Fildişi'nin var bizim yok...

07 Mayıs 2011, Cumartesi 12:00 Son Güncelleme: 31 Mayıs 2018, Perşembe 22:26
- A +

İstisnaların dışında rakiplerinin beraberliğini dahi istemezler ve hatta onların fark yemeleri mutluluk verici olabilir. Bu artık normal karşılanabilir noktada. Fakat, Avrupa'nın iyi kulüplerinden birinde forma giyen bir Türk oyuncu tuttuğu takım ne olursa olsun  Türk futbolseverin çoğu tarafından takip edilir, o oyuncunun takımının kazanması istenir ve de oyuncunun harika bir oyun çıkarması arzu edilir. 
 
Yıllarca Nihat'ın maçları Fenrbahçe'lisi, Galatasaray'lısı tarafından takip edilmedi mi? Nihat'ın her golüne sevinilmedi mi? Futbolumuzun gurur kaynağı olmadı mı? Emre Belözoğlu'nun maçları  Beşiktaş ve Fenerbahçe taraftaları tarafından yılllarca takip edilmedi mi? Emre iyi oyun çıkardığı zaman dışarı yansıtılşamayan bir gurur hissiyatı yaşatmadı mı? Tuncay Şanlı, Ümit Davala, Hakan Şükür, Tugay Kerimoğlu ve adını sayamadığımız oyuncularımız için de aynı durum geçerli değil miydi? Hatta ve hatta Fatih Terim'in başında bulunduğu takımların muvaffakiyeti Sadece Galatasaray'lılar  değil diğer taraftarlar taraftarlar tarafından da içten içe arzu edilmedi mi. Yani onlar futbolumuzun kahramanlarıydı ve daha önce hangi takımda oynadıkları önemli değildi.
 
Her Türk futbolsever bir gün, bir Türk oyuncunun Avrupa'nın en büyük kulüplerinde birinde oynamasını ve oynamakla kalmayıp; kendi mevkiinde Avrupa'nın en iyisi olmasını arzu eder. Real Madrid, Barcelona, Manchester United, Chelsea, Milan, Liverpool, İnter, Arsenal ve bu takımlara yakın takımlarda direkt oynayacabilecek ve takımın değişmezi olabilecek bir oyuncumuzun olması hayal edilir sürekli. Ki o oyuncu bir anlamda futbol kahramanı ilan edilecek, görüşlerine olağanüstü saygı duyulacak ve gurur kaynağı olacaktır. Kısa bir dönem Ümit Davala Milan forması giydi ama yetmedi bize. Emre Belözoğlu ise Türk oyuncusunun ulaştığı zirve noktaydı. O da sakatlıklarla boğuşurken kaybetti yerini. Teknik direktör olarak ise Fatih Terim tepe noktadadır.
 
Bugün ise Fildişi, Togo, Gana, Rusya, Afrika, İsveç. ve birçok ülkenin az sayıda da olsa futbol kahramanları varken bizim hiç yok. Mesut Özil saygı duyulması gereken bir oyuncu ( Hamit ne Nuri çok daha fazla saygıyı hakediyor) ama yok? Neden?  Oyuncularımızın azla yetinmesi, profesyonelleşememesi, kırılgan yapıları ile birlikte epey neden sayılabilir bu durum için. Peki futbol kahramanımız olmaya aday kaç oyuncumuz var? Arda mı, Nuri mi, Gökhan Gönül mü, yoksa Hamit mi? Muhtemelen Atletico Madrid'e gidecek olan Arda gururlandırabilir ama kahramanımız olmaktan uzak biraz. Hamit yaşı itibariyle uzak ihtimal. Nuri ve Gökhan Gönül en yakın adaylar. Nuri büyük ihtimalle transfer yapacak, umarım Avrupa'nın en büyüklerinden birine gider. Gökhan Gönül ise, Avrupa'nın sayılı bekleri arasında. Fakat onun da fazla zamanı yok. En geç iki sene için de çok büyük bi kulübe giderse  kesinlikle kahramanımız olur.
 
Orda boş bir koltuk var ve kim o koltuğa oturursa çok çok uzun yıllar hafızalarda kalacaktır.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...