‘’Fener rövanşı aldı‘’
Fenerbahçe Beko için zirve yarışında önemli bir maçtı. Valencia ligin hiç kuşkusuz en dikkat çeken takımı. Sezon başında Play-Off adayı bile gösterilmemelerine rağmen Olympiakos’u, Panathinaikos’u deplasmanda yenen evinde Fenerbahçe’yi farklı deviren İspanyol ekibi artık herkesin ciddiye aldığı bir takım. Çok çabuk hücum ediyorlar ve yüksek skorlara rahat ulaşabiliyorlar. Fenerbahçe Beko ilk önce tempoyu ayarladı. Onlara oyunun genelinde istedikleri alanları vermedi. Yani sahada Fenerbahçe basketbolu oynandı.
Son 5 dakikada hücum ve savunmada yapılan hatalar olmasa belki maç çok daha rahat bitecekti ama sıkıntıya da girse kazanmak güzel. Fenerbahçe ilk çeyrek Tucker, Hall ve Boston ile potaya gidip rahat sayılar buldu. Valencia tam 5 isabetli üçlük atmasına rağmen Sarı-Lacivertliler 28-18’lik üstünlük sağladı. Ama iki dakika savunma konsantrasyonu bozulunca Valencia bir anda coşabilen bir takım. Nitekim 2. çeyreğin ilk 3 dakikasında skor bir anda 30-30 oldu. Neyse ki tekrar iyi savunma yapmaya başlayan ekibimiz geride kalan 7 dakikada sadece 4 sayıya imkan tanıdı ve devreyi de 45-34 önde bitirdi.
Kritik blok
İkinci yarı da benzer şekilde geçti. Valencia saman alevi gibi parladı, Fenerbahçe her seferinde karşılık verdi. 2. Fenerbahçe dönemindeki ilk Euroleague maçına çıkan De Colo, bu bölümlerde kontrolü eline aldı. Hücumları yönlendirdi, attı attırdı. Zaten 16 sayı ile takımın en skoreri oldu. Aslında maç sonuna da rahat girmişti Fenerbahçe Beko. Ama arkaya arkaya gelen basit top kayıpları sonrası Valencia beraberlik şansını da yakaladı. Ama önce Baldwin’in 3 sayı öndeyken Montero’ya yaptığı kritik blok, ardından yine Reuvers’ın üçlüğüne yapılan iyi savunma çok önemli galibiyeti Fenerbahçe’ye getirdi...
‘’Fener'in nefesi yetmedi‘’
Arka arkaya gelen büyük zaferlerden sonra bu tip maçları oynamak zordur. Konsantre eksikliğinin olmasını bekliyorduk. Bunun üzerine bir de yorgunluk eklenince çok da sürpriz sayılmayacak bir sonuç çıktı Dubai’de. Dubai zaten evinde iyi oynayan, kaybettiği maçlarda bile son ana kadar direnen bir takım. Bu deplasmanda kazanabilmek için 40 dakika boyunca dirençli oynamak gerekiyor.
Ama Fenerbahçeli oyuncular da bu güç ne mental ne de fiziksel olarak vardı. Dubai maç boyunca çok kolay sayılar buldu. Fenerbahçe savunması birebirde sürekli geçildi ve BAE ekibi Bacon ve Wright ile çok kolay potaya gitti. İki uzun Kabangele ve Kamenjas da çember altında büyük hakimiyet kurdu. Zaten ribauntlardaki 42’ye 21’lik fark bütün maç hikayesini anlatıyor. Fenerbahçe hiç bir maça rakibine iki kat fazla ribaunt vermemişti. Herşeye rağmen 4. çeyreğin başında yapılan bir hamle bize acaba mı (?) dedirtti.
Kayıp büyük değil
3. çeyreğin sonlarına doğru skor 73-57 olduktan sonra Fenerbahçe çok kısa bir sürede 12-0’lık bir seriyle farkı 4’e indirdi: 73-69. Yine son çeyrekte geriden gelip kazanacağımızı düşünmüştük ama 3-5 dakikalık performans bu deplasmanda kazanmaya yetmedi. Dubai iki kritik üçlükle rahatladı ve galibiyete ulaştı. Fenerbahçe böylece Dubai’ye ikinci kez yenilmiş oldu. Ancak kayıp büyük değil. Sarı-Lacivertliler’in ilk 4 iddiası halen devam ediyor...
‘’Muhteşem Fener‘’
Fenerbahçe Beko her geçen gün karşı durulmaz bir takım olma yolunda ilerliyor. Şut da sokamasalar bir şekilde kazanmanın yolunu buluyor SarıLacivertliler. Dün Olympiakos’a karşı ilk yarıda kullandığı 13 üçlüğün tamamını kaçıran Fenerbahçe, buna rağmen skorda kalmayı başardı. İkinci yarıda şutlar girmeye başlayınca çok kritik bir galibiyete imza attı. Hem takım olarak hem de oyuncuların bireysel olarak formu yükseliyor. Tucker uzun süredir takımın en efektif ismi. Brandon Boston da ona katılmaya başladı. Dün 3. çeyrekteki müthiş performansı galibiyet için çok değerliydi. En önemlisi ise savunma. İstedikleri zaman rakip kim olursa olsun durdurmayı başarıyor Sarı-Lacivertliler.
En organize takım
4. çeyrekteki savunma performansı, aynı geçen hafta Baskonia deplasmanında olduğu gibi galibiyeti getirdi. Her pozisyonda adam değiştik. Bunda Melli ve Birch’in rakip kısaların karşısında kalabilmesinin önemi büyük. Hal böyle olunca Olympiakos ki ligin en organize olan en çok asist üzerinden sayı bulan takımı, bire bir zorlama atışlara kaldı. Buna rağmen Hall, Dorsey ve Fournier ile son ana kadar skorun içinde kalmayı başardılar ama bir yerden sonra dirençleri kırıldı.
En kritik anlarda...
Fenerbahçe’de Baldwin 17 sayı ve 11 asistle yine harika bir performans sergiledi. İlk yarı hiç üçlük sokamayan Kanarya, 3. çeyrekte tam 6 üçlüğü 5 değişik oyuncudan buldu. Tucker ve Boston’un yanı sıra Melli’yi izlemek büyük keyif. Öyle bilerek oynuyor, öyle tecrübeli ki, en kritik anlarda ya hücum ribaundu alıyor, ya zor bir üçlük sokuyor ya da bir savunma hamlesi yapıyor. Nazar değmesin. Yeni transfer Silva 10 dakika süre aldı. Tabii ki Euroleague’e alışacak. Ama takıma katkı vereceği kesin...
‘’Fener zirveye darbe yaptı‘’
Türkiye Sigorta Basketbol Ligi’nde zirveyi yakından ilgilerdiren derbide, Fenerbahçe Beko namağlup Beşiktaş’ı 10 bin kişilik taraftarı önünde farklı yenip zirveye biraz daha yaklaştı. İki takım da yabancı rotasyonlarında sadece tek uzun bulundurmayı tercih etti. Bir yerde kısaların savaşı olacaktı. İlk yarıda Beşiktaş, Mathews, Dotson ve Lemar ile etkili olsa da Fenerbahçe, Tucker önderliğinde karşılık verdi ve devre başa baş bitti.
Ama 3. çeyrekte Fenerbahçe Beko rakibine inanılmaz bir üstünlük kurdu. Özellikle savunmada çok konsantre olan Sarı-Lacivertliler, rakibin tüm silahlarını etkisiz hale getirdi. Hücumda da Thornton’un yanı sıra, Metecan, Hall ve Tarık’la çok yüzdeli üçlükler bulan Fenerbahçe Beko, 34-15 gibi inanılmaz bir seri ile zor geçmesi beklenen bu derbiyi tek periyotta bitirdi. İki takım arasındaki güç ve oyun farkı bir kez daha ortaya çıktı.
Kulübe zarar verecek!
Beşiktaş, geçen yılki final serisinde de Fenerbahçe karşısında çok zorlanmıştı. Belki Lamar yerine Kamagate tercihi fark yaratabilir miydi bilmiyorum ama kısa rotasyonların Fenerbahçe’nin işine yaradığı açıkca görüldü. Fenerbahçe adına Metecan’ın uzun süre dakika alması ve çok faydalı olması değerliydi.
Beşiktaş taraftarı salonu tamamen doldurmuştu. Harika bir atmosfer vardı ama ikinci yarıda maçın kaybedileceği anlaşılınca bilinçli bir şekilde 3 anons yaptırmaları yine kulübe zarar verecek. Zaten bitmiş olan maç hakemlerin soyunma odasına gitmesiyle 15-20 dakika gereksiz yere durdu..
‘’Efes darmadağın‘’
Anadolu Efes için kabus gibi başlayan sezon aynı şekilde devam ediyor. Coach Pablo Laso takımın başına geldikten sonra Fenerbahçe ve Zalgiris deplasmanlarında gösterilen performans bizi umutlandırmıştı. Ama görünen o ki Efes’te olumu anlamda en ufak bir değişiklik olmadı. Kızıl Yıldız sakatlıklarla boğuşmasına rağmen istikrarlı bir grafik çiziyor. Efes ise Dubai ve Asvel yenilgileri sonrası kazanıp en azından hayata tutunmak istiyordu. Ama öylesine dağınık bir görüntü çizdiler ki, inanılır gibi değildi.
Belgrad ekibi hücumda çok ama çok kolay sayılar buldu. Efes’in gölge savunması potalarında neredeyse her hücumda basket görmesine neden oldu. Hücumlar ise tarif edilir gibi değildi. Ne bir düzen, ne bir organizasyon sonrası atılan basket vardı. Neredeyse maçın tamamında Efes’li oyuncuların birebir hücum denemelerini izledik. İzlerken de sıkıntıdan patladık. Devre 43-25 sona erdi. İkinci yarı bir reaksiyon bekliyorduk takımdan ama tam tersi oldu. Fark bir ara tam 26 sayıya çıktı (29-55).
Fişi çekmişler
Lacivert-Beyazlılar resmen fişi çekmişler. Son periyotta yalandan biraz baskı yaptılar o kadar. Bundan sonrası karanlık görünüyor. Bu takımın mental olarak ayağa kalkması zor. Bir de Pablo Laso gibi bir teknik adam getiriyorsunuz, bir tane bile yardımcısı yok. Hala Kokoskov’dan kalma isimler orada oturuyor. En azından Laso’nun güvendiği, tanıdığı, bildiği bir isim olmaydı. Laso’nun da bu durumu kabul etmesi enteresan tabii ki...
‘’Fener Milano'da şov yaptı‘’
Fenerbahçe Beko’dan harika bir galibiyet... Açıkcası arka arkaya Panathinaikos ve Real Madrid gibi takımları yenen Milano, maç öncesi tehlike saçıyordu. Fenerbahçe ise her ne kadar Panathinaikos’a kaybedip bu maça çıksa da genel durumu iyiydi. Nitekim o mağlubiyeti hafızalardan çabuk silmişler. Moralli ve özgüvenli Milano karşısında maça mükemmel başlayıp, mükemmel bitirdiler.
Savunma konsantrasyonu harikaydı. Ligin en iyi üçlük atan, Panathinaikos ve Real gibi takımlara karşı 90’lı sayıları bulan Milano’yu hücumda çaresiz bırakmak galibiyetin anahtarı oldu. Onlar kaçırdıkça Fenerbahçe attı. Bonzie Colson öyle kritik şutlar soktu ki inanılır gibi değil. 5/5 üçlk isabeti onun için kariyer rekoru oldu. Tabii ki son dönemin en istikrarlı ismi Tucker... O da 23 sayı ve 5 ribauntla maçın MVP’si olurken, en ihtiyaç duyulan anlarda sahneye çıktı.
Formunu buluyor...
Fenerbahçe’nin son dönemdeki en büyük başarısı savunma stratejisi. Bunda da Melli ve Birch kilit rol oynuyor. Onlara zaman zaman da Bacot katılıyor. Fener’in uzunları kısalara neredeyse hiç geçilmeyince rakip hücumlar tamamen kaosa dönüyor. Milano da dün bu savunma karşısında çoğu zorlama şutlar kullanmak zorunda kaldı, sadece 72 sayı üretti. Galibiyet kadar Brandon Boston’un performansı da çok önemliydi. Uzun süreli sakatlıktan çıkıp İstanbul’a gelen Boston, yavaş yavaş formunu buluyor. Bence halen fizik olarak NBA’deki günlerinden uzak. Ama dün yeteneği ile 11 sayı attı. Artık hiç çekinmiyor. Ondan gelen ekstra katkı da galibiyete çok yardımcı oldu. Tabii ki toplam top kaybı sayısını 11’e düşürmek de...
‘’Sihirli değnek‘’
Bazen sadece bir coach değişikliği, her şeyi değiştirebiliyor. Sezona hücum profesörü (!) Kokoskov’la ve büyük umutlarla başlayan Anadolu Efes, Aralık ayının ortası geldiğinde ortaya basketbol adına çok ama çok kötü bir görüntü koymuştu. Tamam eksik oyuncular vardı belki ama önce Kokoskov, ardından birebir aynı mantıkla hareket eden Trifunoviç eldeki mevcut oyunculardan en ufak bir katkı almayı başaramadı.
Poirier ve Papagiannis sakattı ama sağlam olan Swider ve Jones’i hiç sahaya sürmeyen, 40 dakikayı ErcanOsmani ikilisi oynayan, 9 kişilik kısa rotasyonu olmasına rağmen Larkin’i 35 dakika oynatıp sakatlanmasına neden olan bu mantelitenin iflas etmesi kaçınılmazdı. Sonra Laso geldi. Adamın elinde sihirli değnek yok ama biraz Euroleague basketbolunu biliyor. Sakatlıklardan yakınmadı, Şehmuz, Swider, Jones hatta Lloyd’dan maksimum verim almanın yollarını çok çabuk buldu.
Güzel olacak...
Zalgiris gibi bir takımı deplasmanda 23 sayı farkla yenmek takıma hem moral hem özgüven kazandırdı. Düne kadar neredeyse dakika almayan Swider, 4 üçlükle toplam 18 sayı üretirken, Jones da 12 dakikada 8 sayı üretti. Basketbolu unutmak üzere olan Lloyd, Kaunas’ta yıldız olduğunu hatırladı 12 sayılık katkı verdi. Tabii ki Poirier’in sakatlıktan dönmesi hücum ve savunmada Efes için büyük artı ama bu değişimi sadece Fransız pivota bağlamak yanlış olur. Laso’yla Efes kimyasının uyum sağlayacağını düşünüyorum. Sakatlar da yavaş yavaş dönecek. Umarız her şey çok daha güzel olacak...
‘’4. çeyrek kabus gibiydi‘’
Fenerbahçe Beko, Panathinaikos karşısına müthiş bir ritmle çıkmıştı. Monaco deplasmanı dahil arka arkaya 6 galibiyet alan Kanarya, son iki maçını kaybeden Panathinakios karşısında seriyi sürdürmek istiyordu. İlk yarı iki takım için de inişli çıkışlı geçti. Oynayıp oynamayacağı belli olmayan Nunn, maça girdikten sonra takımı adına ritmi değiştirdi. Konuk ekip bir anda 10 sayı öne geçmesine rağmen Fenerbahçe çabuk reasiyon gösterdi. 3. çeyreğin maçın kırılma anı olacağını düşünmüştük.
Bu bölüme mükemmel savunma yaparak başlayan, hücumda da Melli ile iki üçlük bulan Sarı-Lacivertliler, 11-0’lık seriyle 43-41 öne geçti, final periyoduna da 57-50 galip girdi. Panathinaikos’u sadece 9 sayıda tutan, Sloukas ve Nunn’dan hiç sayı yemeyen Kanarya, maçı koparacak noktaya getirdi. Ancak Ergin Ataman 4. çeyreğe iki 4 numara ile başlayınca işin rengi de değişti. Hernangomez’le başlayan Panathinaikos skorları, Sloukas ve Nunn ile devam etti. Bu kez seriyi yakalayan taraf Panathinaikos oldu. Fenerbahçe’de ise maç boyu yapılan top kayıpları bu çeyrekte de devam etti. Böyle kafa kafaya giden bir maçta 22 top kaybı çok ama çok fazla. Jasikevicis, savunmada da rakibin iki 4 numaralı sistemine çözüm bulamayınca 3. periyot 9 sayı atan PAO, dördüncü çeyrekte 30 sayı üretip galibiyeti kaptı kaçtı.
Galip gelinseydi...
Fenerbahçe Beko, son bölümde can havliyle gelip maça tekrar ortak olma şansını yakalasa da, boş üçlükleri sokamayınca salondan istediğini alamadı. Sonuçta kayıp büyük değil. Galip gelinseydi zirveye biraz daha yaklaşılacaktı. Ama Monaco maçında yine çok top kaybına rağmen bir şekilde kazanmanın yolunu bulmuştuk. Bu seviyelerde 20 ve üzeri top kaybı yapıp kazanmak artık neredeyse imkansız...









































