MENÜ

Ve Sergen sahnede

01 Şubat 2020, Cumartesi 02:38 Son Güncelleme: 01 Şubat 2020, Cumartesi 02:38
- A +

Beşiktaş camiası, Sergen’ine kavuştu. Tam bir popstar ihtişamında… Karşılamayı gördüyse Tarkan bile kıskanmıştır.

Bu kadar gösterişli karşılama kime idi?

Antrenör Sergen’e mi yoksa futbolcu Sergen’e mi?

Doğuştan olağanüstü futbol yeteneklerine sahipti Sergen. Duran toplara usta vuruşlar yapan, iki frikikten birini gole çeviren, bir telefon kulübesinde üç kişiyi çalımlayabilecek tekniğe sahip, topla dans eden, Beşiktaş camiasının hafızasındaki efsane!

Sergen Beşiktaş camiasına 3 Süper Lig şampiyonluğu, 1 Türkiye Kupası ve 2 Süper Kupa sevinci yaşatmıştı. Beşiktaş camiasının hafızasında efsane olarak yer etti, iz bıraktı.

Sergen, futbol başarıları kadar özel hayatıyla da devamlı magazin sayfalarında yer aldı. Hâlâ da magazin sayfalarını süslüyor. İstanbul’u ve sağladığı renkli hayatı çok seven Sergen, yurtdışından gelen teklifleri de  bu yüzden geri çevirmişti. Ehlikeyif bir şekilde yaşamayı kariyerine tercih etti. Huzurlu, mutlu olduğu renkli İstanbul yaşantısını kariyeri için terk etmedi. Futbolculuk hayatında kısa aralıklarla İstanbul’dan ayrıldı ama bir ayağı da devamlı İstanbul’da idi.

Sergen, futbolculuk hayatında üstün yetenekleri sayesinde  az emekle  büyük başarılar kazandı. Az emekle büyük paralar kazandı. İşte Beşiktaş camiasının hafızasındaki Sergen bu. Bu futbolcu Sergen’i, Beşiktaş da ihtişamlı bir karşılama ile kucakladı.

Ama bu sefer gelen Sergen,  antrenör Sergen’di. Altı yıllık profil, antrenörlük kariyerine sekiz Anadolu takımı sığdırmıştı. Hiçbir takımda bir sezonu dolduramamıştı. Altı yıllık antrenörlük kariyerinde, dişe dokunur bir başarısı da yoktu. Bu da Sergen madalyonunun ikinci yüzü… Beşiktaş camiasının görmek istemediği yüz... Türk toplumunun, sevdiği insanın olumsuz yanını görmeme gibi bir alışkanlığı vardır.

Peki antrenör Sergen, Beşiktaş’ta ne yapabilir?

Sayın Beşiktaş Başkanı Çebi elleri titreyerek zarları attı. Düşeş mi yoksa hep yek mi gelecek?

Bu sorulara herkes kendi cevap versin istiyorum. Avcı’nın sonunu direkt söylemiştim ama Sergen’de onu yapmayacağım. Sadece sizlere yardımcı olmak için birkaç veri paylaşacağım.

Başlayalım…

Sergen’in  başarıları sadece üstün yeteneklere dayalıdır. Ehlikeyiftir. Sergen dara gelemez. Sergen’in başarıları, üstün çalışmayla elde edilen başarılar değildir. Sadece yeteneklere bağlı başarıların da grafiği dalgalı olur. İnişli-çıkışlı olur. Sergen’in antrenörlük hayatında olduğu gibi… Saman alevi gibi... Birden yanar, birden söner. Çalışmaya dayalı başarı grafiğinde, çıkış yavaş olur ama devamlılık vardır.

Bizim Türk toplumu ile Avrupalı toplumlar arasındaki en büyük zihniyet farkı da budur.

Türk toplumu başarı için yeteneği öncelik olarak kabul eder ve yeterli olacağına inanır. “Az çalışarak çok kazanmak” Türk toplumunun mottosudur.

Avrupalı topluluklar, başarı için çalışmayı öncelik olarak kabul ederler.

Beşiktaş tribünleri, Sergen diye bağırdı. Eğer Beşiktaş, Avrupa takımı olsaydı tribünleri Rıza diye bağıracaktı!

Türk ve Avrupa zihniyet farkını anlatmak için Sergen’in dışında Türk futbol camiasının da çok iyi tanıdığı bir örnek daha vereyim: Fenerbahçe efsanesi Alex. Alex’in ilk Avrupa denemesi, İtalya’da AC Parma (01.07.2001/01.01.2002) ile oldu. İtalya spor basını Alex için, “ Maradona’dan daha yetenekli” yorumunu yapıyordu. Gerçekten de Alex olağanüstü bir yetenekti. Ama Parma, Alex’i bir türlü koşturamadı. Saha içinde kafasının çalıştığının çeyreği kadar ayaklarını çalıştıramadılar. Parma, Alex’i sadece yetenekleri için tutmadı ve ülkesine geri gönderdi. Daha sonra Alex, Fenerbahçe’ye geldi. Edirne-Hakkari arasında büyük başarılara imza attı. Yoğurtçu Parkı’na heykeli dikildi. Avrupa’nın altı ay tahammül edebildiği Alex’i, biz efsane yaptık.

Neden Avrupa’da başarılı olamıyoruz diyenlere Sergenvari bir cevap vereyim. Çünkü yanlış ata oynuyoruz.

Sergen ve Beşiktaş camiasına bol başarılar dileyerek izlemeye devam edelim.



YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...