‘’Nani'den üçlük‘’
Karşılaşmada iki taraf da defansif anlamda adeta yarıştı. Mücadelede topun arkasına çabuk geçme, saha ve adam paylaşımı bağlamında korakor bir tempo vardı. Ancak bazı pozisyonlarda kasti faullerin aşırı dozda olması saha içi ve tribünlerde gerginliğin yükselmesine neden oldu. Başakşehir'den Badji'yle Uğur'a, profesyonellik dışı fauller yakışmadı. Caner de, zaman zaman sinirlerine hakim olamayınca riskli faullere başvurdu. Futbol dünyasındaki başarılı hakemimiz Cüneyt Çakır'ın sarı kart kullanımında gecikmesinin de altını çizmek lazım.
Mücadele olarak etkili olan iki takım aynı başarıyı ofansif oyunda gösteremedi. Fenerbahçe ve Başakşehir, ne yazıkki ilk yarıda gol pozisyonuyla tanışamadı. Arkadan pas yaparak çıkışlarda sıkıntı yaşamayan taraflar, üçüncü bölgede sıksık top kayıpları yaptılar.
Fenerbahçe teknik direktörü Pereira, ofansif sorunu sonlandırma düşüncesiyle Ozan, Diego - Fernandao, Van Persie değişikliğine gitti. Portekizli hocanın 60. dakikada 3 değişiklik hakkını kullanması, ilerleyen dakikalarda Fenerbahçe için sıkıntı yaratacak bir tercihti. Çünkü şanssız bir sakatlık Fenerbahçe'yi eksik bırakabilirdi. Neyseki korkulan olmadı.
Van Persie-Diego hamlesi de Sarı Lacivertli takımın pozisyon derdine çare olmadı. 64. dakikada Badji'nin kırmızı kart görmesinden sonra Fenerbahçe, rakip ceza alanı çevresinde daha fazla gözüktü. Markovic'in iki kanattan yaptığı bindirmelere Başiakşehir kalecisi Volkan Babacan uzun süre direndi. Son haftaların formda takımı Fenerbahçe'nin Başakşehir önündeki can sıkıcı ve keyifsiz oyununu Nani, bitirdi.
Poretkizli yıldız, ikinci yarıdaki sessizliğini bitime 10 dakika kala bozdu. Sol taraftan taşıdğı topla ceza alanına paralel şekilde rakiplerini oyundan düşüren Nani, sağ ayak içi sert plaseyle Başakşehir duvarını yıktı.
Fenerbahçe'de kritik anlarda skoru her an avantaja çevirecek oyuncu sayısı hayli fazla... Van Persie, Nani ve Markovic'i örnek gösterebiliriz. Fenerbahçe'nin kötü olduğu karşılaşmalarda biri çıkıp, 3 puanı alıp götürüyor. Akşamın fotoğrafı da böyleydi. Fenerbahçe zor da olsa kazandı ve Beşiktaş - Galatasaray derbisini beklemeye koyuldu. Galatasaray kazanırsa Fenerbahçe liderliği geri alacak.
‘’Fenerbahçe nefes aldırmadı‘’
Fenerbahçe, savunmasını orta sahada kurdu. Top rakipteyken Fernandao, Alper, Markovic ve Diego rakip defansa baskı yaptı. Dar alandaki savaşın galibi genelde Fenerbahçe oldu. Pres karşısında istediği oyunu kuramayan Celtic çok top kaybetti. Öne çıkmak için boşluk bulamayan konuk takımın orta alan ve defansı çoğunlukla kalecileri Gordon’la oynamak zorunda kaldı. Bu yüzden ilk yarıda Celtic’in topla en fazla buluşan futbolcusu Gordon oldu.
Savunma sistemi riskliydi
Fenerbahçe’nin savunma sisteminde riskli taraf da vardı. Geri dörtlünün arasına atılan toplarda Nadir, McGregor ve Armstrong’un Fabiano ile burun buruna kalma olasılığı söz konusuydu. Gökhan Gönül, Ba ve Alves; Mehmet Topal’ın verdiği destekle genelde rakibe açık vermedi. İlk yarıda Nadir, bir kez kaçmayı başardı. Ancak Ba, ensesinden ayrılmayıp tehlikeyi önledi. Savunma anlayışıyla ağır basan Fenerbahçe, ofansif olarak da önde kaldı. Kenar bindirmeleri, ortadan 2’ye 1’lerle sürekli pozisyon zorladılar. Mehmet Topal direğe takıldı. Diego ve De Souza’ya kaleci Godrdon izin vermedi. Ancak Celtic, Markovic’in fizik gücü ve süratine çare bulamadı. Sırp oyuncu, Gordon’u da geçip golünü atarak tur yolunu açtı.
İşler tersine döndü
Fenerbahçe, sistem ve temposunu ikinci yarıda da bozmadı. Topun arkasına çabuk geçen, iyi pas yapan, skorun üstüne yatmayan Fenerbahçe’nin bu duruşu, 67. dakikaya kadar sürdü. Diego, hakemin burnunun dibinde rakibine tekme sallayınca kırmızı kartı gördü ve takımını 10 kişi bıraktı. Fenerbahçe eksilince işler tersine döndü. Rakibin geriye çekilmesini fırsat bilen Celtic, iki kanada da yüklendi. Alves ve Ba’nın adam paylaşım hatasını sonradan oyuna giren Commons affetmedi. Beraberlik sonrası Fenerbahçe, defansif anlamda toparlanıp işi daha sağlama aldı. Celtic’in tüm girişmlerini etkisiz bırakan Fenerbahçe, 90 dakikayı 1-1’lik skorla kapatmayı bildi ve Avrupa Ligi’nde gruptan çıkarak bir üst tura yükseldi. Fenerbahçe Avrupa Ligi’ndeki maçlarının çoğunda iyi futbol sergileyerek bir üst turu hak etti.
‘’Gökhan ateşledi ama yetmedi!..‘’
Son üç maçını net skor ve iyi futbolla kazanan Fenerbahçe, Antep deplasmanında konsantrasyon olarak ilk yarıda çok geride kaldı. Bir duran top organizasyonunda, üstelik Fenerbahçe 1-0 gerideyken, savunma derinliğinde Volkan Demirel’in önünde sadece Hasan Ali’nin bırakılması, bu eksikliğin net fotoğrafıydı. Hasan Ali, rakibin hızlı çıkışında yaptığı sert hareketle kırmızı kart gördü ve Fenerbahçe 10 kişi kaldı. Ayrıca mücadele ve prese dayalı oyunda da Fenerbahçe, Gaziantepspor’un üstüne çıkamadı. Nani, bireysele takılıp, buluştuğu topların çoğunu kaybetti. Diego ve De Souza, daha çok geriye dönük oynayarak, ofansif hakimiyeti kuramadı. Fenerbahçe, iki ceza alanı arasında beklenen üstünlüğü sağlayamadı ve dolayısıyla da pozisyon üretmede sıkıntı çekti.
Vasat futboldan kurtuldular
Camara, Chibuike ve Larsson üçlüsünün hakimiyetini bozmak için Fenerbahçe, ikinci bölümde genelde 3-5-1 dizilişinde durdu. Bu sistemde Sarı - Lacivetliler, ikinci bölgeyi daha efektif kullanmaya başladı. Gökhan Gönül’ün sürüklediği ataklarda, Fenerbahçe iki kez skora denge getirdi. Eksik olmasına rağmen, ilk yarıdaki vasat futbolu sıyırıp atan Fenerbahçe, son dakikaya kadar galibiyeti kovalarken, gol için her yolu denedi. Ancak bazen rakip savunma, son dakikalarda direk, Fenerbahçe’ye galibiyeti getirecek gole izin vermedi.
Mersin galibiyeti ile iyi bir çıkış yakalayan Fenerbahçe, Trabzonspor maçı ile liderlik koltuğuna da oturmayı başarmıştı. Ancak Gaziantep deplasmanında özellikle ilk yarıdaki temposuz ve renksiz futbolu nedeniyle Sarı - Lacivertliler, yakaladıkları liderliği bırakmak mecburiyetinde kaldı. Sarı - Lacivertliler, hızlı ofansif ağırlığı olan ve mücadele tarafı yüksek oyun tarzını yakaladığı her maçı kazanabilecek kalitede bir kadro yapısına sahip... Yeter ki, bu oyun anlayışında sürekliliği yakalayabilsin...
‘’Özgürlük Fener'e yaradı‘’
Pereira’nın özgür futboluyla, Fenerbahçe’nin saha içindeki karne notu her maç yükseldi. Mesela Mehmet Topal rakip hatlar arasında topu en yakın iki arkadaşına veriyordu. Diego ile Souza çok fazla görev bölgelerinden çıkamıyordu. Bu durumda Fenerbahçe orta alanda oyun kuramıyor ve pozisyon üretemiyordu. Mersin deplasmanıyla başlayan saha içi özgürlüğü Fenerbahçe’yi iyi oyunla buluşturdu. İkinci ve üçüncü bölgede sürekli hareket eden, çabuk ayağa paslarla kenar bindirmeleri yapan, ver-kaçlar ve araya isabetli paslar Fenerbahçe’nin özgürlük sonrasında gelen ofansif yükselişiydi.
Kısa bir durgunluk
Sarı-Lacivertliler savunma yönleriyle de Trabzonspor’a göz açtırmadı. Önde başlayan baskı ile birlikte Bordo-Mavililer pas yapamadı. Bunun üzerine gol pozisyonuna da giremedi. Alper Uludağ’ın 42. dakikada kırmızı kart görmesinden sonra Trabzonspor tüm ağırlığı defansif oyuna verdi. Fenerbahçe, Trabzonspor’u kendi sahasına hapsettiği bu süreçte önemli pozisyonları gole çeviremedi. 70. dakikadan sonra ise Fenerbahçe’nin gereksiz durgunluğu başladı. Gol yollarına gitmeye hiç niyeti olmayan Trabzonspor’a adeta davetiye çıkardı. Hatalı paslar ve telaş, Fenerbahçe’nin kısa süre de olsa oyundan düşmesine neden oldu. Neyse ki 88. dakikada Fernandao skoru 2-0 yaparak kara bulutları dağıttı. Fenerbahçe bu galibiyetle liderlik koltuğuna otururken taraftarına Avrupa’dan sonra Süper Lig için de umut verdi.
Maçın önemli anlarına gelince; 6. dakikada Mehmet Ekici’nin pasında Erkan Zengin sol kanatta topla buluştu. Arka direkte uygun durumdaki N’Doye’ye doğru pasını verdi. Volkan Demirel topun kontrolünü sağlayarak tehlikeyi önledi.
11. dakikada Diego’nun şık pasında soldan ceza alanına giren Alper, geriye doğru çıkardı, Luis Nani, topun gelişine sol ayağıyla yaptığı müthiş vuruşla meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu: 1-0.
15. dakikada ceza sahası dışı sağ çaprazdan kazanılan serbest vuruş için topun başına van Persie geçti. Hollandalı oyuncunun doğrudan kaleye gönderdiği top az farkla auta gitti.
26. dakikada Mehmet Topal’ın pasıyla hareketlenen Van Persie ceza sahasına girer girmez pasını Nani’ye verdi. Portekizli oyuncu bekletmeden şutunu çekti ancak top Mustafa Yumlu’dan geri döndü.
41. dakikada Alper’in pasıyla hareketlenen Van Persie bekletmeden topu kale sahası içine çıkardı. Altı pas içinde topla buluşan Diego bomboş durumda topu kaleye değil, üstten dışarı gönderdi.
59. dakikada Diego’nun ceza sahası içine gönderdiği topu van Persie göğsüyle önüne indirdi. Ancak tam şut çekecekken Cavanda araya girdi ve tehlikeyi önledi.
88. dakikada Nani, Gökhan Gönül’ün kendisine aktardığı topu, kavisli şekilde altıpasa gönderdi, Fernandao, güzel bir kafa vuruşuyla ağları havalandırıp, skoru belirledi: 2-0.
‘’Avrupa'nın Kralı Fernandao!‘’
Hava koşulları ve suni çim zemin, Molde’nin avantajları idi. Ancak Fenerbahçe bu şartların gediklisiymiş gibi oynadı. Mehmet Topal’ın yokluğunu aratmayan Ozan ile Diego ve Souza tam bir uyum içindeydiler. Az pas hatası yaptılar, bunun yanı sıra rakipten top çalma oranları yüksekti. Alper ve Nani’nin desteği ile ikinci bölgenin kontrolü genelde Fenerbahçe’de kaldı. Molde’ye ciddi pozisyon vermeyen Sarı-Lacivertliler ilk 45’te Ozan, Souza ve Diego ile önemli fırsatları kullanamadı. Defansif yönden de başarılı bir çizgide duran Fenerbahçe, sadece Svendsen’in üst direği bulan şutunda dengesiz yakalandı.
Derslik gol...
Fenerbahçe 50-60 arası yorgunluk belirtileri ile biraz zorlandı. Alper, Ozan ve Diego üçlüsü çabuk toparlanıp oyunu ilk yarı ayarlarına çevirdiler. Çabuk ayağa pas düşüncesi defansif yönü ağır basan Molde’yi bozdu. Alper’in arka direğe yaptığı orta ve Fernandao’nun kafa golü hazırlanış olarak ders tadında idi. Fenerbahçe bu organizasyonda arka arkaya 5 pas sonrası, Avrupa maçlarındaki gol makinesi Fernandao ile kilidi açtı. İki ceza alanı arasında oynama yeteneği üst düzeyde olan Ozan Tufan, iskinci golde pozisyonu hazırladı. Takipçiliği ile de etkili futbolunu golle taçlandırdı.
Avantaj Fener’de
Fenerbahçe karşılaşma boyunca üstün oynadığı Molde önünde, deplasmanda kazanarak gruptan çıkma yolunda önemli bir avantaj yakaladı. Ülker Stadı’nda Celtic karşısında alınacak bir puan Sarı- Lacivertli ekibi bir üst tura taşıyacak.
‘’Fener'de Mersin coşkusu‘’
Fenerbahçe’nin 45 dakikada bu kadar pozisyon bulduğu ilk maçtı, Mersin deplasmanı. Şayet Alper ile Van Persie, son vuruşlarda becerilerini konuşturabilse, Fenerbahçe devreyi 3-4 farklı skorla tamamlayabilirdi.
Sarı-Lacivertliler, özellikle 2. bölgeyi iyi kullandı. Mehmet Topal-De Souza ikilisi, rakibin pozisyon düşüncesini her fırsatta başlamadan kesti. Diego, Nani, Alper, hücum bölgesine sık sık destek verdi.
Fenerbahçe’nin ofansif düşüncesine alternatif üretemeyen Mersin İdmanyurdu, defans yapmaktan, atağa çıkamadı.
8’de Mehmet Topal orta alanda kaptığı topla rakipleri arkasında bırakıp, ceza alanına girdi, Hasan Ali’ye çıkardığı topu, bu oyuncu düzgün bir vuruşla gol yaptı: 0-1.
12’de Nani’nin ceza alanına yaptığı ortaya Souza, sağ ayağı ile dokundu, kaleci Muammer son anda tokatlayıp, meşin yuvarlağı kornere gönderdi.
16’da Alper ceza alanı içinde Van Persie’yi gördü. Uygun durumda olan Hollandalı, kötü bir şut denemesi ile topu Muhammer’in kucağına nişanladı.
22’de Van Persie, topu kafa ile Alper’e indirdi. Bu kez Alper’in cılız şutu Muammer’de kaldı ve ilk yarı 1-0 Fenerbahçe’nin galibiyeti ile tamamlandı.
Vites daha da yükseldi
Fenerbahçe 2. bölümde vitesi daha da yükseltti. Savunmadan iyi pas yaparak çıkan Sarı-Lacivertliler; Alper, Diego ve Mehmet Topal’ın etkili oyunu ile 3. bölgeyi kuşattı, kanat bindirmeleri sonucunda gelen pozisyonlarla farkı açtı. Fenerbahçe, karşılaşma süresince defansif ve ofansif anlamda temposunu düşürmedi. Ev sahibi, gol de dahil üç pozisyonun üzerine çıkamadı. 47’de Alper’in pası ile buluşan Nani, savunmadan sıyrıldıktan sonra sol çaprazdan kaleyi düşündü. Ancak top yandan dışarı gitti.
49’da Diego, Servet’i etkisiz bıraktıktan sonra, soldan çizgiye kadar indi, arka direğe yaptığı ortayı Nani, sağ ayak içi dokunuşla ağlara bıraktı: 0-2.
57’de Fenerbahçe’nin en iyisi Mehmet Topal, sağdan bindirdi, altı pasta müsait olan Van Persie’ye alda-at dercesine bir pas çıkardı. Hollandalı gerekeni yaptı ve skoru 3-0’a taşıdı.
59’da Mersin İdmanyurdu ilk tehlikeli atağını gerçekleştirdi. Sinan’ın soldan arka direğe kestiği topa Nakoulma kafayı vurdu, farkı ikiye indirdi: 1-3.
67’de Sinan defansın arkasına sarktı, vuruşunda Volkan Demirel’e çarpan top, yan direkten geri geldi.
90’da Volkan Şen, ceza alanı içinde topla buluştu, şutunu attı,
Muammer topu kornere çeldi. Fenerbahçe bu sonuçla deplasmanda Mersin İdmanyurdu’nu 3-1 yenip, günü lider olarak tamamladı.
‘’İkinci bölümdeki Fener'e evet‘’
Fenerbahçe tribünleri, Torku Konyaspor maçının ilk yarısında bir kez olsun heyecandan ayağa kalkmadı. Çünkü Sarı-Lacivertli ekip, elle tutulur tek atak yapamazken, Serkan’ın kalesine şut bile atamadılar. 2. bölge adamları, öne oynayacakları yerde, Kjaer ve Alves’e geri pas yapmakta yarıştılar.
Kazanılan topu, ters tarafa taşımak için, 5-6 pas ağır çekim yapan Fenerbahçe vardı sahada... Çabuk oyun-hızlı pas trafiği hiç yoktu. Tribünler bu görüntüye yarım saat dayanabildi ve bastı protestoyu...
Konyaspor, defansif kadrosuyla beraberliğe çıkmıştı. Savunma ile orta alanda iyi kapanıp, Fenerbahçe’yi çaresiz bıraktılar. Gökhan Gönül’ün hakkını vermek lazım, çünkü sadece onun zorlaması vardı. Ajax maçında koşan, mücadele eden Fenerbahçe, bu özelliklerini Amsterdam’da bırakmıştı.
Devre arasında önce Pereira, ikindi uykusundan uyandı. Persie ile Souza’yı kenara alıp, Nani-Volkan Şen ikilisi ile oyuna başladı. Sonra Fenerbahçeli futbolcular uyandı. Takım olarak, rakip kaleye doğru oynamayı tercih ettiler. Çok adamla yüklenip, kenarlardan bindirdiler. 2’ye 1’ler, araya atılan paslar ve şut denemeleriyle tribünleri de kazandılar.
Konyaspor, kendi ceza alanına gereksiz şekilde yığıldı. Özgüven sorununu üstünden atan Fenerbahçe, maçı tek kaleye çevirdi, yakalanan önemli pozisyonlarda Serkan Kırıntılı, ikinci gole izin vermedi.
Fenerbahçe, ilk yarıdaki saç-baş yoldurtan oyun anlayışını 11’inci haftaya gelene kadar birçok maçta gösterdi. Ancak Konyaspor karşısındaki kadar tribünleri isyan ettirecek doza hiç bir zaman ulaşmadı.
Pereira’nın elinde sihirli değnek olmadığına göre kaliteli bir kadronun ilk yarıdaki gibi sevimsiz, isteksiz ve çaresiz duruşu, ister-istemez kafalarda soru işareti bırakıyor. Bu arada Galatasaray’ın 3 puan kaybettiği haftada Konyaspor galibiyeti ayrı bir anlam kazandı.
‘’Ajax zor kurtuldu‘’
Fenerbahçe deplasmanda oynamasına rağmen baskı ile başladı. Takım savunmasını rakip defanstan kuran Sarı-Laciverliler, Ajax’a rahat pas yapma imkanı tanımadı. Pres karşısında zorlanan Ajax, sık sık top kaybı yaptı. Fenerbahçe’nin bu taktik anlayışı karşında Hollanda ekibi, pozisyon da üretemedi. El Ghazi’nin erken sakatlığı Ajax’ın bir ölçüde planlarını bozdu. Fenerbahçe baskılı oyunun yanı sıra, zaman zaman gol için de çıkışlar yaptı. Özellikle sağ kanattan Nani, Gökhan ve Alper’in bindirmeleri sonrasında Ajax defansı, tehlikeli pozisyon çıkmasına izin vermedi.
Avrupa’da çok farklı
İki takımın da ciddi pozisyon bulamadığı karşılaşmada savunma hatlarının risksiz ve dikkatli oyunu bunda belirleyici oldu. Maç dengeli giderken Volkan Şen’in oyuna girmesiyle Fenerbahçe tüm riskleri alıp, rakip sahaya oyunu yığdı. Volkan, Fernandao ve Hasan Ali, 5 dakika içinde 3 net pozisyonu kullanamadı. Şayet Pereira oyunda kaldıkları sürede bir varlık gösteremeyen Nani ve Van Persie’yi daha erken çıkarsaydı, belkide Fenerbahçe, Ajax deplasmanından 3 puanla dönüp gruptan çıkma işini sağlama alabilirdi. Sarı-Lacivertliler, Molde ve Celtic karşısında Ajax taktiği ile oynarsa, üst tur için zorlanmaz. Fenerbahçe’nin lig maçlarındaki temposuz ve zorlanan oyunları Avrupa sınavlarında değişkenlik gösteriyor.
Oyunun hakkı 3 puan...
Sarı-Lacivertliler, Molde maçını saymazsak, Avrupa Ligi karşılaşmalarında sergilediği oyunlarla taraftarlarını mutlu etti. Fenerbahçe’nin bu ikiyüzlü futbolunun nedenlerini sanırım en iyi teknik patron Pereira açıklayabilir. Böylesine kaliteli bir kadronun iyi oyun bağlamında çok derin çizgilerle iniş çıkış göstermesi sadece Sarı-Lacivertliler’i değil, Avrupa’daki rakiplerini de şaşırtıyor. Fener, Ajax’ı ellerinden kaçırdı. 90 dakika boyunca sergilenen oyunun ve mücadelenin hakkı 3 puan olmalıydı.