‘’Devler bıraktığı yerden‘’
A Milli Basketbol Takımımız, Dünya Kupası Elemeleri’ne harika bir başlangıç yaptı. Müthiş bir Avrupa Şampiyonası geçiren ve ülkemize gümüş madalya ile dönen 12 Dev Adam, aynı coşkuyla kaldığı yerden devam ediyor... Gümüş madalyalı takımdan birçok eksik vardı ama o ruh parkedeydi.
İkinci ve üçüncü çeyreklerde biraz zorlandık belki ama oyunun geneline baktığımız zaman tatmin edici bir basketbol izledik. 93 sayı tam 25 asist üzerinden geldi. Kenan Sipahi, üçlüklerine devam ederken 9 asist yaptı. Kariyerinin en iyi maçlarından biriydi. Fransa’dan sabaha karşı gelen ve biraz uyuyup maça çıkan Şehmuz ve Ercan’ın fedakarlıklarını da göz ardı etmemeliyiz. Şehmuz yorgunluğa rağmen 18 sayı attı.
Tarık hiç hissettirmedi
Uzun süredir basketbol oynamayan Sertaç’ın katkısı da çok değerliydi. Bir ara rakibin yüzü dönük oynayan uzunlarına karşı sorunlar yaşamıştık ama O, pota altında önemli skor katkısı yaptı. Larkin’in yerine devşirme olarak oynayan Biberoviç de, skorer eksikliğimizi hiç hissettirmedi. Tarık bu takımda çok az forma giydi belki ama oynadığı her maçta fazlasıyla verimli oldu. Devşirme sorunu hallolursa Milli Takım için büyük bir güç artışı olacak. Bosna Hersek de Euroleague oyuncularından yoksundu.
Dirençleri kırıldı...
Dönem dönem bize zorluk çıkardılar ama karşılarında çok özgüvenli oynayan bir Türk Milli Takımı vardı. 4. çeyrekte dirençleri kırıldı. Ergin Ataman ve ekibi bir sistem oturttu. Kim girerse girsin aynı basketbolu oynamaya çalışıyor. Alperen, Cedi, Adem ve Larkin gibi oyuncuların yokluğunda 93 sayı üretmek çok önemli. Bu takım izleyenlere keyif veren bir basketbol oynuyor. Şimdi sırada İsviçre deplasmanı var. Hata yapmamak gerekli. Bu pencelererde herkes eksik olduğu için çok sürpriz sonuçlar çıkabiliyor...
‘’Anadolu Efes, Fransa'da dağıldı‘’
Anadolu Efes için işler her geçen gün daha kötüye gidiyor. Sakatlıkların çokluğu, uzun rotasyonundaki kadro zaafiyeti şu an için Lacivert-Beyazlılar’ı hedeften uzak tutuyor. Larkin, Dozier, Poirier ve Papagiannis’in yoklukları önemli. Hücumda sıkıntılar yaşanabilir. Ama savunmanın evlere şenlik olması da eksiklerle açıkanacak bir durum değil. Son deplasmanda Bologna gibi vasat bir takımdan 99 sayı yiyen Anadolu Efes, dün de Monaco deplasmanında potasında 102 sayı gördü. Özellikle çember altı savunması felaketti. Dessert uzun vadeli düşünülmüş bir transfer ama Kai Jones ile Sweider bu seviyelerin yanından bile geçemeyeceğini bir kez daha gösterdi. Hal böyle olunca da Efes, sadece ikinci yarıda 30 sayı fark yedi. Maçı için söylenecek, yazılacak çok fazla bir şey yok. Monaco favoriydi. Evinde kazanması, farklı kazanması normal kabul edilebilir ama bu şekilde yenilmek hoş değil. Takım mental olarak da dibe vurmuş bir görüntü çizdi. Yenilgiyi kabullenen, en ufak bir çaba sarfetmeyen bir takım görüntüsü... Poirer dönünce bazı şeyler değişebilir belki ama ana sorunlar nasıl düzelecek bilemiyorum.
Zor görünüyor
Bu hafta Ettore Messina ve Obradoviç gibi iki Euroleague efsanesinin istifa haberleri ile sarsıldık. Bir döneme damga vuran bu ikili artık yok. Belki sırada Kattash, hatta Kokoskov olabilir. Çünkü Kokoskov’la takımın arasında güçlü bir bağ olduğu hissine hiç kapılmadım. Umarım ben yanılırım ama basketbol profesörü, NBA’de harika işler yapan Hırvat teknik adamın Euroleague’e adapte olmasını zor görüyorum...
‘’Fener hata yapmadı‘’
Fenerbahçe Beko, neredeyse okyanusu geçip derede boğuluyordu ama son anları tecrübesi ile daha iyi oynadı ve Virtus Bologna karşısında kazaya kurban gitmedi. Münih’te iki İsrail takımını yendikten sonra Belgrad’da Partizan’ı deviren Sarı-Lacivertliler, şu ana kadar deplasman galibiyeti bulunmayan Bologna’yı Ataşehir’de ağırladı. Maç sürekli başa baş geçti. Üstünlük defalarca el değiştirdi.
Fenerbahçe’den daha iyi bir basketbolla net bir galibiyet bekliyorduk belki ama kötü oynarken de kazanmayı bilmek de önemliydi. Uzun Euroleague maratonunda 38 maçı aynı çizgide ve konsantrasyonda oynamak mümkün değil. Dünün tesellisi bu oldu. Ama Fenerbahçe’nin oyununu geliştirmesi ve uzun yol alması gerekiyor. Dün, Bologna değil de galibiyete biraz inanmış başka bir takım olsaydı sonuç da farklı olabilirdi. Baldwin’in kariyerinde en sevdiği takımlardan biri Virtus Bologna. Dün de bu istatistik çok işe yaradı. Sürekli yapılan top kayıpları, kaçan kolay atışlar, kısır skor derken Baldwin’in 18 sayısı çok değerli oldu.
Kısa bir tatil...
Kısa bir tatil...Bonzie Colson’un da 4. çeyrekte takıma kattığı enerji, Melli’nin son saniye yaptığı tip ve ardından yaptırdığı hücum faul galibiyeti Fenerbahçe’ye getirdi. Bologna’ya göre daha deneyimli oyunculara sahip olan Kanarya, bu avantajı kritik anlarda sonuna kadar kullandığı kötü başlayan sezonda üst üste 5. galibiyetini almayı başardı. Şimdi milli takımlara gitmeyen oyuncular kısa bir tatil yapacak. Bakalım milli maçlar sonrası Euroleague nasıl şekillenecek?
‘’Fener söktü aldı‘’
Fenerbahçe Beko’nun mental bir eşik atlaması açısından çok önemli bir maçta. Hapoel gibi lider ve ligin en skorer takımını bu kadar kötü giderken yenmek, takıma özgüven kazandıracaktı. Nitekim, aynı Maccabi maçında olduğu gibi sert savunma yaparak başladı Fenerbahçe maça. O maçta ilk yarıda 30 sayı yemişlerdi, dün 28... Hücumda işler iyi gitmiyordu ama savunma konsatrasyonu devam etti. İkinci yarı Tucker, Onuralp, Hall ve Biberoviç biraz açılınca hücumlar da ritmini buldu ve Fenerbahçe Beko, net bir galibiyete imza attı. Çok ama çok ihtiyacı vardı Sarı-Lacivertliler’in böyle bir kazanıma. Özellikle Jantunen sahada yokken Fenerbahçe skoru hep önde götürdü. Hapoel 28-21 öndeyken, her pozisyonda rakibine çok kolay geçilen Jantunen kenara geldi.
Transfere ihtiyacı var
Fenerbahçe 20’ye 2’lik bir seri yakalayıp 41-30 öne geçti. Finlandiyalı tekrar oyuna girince bu kez Hapoel 7-0’lık seri yakaladı ve tekrar oyuna ortak oldu. Savunmada sürekli adam değiştiriyoruz. Melli ve Birch kısaların karşısında çok iyi duruyor. Ama Jantunen bir kere bile kısanın karşısında kalamıyor. Bu büyük bir handikap. Onuralp’in dün yaptığı katkı çok değerliydi. Rotasyonda Boston’u geçti. Hem rakibin en iyisini savunuyor, hem de açık alan sayıları bulabiliyor. Onun enerjisine Fenerbahçe’nin ihtiyacı var. Sonuçta kritik bir galibiyet ama Maccabi maçından sonra yazdığım gibi Fenerbahçe’nin hem oyun aklına hem de iki transfere ihtiyacı var. Jantunen ile sezon zor geçer. Euroleague basketbolunu bile akıllı 4 ve 5 numara bulunabilirse ki bu çok zor, o zaman Fenerbahçe için başka şeyler konuşabiliriz...
‘’Fener kabus gördü‘’
Aslında ilk yarıdaki oyun, 10 sayılık farka rağmen ikinci yarı sıkıntı yaratacağını gösteriyordu. Daha doğrusu ilk yarıdaki istatistikler. Maccabi 13’te 1 üçlük atmış, herşeyi kaçırıyorlar. Sen ritmini bulmuşsun. Ama maç bir türlü kopmuyor. Çünkü kaçırdıkları hemen hemen her topun hücum ribaundunu aldı Maccabi takımı.
Bir de Fenerbahçe Beko tam 10 top kaybı yapınca, tabiri caizse ‘iğrenç’ bir basketbol oynayan Maccabi’ye karşı sadece 10 sayılık avantajla soyunma odasına gitti. Böyle bir takımı yakalamışken ilk yarıda işi bitirmesi gerekiyordu Sarı-Lacivertliler’in. Çünkü 13’te 1 üçlük isabet oranı illa ki artacaktı. Nitekim Fenerbahçe 3. periyodun başında Hall’ın 3 adet 3’lüğü ile farkı 19’a (57-38) çıkarmasına rağmen, Maccabi 1-2 şut sokunca birden oyuna ortak oldu. Hücum ribauntlarını almaya devam ettiler. Biz ise oyun konsantrasyonundan biraz kopunca 20-30 sayı farkla bitmesi gereken maç 4 dakika kala Maccabi’nin 71-70’lik üstünlüğü ile geçildi.
Sonrasında akıllar başa geldi. Savunma sertleşti. Biraz doğru hücum ve çizgiye gidip kazanılan serbest atışlarla, zor da olsa galibiyet geldi. Son şampiyonun son hali çok düşündürücü. 18 sayılık fark Fenerbahçe’nin iyi oyunundan değil, Maccabi’nin kötü ötesi bir performans sergilemesinden kaynaklandı. Şampiyon kadrodan giden üç oyuncu yetenek olarak ‘süper star’ değildi belki ama hepsinin oyun aklı üst seviyedeydi. Hatta bu ekibe Sertaç’ı da dahil edebiliriz. Sertaç, Davis, Guduriç ve McCollum’un basketbol zekasının toplamı, şu anki mevcut kadronun toplamından daha fazla maalesef.
Nasıl toparlayacaklar bilemiyorum
NBA’den gelen Thornton, Bacot ve Boston JR teker teker iyi oyuncu olabilirler belki ama sahaya akıl olarak hiç bir şey koyamıyorlar. Sonuçta Sarı-Lacivertliler, hem tecrübe, hem de akıl olarak çok geriye gitti. Nasıl toparlayacaklar bilemiyorum. En az iki tane, Euroleague’de nasıl kazanılması gerektiğini çok ama çok iyi bilen transfer şart...
‘’Efes fırsat tepti‘’
Euroleague’de Anadolu Efes için işler iyi gitmiyor. Dün onlar için bir fırsat maçıydı belki. Milano da, Efes gibi inişli çıkışlı bir performans sergiliyor, güven vermiyordu. İç sahada kazanılması gereken bir maçtı. Ama Kokoskov, bir türlü hücumda rolleri belirleyemedi. Düne kadar sezonun en kötü oyuncusu olan Dozier ilk yarı hiç kaçırmadan 17 sayı atınca temsilcimiz devreyi önde bitirdi. Ama ritmini bulan Dozier uzun süre kenarda tutuldu.
4. çeyreğin başlarında Milano tam 13 sayı öne geçti. Ama onlar da böyle maçları kazanamaması ile ünlü bir takım. Nitekim, 4 kısaya dönen temsilcimiz hücumda avantaj sağladı ve bir anda 13 sayı farkı kapadı. Ama taraftarı önünde geriden gelmenin verdiği ivmeyi değerlendiremedi maalesef. İlk uzatmaya Milano 6-0’la başlarken, Efes 7-0’la yanıt verdi.
Çok ısrar ediyor
Son topu çok kötü kullandılar ve 2. uzatmaya gidildi. Maç uzarken hakemler de neredeyse her pozisyonun tekrarını izledi. Defalarca oyun durdu. Maç soğudu. Ama Milano’da Ellis soğumadı. Genç oyun kurucu kritik basketlere imza atarken, Shields ve Guduriç’in üçlükleri sonucu belirledi. Lloyd’un 6’da 0 üçlük atması da bu kadar kafa kafaya giden maçta negatif etki yarattı. Kokoskov, rotasyonu daha iyi ayarlayabilirdi. İki 4 numarada çok ısrar ediyor. Dessert niye kadroda yok. Jones niye çok az oynuyor, Swider niye hiç oynamıyor. Bunlar kafamıza takılan sorular.
‘’Fener hata yapmadı!‘’
Çift maç haftasında İspanya’da iki ağır yenilgi alan son şampiyon Fenerbahçe Beko’nun ne olursa olsun kazanması gereken bir maçtı. Valencia ve Real Madrid deplasmanlarında kaybedilebilir ama Fenerbahçe’nin kaybetme şekli kabul edilir gibi değildi. İsyan etmeyen, farklı yenilgi göstere göstere gelirken skoru kabul eden bir oyuncu grubu vardı sahada. Jasikevicius’un yapması gereken ilk şey, takımı mental olarak yukarıya çekebilmek. Bu da saha içi sonuçlar gelmeden kolay olmuyor.
Takımın kazanma şekline bakmak gerekiyor
Haftaya Münih’de oynanacak iki İsrail takımı maçları öncesi rakip ligin en zayıf takımı Asvel’di. Bir de Asvel’in neredeyse yarısı sakat olunca, galibiyetin gelmesi çok doğal. Burada da takımın kazanma şekline bakmak gerekiyor. Tabii ki rakibin bu durumu Fenerbahçe’nin yeteri kadar agresif olmasını engelleyen bir faktördü. Ama buna rağmen çok enerjik ve saldırgan başladı Fenerbahçe maça. Bir de şutlar girince fark hemen açıldı. Jasikevicius’un takımı şampiyon yapan sisteminde oyunculardan çok oyun önemliydi.
Bir şekilde doğru şutu buluyor, bunlarda isabet oranı yükseldikçe galibiyetler de geliyordu. Bu yıl Fenerbahçe kötü şut atıyor. Ama ilk yarıda Boston, Baldwin, Biberoviç ve Hall ile tam 8 üçlük bulan Sarı-Lacivertliler, 45 sayıya ulaştı. İkinci yarı biraz kör dövüşü şekinde geçti. Basketbol kalitesi diplere düştü. Rakibin bu seviyelere yakışmayan oyuncu kalitesi Fenerbahçe’yi de doğal olarak olumuz etkiledi. Ama bir şekilde kazanmanın yolunu buldu Kanarya. Şimdi evimizde oynamamız gereken maçları Münih’te taraftar desteği ile oynayacağız. Orada gelecek iki yenilgi Fenerbahçe Beko’yu, ayağa kaldırmaya başlayabilir...
‘’Efes başladı Fener bitirdi‘’
Sezonun başı ve takımlarımız hem sakatlık hem de uyum sorunları yaşıyorlar. Böyle bir dönemde iyi basketbol beklemek zor. Nitekim iki takımın da ne oynadığını, ne oynamak istediğini anlamak güçtü. Coachlar bu dönemde bir şekilde maç kazanmaya bakıyorlar. İlk üç çeyrek, maç sonunu oynayacak doğru beşi bulmak için geçiyor. Çılgın gibi oyuncu değişiklikleri yapılıyor. Dün sonunda doğru beşi bulan taraf Jasikevicius oldu.
Bir sürü gel gitin yaşandığı ilk üç periyot 56-56 sona erdi. 4. periyoda 8-0 ile başlayan SarıLacivertliler, bu avantajını da maç sonuna kadar sürdürdü. Kokoskov’un neredeyse hiç dakika almamış Şehmus ve Erkan’la son periyoda başlaması da tartışılabilir. Nitekim panik değişiklikler ve ritm kaybı sonrası tamamen yapılan düzen dışı atışlar Efes’in uzun süre önde götürdüğü maçı kaybetmesine neden oldu. Bu bölümde Bonzie Colson’un ve Wilbekın’ın yaptığı istikrarlı katkı galibiyetin faktör oldu.
İstenilen seviyede değiller
Çünkü maça baktığımızda öne çıkan, sivrilen bir oyuncu bile yoktu iki takımda. Efes’te Babb çok iyi başladı ama devamını getiremedi. 3 hafta oynamayacağı konuşulan Ercan biyonik adam gibi 1 haftada iyileşti. O da yine idman eksikliğine rağmen elinden geleni yaptı. Fenerbahçe’de ise yukarıda saydığım iki isim dışında Baldwin’in 8 asisti, uzun eksiği yaşayan Efes’e karşı Bacot-Birch ikilisinin bulduğu 15 sayı dengeyi değiştiren unsurlardan biriydi.
6. hafta sona erdi. İki takımımız da istenilen seviyede değil. Ama bu yıl bir tane bile dominant basketbol oynayan takım yok. Eurobasket sonrası kimse hazır değil. Bol miktarda sakat var. Ocak ayından sonraki performanslar belirleyici olacak gibi görünüyor.









































