Hükümsüz Federasyonlar

31 Aralık 2017, Pazar 06:00
- A +
Türk sporu, 2015 yılında ciddi bir sorun ile karşı karşıya kaldı. Bu sıkıntı; Danıştay’ın federasyon seçimleriyle ilgili, ‘genel kurul delegelerinin en az yüzde 15’nin imzasıyla aday olma zorunluluğu’nun iptali yönünde vermiş olduğu karardı.

Spor federasyonları ‘14 Temmuz 2004 tarih 25.522 Sayılı Kanun ile bakanlığa bağlı federasyon statüsünden çıkartılarak, özerk spor federasyonları haline getirilmişti. Daha sonra da ‘29 Mart 2011 tarih 6.215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın yasalaşması ile spor federasyonları bu kez de ‘Bağımsız!!!’ yapıya kavuşturulmuştu.

Bakan ‘istifa’ dedi. Sadece ikisi gitti!

2016 Rio Olimpiyatları’nda sergilenen performans, spor kamuoyuyla birlikte dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç tarafından da memnuniyetle karşılanmamıştı. Bakan Kılıç; federasyon başkanlarına yönelik yapmış olduğu açıklamada, “Başarısız olan federasyon başkanları ve yönetimleri gider” diyerek federasyon başkanlarının tamamını istifaya davet etmişti. Kılıç’ın istifa daveti, sadece iki federasyon başkanı nezdinde değer bulmuş, diğer federasyon başkanlarının tamamı seçimlerde tekrar aday olmuş ve yüzde 80’i de seçimleri kazanmıştı.

‘İptal’, yok sayıldı. Seçimler iptal oldu!

2016 Rio Olimpiyatları’ndan sonra yapılan federasyon başkanlık seçimleri sürecinde başkan adaylarının seçime girebilmeleri için delegelerin yüzde 15’inin imzalarını toplamaları ve adaylık başvuru ücretleri hakkındaki yönetmelik maddelerine uymaları gerekiyordu. Ancak Danıştay vermiş olduğu emsal kararla, ilgili yönetmelik maddelerinin hükmünü iptal etmiş ve başkan adaylarının önünü açmıştı. Fakat Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğü, federasyon ana statülerinde bulunan aynı yöndeki sınırlamanın halen yürürlükte olduğu gerekçesiyle, Danıştay’ın vermiş olduğu ‘iptal’ kararını ‘yok sayarak’ yürürlükteki ana statü hükümlerinin uygulanması yönünde karar alarak yeni bir kaosun kapısını aralamıştı. Doğal olarak aday olup seçilemeyen ya da yüzde 15 destek imzasını toplatamayan başkan adayları, federasyonların özel hukuk hükümlerine tabi olmaları nedeniyle bireysel olarak Asliye Hukuk Mahkemeleri’ne genel kurulların iptali için başvurdular ve bilirkişi raporları eşliğinde bir bir federasyon seçimlerinin iptaline ilişkin kararlar aldırarak yeni bir dönemin başlamasına neden oldular.

Peki, bu kaosun sorumluları kimler?

Türk sporunda yapısal sorunların çözülmesi için ciddi adımların atılması beklenirken, 2020 Tokyo Olimpiyatları hazırlık sürecinde olduğumuz dönemde keyfi uygulamalar sebebiyle karşılaşmış olduğumuz bu kaos, ciddi bir karamsarlığa kapılmamıza neden oldu.

Danıştay’ın seçimlerden önce yönetmeliklerle ilgili vermiş olduğu kesinleşmiş karar, genel kurulların çalışmasına zarar gelmemesi açısından büyük önem taşıyordu. Ancak bu kararı uygulatması gereken başta Spor Genel Müdürlüğü yetkilileri olmak üzere, durumun vehametini göremeyen yetkililer; konuyla ilgili spor kamuoyuna, Danıştay kararını uygulamama gerekçelerini bir an önce açıklamalıdırlar. Unutulmasın; “Hukuk, bir gün herkese lazım olacaktır...”

Yıllardır oynanan bu tiyatro artık bitirilmeli

Federasyonlarımızın yönetim biçimi hakkında artık karar verme zamanı geldi de geçiyor bile... Bağımsız yönetildiği iddia edilen federasyonlar, sadece evrak üzerinde ve ‘sözde bağımsızlık’tan kurtarılmalıdır. Başarısı perçinlenmiş bazı Avrupa ülkelerindeki yönetim biçimleri örnek alınarak hazırlanacak düzenlemeyle federasyonlar gerçek anlamda bağımsız hale getirilmelidir. Bu süreçte yanlış yapanlar hakkında da derhal gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır. Gençlik ve Spor Bakanlığı ve ilgili birimler de imtiyaz tanımadan denetimlerini yapmalıdır. Eğer bunu yapamıyorsak; tüm federasyonlar yeni düzenlemeyle Gençlik ve Spor Bakanlığı’na tamamen bağlı hale getirilmeli, başkanı ve yönetim kurulunu belirleyerek yıllardan beri oynanan tiyatroya bir son verilmelidir.

Artık zaman, laf değil hizmet üretme zamanı

Zaman su gibi akıp gidiyor. Elimizi çabuk tutalım. Uyumayalım, uyutmayalım, makamları, devlet imkânlarını şahsi menfaatlerimiz ve çıkarlarımız için değil, Türk gençliğinin ve ülkemizin yeniden inşaası için kullanalım. Ülkemiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde içte ve dışta bir çok sorunla mücadele ederken; FETÖ, PKK, PYD gibi birçok terör örgütlerine karşı tam bağımsızlık mücadelesi verirken, herkese düşen ‘yük olmak değil yük almaktır’...

Zaman, bu zaman... Artık çok çalışma, sporumuzun ve gençliğimizin geleceğini sağlam temeller üzerine inşa etme zamanıdır. “Tabi biliyoruz”, “En kısa sürede çözülecek”, “Benden öncekinin suçu”, “İmkân yok” gibi cümleleri artık duymak istemiyoruz. Allah rızası için kime ne düşüyorsa; koyalım elimizi taşın altına... Biraz istek, biraz cesaret, biraz sabır... Doğru yoldan şaşmadan, ‘kul hakkı’ yemeden atılan her adım, işbirliği-güç birliği içerisinde bizi istediğimiz noktaya kısa sürede taşıyacaktır. Yeter ki lafta değil, icraatta adım atan memleket sevdalıları çıksın meydana ve yanlış giden ne varsa ‘dur’ desin.

NOT: 2017’yi bugün geride bırakıyoruz. 2018 tüm ülkemize sağlık, mutluluk, huzur dolu günler getirsin. Hep dediğimiz gibi; maksat hep spor olsun...
YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...