Merhaba futbol!

22 Ağustos 2019, Perşembe 06:01
- A +

Her futbol sezonu başlangıcında artık geleneksel hale gelen ‘Merhaba futbol’ yazımı bu kez karışık duygular içerisinde kaleme alıyorum. Son yılların en zor sezon başlangıcını yaşadığımızı itiraf edeyim. Kulüplerin mali yapılanmaları, yayın/cı krizi derken artık ligimiz başladı. Elbette futbolumuzu kuşatan çalıları tam olarak budayamamış olsak da her zaman Türk futboluna umudumu korudum. Özlem ve heyecanla beklediğimiz ligimiz sonunda başladı ve bundan sonra bu güzel oyunun tadını çıkaralım. Bakın daha ilk hafta da Galatasaray’ın 53 yıl sonra ilk kez alt ligden bir takıma sezonun ilk maçında kaybetmesi, son 4 sezondur sadece tek bir kez 3 farklı mağlup olan Beşiktaş’ın aldığı sonuç ve Fenerbahçe’yi liderliğe getiren bol gollü galibiyet. Avrupa kupaları maçlarına çok iyi başlangıç yapan bundan daha da önemlisi Ünal Karaman yönetiminde pozitif futbol oynayarak hepimizin gönlünü kazanan bir Trabzonspor. Hepsi bize 34 haftalık maratonun geçmiş sezonlara göre daha heyecanlı geçeceğini gösteriyor.

Filozof ve kayıkçı

Yepyeni sezon, yepyeni heyecanlar, keyifler, hüzünler, yeni transferler, eskimeyen tartışmalar gerginlikler içinde büyük rekabet bizi bekliyor. İster pembe gözlük takmış olalım; bu rekabet içinde hayatı ıskalamayalım, tıpkı filozof ile kayıkçının arasında geçen diyalog gibi...

Bir filozof fırtınalı bir havada karşı kıyıya geçmek için kayıkçının küçük sandalına biner ve aralarında şöyle bir konuşma geçer:

Filozof: Tarih hakkında hiçbir şey biliyor musun?

Kayıkçı: Hayır!

Filozof: O zaman ömrünün yarısını boşa geçirmişsin. Peki, hiç matematik öğrendin mi?

Kayıkçı: Hayır!

Filozof: O zaman ömrünün yarısından çoğunu ziyan etmişsin. Tam bu anda büyük bir dalga sandalı devirir, filozof ve kayıkçı suya düşerler.

Kayıkçı: Peki sen yüzme biliyor musun?

Filozof: Hayır!

Kayıkçı: O zaman sen ömrünün tamamını boşa geçirmişsin. Kıssadan hisse, hayatı anlamlandırmaya çalışırken bazı temel şeyleri ıskalamamak ve hayatın değerini bilmek gerekir.

Önemli olan keyif almak

2019-2020 futbol sezonu başladı. Sezonun sona ereceği 17 Mayıs 2020 tarihine kadar hepimiz futbol yorumcusu olarak teknik, taktik direktörlük yapacağız. Evde, sokakta kahvede, hakem, hoca, yönetici kararlarına, futbolculara dair açılımlar getireceğiz: “Hoca 3-5-2’de neden israr etti anlamadım. Adamın futbol felsefesi yanlış. İşin matematiğini bilmiyor, Dön 4-4-2’ye, çıkar şunu, al sağ tarafa fuleli, driplingci filancayı, besle tandemi... Ah biraz tarih bilseler, bak 80’de şu maçta ne olmuştu... Vizyon yok bunlarda... Halbuki dünya futbolunda...” Hal böyle iken önümüzdeki 10 ay boyunca futbolun felsefesi, tarihi, matematiği havada uçuşacak. Sonra ligler bitecek, dönüp arkaya baktığımızda, o tartışmalardan geriye hiçbir şey kalmamış olacak. Sadece “Bu lig güzel geçti mi, kimin maçından, oyunundan, yönetiminden zevk aldım?” diye düşüneceğiz. O sezonun sonunda, o anları yaşamış olmamın hazzı, eğlendiğimiz, coştuğumuz, güldüğümüz, ağladığımız, kızdığımız zamanlar, kısaca duygularımız ve duyumsadıklarımız bir hoş seda olarak kalacak. Üçün beşin ikinin, matematiğin, felsefenin hesabını yapmadan, gönül verdiğiniz renklerin, sevgilinin seyir zevki ile hayatımızın bir eğlencesi olarak gördüğümüzde bir şeyleri ıskalamamış olacağız. Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu’nun dilediği gibi karşılıklı ithamlar yerine sadece futbolun konuşulduğu yine TFF Başkanı Nihat Özdemir’in dediği gibi de ne kadar çok futbol konuşur ne kadar az tartışırsak bu oyunu o kadar çok sevdirir, ilgiyi artırırız. Şu ölümlü dünyada futbolu anlamlandırmaya çalışmaktan daha çok, futbolu hayatı yaşar gibi güler yüzle yaşamak bizi mutlu kılacak. Kayıkçının denize düşen filozofa dediği gibi, “Ömrümüzün tamamını boşa geçirmemek” için, futbolu sadece futbol olarak, bu “Basit” zevkleri ile yaşacağımız bir sezon diliyorum.

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...