Arama

Popüler aramalar

‘’Fıskiye!‘’

Tarih: 13 Şubat 2008. Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu, olağan Divan Kurulu toplantısı. Söz alan kişi Cengiz Akatlı beyefendi. Konuşması çok enteresan. Cengiz Bey yönetime bir tavsiyede bulunuyor: “Galatasaray Adası’nın yanına 60 metre yükseğe çıkabilecek fıskıye yapılsın” Fıskiyeyi, Cenevre’de görmüş. Sembollerinden biriymiş!..
Tarih: 24 Haziran 2007. Galatasaray muhabirleri Atatürk Havalimanı’nda, Lincoln’ün İstanbul’a inmesini bekliyoruz. Lincoln’ün İstanbul’a geleceği günler öncesinden açıklanmış. Saat 23.00 suları. En az 5 bin taraftar havaalanına Lincoln’ü karşılamaya gelmiş. Lincoln kapıdan çıkıyor ve yer yerinden oynuyor. Ertesi gün 11.00’de imza atacak. Taraftar, canlı yayına rağmen Florya’da. İlgi muazzam. Store da para basacak. Tabii forma olsa! Florya’daki Galatasaray Store’da forma yok. Skandal!
Kupadaki Fenerbahçe maçında Eski Açık’ta dev bir Fred Çakmaktaş pankartı hazırlamış taraftarlar, altına da ‘Bu kupayı en son görenler parmak kaldırsın’ yazarak ezeli rakibe gönderme yapmış. Pankart çok beğenilince, tişört çıkarılması planlandı. Tişörtler muhtemelen maçın ertesi günü, yani perşembe günü sipariş edildi. Cuma yok. Cumartesi yok. Pazar, İnönü’de Beşiktaş mağlubiyeti geldi. Pazartesi hâlâ yok. Salı yok, aynı günün akşamı Fenerbahçe Sevilla’yı eleyip Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale kalmış. Ve çarşamba sabahı Fred Çakmaktaş tişörtleri mağazalarda. Günaydın!
Galatasaray ve Fenerbahçe arasındaki fark şu: Resmi olmayan rakamlara göre GS Store cirosu 13, Fenerium cirosu 43 milyon Dolar. Fenerium, Fenerbahçe’nin en büyük gelir kaynağı. Roberto Carlos İstanbul’a gelmeden formasının satışa çıktığını hatırlatalım.
Divan’da ‘Ada’ya fıskiye yapılsın’ önerisinde bulunan Cengiz Bey’in iyi niyetine şüphe yok. Ama borç batağına saplanan Galatasaray’ın kurtulması için mantıklı konular konuşulmalı, tavsiyelerde bulunulmalı.
Devlet daireleri gibi ağır aksak işleyen bu sistem, bu geri kalmış ‘zihniyet’ değişmeli.
Galatasaray’ın ne ‘fıskiye’ye yatırılacak parası, ne de bu iş için harcanacak zamanı var.
Mali tablo berbat. Ama ‘müşteri’ denilerek küstürülen, liseli-lisesiz ayrımı yapılarak bölünen Sarı-Kırmızı kalpler aynı ritm ile atarsa, Galatasaray’ın çözülemeyecek sorunu yok. Yeter ki ‘zihniyet’ değişsin. Müstakbel Başkan Adnan Polat bu zihniyeti değiştirmek zorunda. Tabii ‘zihniyet’ izin verirse...

17 Mart 2008, Pazartesi 03:30
YAZININ DEVAMI

‘’Oyalama taktiği!‘’

Yönetim transfer için para bulamadı. Bu yüzden hem görüştükleri oyuncuları hem de kulüplerini oyalayıp zaman kazanmaya çalışıyorlar.

Aslan'ın hocası Kalli, Almanya'ya gitmeden önce Başkan Yardımcısı Adnan Polat'la yaptığı son görüşmede, 'ricalarını' iletti. Öncelikli olarak savunma ve orta sahaya, bunların yanı sıra forvet ve kaleye takviye isteyen 73 yaşındaki teknik adam, şartlar ne olursa olsun yeni transferlerin en geç 3 Ocak'ta Florya'da hazır bulunmasını talep etti. Polat'ın ise tecrübeli çalıştırıcıya yanıtı, "Tamam transfer yapacağız. İstediğiniz oyuncuları da alacağız. Ama ekonomik durumumuz ortada. Şartları elbette zorlayacağız, fakat ekonomik şartlar elverdiği kadarıyla..." oldu.

1 yıldır süren takip
Transfer için düğmeye basan Adnan Polat ve yönetici Haldun Üstünel harıl harıl para peşinde koşmaya başladı. Kulübün kısıtlı imkanlarını sonuna kadar zorlayan iki idareci, kaynak yaratmak adına her türlü kapıyı zorluyor. Futbol A.Ş. Genel Müdürü Adnan Sezgin de, eldeki bütçe doğrultusunda transfer temaslarında bulunuyor. Sarı-Kırmızılı yöneticilerin elinde 1 yıldır takip edilen uzun bir oyuncu listesi var. Ama transfer için henüz para bulunabilmiş değil. Bu yüzden yönetim, görüşülen futbolcuları ve kulüplerini oyalayarak zaman kazanmaya, bu süre zarfında da para bulmaya çalışıyor.

Eldekiler de sakat!
İşte bu şartlar altında devre arasında gerçekleştirilen ilk transfer, Emre Güngör'ün, Sarı-Kırmızılı taraftarları pek de tatmin ettiği söylenemez. Belki Rigobert Song'un Afrika Uluslar Kupası'nda görev yapacak olması sebebiyle yararlı olabilir, ama ne kadar etkili olacağı belirsiz. Oysa taraftar yıldız bekliyor. Kendilerini heyecanlandıracak, stada gitmelerini sağlayacak isimler bekliyor. Bu yönde alınanların da sakatlıktan kurtulamaması büyük şanssızlık.

Umut yine sponsorlarda
Yine de en büyük güvence sponsorlar. Yöneticilerin özel girişimleri sonucunda ikna edilecek firmaların desteğiyle uzun süredir takip edilen futbolcular transfer edilebilir. Eğer Süper Lig, Türkiye Kupası ve UEFA'da başarı hedefleniyorsa, böyle bir operasyonun yapılması zaten şart.

28 Aralık 2007, Cuma 03:30
YAZININ DEVAMI

‘’Bu kez Aslan şanslı!‘’

İlk 11’deki oyunculardan en az 7’si Kadıköy’de yenilgi görmedi! Bu bir avantaj. Lincoln iyileşirse, derbide patlama yapmak zorunda. Bundan daha iyi fırsat olamaz. Kaleci performansından çok, savunmanın ne yapacağı maçın kaderini çizer.

Son yıllarda Galatasaray’ın Kadıköy’de yüzü hiç gülmedi. Aslan bu kez şeytanın bacağını kırabilir mi?
Galatasaray’ın bu kez Kadıköy’de kazanma şansı daha yüksek. Bunun en önemli nedeni; sahaya çıkacak 11 oyuncudan en az 7’sinin daha önce Kadıköy’de mağlubiyet görmemiş olması! Sarı-Kırmızılı ekibin Şükrü Saracoğlu Stadı’na 4 puan önde gitmesi de bir başka avantaj. Cim Bom’un kaybedecek sadece 3 puanı var. Fenerbahçe ise kesinlikle kazanmak zorunda...

Beklenen patlamayı bir türlü yapamayan Lincoln, forma giymesi halinde derbide Cim Bom’u sırtlar mı?
Lincoln’ün sakatlığı sebebiyle derbide oynama şansı çok az. Forma giyebilecek duruma gelse bile, hafta boyu tedavi seansı olduğu için antrenman yapma fırsatı bulamayacak. Buna karşın Sambacı’nın henüz takımını sırtladığı bir maç olmadı. Kadıköy’de sahaya çıkarsa, artık patlama yapmak zorunda. Böylesine önemli maçlarda kendini gösteremeyecekse, üstün yeteneklerinin Galatasaray adına hiçbir anlamı yok demektir. Lincoln’ün kalitesini göstermesi için bundan daha iyi fırsat olamaz.

Hasan Şaş’ın Fenerbahçe maçında cezalı oluşu, Galatasaray için bir dezavantaj mı, yoksa avantaj mı?
Hasan Şaş son haftaların belki de en formda ismi. Kalli hangi mevkide oynatsa, başarılı oldu. Ama gerilimi yüksek anlarda sinirlerini kontrol edemiyor. Ve bu yüzden Saracoğlu deplasmanı hariç, Hasan’ın yokluğu her yerde büyük kayıp olurdu. Ama Kadıköy’de değil... Çünkü Galatasaray’ın derbiyi kazanması için soğukkanlı oyunculara ihtiyacı var. Gerilim kaldıramayan Hasan Şaş’ın eksikliği pek önemli bir kayıp olmayacak.

Taffarel gibi bir kaleci bile Saracoğlu’nun atmosferinden çekinirken, Orkun baskıyı kaldırabilir mi?
Orkun ya da Aykut... Kalede kim olursa olsun, üzerinde baskı hissedecektir. Ama Orkun da, Aykut da bu baskıyı kaldırabilecek kapasitede kaleciler. Özellikle Sarı-Kırmızılı ekibin savunma hattı soğukkanlı olabilirse, kaleciler açısından sıkıntı yaşanmaz. Ancak geçen senelerdeki defans hatalarını göz önüne alırsak, Orkun’un şansa bir hayli ihtiyacı olacağını söyleyebiliriz.

05 Aralık 2007, Çarşamba 03:30
YAZININ DEVAMI

‘’Belki yarın, belki de...‘’

Hazırlık maçları tabii ki ölçü değil. Ama Galatasaray’ın yıllardır çare bulamadığı kronik hastalığı devam ediyor. Sarı-Kırmızılı takımın kalesine gelen her yan top, her orta tehlike yaratıyor. Ne Terim, ne Hagi, ne Gerets bu derde deva olabildi, ne de 24 gündür takımın başında olan Kalli...Feldkamp’ın, Galatasaray’ın yeni teknik direktörü olduğu açıklandığında, yaşı nedeniyle çok eleştirilmişti. Kalli bu eleştirilerin ne kadar yersiz olduğunu antrenmandaki enerjisiyle bizlere gösterdi. Kurt hoca diğer antrenörler gibi sezon başı futbolcularına yüklenmedi, oyuncuların pestilini çıkarmadı. Bir oyuncunun bile idmanların ağırlığından şikayet ettiğini duymadık. Hocanın çalışma sistemini beğenmeyen oyuncular da vardı.Antrenman devam ederken, bir oyuncusunu alıp sahanın ortasında toplantı yapması gerçekten ilginç. Bunun gibi birçok farklı yöntemi var Alman hocanın.Ligin başlamasına iki haftadan fazla bir süre var. Galatasaray bugün hazır değilse bile ligin ilk haftasına kadar hazır olacaktır.Sarı-Kırmızılı takım 15 günlük kampın en ciddi hazırlık maçını dün yaptı; Bundesliga’yı 8. bitiren Bochum karşısında sadece hırsı ve mücadelesi ile ön plana çıktı. Biz, yenilerin performansına bir göz atalım:Linderoth:Önlibero, sol açık ya da sağbek. Nerede oynarsa oynasın, takım için her şeyini ortaya koyuyor. Forması garanti.Servet:Hava toplarında en etkili isimdi. Ama sorun devam ediyor, her yan top Sarı-Kırmızılı takım için tehlike oluyor.Volkan:Dün gece vasatı aşamadı. Takıma katılalı daha 1 ay olmadı. Genç oyuncu daha iyi olmak zorunda.Orkun: Kalede rahattı. Yediği golde yapacak fazla bir şeyi yoktu.Anıl:Genç oyuncu dün gece tutuktu. Golde yaptığı hata konsantrasyonunu bozdu. Yetenekli ve gelecek vaat eden bir oyuncu. Ama formayı istiyorsa daha çok çalışmalı...

22 Temmuz 2007, Pazar 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Alkışlar Cim Bom'a‘’

Transferler tam isabet...Galatasaray maçın yedinci dakikasında rakip kalede ilk gol pozisyonuna girdi. Kalli bir gün önce ve maç sabahı takıma korner çalışması yaptırmıştı. Korneri kullanan topu ön direğe kesecek, stoperler ön direğe yüklenip topu arkaya aşırtacak ve rakibi şaşırtacak. Arkadan gelenler golü atacak. Sabah antrenmanında olduğu gibi Barış ortaladı, Bouzid arkaya aşırdı, Ümit kafayı vurdu, üstten aut. Maçın 16. dakikasında yine korner. Soldan genç Anıl korneri kullandı, Song aşırttı, kimse dokunamadı ama gol geliyorum dedi. Kalli yine idmanlarda kanat oyuncularından ısrarla çizgiye inip orta yapmalarını istemişti. Üç gol de son çizgiden yapılan ortalarla geldi. Sezon açılışından beri antrenmanlarda izlediklerimizi dün sahada gördük...Sarı-Kırmızılı takım bu sezon yaptığı flaş transferlerle kadrosunu güçlendirdi. Bütün antrenmanları izleyen biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Galatasaray’ın en önemli transferi yaşı nedeni ile çok eleştirilen Feldkamp... Maça gelince Galatasaray 8 oyuncu transfer ederek yepyeni bir takım kurdu. Dün sahaya çıkan takım ilk kez birbirleri ile oynadı. Oyuncular yeni moda ismiyle suni çim, ama bildiğimiz halı sahada top kontrolünde ve maçın başında ayakta durmakta zorlandı. Sahada ne yaptığını bilen bir takım vardı. 2 sezondur görmeye alıştığımız defanstan çıkan şişirme topların yerini akıl dolu paslar, kanat ve duran top organizasyonları almıştı. Galatasaray ikinci hazırlık maçında gerçek gücünü gösterdi. Sahanın yıldızı Serkan Çalık ve sahanın her yerinde rakibe baskı uygulayan Linderoth’tu. Bonservis bedeli ödemeden Barış ve Serkan’ı transfer eden yönetim alkışı hak etti. Sarı-Kırmızılı yönetim transferde hedefi 12’den vurdu. Galatasaray oynadığı futbolla iyi yolda olduğunu gösterdi...Transferlerin performansına gelince:LinderothSahanın en çok koşan adamıydı. Sanki sahada 2 Linderoth vardı. Tecrübesi ile takım arkadaşlarını yönetti, ataklara yön verdi. Linderoth ne kadar isabetli bir transfer olduğunu gösterdi.ServetBelki de ilk kez sağ bek oynadı. Basit oynadı, görevini yaptı. Hava toplarında etkiliydi. Milli oyuncu sağ bek ya da stoper bu takımda oynar...Volkan YamanSol kanatta çok çalıştı. Takıma hemen uyum sağlamış. Güçlü fiziği ile hemen göze battı. Nerede duracağını iyi biliyor ve kendisine güveniyor.BouzidSong ile iyi bir ikili oldu. Kornerlerde ileri çıktığında etkili oldu. Takıma uyum sağlamış. Bir stopere göre teknik kapasitesi yüksek. Topu oyuna iyi sokuyor. Yıllar sonra İsmael sayesinde defans topu şişirmedi. Görevini yaptı.Barış ÖzbekAttığı gol, verdiği paslar ile çıkana kadar sahanın en iyilerindendi. Alman Ümit Milli Takım oyuncusu Barış henüz A Milli Takım forması giymemiş. Henüz geç olmadan Fatih Terim A Milli Takımımız’a davet edip, en azından 1 kez milli yapıp genç yıldız adayını kaçırmamalı...OrkunHarika kurtarışlar yaptı. Defansla uyumluydu kalede güven verdi. Karşı karşıya pozisyonlarda ve uzaktan atılan şutlarda çok iyiydi. Doğru bir transfer olduğunu gösterdi.Serkan ÇalıkRakip savunmayı hep zorladı. Çok hızlı ve teknik, Barış gibi o da iyi bir transfer. Adam geçti, şut attı, pres yaptı. Özgürcan’ın golündeki asisti süperdi. Galatasaray’ın en iyilerinden biriydi.Anıl KaraerGalatasaray altyapısının A takıma kazandırdığı Anıl, dün ilk kez Sarı-Kırmızılı formayı giydi. Volkan ile birlikte sol kanatta görev yapan Anıl ilk maçında asist yaptı. Sahanın iyilerindendi. Kendisine forma veren Kalli’yi mahçup etmedi.

13 Temmuz 2007, Cuma 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Aslan'ın yıldızı Kalli‘’

Yeni sezon hazırlıklarına dün başlayan Galatasaray’ın 7 yeni transferi, yönetimin de sözünü verdiği gibi, sahadaydı. Tabii ki tüm gözler, Aslan’ın yeni 10 numarası Lincoln’ün üzerindeydi. Ama antrenmanın yıldızı, yaşıyla ilgili yapılan tüm spekülasyonlara inat, Karl-Heinz Feldkamp’tı. Kalli, enerjisi ve disipliniyle daha ilk günden Florya’nın havasını değiştirdi. Çalışmayı hem medyaya hem de taraftara açan ‘Beyaz Tilki’, tesislerde bahar havası estirdi.Sahaya kimseyi sokmadıKalli, çalışmanın 10. dakikasından itibaren futbolcuları topla buluşturdu. Dinlenme zamanlarında bile oyuncuları aktif halde tutacak oyunlar oynattı. Futbolcularına yapılması gerekenleri tek tek anlatan tecrübeli çalıştırıcı, hata yapanları da yine tek tek uyardı. Profesyonel bir teknik direktörden çok, öğretmen gibiydi. Antrenman sahasına oyuncular ve yardımcıları dışında kimseyi sokmadı. Oyuncular su ve çeşitli malzemeleri, malzemecileri beklemek yerine, kendileri giderek bizzat aldı, ihtiyacını giderdi.‘No look pass’ coşkusuTatilden dönen oyuncuların futbolu özlediği apaçık ortadaydı. Eski ve yeni isimlerin bir arada, son derece istekli, neşeli oluşu idmana ayrı bir renk kattı. Özellikle Lincoln, 90 dakikalık idmanda yaptığı şık hareketlerle taraftardan büyük alkış aldı. Ronaldinho ile özdeşleşen ‘no look pass’ (bakış açısının tersine pas) hareketi ise idmanı izleyenleri tam anlamıyla coşturdu.Serkan Çalık sürprizi!İsveçli Tobias Linderoth, sahada tam bir İskandinav gibi, “Benden gösteriş beklemeyin. Ben görev adamıyım” mesajını verdi. Cezayirli İsmail Bouzid, 1.91 boyundaki bir stoperden beklenmeyecek kadar yüksek tekniği ile dikkat çekti. Servet Çetin, 40 yıllık Galatasaraylı gibi rahattı. Barış Özbek’in güçlü fiziği ilk göze çarpan özelliği. Antrenman boyunca arkadaşları ve Kalli arasında iletişim kurdu. Toplu imza töreninde 1.93’lük Servet’in yanında poz verme şanssızlığı yaşayan 1.67 boyundaki Serkan Çalık ise sürati ve sert şutlarıyla hem izleyenleri hem de basın mensuplarını şaşırttı. Yuvaya dönen Orkun Uşak da hırslı, istekli ve neşeliydi.Genç Anıl hiç sırıtmadıKamp için PAF takımdan A takım kadrosuna çağrılan Anıl Karaer hiç sırıtmadı. Aynı şekilde kadroya dahil edilen bir diğer isim olan Çağrı Yarkın; Aydın Yılmaz ve Uğur Uçar ile birlikte tedavi süreçleri devam ettiği için salonda çalıştı. Üçü de Galatasaray altyapısının ürünleri.Jupp Derwall’e saygı...İdmanın en hüzünlü ama bir o kadar da anlamlı anı, Sarı-Kırmızılı takımın sahaya önceki gün hayatını kaybeden Jupp Derwall posteri ile çıkmasıydı. Taraftarın kısa süreli de olsa Özhan Canaydın lehine yaptıkları “Büyük Başkan” tezahüratı da, enteresan notlardan biriydi.

28 Haziran 2007, Perşembe 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Efsane avcıları!‘’

Liseli-lisesiz’ tartışması tribünlere taşındı. Sarı-Kırmızılı iki yönetici bu durumu ilk kez ‘cesurca’ telaffuz etti, kulüp karıştı...Galatasaray’ın yumuşak karnı olan mektepli-mektepsiz tartışmasını başlatan ise ne yazık ‘ki liseciler’ oldu...Aslına bakarsanız taraftar ‘lisecileri’ sev(e)medi... Galatasaray tarihine isimlerini yazdıran efsaneler 5 yılda tek tek avlandı... ‘Efsane’ isimler kulüpten neredeyse ‘kovularak’ yollandı. Fatih Terim, Hagi, Bülent Korkmaz (buraya yazıyorum, sıra Şükür’de!)... Türk futbol tarihinin en başarılı başkanı Faruk Süren sürekli eleştirildi, hep götürdü (kupaları kim getirdi?). Lisecilerin ‘tarzını beğenmediği’ Ergün Gürsoy kaçarcasına kulüpten uzaklaştı(rıldı)...Sıradaki kim? Adnan Polat. Neden? Biraz önce ismini telaffuz ettiklerim gibi Galatasaray taraftarları tarafından sevildi. Tribünlerin gönlündeki adam oldu... Canaydın’dan sonra başkanlık koltuğu için ismi geçti (Yoksa bütün mesele bu mu?)... Yönetime geldiğinden beri Polat ne yaptı? Geçen sezon şampiyonluk yarışında ezeli rakip ile girdiği psikolojik savaşta takımı ayakta tuttu (saat kaç? 20.45). Lig tarihinin en sansasyonel şampiyonluğu kazanılırken hep takımla birlikte oldu. Derbileri ‘cemiyet’ yerine 1600 taraftar ile birlikte Kadıköy’de, İnönü’de izledi, 40 bin kişiden küfür yedi. Yine geçen sezon para ödeyemediği için ‘dillere destan!’ olan kulübü, bu sezon tarihinin en mütevazı transfer bütçesi ile şampiyonluk yarışında tuttu (Galatasaray bu sezon sadece 1.3 milyon Euro bonservis bedeli ödedi). Sezon başında oyuncuların şişkin kontratlarını neredeyse yarı yarıya indirdi. Son 10 yıldır oyuncular belki de ilk kez paralarını zamanında aldı...Hataları olmadı mı? Mutlaka oldu... Ama elini taşın altına soktu... Peki isim ver(e)meden Polat’ın arkasından sallayanlar ne yaptı?‘Liseciler’ merak etmesin...Korkuları buysa eğer yanıtlıyoruz: Seçim zamanı koltuk yine Canaydın’da kalır.

15 Mart 2007, Perşembe 03:30
YAZININ DEVAMI

‘’Topyekün motivasyon‘’

Sarı-Kırmızılı takım, Ali Sami Yen’deki Denizlispor beraberliğinin ardından neredeyse ‘bunalıma’ girdi. Üzerine, Fortis Türkiye Kupası çeyrek finalinde Kayseri Erciyesspor’a elendiler. Galatasaray Profesyonel Futbol Takımı ve yönetim, Ali Sami Yen’de alınan bu iki kötü sonuç sonrası moral olarak ‘çöktü.’Hafta boyunca teknik ekip ve yönetim, oyuncuların moralini yükseltmeye çalıştı. Galatasaray, Erciyesspor maçı sonrası derbi için basına açık 1, kapalı 2 antrenman gerçekleştirdi. Medyanın izlediği çarşamba antrenmanında, kupa maçında forma giyen oyuncular sadece düz koşu yaptı ve 1,5 saatlik çalışmada herkesin yüzü asıktı. Basına kapalı antrenmanlarda ise oyuncular hırslı ama moralsizdiler. Gerets, oyuncularına Denizlispor ve Kayseri Erciyesspor maçlarını izlettirdi. Futbolculara nerede yanlış yaptıklarını, kendilerinden ne istediğini anlattı.Yönetim, hafta başında Gerets’in sözleşmesindeki 1 yıl uzatma opsiyonunu kullanarak teknik ekibi motive etmek için ‘tam zamanında ve akıllı bir hamle’ yaptı. Ama Kayseri Erciyesspor maçında görüldüğü gibi bu durumun takıma katkısı olmadı.Yönetim, teknik ekip ve oyuncuların asıl moralini bozan sahadaki ‘kötü oyun.’ Takım, küme düşme hattındaki Denizlispor ve Kayseri Erciyesspor’u Ali Sami Yen’de yenemeyince kendine olan güvenini kaybetti. Şampiyonluğa en çok inanan, yaptığı açıklamalarla takımı motive etmeye çalışan Adnan Polat bile, Denizlispor maçı sonrası “Böyle kötü oynayarak şampiyon olmamız zor” diyerek en yetkili ağızdan “kötü oynadıklarını” itiraf etti. Kötü oyuna ve 6 puan farka rağmen şampiyonluğa inanan Adnan Polat, oyuncuların da ‘içlerinden biri’ olarak gördüğü yönetici Haldun Üstünel ile birlikte dün takımı ‘motive’ etmek için Florya’daydı. Hafta boyunca sakat oyuncuların çokluğu teknik ekibin moralini bozdu. Maçtan önceki son antrenmanda bile 3-4 kişinin hazır olup olmadığı belli değildi. Takımın tecrübeli ve ‘ağır’ ağabeyleri arkadaşlarına moral vermeye çalıştı. Galatasaraylı oyuncular bugün İnönü’de işlerinin zor olduğunun farkında. Ama geçen sene Hasan Kabze’nin son saniyedeki mucize golü ile kazanılan maç da akıllarında...

03 Mart 2007, Cumartesi 03:30
YAZININ DEVAMI