Gerçek bir öze dönüş

03 Mayıs 2020, Pazar 06:56 Son Güncelleme: 02 Mayıs 2020, Cumartesi 21:54
- A +

“Kasapoğlu sporda çiftçilik dönemini başlatacak’ yazıma çok sayıda mesaj aldım. Aslında her yazı az da olsa bir nabız yoklaması fırsatı veriyor... Ben de gelen tepkilerden ülkemizde spor alt yapısının ‘sözde değil özde’ olması ve gerçek bir ‘öze dönüş’ programına özlem duyduklarını gördüm.

Sporcu yetiştirmek...

Bir ülkenin yerli sporcu yetiştirmesi ile tarımda yerli üretim yapmasının aynı olduğunu düşünüyorum. Bu topraklarda bir basketbolcu, bir atlet, bir okçu, bir tenisçi yetiştirmek ile avokado, muz, üzüm, zeytin yetiştirmek aynı şey... Bir okurum şunu yazmış; bu toplumun bir şey (sebze, meyve, sanatçı, sporcu... ) yetiştirmesinin nasıl bir güzellik olduğunu iliklerine kadar hissetmesi gerek... Diğer bir okurum da benim tüm yazımı tek bir satıra nasıl da güzel sığdırmış; toprak umuttur, candır. Cana can katar, ürer, bereketlidir.

Erzik’in mesajı çok değerliydi

Özellikle de önceki dönem Spor Bakanlarından Faruk Nafiz Özak’ın ifadesiyle ‘Türk futbolunda her zaman kar gibi beyaz kaldı’ dediği Şenes Erzik’in zarif mesajı çok değerliydi. Bilimsel yazılarıma devam etmemi istediği mesajında işin ilginç tarafı o da tarım dilini kullanıyordu: Nasıl ki insan olarak sonuçta hepimiz toprağa döneceksek topraktan aldığımız besinlerin kıymetinin altını çiziyordu.

Tarihin en kapsamlı seferberliği!

Tarım ile sporcu yetiştirmenin birbirine çok benzediğini düşünüyorum. Bundan dolayı sporda altyapı yatırımını anlamak için de tarım ile ilgili her şeyi takip etmeye başladım. Hatta değerli arkadaşım Muhammed Adak’ın birkaç ay önce başkan olarak atandığı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nu ziyaret ettim. İnanın burada ülkede yerel tarımı desteklemek için kurulan yapıyı ve Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin koyduğu vizyonu ve “Atadan Toruna, Tohum Seferberliği” ile Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yerli tohum seferberliğini başlattığını görünce sporda da aynısını rahatlıkla yapabileceğimizi düşündüm, hele ki bakan Kasapoğlu’nun son zamanlarda sıklıkla altyapı, ithal eden değil ihraç eden söylemlerinden sonra. Sonuçta tarımda da sporda da tohumlar ekilecek. Ülkenin her yerinden ürünler fışkıracak.

En önemli görevleri...

Zaten Kasapoğlu’nun çok önem verdiği ve kısa adı TOHM olan Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezleri’ni en önemli işlevi tohumların yani sporcuların iyi topraklarda yetişmesini sağlamak. Yani hem Kasapoğlu’nun hem de Pakdemirli’nin yeni dönemde en önemli görevleri daha çok tohum ekmek olacak. Belki 2 bakanımız bu konuda ortak çalışma da yapabilirler ne dersiniz? Erdoğan da ekin ve yetiştirin diyor Son zamanlarda da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerli tarımın öneminin altını çizdiği sözlerinin arttığı dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum ama ben yakından takip ediyorum: “Evinizin önünde küçük bahçeleriniz varsa onları ekin. Bir karış toprağı değerlendirmemiz lazım.” Ben bunu biraz da öyle okuyorum. Ülkemizin her çocuğunu, spora sanata yönlendirelim. Tek bir çocuğumuzu heba edemeyiz.

Daha önce de söylemişti

Aslına bakarsanız Erdoğan buna benzer sözleri geçmişte Türk sporu için de söylemiş. Arşivimi karıştırırken yazıma da konu ettiğim bir televizyon röportajını buldum. 2011 yılındaki röportaja yazımda şöyle yer vermişim: Başbakan’ın Türk sporu konusunda özellikle yabancı sayısındaki yükseliş ve altyapı konusunda söyledikleri çok önemliydi. Arjantin ve Brezilya’nın, futbolda bir anlamda sanayi haline geldiğine dikkati çeken Erdoğan, bu ülkelerin birçok ülke ligine futbolcu ihraç ettiğini hatırlattı.

‘Gelecek kuşakları...’

Erdoğan daha önce de konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Türkiye’nin, bu ülkeleri çok iyi incelemesi, Futbol Federasyonu’nun bunlar üzerinde çok iyi bir çalışma yapması lazım. Altyapıysa biz zaten devlet olarak bu işe gireceğiz ama kulüplerin de bu işe ayrıca girmesi gerek. Türkiye olarak bizler ülkemizde yüzlerce sentetik çim sahaları yaptığımız zaman çekirdekten itibaren gelecek kuşakları yetiştirebiliriz. Yoksa milli takıma oyuncu bulamayacağız.”

Genç nüfus giderek artıyor

Dünyada birçok ülke insanlarına futbolu sevdirmek için çabalarken, bizde milyonların takip ettiği, tutkuyla bağlandığı ve imkânı dâhilinde en fazla yapmak istediği spor dalı futbol. Ülkemizde, giderek artan, genç bir nüfus, büyük kısmı hayallerinde ünlü bir sporcu gibi olmak yer tutsa da ve bu hayal gerçek olmasa da zevkine ve gittiği yere kadar top peşinde koşturmak için can atıyor.

Devşirme ile günü kurtarıyoruz

...O zaman sevip sevilmediğinizde yabancılaşıyorsunuz. Aynı metafordan gidersek futbolumuz da yabancılaşıyor. Başbakanın dikkat çektiği gibi milli takıma oyuncu verecek futbolcu bulamayacak kadar yabancılaşıyor. Aslında Başbakan futbol üzerinden tüm Türk sporu için de mesaj veriyor. Yapısal sorunları çözmek yerine devşirme modellerle madalya avcılığı yaparak günü kurtarıyoruz.” Aslında herkesin bunu istediğinin altını çizerek yazımı şöyle bitirmişim: “Ve geriye tek bir soru kalıyor. Bunu kim ve nasıl yapacak?”

Tüm federasyonlara görev düşüyor

İşte yukarıda da ifade ettiğim gibi son dönemlerde verdiği tüm demeçlerde altyapının önemine vurgu yapan Bakan Kasapoğlu’nun liderliğinde yerli sporcu yetiştirme seferberliği başlatabiliriz, tabii onlara suyu gübreyi bilimsel bir şekilde verecek yerli antrenör ve eğiticileri de yetiştirmemiz gerek. Bakan Kasapoğlu’nun, TFF Başkanı Nihat Özdemir ile kurdukları uyumlu işbirliği ve diğer federasyonlarla birlikte ülkenin en ücra köşesine ulaşarak yerli üretimin çarklarını çevirmeleri gerekiyor. Tohumları iyi toprakla buluşturmak ana ilkemiz olmalı.

Çekirdekten gelecek kuşakları yetiştirmek

Bir düşünürün dediği gibi; “Tohumlar yola düşerse, kuşlar onları yer. Tohumlar taşlara düşerse, büyümezler. Tohumlar iyi bir toprağa düşerse, ürün verirler. Tohumlar sadece iyi topraklarda verimlidir.” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın koyduğu hedefe ulaşmanın yolu da buradan geçiyor. Ne demişti Erdoğan, çekirdekten gelecek kuşakları yetiştirmek.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...