Spor Türkiye

10 Temmuz 2019, Çarşamba 06:01
- A +

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu göreve geldiği ilk günden itibaren ülke sporuna yön vermek için ‘Spor Türkiye’ projesinden bahseder. Detaylarını henüz bilmesek de Bakan’ın 3 Ocak tarihinde Sabah Gazetesi’nden Fatih Doğan’a verdiği röportajda 8 sütuna manşet “Mevcut elbise bize dar ve demode” sözlerinden Türk sporunda değişimin işaret fişeğini yaktığını anlıyoruz.

Sözleri heyecan verici

Öyle ki sevgili Fatih bunu, Cumhuriyet tarihimizin en büyük projesi olarak kamuoyuna müjdeledi. Bakan Kasapoğlu projenin ana hatlarını çizerken “Amaç dünyanın gelişmiş spor ülkelerini her alanda yakalamak. Bunun için birçok radikal adım daha atacağız” sözleri çok önemli ve heyecan verici.

Strateji hayat bulursa...

Eğitim ve Yargıda Reform Stratejileri’nin hem de Külliye’de açıklandığı bugünlerde Sporda da Reform Stratejisi’nin hayat bulma ihtimali dahi güzel. Külliye’de atılacak 2023 Spor Vizyonu tohumlarının gelecekte nasıl verimli ürünler verdiğini göreceğiz.

Çile yumağı

Böyle iddialı bir çıkışla Kasapoğlu büyük bir sorumluluğun altına girdi. Çünkü Türk sporunun yeniden yapılanması 80 yıllık bir çile yumağıdır ve elbette bu çileyi hemen çözmek hayalcilik olur. Ama Kasapoğlu gözü pek bir çıkışla çile yumağından ilk ipliği çekmek için yola çıkmış bulunuyor. Sporun tüm bileşenleri burada el birliği ederek bu zorlu yolda Bakan’ı yalnız bırakmamalıyız.

Reformu tek başına yapamaz

Her ne kadar “Her şey önderin nefesi kadardır” sözüne inansam da Kasapoğlu’nun bu zorlu süreci tek başına yapabilme şansı da çok azdır. Spor artık geçmiş dönemlerin aksine büyük bir endüstri olmuş; sporcuları, kulüpleri ve federasyonları, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nden Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’ne, Amatör Spor Konfederasyonları’na, belediyelere, üniversitelere ve spor medyasına kadar çok büyük bir çok paydaş grubu bulunmaktadır.

Her şeyi Kasapoğlu yapamaz

Şahsen ben Bakan’ın “Elbise dar ve demode” sözleri üzerine hiç bir kesimden toplu iğne ucu kadar bir görüş, açıklama görmedim. Türk sporunun geleceği sadece Bakan Kasapoğlu’nun sırtına yüklenecek bir konu mudur? Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu’nun bir benzeri Spor Bakanlığı’nda da kurulsa büyük bir sinerji yaratır..

Hepimize görevler düşer

Sonuçta her Bakan’ın böyle bir yola çıkarken zihinsel olarak beslenmesi de gerekmektedir. Sorumlu makam Bakan olsa da O’nun alacağı kararların sağlıklı ve doğru olması için hepimize görevler düşmektedir. Tıpkı, Henry Kissinger’ın meşhur ‘Diplomasi’ kitabında dediği gibi; “Entellektüeller uluslararası sistemlerin çalışmasını analiz ederler; devlet adamları ise bu sistemleri kuran kişilerdir. Analist hangi sorunu inceleyeceğini kendisi seçebilir; devlet adamı ise sorunları önünde bulur.

82 milyonun projesi

Analist üzerine risk almaz. Devlet adamı ise bir tek tahmin yapma hakkına sahiptir; yaptığı yanlışlardan geri dönüş yoktur. ”Burada konu spor olduğu için entelektüellerin ve analistlerin yerine gazeteci-yazar, devlet adamı yerine de Spor Bakanı ’nı koyun! İşaret fişeğini yakan Bakan Kasapoğlu olsa da; Spor Türkiye’ 82 milyonun projesidir..

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...