Kaybettiren şampiyonluklar

08 Ocak 2019, Salı 06:35
- A +

Ülkemizde bir yanda spora ilişkin yapılması planlanan heyecan verici işlerden bahsederken, diğer yanda sporumuzun en büyük sorunlarından biri olarak şiddet ve tribün teröründen bahsetmeden geçememek ne üzücü... Spor camiasında mum misali eriyip giden, giderken de masum canları yakan; tanımlamakta zorlandığımız zavallı canavarlardan, psikopatlardan, insan müsveddelerinden bahsedeceğim bu yazımda. En yakın örneği, 30 Aralık 2018 Pazar, yani yılın son günü. İstanbul’da oynanan ‘Yıldırım Bosna-Küçükköy, Süper Amatör Futbol Maçı’ öncesinde iki takım taraftarları arasında çıkan kavgada, daha hayatının baharında 17 yaşındaki Muhammet Yücel kardeşimiz insan demeğe dilimizin varmadığı kişiler tarafından bıçaklanarak hayatını kaybetti. Hepimizi derinden sarsan bu üzücü olay maalesef şiddetin, nefretin, tahammülsüzlüğün toplumumuz üzerinde geldiği noktanın çok acı bir göstergesi.

Kahreden soru: İhmal var mı?

Peki neden bu duruma gelindi ve bu olayların yaşanmasında bir ihmal söz konusu mu? Bu olayların önüne geçilebilir miydi? Bunun gibi akla birçok soru geliyor. İki takım arasında oynanan ilk maçta olayları önlemek için Yıldırım Bosna taraftarları, Küçükköy Stadı’na alınmazken; iki takım taraftarları arasındaki husumet herkes tarafından bilinirken; İl Güvenlik Kurulu tarafından ikinci maçta Küçükköy taraftarları için neden böyle bir karar alınmadı? Geçmiş dönemlerde TFF Amatör İşler Kurulu tarafından olay çıkma riski bulunan maçlarda ‘seyircisiz ve tarafsız saha’ ile ilgili örnek kararlar varken, neden bu müsabaka için böyle bir adım atılmadı? Bunlar akla gelen ilk sorular. Amacım ‘şu suçlu bu suçlu’ demek değil, tek derdim başka Muhammet’ler ölmesin... Tüm kesimleri derinden üzen bu olaydan sonra TFF Amatör İşler Kurulu, Türkiye genelinde 4-5 ve 6 Ocak’ta yapılacak tüm amatör müsabakaların oynanmaması kararını alırken, gerekçe olarak da son zamanlarda amatör maçlarda artan şiddet ve yaşanılan üzücü olayları gösterdi. Gençlik ve Spor Bakanımız Mehmet Muharrem Kasapoğlu da yaşanan üzücü olay sonrası yapmış olduğu açıklamada, Türk sporunun ve taraftarının şiddete teslim edilmeyeceğini ve bu gibi olaylarla mücadele için ellerinden geleni ardına koymayacaklarını söyledi. Peki bunlar olayların önüne geçmek için yeterli mi? Tabii ki hayır.

Çözüm basit: Eğitim şart...

Şiddet ve hooliganizm, sporumuzun en büyük sorunu olarak karşımızda dururken, kronikleşen bu sorunu kalıcı olarak çözmek, toplumun tüm bireylerinin bilinçlendirilmesi ve eğitilmesinden geçiyor. Sadece yasa çıkartarak, yasaklar koyarak bu işin önüne geçilemeyeceği ortada. Çocuklarımızdan başlayarak ailelerin bilinçlendirilmesi, spor kulüplerinde görev alacak yöneticilere kriterler getirilerek sporun amacının çok iyi anlatılması gerekli. Hatta spor kültürünün oluşması için, kreş çağındaki yavrularımızın bu konuda o yaşlardan itibaren eğitilmesi hayati önem taşıyor. Bugün başlasak üç kuşak sonra ortaya çıkacaktır geri dönüşü, ama zararın neresinden dönsek kârdır.

Bu arada diğer sorun, amatör spor kulüplerimizin kronik hastalığı olan gizli profesyonelliktir. Bu sıkıntıdan kurtularak kulüplerimizin asli görevi olan gençlerimizi sporla topluma kazandıran sivil toplum örgütlerine dönüşmesi ve bu misyonunu her daim yerine getirmesi de ayrı önem arz etmektedir. Futbolu yönetenlerin bir an önce radikal adımlar atarak bu yönde kesin kararlar alması ve uygulanması yönünde de iradesini ortaya koyması kaçınılmazdır. Aksi halde bu olayların önüne geçilmesi çok zordur. Giden geri gelmeyecek Her doğan bebek masumdur. En başta ailenin etkisiyle çeşitli nedenlerden dolayı çocuklarımız iyiye veya kötüye doğru yön alır. Aslında her şey ortada; hastalığın ve reçetenin ne olduğu belli. Bir mucize beklemeye gerek yok. Harekete geçmek için de Allah korusun, sizin çocuğunuzun başına gelmesine de gerek yok.

Bir düşünün; binbir emekle yetiştirdiğiniz gencecik çocuğunuzun bir gün bıçaklanarak öldürüldüğü haberi geliyor, geri getirmek mümkün olsa canınız dahil neleri vermezsiniz değil mi? İçimizi parçalayan bu üzücü olaydan sonra yazdıklarımız gencecik yaşında Hakkın rahmetine kavuşan Muhammet Yücel kardeşimizi geri getirmeyecek; ancak bundan sonra böyle acılar yaşamamamız için sporun tüm paydaşlarının gerekli önlemleri samimiyetle almaları, uygulamaları ve ailelerin yavrularına küçük yaşlardan itibaren mühendis, doktor, avukat, bilim adamı veya zengin olmadan önce insan olmayı, adam olmayı öğretmesi en büyük dileğimdir. Yoksa ben yazarım, siz okursunuz, elini taşın altına koymasını beklediğimiz yetkililer gereken yapılacaktır der geçer, olan masum canlara olur. Bu işlerin takipçisi olmazsanız bir gün sizin kapınız da çalınabilir. Geç kalmayın. Bugünden harekete geçin, minik yüreklere dokunun onları şimdiden iyiliğe, güzelliğe yönlendirin. Her şey bir kişinin bir adımı ile başlar. Bu neden siz olmayasınız?


YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...