Arama

Popüler aramalar

‘’Muhteşem duyarlılık!‘’

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın yönetim biçimini, ilişkilerini beğenmeyebilirsiniz. 17 yıllık başkanlığında yaptığı önemli işler var ancak kulübe zarar veren uygulamaların olduğunun da altını çizmek lazım. Geride bıraktığımız haftada Aziz Yıldırım ve Genel Sekreter Mahmut Uslu, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’yı ziyaret ettiler. Saracoğlu Stadı’nın hemen yanında bulunan, eski adı Kenan Evren Lisesi yeni adı Anadolu Lisesi arazisinin Fenerbahçe’ye verilmesi konusunu görüştüler. Çok kısa sürdüğü basına yansıyan buluşmada Bakan bu yeri Fenerbahçe’ye vermeyeceklerini ancak satabilecekleri ve değerinin de 345 milyon TL olduğunu belirtmiş.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım yıllardır bu yeri almak için çok uğraştı. 3 okul binası ile 1 salon yaptırıp Milli Eğitim’in hizmetine verdi. Para, zaman ve emek harcanmasına rağmen karşılığı çıkmadı. Bir kişi ya da kurum çok istediği bir şey gerçekleşmediğinde ister istemez tepki koyar. Bu çok doğal bir reflekstir. Kimi isyan eder, bazıları da küfür edebiyatını kullanır. Aziz Yıldırım da Bakan’ın yanından çıktıktan sonra güya küfürlü söylemlerde bulunmuş, bu da personel tarafından duyulmuş. Bu iddiaya göre savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş. Dosya kabul görür ise Aziz Yıldırım’a bir mahkeme kapısı daha açılacak.

Sert çıkış bekleniyordu

Fenerbahçe Kulübü’nün Kenan Evren projesinde iyimser davranması bence hata. Çünkü lastik gibi uzayan konulardan genelde pek hayır çıkmaz. Elbette devlete inanacaksınız ama bunca yaşananlardan sonra Fenerbahçe Kulübü’nün işini sağlama almaması olmazdı.

Ülkede neler yaşandığı malum. Yolsuzluk ve rüşvet olayları, Anayasa ve kanunları hiçe sayan saymakla bitmeyecek uygulamalar. Bunlar karşısında sessiz kalıp, kafalarını kuma gömenler Aziz Yıldırım’ın küfürlü isyan ettiği iddiası sonrasında ‘Muhteşem duyarlılıkları’nı gösterip savcılığa suç duyurusunda bulunmuşlar. Keşke Aziz Yıldırım kendini tutup küfür edebiyatını kullanmasaydı. Ancak bu gibi tepkiler her alanda ve mevkide maalesef oluyor.

Aziz Yıldırım, Kenan Evren projesi ile ilgili yaptığı basın toplantısında bugüne kadar gelen çalışmaları, yazışmaları ve görüşmeleri anlattı. Yıldırım’dan herkes sert ve kararlı çıkış bekliyordu. Ancak bunu umanlar hayal kırıklığı yaşadı. Yıldırım’ın alışılmamış bu yumuşak tavrına değişik yorumlar geldi. Bakalım Aziz Yıldırım savcılığa taşınan olayla ilgili nasıl bir tavır koyacak.

07 Mayıs 2015, Perşembe 02:30
YAZININ DEVAMI

‘’Fenerbahçe kazandı ama...‘’

Şampiyonluğa oynayan Fenerbahçe ilk 45'te bu kadar defans ve kaleci hataları ile oynarsa, işi hayli zor.

Yarışta son düzlüğe çıkıldı. Böyle durumlarda hırs, kazanma isteği, rakibi yıldırma tavan yapmalı.
Ancak Fenerbahçe'de Caner ve Diego'nun dışında diğer oyuncular nedense durumun farkında değiller.
Volkan, inanılmaz iki hataya imza attı. Alves ve Egemen de savunma göbeğinde Volkan'a uyunca, Fenerbahçe öne geçtiği maçta, iki kez geriye düştü.
Korkaklığı bir türlü üstünden atamadı Fenerbahçe...

Alper topla buluşmamak için yoğun çaba harcadı.
Kuyt da tanınmayacak kadar kötüydü.
Ani çıkışlarda çoğalamayan Fenerbahçe, sistem sıkıntısı ile dikkat çekti.
Balıkesirspor rahat, savunmadan ayağa paslarla çıktı.

Orta alanda iyi organize olan konuk takımda, Sercan, Eray, Gomes ve Isaac birlikte gidip gelerek, Fenerbahçe savunmasında hayli sıkıntı yarattı.
Balıkesirspor Caner-Diego ikilisinin direnci ve hırsına takıldı.

Fenerbahçe bu iki oyuncusunun üst düzey performansı sayesinde ilk yarıyı 3-3'e taşımayı başardı.
İsmail Kartal, gününde olmayan Alper ile Kuyt'ı çıkartıp, Selçuk ile Emenike'ye şans verdi.
Fenerbahçe, biraz önde kalıp baskı yaparak, rakibinin ilk yarıdaki gibi rahat pas yapmasını engelledi.
Sow'un 50'de bulduğu gol, Fenerbahçe'ye güven bağlamında da katkı yaptı.
Sarı - Lacivertliler organize çıkışlar da buldu.

Fenerbahçe, Balıkesirspor önünde kazanmasına rağmen, tribünler bir 90 dakikayı daha diken üstünde izledi.
Bitime 5 hafta kaldı. Fenerbahçe bu oyun anlayışı ve temposu ile devam ederse, puan kaybı yaşaması sürpriz olmaz.

Çok kolay geçmesi gereken Balıkesirspor maçından, Fenerbahçeli oyuncular inşallah ders çıkartır. Çünkü olası bir puan kaybı, 4. yıldızı tehlikeye sokar.

02 Mayıs 2015, Cumartesi 22:00
YAZININ DEVAMI

‘’Fenerbahçe kazandı ama...‘’

Şampiyonluğa oynayan Fenerbahçe ilk 45'te bu kadar defans ve kaleci hataları ile oynarsa, işi hayli zor.
Yarışta son düzlüğe çıkıldı. Böyle durumlarda hırs, kazanma isteği, rakibi yıldırma tavan yapmalı.
Ancak Fenerbahçe'de Caner ve Diego'nun dışında diğer oyuncular nedense durumun farkında değiller.
Volkan, inanılmaz iki hataya imza attı. Alves ve Egemen de savunma göbeğinde Volkan'a uyunca, Fenerbahçe öne geçtiği maçta, iki kez geriye düştü.
Korkaklığı bir türlü üstünden atamadı Fenerbahçe...
Alper topla buluşmamak için yoğun çaba harcadı.
Kuyt da tanınmayacak kadar kötüydü.
Ani çıkışlarda çoğalamayan Fenerbahçe, sistem sıkıntısı ile dikkat çekti.
Balıkesirspor rahat, savunmadan ayağa paslarla çıktı.
Orta alanda iyi organize olan konuk takımda, Sercan, Eray, Gomes ve Iaaac birlikte gidip gelerek, Fenerbahçe savunmasında hayli sıkıntı yarattı.
Balıkesirspor Caner-Diego ikilisinin direnci ve hırsına takıldı.
Fenerbahçe bu iki oyuncusunun üst düzey performansı sayesinde ilk yarıyı 3-3'e taşımayı başardı.
İsmail Kartal, gününde olmayan Alper ile Kuyt'ı çıkartıp, Selçuk ile Emenike'ye şans verdi.
Fenerbahçe, biraz önde kalıp baskı yaparak, rakibinin ilk yarıdaki gibi rahat pas yapmasını engelledi.
Sow'un 50'de bulduğu gol, Fenerbahçe'ye güven bağlamında da katkı yaptı.
Sarı - Lacivertliler organize çıkışlar da buldu.
Fenerbahçe, Balıkesirspor önünde kazanmasına rağmen, tribünler bir 90 dakikayı daha diken üstünde izledi.
Bitime 5 hafta kaldı. Fenerbahçe bu oyun anlayışı ve temposu ile devam ederse, puan kaybı yaşaması sürpriz olmaz.
Çok kolay geçmesi gereken Balıkesirspor maçından, Fenerbahçeli oyuncular inşallah ders çıkartır. Çünkü olası bir puan kaybı, 4. yıldızı tehlikeye sokar.

02 Mayıs 2015, Cumartesi 20:50
YAZININ DEVAMI

‘’Zamanlama önemli‘’

Çünkü Gaziantepspor, orta alanda pres yapmadan, baskı kurmadan ve fazla direnç göstermeden oynadı. Sarı - Lacivertli ekip, topa sahip olduğu her pozisyonda 4-5 kişi ile atağa çıktı. Savunmada rakibini az adamla yakalamasına rağmen Fenerbahçe bir türlü istediği net gol fırsatlarını üretemedi.

Alper'in çok istekli oyunu karşısında, Baroni'nin ağır davranıp, daha çok geriye paslarla oynaması, Fenerbahçe'nin çabuk çıkmasına da engel olan nedenlerden biriydi. Sarı-Lacivertli ekip, Sow'un ayağından farkı ikiye çıkartmasaydı, 2. bölgede hayli sıkıntı çekebilirdi.
Kötü oynayan Gaziantepspor, bu haliyle bile Fenerbahçe defansının üstüne gitti. Ancak Mehmet Topuz, Egemen ve Bekir, rakip atakları rahatlıkla etkisiz hale getirdiler, gol fırsatı vermediler.

Çok rahat bir tempoda maçı götüren Fenerbahçe, lper'in Emenike'ye 'al da at' dercesine yarattığı pozisyonla maçın henüz başında 1-0 öne geçti.

Sow'un attığı golde ise yapılan paslarla Gaziantepspor defansını oyundan düşüren Fenerbahçe soyunma odasına çok rahat gitti: 2-0.

Alper belki de Fenerbahçe'ye geldiği günden bu yana en iyi 90 dakikasını oynadı. Yeşil alanın her bölgesini kullananan genç oyuncu, ele - avuca sığmadı. Rakip meslekdaşları onu. bolca faul yaparak durdurmaya çalıştı. İkinci yarıda da topla daha fazla haşır-neşir olan taraf, Fenerbahçeydi...

Yana ve geriye pas tercihleri yüzünden Fenerbahçe'nin tehlike bölgesinde boy gösterme yüzdesi ilk yarıya oranla düşüktü. Emenike ve Sow gibi sprinter, Kuyt gibi gol şansı yüksek olan futbolcuların varken, öne doğru oynama düşüncesini az kullanmak, en zayıf rakibi bile iştahlandırır. Gaziantepspor da bu durumu 'es' geçmedi. İki net pozisyondan boş dönen konuk takım, üçüncüyü affetmeyip, Stilic'le farkı bire indirdi.

Maçın son 15 dakikası, lider için stres, sıkıntı, tribün baskısı ile başladı. Alper'den bayrağı alan Salih, Fenerbahçe'yi rahatlatan isim oldu. Caner'in presiyle kapılan topta soldan sıfıra kadar inen genç oyuncu, Emenike'ye en rahat gollerinden birini attırdı. Fenerbahçe'nin orta alanda sıkıntı çektiği dakikalarda Ersun Yanal'ın gerekli değişiklikleri zamanında yapmamasını, anlayamadık. Salih ve Webo, oyuna daha erken alınsa, rakip bu kadar cesaretlenmeyecekti.
Fenerbahçe fazla zorlanmadığı Gaziantepspor maçını 3-1 kazanmasına rağmen, zaman zaman tribünlerini huzursuz etti. Ancak alınan bu üç puanla galibiyet serisi sürmüş oldu.

26 Ekim 2013, Cumartesi 00:30
YAZININ DEVAMI

‘’Kuyt affetmedi‘’

Bu bölgede görev yapan Mehmet Topal, Meireles ve Alper Potuk üçlüsünden, sadece Meireles sorumluluk alan isim olark gözükürken Topal ile Alper beklentilerin gerisinde kaldılar. Orta alandaki koordinasyon bozukluğu Fenerbahçe'nin oyununu da ister istemez olumsuz etkiledi. İsabetli pas, çabuk çıkma ve kenar bindirmeleri, 2. bölgenin işlevsizliği yüzünden oyuna yansımadı. Gençlerbirliği'nin Teknik Patronu Metin Diyadin Fenerbahçe'yi iyi çalışmış. Rakibin orta sahadaki etkinliğini bu bölgede fazla adam bulundurup ve boş alan bırakmayarak engellemeyi başardı.

Fenerbahçe ikinci yarıya daha önde başladı. Sarı - Lacivertliler bilinçli atak geliştirmede yine zorlanmasına rağmen, duran toplarda tehlikeler yarattılar. Rakip ceza alanı içinde oluşan karambollerde Sow bir kez direğe takılırken, bir pozisyonda da çerçeveyi bulamadı. Fenerbahçe beklediği golo yine bir duran top sonrası buldu. Korner atışı sonrasında Ankara ekibi ceza alanın içinden topu bir türlü uzaklaştıramadı. Son kez meşin yuvarlağı önünde bulan Kuyt affetmeyip takımın öne geçirmeyi bildi.Gol sonrası genelde savunma yapmayı tercih eden Gençlerbirliği, skoro denge getirmek için çok adamla çıkmaya başladı. Uğur çiftçi'nin kırmızı kart görmesinin ardından Fenerbahçe orta alanı daha rahat kullanmaya başladı. Webo'nun yerine giren Emenike, mutlak pozisyonları cömertçe harcadı. Ancak Sarı - Lacivertlilerin sahada sayısal denge varken fırsat tanımadığı rakibe, bir eksikle önemli pazisyonlar vermesi ilginçti. Bu zaaf Sarı - Lacivertli ağır bir fatura çıkartabilirdi.

Fenerbahçe arka arkaya beşinci maçını kazanarak zirvedeki yerini korumayı bildi. Sarı - Lacivrtli ekip oyun olarak genelde çok iyi bir performans sergilemese de istediği üç puanı alıp rakiplerinden bir adım öne geçti.

29 Eylül 2013, Pazar 21:25
YAZININ DEVAMI

‘’İki renkli Ulusal Takım‘’

Rakibi kendi sahasında kabul edip kontra çıkışlarla gol düşüncesi bariz bir şekilde gözüküyordu. Türk Milli Takımı bu tuzağı yemedi. Mutlak kazanması gerekse de paldır küldür ev sahibinin üstüne gitmedi. Rumenleri şöyle bir tarttıktan sonra özellikle kanat hücumlarıyla gol arayışları başladı. İki bek Maten ile Ratz‘ın ofansı fazla düşündüğünü fark eden Milliler, Caner ve Gökhan’ın bindirmeleriyle kısasa kısas yaptı. Caner’in solda adrese teslim sert kesmesine, Burak hakkını verip şık bir kafa vuruşuyla Türk Milli Takımı’nı öne geçirdi. İyi pas yapan, mücadele ve yardımlaşmada taviz vermeyen, boş alan bırakmayıp rakibe fırsat üretme şansı bırakmayan Ay-Yıldızlı ekip, bu görüntüsüyle ilk yarıda pek fazla zorlanmadı. İkinci yarıda Milli Takım’ın o iyi düzeni yerini klasik bir galip takım yaslanmasına bıraktı. İkinci bölgede baskı görmeyen Rumenler çok adamla bazen de tüm hatlarıyla yüklenme fırsatını buldu. Taze kanlar Maxsim ve Popu’nun yanı sıra Stancu, Tanase ve Maten’in sürüklediği atakları, Volkan’ın koruduğu kalede ciddi tehlikeler oluşturdu. Orta alanda iyi organizasyonu yakalayamayan, Milliler Gökhan Töre’nin gereksiz top tutmaları sonunda kaptırdığı toplarla, savunmada sıkıntılı anlar yaşadı. Zaman zaman ilk yarıda olduğu gibi bilinçli ve ayağa paslarla yapılan hücum girişimleri, Romanya’nın belirli bölümlerde hızını kesmeye yaradı. Ancak sonlandırmaya yetmedi. 5 dakika verilen uzatma anlarında Rumenler tüm gemileri yakıp ceza alanımıza doldular. Ömer, Semih, Caner ve Mehmet Topal’ın savunmada gösterdiği direnç, Arda ile Selçuk’un verdiği destek gole şans vermedi. Bu yoğun baskı arasında golü bulan, Türk Milli Takımı oldu. Mevlüt şık bir ayak içi plaseyle, Rumenler’in tüm umutlarını bitirdi. Fatih Terim’le Romanya deplasmanında aldığı önemli galibiyetle, Ulusal Takımımız 2014 Dünya Kupası için umutlarını yükseltti. İki yarıda da değişik bir oyun anlayışı sergileyen Milliler, ilk bölümdeki tempoyu ve taktik anlayışı bundan sonraki maçlara da taşıdığı takdirde, mucizeyi yaratma başarısını gösterebilir.

11 Eylül 2013, Çarşamba 20:00
YAZININ DEVAMI

‘’Sistem farkı‘’

Hem de Fenerbahçe taraftarını fazlasıyla mutlu edecekti. Fenerbahçe karşılaşmaya baskılı başladı. Orta alandan iyi çıkan Sarı - Lacivertliler rakip ceza alanında ciddi pozisyonlar üretti. Ancak Emenike, Sow ve Meireles'in gol vuruşlarından sonuç çıkmadı. Ev sahibi Arsenal ilk ciddi atağında golü bulunca Fenerbahçe'nin planları da alt üst oldu.

İstanbul'da ki maçta olduğu gibi Arsenal çabuk ayağa paslar sonrasında atakları kanatlara taşıdı. Yan ortalardan gol kovaladı. Arsenal Bu taktik anlayışı maçın sonuna kadar sürdürdü. Her pozisyonda savunmanın arkasına atılan toplar, Fenerbahçe kalesinde ciddi tehlikeler oluşturdu. Ramsey'in attığı iki gol de çok çalışmanın ürünüydü. Fenerbahçe geriye düştakten sonra da gol arayışlarını sürdürdü. Defansif anlamda sıkıntılar yaşayan Fenerbahçe, gol yollarında da çoğalamama sorununa bir türlü çare bulamadı. Emenike ile Sow Arsenal savunması içinde çoğu zaman tek başlarına kalmaya mahkum oldular.

Sakatlık sonrası iyi dönüş yapamayan Gökhan ile istenilen şekilde hazırlık dönemi geçiremeyen Sow, Fenerbahçe'nin Lonndra'da ki hayal kırıklığı yaratan oyuncuları oldular. Sarı - Lacivertli ekip karşısında fazla zorlanmayan ve kendi sisteminden taviz vermeyen Arsenal fizik güç, takım savunması ve organizasyon olarak Fenerbahçe'den yine üstün gözüken taraftı.Sistem anlamında hala sorun yaşayan Fenerbahçe, prestij için çıktığı maçta da Arsenal'a yenilmekten kurtulamadı. Sarı - Lacivertliler geçen yıl olduğu gibi çok istenilen Şampiyonlar Ligi'ne yine veda etti. Fenerbahçe Avrupa'da kupa şansını yine Avrupa Lig'ne bıraktı.

28 Ağustos 2013, Çarşamba 00:00
YAZININ DEVAMI

‘’Bu oyunla asla‘’

İlk yarının tamamında tek kale bir maç oldu. Ramsey, Cazorla, Giroud ve Wilshere zaman zaman sol çizgide 5'e 2 bile yaptılar. Fenerbahçe'nin ikinci bölgesinde Emre, Meireles, Mehmet Topal sanki ayrı dünyalardaydılar. Rakip baskısına önde cevap veremeyince hep savunmada kaldılar. Bu durumda ileriye çıkışlarda zorlanırken, pas organizasyonunda da zayıf not aldılar. Arsenal'in final paslarında eksik kalması Fenerbahçe için avantaj oldu. Ayrıca Savunma göbeğinin ayakta kalması ilk yarıda İngilizler'e gol imkanı vermedi.

Fenerbahçe, Aykut Kocaman döneminden Ersun Yanal sistemine geçmenin sancısını çekiyor galiba. Çünkü hala Sarı-Lacivertli ekibin hangi anlayışta oynadığı belli olmuyor. İkinci devrenin başlarında Fenerbahçe rakibi önde karşılamayı denedi. Kenar oyuncuları Kuyt ile Sow orta üçlüye yaklaşarak ikinci bölgede yakın oynayıp pas trafiğinde üstünlük yakalamaya çalıştı. Bu deneme Fenerbahçe'ye pahalıya patladı. Çabuk ayağa oynayan ve duvar paslarında çok başarılı olan Arsenal, Sarı-Lacivertli ekibin iki kanadına da ambargo koydu. Defansif anlamda yetersiz kalan Fenerbahçe, alan ve alan paylaşımında da hatalar yapınca, İngiliz takımı 2-0'lık skor üstünlüğünü yakaladı.

Şampiyonlar Ligi hesapları yapan Fenerbahçe ilk pozisyonu bulduğunda dakika 65'i gösteriyordu. Bir de daha sonra Sow'un az farkla üstten dışarı giden şutu vardı. Bu kadar kötü oynayan ve disiplinden kopan Fenerbahçe'nin çok koşan, her bölgede mücadele eden, pozisyon için yırtınan Arsenal karşısında gol bulması mucize olurdu. Devre arasında ilk 11'lerin yaş ortalamasına göz attım. Fenerbahçe'nin 30.9, Arsenal'in ise 25.81 çıktı. Bunu yazmamın sebebi, futbolun biraz da genç yaş işi olduğunu vurgulamaktı. Fenerbahçe sahasında aldığı 3-0'lık yenilgiyle bu sezonda Şampiyonlar Ligi'ne havlu attı. Artık Ersun Yanal'ın işi daha da zorlaştı. Çünkü Fenerbahçe kaybetmenin yanı sıra kötü oynuyor. Bu sorun çözülmediği taktirde, Sarı-Lacivertliler'in Avrupa Ligi ile Süper Lig'de işi hayli zor olacak.

22 Ağustos 2013, Perşembe 00:00
YAZININ DEVAMI