‘’Doğru karar‘’
Galatasaray Yönetimi, Skibbe’den kurtulmakta geç bile kalmıştı. Alman hocayı Sami Yen’de 4 stoperle çıktığı 2-2 biten Bükreş maçından sonra kovmalıydı. Skibbe’nin yolu açık olsun...
Yönetim bu kez doğru bir hamle yaparak takımın başına ‘Efsane Kaptan Bülent Korkmaz’ı getirdi. Galatasaray’ın gardı düşmüşken takıma ‘sezon boyunca eksikliği hissedilen’ ruh geri verildi.
Bülent Korkmaz, adını Türk futbol tarihine altın harflerle yazdırmıştı. 1989 yılında Şampiyon Kulüpler Kupası Yarı Finali oynayan takımda vardı. Avrupa Şampiyonası’na ilk kez katıldığımız 1996 yılında takımdaydı. 2000 UEFA ve Süper Kupa şampiyonluklarında kaptan olarak kupayı kaldırdı. Türk futbol tarihinin en iyi derecesi olan 2002 Dünya Üçüncülü’ğünde yine kaptan olarak sahadaydı. Bugüne kadar ‘Bülent Korkmaz’ ismi ‘başarı’ sözcüğünden hemen arkasına yazıldı. Efsane Kaptan şimdi yarılmış kafası, çıkık omzuyla 25 sene formasını terlettiği takımının başında. Türk futbolunun en kariyerli isminin bu işin altından kalkıp kalkamayacağını tartışmaya bile gerek yok. Fatih Terim gibi Korkmaz da Galatasaray’da başarıyı yakalayacak. Korkmaz futbolculuğu dönemindeki ‘cesur ve savaşçı’ kimliğini sahaya yansıtacak. Özellikle Lincoln, Meira, Nonda gibi ‘ruhsuz’ yabancılar Korkmaz ile sıkıntı yaşayacaktır.
Skibbe’nin imza töreninde yer almayan Başkan Adnan Polat, dün Bülent Korkmaz’ın yanında olarak açıkça desteğini gösterdi. Camia ve taraftar eski kaptanı, yeni hocasının arkasında olacak. ‘Cesur Bülent Korkmaz’ Galatasaray’ın göz bebeği, bizim de gözümüz üzerinde olacak...
‘’Skibbe'ye uyarı mektubu‘’
Trabzonsporlu oyuncular demirden mi? Ersun Yanal’ın takımında niye sakatlık sorunu yaşanmıyor. Aslında Galatasaray’ı Beşiktaş yaktı! Sarı-Kırmızılılar, Ali Sami Yen’de Beşiktaş’ı yenmese, devre arasında ülkesine tatile giden Alman hoca, İstanbul’da bavullarını topluyor olurdu!
Oyuncular sever tabii
Skibbe’yi ‘başta yabancılar’ olmak üzere tüm oyuncular seviyor. Nasıl sevmesinler ki. Almanya ve Antalya kamplarında basına açık her antrenmanı seyrettim. Ben daha bir oyuncunun idmanda yorulduğunu, nefes nefese kaldığını görmedim! 5’e 2, yarım saha çift kale, 5 dakika da şut çalışması; tamam, idman bitti.
Peki Süper Lig’deki takımlar Galatasaray’a karşı ‘sert’ oynuyor da, mesela Trabzonspor karşısına ‘sünger’ kramponla mı çıkıyor?
Tarihe geçti bile!
Skibbe, yerden yere vurulan Mustafa Denizli ve Aragones’ten sadece 2 puan önde. Süper Lig’in en iyi kadrosunun Galatasaray’da olduğu da tüm kamuoyunun kabul ettiği bir gerçek. “Ya UEFA Kupası” dediğinizi duyar gibiyim. Skibbe, Galatasaray’ı Şampiyonlar Ligi’ne sokamayan ilk hoca olarak tarihe geçti zaten! Galatasaray’ın elendiği o Bükreş de, sadece 2 puanla grup sonuncusu oldu!
Taktik zaten belli
Galatasaray, Sivasspor’la 10 günde 3 maç yaptı; 300 dakikada 2 gol. Rakip 10 net gol pozisyonuna girerken, Galatasaray yarısı kadar bile pozisyon bulamadı. İşin enteresan tarafı; Sivasspor hep aynı sistemle oynadı, hep başarılı oldu. Buna karşılık ‘iyi insan’ Skibbe de, tutmayan aynı taktiğiyle her maç rakibini mat etmeye çalıştı ve hiçbirinde bunu başaramadı. ‘Skibbe’nin Galatasarayı’nın taktiği şu: Lincoln, Kewell, Baros ve Arda günündeyse maçı kurtarır. 60. dakikadan sonra 2 değişiklik yapılır; oynuyorsa Kewell çıkar yerine x, 75’ten sonra Baros çıkar yerine kulübede sağlam forvet kim varsa o girer.
Şampiyonluk başarı mı?
Galatasaray’ın kadrosunda tam 31 futbolcu var; sadece 16’sı sağlam. Denizli’de sahaya 17, Sivas’ta 16 kişi çıkıyor. Bu kadar oyuncunun sakat olmasının nedeni gerçekten de sağlık ekibi mi, yoksa antrenman eksikliği mi? Tamam, takımın yarısından çoğu sakat, 18 kişi çıkaramıyorsun. Takım özel uçakla gidiyor Sivas’a. E alsana o zaman PAF takımdan iki genç. Çocuklar soyunma odası, yedek kulübesi görsün, tecrübe kazansın. Bunu düşünmek için ‘iyi insan’ olmak bile yeterlidir sanırım!
Galatasaray ‘bu kadrosuyla’ sezon sonu şampiyon olursa başarılı mı olacak?
Sivasspor şanslıymış... Doğrudur... Galatasaray da çok şanssız!
Bu Kalli mi olur, kim olur bilemem ama; birileri Skibbe’nin kulağını çekmeli, ona doğru yolu göstermeli. Yoksa her şey için çok geç olur, koca sezon kupasız biter.
‘’Burası Türkiye...‘’
Derbi sonrası spor medyasında bir bayram havası esti... Hüseyin Göçek, gazetelerde haftanın hakemi ilan edildi. Televizyonlar da hakemin harika yönetiminden bahsetti.
Televizyonlarda Servet’in sevgilisinin baldır bacak görüntüleri dakikalarca yer alırken, kırılan elmacık kemiğinden haber yok. Servet’in elmacık kemiğini kim, nasıl, sahanın neresinde kırdı? Kimse bahsetmiyor. Televizyonda yorum yapan ağır abiler/hocalar bu pozisyonu es geçmiş.
Maçtan sonra bütün gazeteler ‘Şeref Tribünü’ndeki’ kavgadan bahsediyor. Aslında Şeref Tribünü’nde daha büyük bir haber var ama herkes ‘pas’ geçiyor...
Delikanlılık raconu kesmek kolay da Paşa ile tribünlere el sallayan Nihat Özdemir’den bahseden, “Paşam, bu nasıl iş?” diyen yok!
Burası Türkiye...
Cemaat lafı bitti!
Bir de futbolumuzdaki ‘cemaat’ mevzuu vardı... Artık yok! Hakan Şükür gitti, cemaat mevzuları bitti. Hoca’nın prensi sanki İstanbul’a gelmedi. Geldi de, kimse çıt çıkaramıyor. En delikanlı yorumcu abiler bile 3 maymunu oynuyor, onları sadece futbolu ilgilendiriyor!
Sahi Şükür’ün günahı neydi? Yoksa üzerindeki forma mı? Allah’tan Hakan Şükür futbolu bıraktı da ‘Türk futbolu cemaat gölgesinden kurtuldu!’
Aslında ‘haberin kralını’ atlayanlar da haklı, herkes ‘ekmek’ derdinde...
Burası Türkiye...
Pavyona mı gitsin?
Belediye maçında Mehmet Topal ve Lincoln, yedikleri tekmeler nedeniyle sakatlandı. Çıt yok! Arda’nın maçı tamamlayamaması haftaya damgasını vurdu. Genç yıldız, sürekli ‘özel hayatı’ nedeniyle eleştiriliyor. Diyorlar ki, “Arda Bebek’te geziyormuş!” 21 yaşında, şöhretli bir genç, İstanbul’un en nezih semtlerinden biri olan Bebek’te gezmeyecek de, Aksaray’da pavyona mı gidecekti?
Ben Arda’nın yerinde olsam hemen ‘cemaate’ girerim. Özel hayatıyla ilgili tüm eleştiriler biter. Tatile Bodrum yerine Amerika’ya gider, kimseler görmez, kazayla adam öldürse, “Namaza gidiyordum” der yırtar.
Burası Türkiye...
‘’Daha iyisini yapmak lazım‘’
Galatasaray, Almanya kampının son hazırlık karşılaşmasına diğer hazırlık maçlarına göre daha güçlü bir kadroyla çıktı. Skibbe, Lincoln, Arda ve Mehmet Topal gibi yıldızları kadroya almadı. Linderoth, Hasan Şaş, Servet, Kewell’ın sakat, yeni transfer Meira’nın da yeni olduğu için sahada olmadığını göz önünde bulundurursak Cim Bom idealinden uzaktı. Sonuç itibariyle Aslan, vasatı aşamadı.
Sarı-Kırmızılılar’ın gerçek gücünü 2. Almanya kampında oynayacağı Bundesliga takımlarından Hoffenhaim ve 1860 Münih karşısında göreceğiz.
Müsabakaya gelince...
Galatasaray maça çok hızlı başladı.
Henüz dakikalar 5’i gösterirken, Ümit sağdan son çizgiye indi, ortasında penaltı noktası üzerinden müsait pozisyonda Barış vurdu meşin yuvarlak üstten auta gitti, izleyenler Cim Bom için umut dolu sözler sarfetti. Ancak Gent de boş durmuyordu. 10 ve 15. dakikadaki rakip ataklar Galatasaray’ı zorladı. İlk 45 dakikada çok daha üretken olan Skibbe’nin öğrencilerinin üzerine bir rehavet çöktü.
Yine son derece güçsüz bir rakiple karşılaşan Galatasaray’ın temposunu maçın tamamına yayamaması, akıllara bir takım soru işaretlerini getiriyor. Umarız daha ciddi rakiplere karşı daha iyi oynanır, daha iyi konsantre olunur.
‘’Galatasaray iyi başladı‘’
Galatasaray, Almanya kampının ilk maçında zayıf rakibi Homberg ile mücadele etti. Yeni transfer Yaser Yıldız, iyi oyunuyla göz doldurdu. Attığı golün dışında, sakatlanıp çıkana kadar mücadelesiyle dikkat çekti. PAF takımda forvet oynayan Erhan Şentürk, A takımdaki ilk maçında sağ bek oynamak zorunda kaldı, iyi oyununu bir de şık golle süsledi. Maçın bir diğer iyi ismi, sanki Şampiyonlar Ligi’nde oynuyormuşçasına rakibini ciddiye alan İsveçli Tobias Linderoth’tu. Aylar sonra Sarı-Kırmızılı formayı giyen tecrübeli futbolcu, sahaya hem kalitesini hem de kişiliğini koydu. Lincoln en azından diri göründü, Nonda formda, Ümit Karan ise istekliydi. Galatasaray camiasının çok şey beklediği Aydın da, maçın iyileri arasındaydı. Yeni transferlerden Ferdi Elmas ise idare etti. Uyum sürecini aştığında daha da faydalı olacak. İrfan da kısa süre oyunda kalmasına rağmen şık hareketleriyle alkış topladı.
Barış Özbek ve Mehmet Güven’in çift stoper olarak oynadığı bir maçla ilgili yazacak çok fazla şey yok aslında. Galatasaray ilk hazırlık maçında rakibini zorlanmadan yendi.
Bu arada yeni teknik direktör Michael Skibbe, Gerets ve Feldkamp’ın aksine karşılaşmayı 90 dakika boyunca kenardan soğukkanlı bir şekilde izledi.
‘’Arda Turan‘’
Neymiş? Galatasaray, Arda Turan’ı elinde tutamazmış... Neymiş? Arda’yı iyi paraya satmalıymış. Niye? Galatasaray’ın 200 milyon Dolar borcu varmış. Ha 200, ha 180 milyon, ne farkeder ki!
Arda’yı para için satmak aptallıktır!
Neden mi?
Basitçe açıklamaya çalışayım..
Arda ilk patlamasını Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Boleslav’a karşı yaptı. Ali Sami Yen’de 2 gol ve 1 asistle takımının Şampiyonlar Ligi’ne girmesinde büyük katkı sağladı. Şampiyonlar Ligi’ne ‘ayakbastı parası’ 5 milyon Euro. Bu sene şampiyonlukta ‘az da olsa’ pay sahibi oldu, 13 milyon dolar. Sportif başarı=para
20 milyon Euro’ya Galatasaray nefes alır ama sportif başarı ile bütün borçtan kurtulmak mümkün. Galatasaray, Arda, Uğur, Aydın, Emre, Servet, Oğuz, Yaser, Ferdi’li genç kadrosuyla önümüzdeki yıllarda ligi domine edebilir, şampiyonluğa ambargo koyabilir ve her sene Şampiyonlar Ligi’nde oynayabilir. Bir seferde 20 milyon Euro alacağına, her sezon kasasını doldurabilir...
Bugün Arda’yı ‘süperstar’ ilan edenler...
Hani Arda fiziksel olarak yetersizdi, bacakları kısa, gövdesi uzundu, koşamıyordu, şımarıktı, bu kafayla sönüp giderdi?
Hani Arda’yı rakipleri çözmüştü?
Rakipleri Arda’yı çözemedi, ama Arda herkesi bağladı, hatta düğümledi!
Çek maçında sahadaki 22 futbolcu arasında en çok koşan oyuncu kim? Arda Turan, 11 bin 600 metre. Yalandan koşmuyor, en zor anlarda meşin yuvarlaktan kaçmıyor. Sahada topla en çok oynayan futbolcu Arda.
Galatasaray Yönetimi elindeki mücevherin farkında. Takım elbiselerinin altına formalarını gizlemiş medyanın ‘ağır toplarının’ gazına gelip Arda’yı satacak kadar saf değil.
‘Galatasaray Arda’yı tutamaz’ diyenlerin derdi şu: “Arda gitsin, kalırsa ligin dengesi Galatasaray lehine bozulur!”
Arda gitmeliymiş!
Liverpool, borçları nedeniyle Amerikalılar’a satıldı. Gerrard’ı sattı mı?
Roma’nın 380 milyon Euro borcu var. De Rossi’yi satar mı? Totti’yi sattı mı?
Gerrard, Totti, Maldini nasıl takımlarının sembol isimleri olmuşlarsa, Arda da Galatasaray’ın sembol ismi olabilir.
Galatasaray Yönetimi, taraftarı mutlu etmek istiyorsa, Hasan Şaş ve Ümit Karan’la birlikte Arda’yı da kaptan yapmalı. Koluna kaptanlık bandını takmak, futbol yeteneklerinin yanında liderlik vasıfları da olan Arda’yı hem mutlu eder hem de performansını artırır.
‘’Kunter mi, Özyer mi?‘’
Galatasaray Erkek Basketbol Takımı antrenörü Murat Özyer’in sözleşmesi bitti. Gelecek sezon Galatasaray ile çalışıp çalışmayacağı belli değil. Özyer’in yerine Türk basketbolunun efsane ismi Erman Kunter’in adı geçiyor. Kunter daha önce de Galatasaray’da koçluk yapmıştı (2002-2003). Sarı-Kırmızılılar, Kunter’le ligi 3. bitirip Play-Off’larda yarı finalde elenmişti. Yanılmıyorsam takımın bütçesi 900 bin dolardı. Kunter, daha sonra Fransa’ya gitti. Fransa’da başarılı oldu. Adı Tony Parker’lı, Boris Diaw’lı Fransa Milli Takımı için geçti.
Kısaca hem Galatasaray hem de Fransa’da başarılıydı...
Murat Özyer, Galatasaray’a Ülkerspor’dan geldi. Ülkerspor şampiyon olduğu sezon basketbol şubesini kapatınca koç Özyer, Sarı-Kırmızılı takımın başına geçti. Yerine geldiği teknik ekip ‘mektupla’ yollandı. Özyer ilk sezonunda ligi 4. bitirip Play-Off’larda Türk Telekom’a bu sezon olduğu gibi 3-0’la ‘süpürüldü’. Hakkını yemeyelim, Özyer’in harcadığı 2.5 milyon Euro ve kulüp kasasından çıkan 5.5 milyon Euro ile takım ULEB Cup’ta 4. oldu.
Şimdi gelelim zurnanın ‘zırt’ dediği yere.
Galatasaray tarihinin en pahalı takımı Play-Off’larda ilk turda elendi.
Hüseyin’in sakatlığı nedeniyle devre arasında getirdiği Britton Johnsen sadece 12 maç oynadı, takıma sıfır katkı sağladı. Özyer’in ‘istemediği’ Quinton Hosley ise ligin sayı ve ribaunt kralı oldu!
Kısaca Murat Özyer Galatasaray ile iki güzel sezon geçirdi. Başarısız değildi, ama başarılı da diyemeyiz.
Her şey bir yana...
Ülker, Murat Özyer kalırsa Galatasaray’a 7 milyon Euro, giderse 3.5 milyon Euro verecekmiş! Vay, vay, vay... Ülker parasıyla koskoca Galatasaray’ı tehdit mi ediyor, yoksa esir mi aldı?
Hem ayrıca, Galatasaray Yönetimi Euroleauge hakkını ezeli rakibi Fenerbahçe’ye veren Ülker’in sponsorluğunu nasıl kabul ediyor? Bilmeyenler için hatırlatayım, Galatasaray ligde şampiyon da olsa Euroleauge’e Fenerbahçe gidecek. Ne güzel anlaşma!
Galatasaray Yönetimi’nin vermesi gereken karar şu: Kunter mi, Özyer mi takımı şampiyon yapabilir? Bu konu hakkında birilerine danışılacaksa, Galatasaray Basketbol Takımı’nın ‘yenilmez armada’ olduğu yıllarda formasını giyen Tuğrul Demir doğru isimdir. Hayatını Galatasaray’a adamış Demir, takımın başarısından başka ne ister?
Kariyeri başarılarla dolu Erman hocanın tek eksiği ise medya ile ‘samimi’ ilişkiler kurmaması, basın desteğini arkasına almaması!
Demek ki bu işlerde iyi hoca olmak yetmiyor.
Not: Şahsen ne Murat Özyer’i tanırım ne de Erman Kunter’i...
‘’Gökhan Ünal köle mi!‘’
Cumhuriyet tarihimizin en hayırsever iş adamlarından rahmetli Kadir Has, Kayserili’ydi. Türkiye’nin en zengin ailelerinden Sabancılar da Kayserili. Rahmetli Has da, Sabancı Ailesi de Adana üzerinden İstanbul’a göç etmişler. Nedenleri saymakla bitmez. İstanbul’un büyüsü, büyüklüğü, yurdun her yerinden insanları Yeditepeli şehre çekiyor.
Üç büyük spor kulübü de İstanbul’da. Bu yüzden Anadolu takımlarında oynayan her futbolcunun rüyası İstanbul da yaşamak, İstanbul takımlarının formasını giymektir.
Geçtiğimiz günlerde “Gökhan’ı Galatasaray hariç her takıma satarız” diyerek reytingine reyting katan ‘profesyonel’ menacer Süleyman Hurma, Kayesrispor’a Ertuğrul Sağlam ile birlikte Samsunspor’dan ‘transfer’ olmuştu. Samsunspor’dan önce Erzurumspor ve Trabzonspor’da görev aldı. Sağlam Beşiktaş’a giderken, Hurma’nın adı da Siyah-Beyazlı kulüple anıldı, ama transfer gerçekleşmedi. Neden mi? Süleyman Bey Kayserispor’u çok sevdiği içindir herhalde! Şimdi Adnan Polat, Adnan Sezgin’i kovsa, “Hurma geç bakalım Futbol A.Ş.’nin başına” dese, Süleyman Bey ilk uçağa atlayıp gelir mi dersiniz? Bence Hurma, Polat’a teşekkür edip teklifi geri çevirir! Kayserispor’u çok seviyor çünkü!
Sayın Hurma... Sizin eviniz niye Acarkent’te ise, aileniz niye İstanbul’da yaşıyorsa, Gökhan Ünal da o yüzden İstanbul’a transfer olmak istiyor!
Kariyerini bitirdiler
Bu saatten sonra Gökhan Ünal sporcu olarak Kayserispor’a ne fayda sağlar? Adı bu kadar Galatasaray ile anılan bir oyuncuyu Beşiktaş ve Fenerbahçe almaz, oynamayan adama yurt dışından da teklif olmaz. İki sezon önce 25 golle (penaltısız) ligin kralı olan yıldız futbolcuyu satıp para kazanacağınıza malınızın (!) fiyatını düşürdünüz. Haydi siz Kayserili değilsiniz, ‘transferle’ geldiniz, Başkan Recep Mamur malının değerinin düşmesine nasıl izin veriyor? Ama Sayın Başkan da, “Kazanılan kupadan sonraki ilk iç saha maçına hemşehrilerim neden ilgi göstermedi? Sivasspor maçında niye ‘satılmış Kayseri’ diye bağırdılar?” diye düşüneceğine, Kayseri Kalesi’ne “Mehmet ile Gökhan’ı satmıyoruz” afişi astırıyor.
Yöneticilik ve menacerlik bir inat uğruna gazete ve televizyonlarda boy gösterip 25 yaşında bir gençle mi uğraşmaktır? Yoksa kulübün menfaatini düşünüp ona göre hareket etmek midir?
‘Hilton 12. kat!’
Kayseri dönüşü uçakta Kayserispor’un Bulgar kalecisi İvankov’la sohbet etme imkanı bulmuştum. Sezon sonunda Kayseri’den ayrılacağını söylemişti. ‘Neden?’ diye sorduğumda, “Sadece Hilton 12. kat, şehirde başka bir şey yok” cevabını vermişti.
Galatasaray Başkanı Adnan Polat, takımın yıldızı Arda’ya gelen teklifler için, “Biz köle ticareti yapmıyoruz, şartlar oluşursa Arda istediği yere gider” demişti. Kayserispor Yönetimi’ne soruyorum öyleyse, Gökhan Ünal köle mi?