Sarı-Kırmızılılar’dan başarı beklemek “rüya”...

01 Kasım 2006, Çarşamba 03:31
YAZININ DEVAMI

‘’Aslan'ın kazanması mucize değil...‘’

Yaşadığı ağır sakatlıktan kurtulan Ümit Karan geçen sezonki formunu yavaş yavaş yakalıyor. Kaptan Hakan Şükür yoğun maç trafiğinin ardından biraz dinlendi ve son maçta klasını gösterdi. Yine sakatlıktan yeni kurtulan Necati Ateş de formunu buluyor. Hasan Şaş, İliç ve Arda her maçı çevirebilecek yıldızlar. Oyuncuların paraları tıkır tıkır ödeniyor. Kısacası Galatasaray’da işler rayına oturmaya başladı. Şimdi Galatasaray’ın tek ihtiyacı olan; taraftarın ve camianın moralini yükseltecek flaş bir galibiyet.* * *Galatasaray yarın PSV’yi yenebilir mi? İstanbul’daki ilk maçta gol yedikleri dakikaya kadar oynanan oyuna bakacak olursak “Neden olmasın?” diyebiliriz. Oyun olarak yükselişe geçen Sarı-Kırmızılılar ilk maçta şanssızdı, yarın şans yanlarında olursa ve basit bir gol yenmezse, Galatasaray Hollanda’dan şen döner.İlk maçta yediği şanssız golle yıkılan Mondragon’un bu maç için ekstra motive olacağı da kesin. Cim Bom’da kimse telaffuz etmese de herkesin aklında rövanşı almak var...Geçen sezon attığı kritik gollerle şampiyonlukta büyük katkısı olan Hasan Kabze’nin Hollanda kafilesine dahil edilmemesi ise sürpriz. Gençlerbirliği maçı kadrosuna da alınmayan Kabze’nin moralinin çok bozuk olduğunu duydum. Carrusca’yı kazanmak için bu kadar uğraşan teknik heyet, Hasan Kabze’yi de kaybedebilir...Süper anlaşma...Basketbol şubesinde de ilginç gelişmeler yaşanmıyor değil...Sarı-Kırmızılı basketbol takımı Galatasaray Cafe Crown ismi ile sezona başladı. İlk üç maçını kazanan Aslan, Fitch’in yokluğunda Türk Telekomspor karşısında dağıldı. Basketboldur, olur. Olur da Galatasaray ilk üç maçını nasıl kazandı? ‘Topu Fitch’e geçir, o her türlü atar...’Maçları seyrederken aklıma şu geldi: Bu adam bir maçta oynamazsa ya da elinin ayarı bozulursa ne olur?Ne olduğunu Ankara’da gördük!* * *Benim sözünü etmek istediği asıl konu: Galatasaray, dağılan Ülker basketbol takımından koç Murat Özyer, Fatih Solak, doktor, malzemeci ve masörü kaparken (!) ezeli rakip Fenerbahçe Ülker’in ise Mirsad Türkcan, Ira Clark, Ömer Onan, Oğuz Savaş, İbrahim Kutluay ve Euroleauge’e katılma hakkını alması.Sarı-Kırmızılı takımın hedefi ilk dörde girmek. Ezeli rakip Fenerbahçe’nin ise Ülker’den aldığı destekle tek hedefi 100. yılında şampiyon olmak. Merakım şudur: Hiçbir yönetici, Ülker yetkililerine “Bizim 100. yılımızda niye böyle bir karar almadınız?” diye sordu mu?Fenerbahçe 100. yılında 5 kaliteli basketbolcu ve ligi Galatasaray’ın sadece bir basamak üzerinde 7. bitirmesine rağmen Euroleauge’e katılma hakkı alırken, Sarı-Kırmızılı kulüp hangi mantıkla 2 milyon dolara razı oldu? (Ya da kimsenin bilmediği kapalı kapılar ardında yapılan gizli anlaşmalar mı var?)Bu süper anlaşmadan yönetim ve “müşteriler” memnun olabilir. Ama gerçek Galatasaray ‘taraftarı’nın haz etmediği muhakkak.

30 Ekim 2006, Pazartesi 03:30
YAZININ DEVAMI

‘’Cim Bom iyi yolda‘’

Galatasaray biraz geç de olsa form tutmaya başladı. İliç, Necati ve Ümit gibi klas ayaklar sahaya ağırlıklarını hissettirdiler. Sakatlıktan çıkan Necati attığı golle kalitesini bir kez daha kanıtladı. Sadece 31 dakika sahada kalan Ümit Karan da bu takım için ne kadar değerli olduğunu gösterdi. Japon İnamoto yavaş yavaş takıma adapte olmaya başladı. Türkiye’deki en iyi maçını Kayseri Erciyesspor karşısında oynadı. Dün de yorulup oyundan çıkana kadar tek başına orta sahanın yükünü çekti. Arjantinli Carrusca ise herkesin kafasında soru işareti bırakmaya devam ediyor. Yüksek tekniği Carrusca hakkında kötü düşünceleri engelliyor. Ama görünen o ki, Arjantinli’nin fizik gücü yeterli değil. Galatasaray’ın kaliteli kadrosu bundan sonra taraftarlarının yüzünü güldürecektir.Sarı-Kırmızılı takım biraz geç de olsa futbol oynamaya başladı. Ligin zirvesinden uzak kalan Galatasaray önümüzdeki haftalarda puan farkını azaltıp, lig yarışı için iddialı duruma gelecek.

26 Ekim 2006, Perşembe 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’İlaç olur‘’

Sarı-Kırmızılı takımın ligde bu durumda olmasının en büyük nedeni ‘gol’ atamaması... 9 maçta 16 gol, Galatasaray gibi sahaya neredeyse 5 forvetle çıkan bir takım için kesinlikle az!Neden tek ön libero?Takım az gol atarken hâlâ Avrupa’nın en iyi file bekçilerinden biri olan Mondragon’un kalesinde 13 gol görmesi ise düşündürücü. Barcelona, Milan, Chelsea gibi dev takımlar bile 2 ön libero ile oynarken Gerets’in o bölgeye tek oyuncu koyması, rakip oyuncuların orta sahayı ellerini kollarını sallayarak geçmesini sağlıyor. Orta sahayı kolay geçen ve Galatasaray defansını dengesiz yakalayan rakip forvetler eğer biraz becerikli ise gol bulmakta zorlanmıyor....Belçikalı teknik adam Ankaragücü maçından sonra yaptığı basın toplantısında karşısına çıkan, “Neden tek ön libero ile oynuyorsunuz?” sorusuna, “İliç o bölgeye yardım etmeliydi” cevabını verdi. Sayın Gerets; İliç gibi kaliteli bir oyuncunun defansif özellikleri ve fizik gücü sizin beklediğiniz kadar yüksek olsa zaten Türkiye’de değil, gider Serie A’da oynar... Bu takımda İliç her zaman oynamalı. Ama iki defansif orta saha oyuncusunun önünde! İliç’i sahaya sürerseniz, Galatasaray tek forvetle oynamak zorunda. Bu durumun da hiçbir mahsuru yok... Sarı-Kırmızılı takımın bu sezon hem iyi oynayıp hem de rahat kazandığı 2 maç Kayserispor (4-0) ve Mleda Boleslav (5-2) karşılaşmalarıydı. Galatasaray bu iki maçta da orta sahada iki defansif oyuncu ile oynadı.Forma Aydın’ın hakkıAnkaragücü maçında bu sezon ilk kez kadroya giren ve 75 dakika sahada kalan Aydın Yılmaz’ın performansı, bu takımda en azından 18’de olabileceğini gösterdi. Topla birlikte yaptığı 30-40 metrelik ‘uzamaları’ futbolseverler için heyecan vericiydi. Arda’dan sonra ikinci süper yıldız adayı olan Aydın’ın yeri PAF takım değil, kesinlikle A takımdır. Aydın bu takımda oynar, en kötü ihtimalle iyi bir yedek olur... Süper Lig’de tarihinin en kötü başlangıçlarından birisini yapan Galatasaray’ın toparlanıp moral bulması için PSV’yi yenmesi şart. Çarşamba günü kazanılacak 3 puan Galatasaray’a tam anlamıyla ‘ilaç olur’...

16 Ekim 2006, Pazartesi 04:30
YAZININ DEVAMI