MENÜ

Ne Ekersen Onu Biçersin!

25 Şubat 2022, Cuma 17:17 Son Güncelleme: 25 Şubat 2022, Cuma 17:17
- A +

Başlıktan da anlayacağınız gibi, Türkiye’deki futbolun değer düşüklüğünün sebebini dışarıda değil, çuvaldızı direkt kendimize batırarak içeride aramalıyız. Biz de iletişim boyutlarıyla batıralım ve rekabet etmeye çalıştığımız dünyayla kendimizi kıyaslayalım. Öncelikle, yayın ihalesi ile birlikte, soyut bir şekilde bahsedilen Türkiye’deki futbolun değer kaybetmesi konusu, somut olarak herkesin karşısına dikilmiştir. Daha önce senelik verilen rakamlar, 5 senelik için telaffuz edilmeye başlanmış ve Türkiye’deki futbol endüstrisinin acı tablosu ortaya çıkmıştır. 

İşin enflasyon, döviz kuru, yabancı sınırı gibi konularına tabi ki girmeyeceğim ama bu saydıklarımın da sürece negatif katkı yaptığı ortada. İletişim boyutunda ise, neredeyse doğru hiçbir şey yapılmıyor diyebilirim. 

30,8 Milyon… Bu rakam İngiltere Premier Lig’inin sadece Twitter hesabının takipçisi sayısı. İngiltere’yi endüstrideki yerini göz önüne aldığımızda çizgi dışı kabul edersek ve La Liga, Bundesliga, Ligue 1, Seria A gibi ligleri de top 5 lig arasında değerlendirip dikkate almazsak, karşılaştırma için Portekiz Ligi’ni ele aldığımızda bu rakam; 435 bin. Peki Türkiye Süper Ligi’nin Twitter takipçi sayısı kaç? 0 , bir hesabımız bile yok. Bırakın Twitter hesabını, kendine ait bir web sitesi bile yok. Günümüzde sosyal medya, dijital mecraların önemini gibi eskimiş konulara girmeyeceğim ama özellikle Twitter’ın spor iletişiminde ne kadar önemli olduğu bu kadar barizken, en azından bir Twitter hesabının açılmamış olmasını anlayabilmek pek mümkün değil. Hepsini geçtim, yapılan anlaşma gereği maçla ilgili kulüpler, oyuncular yayın pozisyonları veya maç sonu paylaşım malzemesi olabilecek enstantaneleri paylaşamıyor. Belli bir süreyi, anlaşılmış bir tutar üzerinden yapılabiliyor. Bunun yayıncı kuruluştan bağımsız en başta TFF tarafından mutlaka genişletilmesi gereken bir önemli bir detay. 

Türk futbolunda sosyal medyayı etkin kullanmaya çalışan kulüplerimiz, ligin lokomotif takımları olan büyük külüplerimiz var. Ancak sosyal medyayı etkin kullanmak kadar, ligin değerine zarar verecek, rekabeti kavgaya çevirecek, iletişim aksiyonlarının alınmaması da önemli. Elbette bir yarışma söz konusu ve bunun gerektirdiği bir boyut mutlaka olmalı fakat ligin kalitesini ve dışarıdan bakıldığında ilgi çekmesini bu rekabete saygı unsurunu eklediğinizde sağlayabiliyorsunuz. Geçtiğimiz günlerde Şampiyonlar Ligi eşleşmesi için Ajax’ın yaptığı paylaşım, büyük yankı uyandırdı ve ilgi gördü. Tüm kulüplerin örnek alması gereken ders niteliğinde bir içerik olduğunu düşünüyorum.  

İşin bir de başkan seviyesinde yapılan talihsiz açıklamalar boyutu var. Her sene bir kulüp başkanı hakemler arasındaki FETÖ’cülerden, adam kayırmalardan bahseden açıklamalar yapıyor. Yayıncı kuruluşla da en az 1 kere mutlaka bir sorun çıkıyor. Tüm bu yaşanan “kriz” adı altında polemik seviyesinde kalan konular da kamuoyunda bir rüzgar yaratıp esip gidiyor. Ortada gerçek bir sorun varsa bile, doğru düzgün bir iletişimi asla yapılmıyor ve aksiyon alınmıyor. 

İşin özeti kendimiz çalıp, kendimiz oynuyoruz. Sonra da bir kurum gelsin, yayın haklarına iyi bir tutar ödesin istiyoruz. Tüm bu problemlerin esas kaynağı ise, hiçbir zaman özeleştiri yapamamamız ve olduğumuz yeri, yapmamız gerekenleri kabullenmememiz. Klişe olacak ama, bir sorunun çözümü, o sorunu tanımlama ile başlar. Biz bırakın tanımlamayı, sorunun kendisini bile daha itiraf edemiyoruz…

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...