Güneş ve Lucescu

17 Ekim 2019, Perşembe 06:01 Son Güncelleme: 17 Ekim 2019, Perşembe 13:06
- A +

Büyük bir özleme kavuşma misali, artık herkes Milli Takımımız’a tutkun olmaya başladı yeniden... Sevenleri kavuşturan şey, futbolcu kardeşlerimizdeki hırs, tutku ve insanın içini kor eden gençlik ateşleri... Sahada oynanan oyun ve milli duyguların bu denli sahiplenilişi, ortaya konan samimiyet bizleri mest etmeye yetti.

Mert, yeniden doğdu

Son dünya şampiyonuna karşı alınan bir galibiyet ve beraberlik, büyük takdiri hakkediyor. İnsan ister istemez İzlanda maçına dönüp, biz nasıl yenilmiştik diye sorgularken buluyor kendisini. Zira bünyemiz yenilgiyi kabul etmiyor artık. Takımımız ciddi anlamda gençleşti, hırs kat sayımız inanılmaz arttı. Milli takım tarihimizin en iyi stoperleri olmaya aday ikilisi (Çağlar ve Merih) bir araya geldi. Kalecimiz Mert adeta yeniden doğdu. Kanatlarımız daha iyi çalışıyor ve orta sahamız daha çok koşuyor...

Lucescu takdir edilmeli

Ve hep söylediğim bir şey var; Şenol hocanın futboldaki başöğretmen olmaya aday rolü, bu muhteşem fotoğrafı tamamlıyor. Sadece bir hakkı teslim etmek yerinde olur diye düşünüyorum; Lucescu zamanında başlayan gençleşme operasyonu, kimsenin bilmediği oyuncuların bir araya getirilmesi ve atılan cesur hamleler bence takdirle yad edilmeli... Bu dönüşümden maksimum faydanın alınması ise, zihni rahat, polemikten çok uzak, sadece futbol düşünen bir Şenol Güneş ile gerçekleşiyor.

Fransız basını sansürledi!

Maçta yapılan selamlamamızı Fransa basını sansürledi... Tüm dünya şunu bilmeli ve anlamalı ki, biz vatan aşkıyla dolu bir milletiz. Bizim en büyük rehberimizdir; “Yurtta sulh, cihanda sulh”. Ama söz konusu vatansa, gerisi teferruattır diyecek kadar gözümüz de karadır. Ve dünyaya, millet olarak daha güçlü haykırıyoruz şimdi; “Ne mutlu Türk’üm diyene”...

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...