Mustafa Cengiz’in güvenceleri!

26 Mart 2019, Salı 05:56
- A +

Galatasaray bir kez daha kaosun içine sürüklendi. Ortalık toz duman. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Öfkeli sesler birbirine karışıyor. Yapılan yorumlara, geleneksel medya ile sosyal medyada gösterilen tepkilere bakılırsa çoğunluk Başkan Mustafa Cengiz ve Yönetim Kurulu’na yapılanları haksız buluyor. Mevcut yönetimin mali yönden ibra edilip, idari yönden ibra edilmemesini ‘liseli darbesi’ olarak yorumlayanlar bir hayli fazla. Başkan Cengiz’in dün düzenlediği basın toplantısında yönetimin görevine devam edeceğini deklere etmesi ve hukuki süreci başlatacaklarını söylemesi sonrasında yönetimi destekleyenler ‘ibra edilmeme’ kararının yargıdan döneceği beklentisi içine girdi. Durum gerçekten böyle mi? Adnan Polat’ın Yargıtay’da kazandığı gibi Mustafa Cengiz de kendisi ve yönetimi hakkında verilen kararı hukuk yoluyla düzelttirebilir mi? Konuyu spor hukuku konusunda uzman olan bir kaç hukukçuya sordum. Aldığım cevaplar sonrasında hiç yoruma girmeden çıkardığım sonuçları paylaşmak istiyorum:

1-İki ayrı oylama olmama

Mali ve idari olarak iki ayrı oylama yapılmamalı. Mali olarak ibra edilen, idari olarak de ibra edilmiş sayılmalıydı. Yargıtay’ın Adnan Polat lehine verdiği kararda da bu konu belirleyici olmuştu. Aslında Yargıtay’ın Sayın Polat kararı sonrası tüzükte bu konuda düzenleme yapılmalıydı ama görülüyor ki yapılmamış.

2-Denetleme Kurulu çelişkisi

Adnan Polat’ın kazandığı davada Denetleme Kurulu’nun ibra edilmiş olması alınan kararda belirleyici unsurlardan biriydi, ancak bu kez Denetleme Kurulu da ibra edilmedi. Mustafa Cengiz’in açması muhtemel davada Denetleme Kurulu’nun ibra edilmemesinin yönetimin aleyhine olacağı söylense de aslında lehine olabilir! Çünkü, Denetleme Kurulu’nun vermiş olduğu raporu temel alarak Yönetim Kurulu’nu mali yönden ibra edip, aynı Denetleme Kurulu’nu ibra etmemek büyük bir çelişki oluşturuyor.

3-Kapalı oylama olabilirdi

Üyelerin iradelerine baskı olmaması için kapalı oylama yoluna gidilebilirdi, gidilmedi.

4-Fiziki baskı altındalar

Salonda ‘Evet’ ve ‘Hayır’ oyu kullananların iki blok halinde ayrı ayrı oturturmamaları gerekirdi. Bu durum da üyelerin iradesinin fiziki olarak baskı altına alınması anlamına gelebilir.

5-Ses kayıtları güçlü delil

Ve en önemlisi, Divan Kurulu üyelerinin oylama sonrasında kendi aralarında yaptıkları konuşmaların ses kayıtlarının kamuoyuna sızması! Bu konuşmalara istinaden Divan Kurulu’nun tarafsızlığını yitirdiği şeklinde bir itiraz yapılabilir ve ses kayıtları da güçlü bir delil olabilir.

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...