Kulüpler stres testinden geçecek

03 Temmuz 2019, Çarşamba 06:01
- A +

Sanırım 2010 yılıydı. Avrupa Birliği finansal sistemin yüzde 65’ini oluşturan 91 bankayı “stres testi”ne sokmuştu. Bu testte yanlışı fazla olan bazı İspanyol bankalarının testileri kırılmış ve bu fırtına futbolda da İspanya Ligi’ni vurmuştu. Önce bazı bankaları stres testinden geçemeyen İspanya’da bu kez de bazı kulüpler UEFA’nın stres testinden geçememişti. Mallorca aşırı borçları sebebiyle Avrupa kupasından ihraç edilerek testi kırılmıştı. Böylece UEFA’nın Finansal Fair-Play planına iki yıllık bir süre kalmışken kulüplere gözdağı vermiş ve ciddiyet testinden geçmişti. O günden bugüne kadar Avrupa’da birçok kulüp UEFA’nın stres testinden başarıyla geçerken birçoğu da testiyi kırdı. Ya bizim test ve testilerimiz... Her sabah uyandığımızda her bir ağızdan koro gibi “kulüplerimiz batacak” sözlerinin yaşandığı ülkemizde UEFA’nın radarından kulüplerimizin ucuz kurtulduğunu söyleyebiliriz. Öyle büyük cezalar almadık ama artık yumurtanın kapıya dayandığı da bir gerçek.

Mali kural

O zamanlar ‘Futbola da mali kural gerek’ yazımda şunları yazmıştım. “Dayanaksız sala binmiş giden kulüplerimizin bu gelişmeleri ne kadar takip ettiği bilinmez ama zaman sıkıştırması içerisine girecek olan yöneticilerimizin bu sürede kulüplerini sağlıklı bir yapılanma modeline hazırlamaları kaçınılmaz. Son günlerde ekonomi sayfalarında bir mali kural rüzgarıdır esip gidiyor. Kamu maliyesi politikalarına uzun vadeli öngörülebilirlik getirmek, ekonomide güven ve istikrarı güçlendirmek, artan kredibiliteyle beraber risk priminin düşmesini sağlayarak kamu borçlanma maliyetini azaltmak için mali kuralı devreye sokuyor. Mali kural ile iş dünyasının özlem duyduğu, ekonomiye uzun vadeli bakış açısı ve yol haritası ortaya konulması hedeflenmişken, kulüplerimizin de uzun vadeli projeksiyonlara ihtiyacı olduğu kaçınılmaz. Devlet kendi mali disiplini için kendisini bağlarken, herhalde kimse dernekler statüsüyle yönetile(meye)n ve 1.5 milyar Dolar’ı aşan borcu olan kulüpleri, kulüplerine pranga vuran başkanları böyle başıboş bırakamaz...”

‘Demirören’i de unutmayalım’

İşte bugün TFF’nin yeni kulüp lisans talimatı bu konuda gerçekten Türk futbolunun geleceği açısından bir dönüm noktası olmuştur. Tabii burada bu sahneyi hazırlayan ve yıllar önce düştüğü şike girdabından Türk futboluna kurtaran Yıldırım Demirören’i de unutmayalım. Yiğidi öldür hakkını teslim edelim, büyük bir liderlik örneği göstermiştir. ‘Demirören yumurtayı dik tutabilecek mi’ başlıklı yazılarımda da bu süreci detaylı olarak anlatmıştım. Bence Türk futbolunda ilk kırılma noktası buydu.. Şimdi ikinci kırılma noktasındayız. Yani bir bakıma kulüpler için de ‘beka’ sorunu ile karşı karşıyayız.

Amaç yaşatmak!

Yalnız şunu da unutmayalım. Amaç kulüpleri yaşatmak olmalıdır. Futbolda mali disiplin demek, kulüplerin bütçe açığı verme hastalığı da denilebilecek problemi gidermek için bir disiplin getirmek, aşırı borç stokunun büyümesini engellemektir. Aksi halde nelerle karşılaşacağını peşinen kabullenmektir (aşırı borçtan yani bütçe açığından dolayı puan silme, kayyuma devretme ve küme düşme...)

Yetki artık TFF’de

Yeni kulüp lisans talimatı ile UEFA’nın bu yetkisi artık TFF’ye geçmiştir. Yani artık kulüplerin bir araya gelerek oluşturduğu Federasyon ile kendi göbek bağımızı kendimiz keseceğiz.. TFF bundan sonra sadece Türk futbolunu regüleetmenin ötesinde futbola da mali kural getirme gibi yeni bir işlevi de üstlenmiş oldu. Tabii bu yetki beraberinde bir çok zorluğu da getirecek.. Her hakem hatasının günlerce kamuoyunda tartışıldığı ortamda stres testinden geçemeyen kulüplere puan silme, hatta küme düşmeye kadar cezalar vermek hiç de kolay bir iş değil.. Dayanaksız salda giden kulüpleri önce sağlam bir limana demir atmak, sonra da onları sağlam ve pusulası belli bir gemi inşa etmek gerekiyor.

Ateşten gömlek!

Bir yandan Türk futbolunu borç batağından kurtarmak diğer yandan da kulüplerimizi sağlıklı bir yapı içerisinde üst düzey rekabette tutmak için “şişedeki 2 Akrep’e elini sokan” TFF’nin yeni Başkanı Nihat Özdemir’in seçilmeden önce ‘ateşten gömlek giyiyorum’ dediği de bu olsa gerek.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...