‘’İşini şansa bırakmadı‘’
Kupaya evinde Alanya yenilgisiyle başlayan Trabzonspor, bu defa deplasmanda İstanbulspor’a konuk oldu. Ligdeki her teknik adamın yaptığı gibi Fatih Tekke de sahaya rotasyonlu bir kupa 11’i sürmüştü. Moda deyimle bu hibrit 11’de gençler de vardı ama takımı sezon içinde taşıyan Muçi gibi Batagov gibi isimler de yer almıştı. Tabii ki en çok merak edilen yeni transfer Nwaiwu’nun stoper mevkiinde ki performansıydı.
Aslında bu maç yeni bir transfer için çok uygundu bir şanstı bana göre. Çünkü İstanbulspor geçmiş yıllara göre önemli isimlerini kaybetmiş geleceğe dönük yeni isimler kazanmak amacında olan bir takım. Maça baskılı başlayan ve erken bir golle öne geçmek isteyen Trabzonspor vardı sahada. Olaigbe ve Muçi ile rakip kalede etkili hücum denemeleri, ilk 20 dakikada İstanbulspor savunmasından döndü.
Aradığı morali buldu
Ancak gol Trabzonspor’dan beklenirken dakika 29’da Yunus’un ortasında Kristovski kafa vuruşu ile İstanbulspor’u 1-0 öne geçirdi. Ancak ev sahibinin önde kalması fazla sürmedi. 40. dakikada Ozan’ın asistinde Muçi takımını 1-1’e taşıyan beraberlik golünü atan isimdi. İkinci yarıda işi şansa bırakmayan Trabzonspor, gerçek gücünü sahaya yansıtınca farka koştu ve aradığı morali İstanbul’da buldu. Dakikalar 70’i gösterirken skor 4-1 Trabzonspor lehineydi. Son 2 golü kaydeden Danilo Sikan da galibiyeti perçinledi.
‘’İş kazası yaşamadan!‘’
Derbide kaybeden Galatasaray kupada moral bulmak için görece kolay bir rakip vardı karşısında. Fethiyespor mütevazi kadrosuyla ilk yarıda iyi mücadele etti. İyi savunma yaptı ve Galatasaray’a gol şansı vermedi. Icardi kazanılan penaltıyı iki kere kullanmasına rağmen kaleci Arda’yı geçemedi. Okan Buruk tipik bir kupa kadrosu sahaya sürerken ilk 45 dakikada sadece istatistiksel üstünlük sağladılar ama yeteneklerini sergilemekte pek göze batmadılar.
İkinci yarıya Okan Buruk deyim yerindeyse as oyuncularını sokup bir kupa sürprizi yaşamak istemediğinin mesajını verdi. Aslında gerçekçi olalım. 2. Lig’de grubunda düşme hattının biraz üzerinde 15. sırada bulunan Fethiyespor karşısında hangi kadro ile çıkarsan böyle bir futbol sergilemek eleştirilir… İİkinci yarıda tamamen kalesine çekilen Fethiyespor karşısında baskı kurmasına rağmen üretken bol pozisyon bulduğunu söylenemez. Böyle maçlarda rakibi açamazsanız iş duran toplara kalır. Nitekim Abdulkerim ile duran topla gelen kafa golüyle öne geçen Galatasaray biraz olsun nefes aldı. Yenik duruma düşen Fethiyespor, oyun disiplininden kopunca Galatasaray bu defa Barış Alper’in kafasıyla skoru 2-0’a getirdi.
Hiç hazır değildi
Sonuçtan bağımsız kupa maçlarında zayıf rakipler karşısında konsantre olmak zordur kabul ama yine de Galatasaray’ın motivasyon açısından hiçte bu maça hazır olmadığını gördük. Açıkcası kaybedilen kupa hem taraftarın kafasını karıştırırken, Okan Buruk’un da bu maça çıkarken kafaca çok sağlıklı olmadığı bir gerçek. Çünkü çıkarttığı kadro ve şans verdiği isimleri oynattığı mevki bizi böyle düşündürdü. Takımın performansı ve konsantrasyonu hiç iyi değildi. Aslında Fethiyespor’un attığı tek gol konuk ekibin maça bakışını çok iyi anlattı bizlere. Sonuçta Sarı-Kırmızılı ekip , tüm olumsuz tabloya rağmen Fethiye’de bir iş kazası olmadan döndü.
‘’Hak eden kazandı‘’
Özellikle kış mevsiminin tam ortasında rüzgâr altında burada final maçı oynatmak futbol adına yazık… Maça gelince; Fenerbahçe yeni transferleriyle sahaya çıkarken, Galatasaray’ın sürprizi derbiye kalede Günay ile çıkmasıydı. İlk yarıda iki takım da belli periyotlarda inişli çıkışlı performanslar izledik. Özellikle stadın ortamından mı rüzgardan mı pas isabeti bu kaliteye hiç yakışmadı. Yeni transfer Guendouzi’nin ilk maçında aynı Musaba gibi golle buluşması. Fransız oyuncu adına mükemmel bir başlangıçtı. İlk 45 dakikada daha istekli daha organize olan taraf Fenerbahçe belki de skoru daha da yükseltebilirdi. Galatasaray ne oyun kurgusu ne de oyun ritmi açısından tatmin edici bir performans sergileyemedi. Özellikle orta alanda Fenerbahçe’nin baskısı karşısında hem savunma hem de hücumda üretken olamayan Galatasaray’da özellikle Yunus’un markaj altında kalması ve silik bir oyun sergilemesi ofansif performansı olumsuz etkiledi. Fenerbahçe’de Kerem ve Musaba biraz yakaladıkları boş alanlarda etkili olsa Galatasaray soyunma odasına daha üzgün gidebilirdi… İkinci yarının başında gelen golle Fenerbahçe’nin 2-0 öne geçmesi Okan Buruk’un hesabında yoktu.
En kötü performanslardan!
Ama Buruk’un dün gece hesabını asıl bozan faktör Yunus ve Sane’nin etkisiz futboluydu. Psikolojik üstünlüğü yakalayan Fenerbahçe her ne kadar Galatasaray baskısını yaşasa da panik yapmadan rakip akınları savuşturdu. Üstelik orta alanda kaptıkları toplarla da çok net fırsatlar yakalayan Fenerbahçe son vuruşlarda beceriksizliğiyle farkı kaçırdı. Gecenin özeti dün gece hak eden, daha çok isteyen daha iyi oynayan kupanın sahibi oldu. Fenerbahçe’de oyun disiplini taktik disiplini başarıyı getiren en önemli faktördü. Galatasaray ise son yıllardaki en kötü derbi performansını sergiledi ve hak ettiği bir yenilgi aldı. Umarım daha yolun yarısındayken dün geceden ders çıkartılıp gerekli transferleri bir an önce yapar Galatasaray Yönetimi.
‘’Şans tanımadı‘’
Onuachu ve Ouali gibi iki yıldız, Trabzonspor adına daha da önemliydi. Üstelik Savic, Mustafa Eskihellaç, Okay gibi isimler de yoktu. Sahaya sürülen 11 dışında Fatih hocanın başka seçeneği de yoktu. Oysa Galatasaray’ın 11’ine bakmadan yedek kulübesindeki isimler SarıKırmızılılar’ın gücünü gösteriyordu. Zaten bu parametreler ilk yarıda Galatasaray lehine skoru ve oyunu çok net belirledi. İstatiksel üstünlük ile birlikte gelen goller ve ofansif fark çok netti. Sanırım Okan Buruk rakibin kadro zafiyetini hesap ederek orta alanı fazla ofansif düşünmüş. Çünkü bu orta alan zaman zaman rakip hücumlarında açık verdi ama Trabzonspor’un yetersizliği bu defoyu fazla ortaya çıkarmadı. Açıkcası Lemina ve Toreira’sız bir orta alan yüksek seviyedeki maçlarda kaçınılmaz. Ama lig maratonunda bu tür denemeleri de yapmak için iyi bir fırsat oldu bu karşılaşma diyebiliriz. İlk yarıda organize iki gol ve 2-0’lık Galatasaray lehine bir skor izledik.
3. golle kopardı
İkinci yarıda bu defa Galatasaray’ın ligin ilk yarısındaki zafiyeti kısmen hortladı ve Trabzonspor’un golüyle fark bire indi. Okan Buruk takımın oyundan düşüşünü fark etti ve orta alana Toreira’yı alarak güçlendirdi. Çünkü Galatasaray’da top kendisindeyken sorun yok ama top rakipteyken problem yaşadı ve bunu da telafi edebilmek için oyunun iki tarafını da iyi oynayabilen isimleri tercih etmek gerekirdi. Sane’nin nefis asisti ve Yunus Akgün golü skoru 3-1’e getirince Galatasaray tekrar rahatladı… Sonra da maçı kopardı. 90 dakikanın özeti; dün gece maç öncesi ağır basan taraf Galatasaray, Trabzonspor’a şans tanımadı ve Süper Kupa’nın ilk finalisti oldu.
‘’Çıkarılacak çok ders var‘’
Başkent'te şok bir ilk yarıydı Trabzonspor adına. İki takımı bilmeden tribünden ve ekran başında izleyen birisi, hangisi şampiyonluk adayı, hangisi ligde kalmak için mücadele ediyor tahmin edemezdi. Maçın başında gol yiyebilirsiniz, önemli eksikleriniz olabilir ama bir kadronun oyun planını tüm futbolcuların bilmesi lazım. Şimdiye kadar saha kenarında takımı yöneten Fatih Tekke'yi böyle bildik, böyle tanıdık. Ancak ortada Tekke'nin Trabzonspor'undan eser yoktu. Orta alanı Gençlerbirliği'ne bırakan Bordo-Mavililer o kadar kolay geçildi ki ilk yarıdaki skor çok çok iyiydi! Devrenin sonunda Augusto'nun golü maça tutunmanın işaretiydi adeta.
Oyuna giremediler
Dün gecenin Trabzonspor adına bende bıraktığı, sonuçtan bağımsız, sezon başından beri çok ciddi savunma zaafı var ve bunu bir türlü halledemiyorlar. Tabii ki dün gece orta alanda önemli isimlerin yokluğu da tuzu biberi oldu. Gençlerbirliği de bu zaafı iyi değerlendirdi... İkinci yarının başında gelen beraberlik golü 'Trabzonspor psikolojik üstünlüğü yakalar' diye beklenirken, yine yan toplardan Gençlerbirliği skoru 4-2'ye getirdi. Yine skordan bağımsız bu oyunu Fatih hoca olmayan isimlere bağlamamalı.
Her iddialı ekipler bu tür kadro handikapları yaşıyor, o zaman böyle durumlarda farklı taktikler denenmeli. Başkent'te öyle bir maç oynandı ki Trabzonspor için bu futbolla kazansan ne olur dedirtti bizlere. İşin üzücü tarafı ilmek ilmek örülmeye çalışılan bir futbol organizasyonuna bana göre gölge düştü. Kısaca bu kadro bir Onuachu ve Jabol, Oulai olmayınca bu kadar sıradan olamaz, olmamalı bana göre... 90 dakikaya baktığımızda; İştahlı, hareketli, kazanmak isteyen ve bunu da pozitif futbolla hakeden bir Gençlerbirilği vardı. Diğer tarafta ise ilk yarıyı 3 puanla kapatmak için maça başlayan, ancak oyunun büyük bölümünde oyuna giremeyen bir Trabzonspor izledik. Son sözüm bu skoru ve oyunu sadece olmayan isimlere bağlarsa yanılgıya düşer, çünkü bu maçtan çıkarılacak çok ders olmalı...
‘’Tek taraflı maç‘’
İlk yarıda adeta tek kale bir maç izledik. Skor belki 1-0’da kaldı ama sarı-kırmızılılar çok net pozisyonları değerlendiremedi. Hücum presini ilk yarının sonuna kadar sürdüren Galatasaray, kapanan rakibini açmak için tüm hücum opsiyonlarını kullandı. Özellikle iki kanatta Barış Alper ve Sané’nin içeri kat ettiği, Yunus’un da gelen toplarla destek verdiği ataklarda rakip savunma zorlandı. Galatasaraylı oyuncuların tek yapamadığı goldü. Aslında bu oyun Icardi için ideal görünse de markaj altındaki Arjantinli yıldız, istediği pozisyonları çok az bulabildi. Kasımpaşa ise tamamen savunma anlayışıyla sahaya çıkmış, üretkenlikten uzak, yalnızca rakibin hatalarını bekleyen bir oyun anlayışını benimsemişti. Modern futbola çok da uymayan bu savunma stratejisi, izleyenlere tek taraflı bir maç sundu. Galatasaray, dün gece son zamanlardaki ikinci yarı zafiyetini ortadan kaldırarak aynı pres ve aynı hırsla Kasımpaşa’nın üzerine gitmeyi sürdürdü.
Yunus’un presi
Ancak karşısındaki savunma duvarını aşmak kolay değildi. Sanırım Emre Belözoğlu göreve geldiğinde kadro analizinde, bu oyuncularla çağdışı da olsa böyle bir futbol oynanabileceğini düşünmüş. Bir Süper Lig takımının, her ne olursa olsun sadece kapanarak savunma yaparak maçı bitirmeye çalışması bence hoş bir futbol anlayışı değil. Özetle, fark yememek Kasımpaşa için hedef olmamalı, kimse kusura bakmasın. Nitekim kapanan savunma, Yunus’un presiyle kazanılan top sonrası Sara’dan gelen ikinci golle aşıldı. Galatasaray skoru perçinledi ve ilk yarıyı lider bitirdi. Gecenin yıldızları olarak iki yerli isim Barış Alper ve Yunus Akgün’ü gösterirsek abartmış olmayız.
‘’Eksiler için önemli artı‘’
İki takımda kupaya rotasyonlu bir kadroyla sahaya çıktı. Galatasaray her zamanki gibi ön alan baskısıyla ilk yarıda klasik futbolunu bu maçta da ortaya koydu. Belki istatistikler topla oynama oranını Başakşehir lehine gösterse de bu oran sadece 1. ve 2. bölge için geçerliydi. Rotasyonda şans bulan isimler için de çok önemliydi bu karşılaşma. Çünkü devre arası transferde soru işaretli isimler için bir şanstı bu maç. İşte bu isimler içinde en çok adı geçen Ahmed Kutucu, Eyüpspor günlerini hatırlatan bir performans gösterdi ve şıkta bir gole imza attı.
Ahmed’in Schalke günlerini bilen birisi olarak bu oyuncudan yararlanmak isteniyorsa kaleye yakın ve 3. bölgede yararlanmak lazım. Ahmed güçlü ve şutör bir isim ve dikine oynamayı seviyor böyle kullanılırsa performansı pozitife dönebilir. Genelde maça dönersek kupa maçı gibi değil bir lig maçı gibi tempolu istekli bir mücadele izledik. Galatasaray adına ilk yarıda Icardi etkisiz kaldı, ceza alanı içinde ama biraz da istediği topları alamadı. Ama kollektif anlamda pas yüzdesi yüksek bir Galatasaray vardı sahada. Başakşehir 3 golcüyle oynamasına rağmen Shomurodov’un net bir gol pozisyonu hariç ofansif anlamda etkili olduğunu söyleyemeyiz. İkinci 45 dakikaya 3 değişiklik yaparak çıkan Galatasaray ilk yarıya oranla temposu düşerken, Başakşehir’in daha baskılı olduğunu söyleyebiliriz.
Bir test maçıydı
Özellikle Başakşehir, Galatasaray’ın ön alan baskısını ayağa paslarla kırıp organize çıkışlarla gol aradığını gördük. Nuri Şahin 3 oyuncu hamlesini 64’te yaparken ofansif anlamda daha etkili olmayı planlamıştı. Son bölümde beraberliğe çok yaklaştı konuk ekip ancak Günay başarılı kurtarışlar yaparak takımı adına skoru tutmayı başardı. Bu maçta da gördük ki Galatasaray ilk yarıları iyi oynayan yarım devrelik takım görünümünü bu maçta da sergiledi. Ancak devre arası gidecek kalacak oyuncular için iyi bir test maçıydı bana göre. Bu testten dün akşamki performansıyla Ahmed Kutucu geçti diyebiliriz. Özetle gruptaki en zor rakiplerinden biri karşısında kazanmak eksiler içinde önemli bir artı diyebilirim.
‘’En azından beraberlik‘’
Fatih Tekke doğal olarak dün gece sahaya bir kupa kadrosu sürmüş ve önemli isimlerinden bazılarını kulübede tutmuştu. Zaten sakatlıklar ve Afrika Kupası nedeniyle olmayan oyuncuları da düşündüğümüzde bu 11’’in gerçekçi olduğunu söyleyebiliriz. Ev sahibi ekip pazar günü Beşiktaş ile oynadığı zorlu mübabakadan sonra yine evinde kollektif futbolu iyi oynayan Alanyaspor’u ağırladı. Konuk ekip ilk yarıda Güven Yalçın’ın nafis kafa golüyle öne geçerken oynadığı pozitif futbolla göz doldurdu. Portekizli teknik direktör daha önce formasını giydiği Trabzonspor karşısına Alanyaspor’un başında çıkarken avantajı bu atmosferi çok iyi bilmesiydi. Dengeli bir ilk yarı izledik ve soyunma odasına önde giden taraf Alanyaspor oldu. İkinci yarıya Fatih Tekke kulübedeki yıldızları Zubkov, Muçi ve Saviç’i oyuna alarak başladı. Hocada ilk yarıdaki mücadele ve kadronun beklentiye cevap vermekte zorluk çektiğini görmüştü. Periara’ra bu değişikliklere karşı hamlelerle cevap verdi.
SABIR LAZIM
Trabzonspor yaş ortalaması çok düşük genç bir kadro ve sabra ihtiyacı var. İşte bu genç isimler için kupa maçları şans verilen oyuncular için büyük fırsat. Bence bu fırsatı en iyi kullanan isimlerin başında genç kaleci Onuralp geliyor. Genç eldiven Onana’nın kiralık olduğunu düşünürseniz potansiyeliyle yeni bir Uğurcan olma yolunda. İkinci yarıda Zubkov’un, Sikan’ın şut denemeleri direkten dönen toplar, denenen hücum setleri ancak aradığı golü bulmakta zorlanan bir Trabzonspor vardı sahada… Tabii ki bu zorlamanın bir sebebi de karşısında taktik disiplinle oynayan diri bir Alanyaspor’u olmasıydı. Trabzonspor, 70’ten sonra baskıyı iyice artırdı adeta tek kale bir maç izledik ancak Alanyaspor kalecisi Victor inanılmaz kurtarışlarla geceye damgasını vurdu. Açıkcası bu tempo en azından Trabzonspor adına bir beraberliği getirmeliydi ama olmayınca olmuyor dediğimiz bir 90 dakikanın kazananı konuk ekip Alanyaspor oldu.









































