Düşler sokağı

17 Ekim 2019, Perşembe 06:01
- A +

Dün bir sokağa yolum düştü. O sokak çocukluğum sanki. Dün çocukluğuma yolum düştü. Dün çocukluğumun içinden geçtim. Ürkek, mahzun ve yalnız çocukluğum. Ama bir o kadar da huzurlu, hülyalı ve düş gezgini...

Dün bir sokağa yolum düştü. Düşlerimde yaşattığım bir sokak. Düşlerimde gittiğim sokak. Dün oradaydım. Düşler sokağında... İki katlı, bahçeli, avlulu, sofalı, balkonlu rengarenk kerpiç evlerin yan yana dizildiği, komşunun komşuya gerçekten komşuluk yaptığı, yoksul çocukların koşuşturduğu; yoksul evlerinden huzur yayılan, çocuk kahkahalarıyla şenlenen o geçmiş zaman sokağındaydım dün...

İçime bolca huzur çektim

Bir baştan bir başa arşınladım o sokağı. Gerçekle düş arasında gittim geldim. İçime bolca huzur çektim. Biraz da hüzün soludum. Bilirim, kahramanlar hep o sokaklardan çıkar. çünkü çocuklar hep o sokaklarda büyük hayaller kurarlar, o sokaklarda hayallerinin peşinde koşarlar. Ve o sokaklarda hayallerini gerçeğe dönüştürürler. Şampiyon olurlar, kahraman olurlar. O sokakların büyüsü buradadır. İçinde yaşayanı rüyaya yatırır, rüya kurdurur. Sonra büyütür, rüyalarını gerçekleştirir; çünkü; orası düşler sokağıdır.

İbrahim Çolak’ın sokağı

Dün o sokakta büyüyen ve ülkesinin kahramanı, gururu olan bir gençle tanıştım. O gencin adı, İbrahim Çolak’tı. Türkiye’nin cimnastik sporundaki ilk Dünya Şampiyonu İbrahim Çolak... Mütevazı evine misafir oldum İbrahim’in. Dört bir yanı madalyalarla, kupalarla dolu küçük, şirin odasında onunla oturdum, sohbet ettim. Düşlerini nasıl gerçeğe dönüştürdüğünü çocuksu saflığıyla, coşkusuyla anlattı bana. Kendisini yetiştiren, insani değerlerle donatan anne-babasını tanıdım.

Bir fincan kahvelerini içtim. Mahcup edalarıyla çocuklarını, çocuklarının başarı öyküsünü anlatırken, onları gözlerim dolarak dinledim. Ne yollar, ne yıllar kat etmişlerdi İbrahim’i bu noktaya getirene kadar. Ne zorluklar, ne acılar çekmişlerdi. Ne yoksulluklar yaşamışlardı. çocuklarını 4.5 yaşında kucaklarına alıp cimnastik salonuna taşımaya başladıktan beri, onunla yatıp onunla kalkmışlardı. İbrahim düştüğünde, onlar da düşmüştü, sakatlandığında onlar da sakatlanmıştı. Kaybettiğinde kaybetmişler, kazandığında kazanmışlardı. Ama asla pes etmemişlerdi.

Hep gurur duymuşlardı İbrahim’le; İbrahim’in başarılarıyla, madalyalarıyla ve en önemlisi de duruşu, karakteri ve insanlığıyla... Yalnız onlar mı? O sokağın diğer sakinlerinin de gururuydu İbrahim. Bütün mahalleli, konu komşu bir araya toplanmış, 30-40 kişi küçük bir cep telefonundan İbrahim’in final müsabakasını izlemişlerdi. çünkü hiç bir Türk televizyonu bu tarihi anı yayınlamamıştı! Ellerinde büyümüş bu çocuk bir tarih yazarak Almanya’da Dünya Şampiyonu olup, Türk Bayrağı’nı göndere çektirdiğinde, İstiklal Marşı’nı çaldırdığında hepsinin gözlerinden yaşlar süzülmüştü. O coşkuyla evlerinden dışarı fırlamışlar, Bornova’nın Çamdibi semtindeki 5127 no’lu sokağı baştan başa bayraklarla, flamalarla, Atatürk posterleriyle donatmışlardı. O sokağı tam bir bayram yerine çevirmişlerdi. çocukların, İbrahim’in düşlerini gerçekleştirdiği o ‘Düşler Sokağı’nı...

Pastoral tablodan çıkmış gibi

O sokak, orada duruyor. Gidin, görün. Pastoral bir tablodan çıkmış gibi sizi içine çekecek olan o geçmiş zaman sokağını ziyaret edin. Orada huzuru, mutluluğu, neşeyi, gururu ve bir şampiyonun ayak izlerini bulacaksınız. Ve asla oradan çıkmak istemeyeceksiniz.

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...