MENÜ

Hatalardan ders alma zamanı

24 Haziran 2016, Cuma 02:30 Son Güncelleme: 31 Mayıs 2018, Perşembe 19:48
- A +
Bir insanı erdemli yapan davranışlar nedir diye sorarım kendi kendime bazen. Bu soruma verdiğim yanıtlardan birisi, hataları kabullenmek, önerileri, eleştirileri dinlemek ve tüm bunların sonucunda da kişisel gelişime katkı yapmak. Tabii ki erdemli bir insan olmanın tek koşulu bu değil belki ama, eminim bu vasıf ciddi bir yer tutuyor. Bizim insanımız duygusaldır, hassastır ve ne yazık ki eleştiriye de kapalıdır. Diğer bir yandan, bizim toplumumuzda eleştiri mekanizmasının acımasız çalıştığına çok şahit olmuşuzdur. Kaş yapayım derken göz çıkarmalarımız çok vardır, eleştirinin dozunu kaçırıp, hızımızı alamayıp eleştiri boyutlarını bambaşka yerlere taşımak da sanırım bizim bir defomuz... Yani ne eleştiri dinleyebiliriz ne de eleştirmeyi biliriz. Ne kötü bir huy değil mi?

Asıl iş, ses getirmek

Milli Takımımız hepimizin takımı, bir kulüp takımı değil. Ay-Yıldız şemsiyesi altında toplanan bir milletin, Ay-Yıldızlı armayı tam kalbinin üzerinde taşıyan bir formayı sahiplenmesi ve bu forma üzerinde hak iddia etmesi kadar doğal ne olabilir? Arka arkaya alınan 2 mağlubiyet değil insanımızı çileden çıkaran. Millet olarak bizi yıldıran, isyan ettiren konu, sahada ruhunu ortaya koymayan ve gerçekten hırs adına varlık gösteremeyen oyuncularımızdı.. Ve bir isyan dalgası sonucunda herkes kendine geldi diye düşünüyorum. Bu isyanın ortak söylemi, “Buraya gelmek, Avrupa Şampiyonası’nda olmak elbette başarıdır. Ama iş burada bitmiyor... Asıl iş, bu turnuvada yeri göğü inletmek olmalı.” İşte tüm ülkede bu vizyon, bu amaç, bu istek vardı.

O zaman isyan ettik

Ne zaman ki sahada oynanan futbol bambaşka bir görüntü verdi, işte o zaman milletçe ayağa kalkıp, isyan ettik. Hazmedemedik çünkü mücadele yoksunluğunu. Bu isyanın ardından, belki de içlerinde dünyanın en yetenekli oyuncuları olan ekibimiz, silkelendi ve kendine geldi. Ama ne yazık ki geç kaldık, bu sefer şansımız yaver gitmedi... Kendi göbeğimizi kesmek yerine başkalarına umut bağladık. Biz bitti demedik ama İrlanda bizim yerimize bitti dedi... Hem de tam umutlar yeşermişken, tüm ülke sevinçten ayağa kalkmışken çakılıverdik. Böylesi daha acı oldu. Sevgili Arda, Çek Cumhuriyeti maçı sonrasında bir demeç verdi. İçi buruk, boğazı düğüm düğümdü ve tüm ülke olarak bunu hissettik. Dedi ki konuşmasında, “Kötü oynayabilirim, kötü performans gösterebilirim ama adamlığıma kimse laf etmesin.” Çok haklı bence...

Sadece futbol konuşulmalı

Zira hangimiz Arda ile bir hayatı paylaşıyoruz? Maçta görüyoruz, röportajlarını dinliyoruz, zaman zaman da sosyal medyadan yaptığı paylaşımlarla hayatı hakkında ipuçları yakalamaya çalışıyoruz. Hepsi bu... Dedim ya, eleştiride kantarın topuzunu çok kaçırıyoruz. Bizim Arda’yla ya da başka bir futbolcu ile olan ilişkimiz yeşil sahada ve o sahayı çevreleyen beyaz çerçevenin içinde. Ancak kimsenin insanlığına laf etmeden, maksadını aşmadan, sadece futbol konuşarak eleştirmek bu milletin hakkı diye düşünüyorum.. Ve bu ölçülü eleştiriler sonrasında, futbolcu kardeşlerimizin kendilerini sorgulayabilmesi de bence büyük bir erdem. Fakat hep bardağın boş tarafı görüldüğü için, kimse yapıcı eleştirileri duymaz oluyor.  

Yine pay çıkarmıyoruz

Bir mahalle kavgası edasıyla verilen röportajlara, açıklamalara ve tavırlara şahit oluyoruz. Yine ders almıyoruz, yine kendimize yapılan eleştirilerden pay çıkarmıyoruz, daha iyisinin nasıl olacağını hiç sorgulamıyoruz. Ayrıca bir şeyi merak ediyorum, İspanya medyası en ağır eleştirileri yaparken Arda kardeşimizin tavrı ne oluyor? Çünkü orada sadece futbol konuşuluyor ve futbol üzerinden eleştiri yapılıyor. Biz ülke olarak takımımıza çok güvendik, çok inandık... Sayısız marşlar besteledik, destek için filmler çektik, futbolcularımızı ve teknik heyetimizi baştacı yaptık. Sadece futbolcular olmayacaktı yeşil sahada. Biz olacaktık, Karadeniz olacaktı, Ege olacaktı, Doğu Anadolu olacaktı...

Başarı da gelmedi

Tüm coğrafya olarak sahada, tribünlerde, evde, bulunduğumuz her yerde nefesimiz kesilene kadar destek olacaktık. Bu inançlarla yaşadığımız Avrupa Kupası heyecanı, kocaman bir hayal kırıklığı oldu ne yazık ki. Bu sefer yapamadık, birlik olamadık, biz olamadık ve doğal olarak başarı gelmedi. Şimdi geçmişi bırakıp hatalardan ders alma zamanı olmalı. Psikolijisiyle, teknolojisiyle, bilgiyi kullanma ve analiz etme becerisiyle daha güçlü olmalıyız. Futbol kültürümüzü, düşünme becerimizi, zorluklarla başa çıkma yetkinliğimizi hiç olmadığı kadar geliştirmeye ihtiyacımız var. Önümüz 2018 Dünya Kupası ve bizim az zamanımız kaldı. Bu ülke, bu güzel insanlar hayalleri, başarıları ve gururu fazlasıyla hakediyor. Hadi o zaman, yeniden başlayalım...

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...