Yeni futbol düzeni

16 Temmuz 2019, Salı 13:22
- A +

Biliyorum, başlık biraz ideolojik oldu ama futbolu yaşamdan ve ideolojiden koparıp tek başına düşünmek de olanaklı değil. Bilenler bilir, bu satırların yazarı 35 yıl önce yazmaya başladığından bu yana futbolu yaşam ile ilişkilendirmeye çalıştı. Çünkü insanın elinde kalem olunca her şeyi yazı olarak görmektedir. Tıpkı elinde kamerası olan bir insan için her şeyin görüntüden ibaret olması, bilgisayar kullanan bir insan için her şeyin data olması ve elinde not defteri olan biri için de her şeyin sayılardan ibaret olması gibi. Bu düşünceyi nasıl geliştirdim diye soracak olursanız “Elinde keser olan her şeyi çivi görür” atasözünden…

“Yetenekli” ya da “düz” nitelemesi yanlıştır

Fanatik’te yeniden yazmaya başladıktan sonra yazılarımda yılların deneyimi, birikimi ve akademisyen bakışı ile artık futbola gelenekçi bir yaklaşım ile bakılamayacağının altını çizmeye çalıştım. Madem bilgisayar çağında yaşıyoruz o zaman sayılar ve datalardan ayrı düşünemeyiz. Bu bağlamda futbol kültürüne ve futbola yeni bakış açısı kazandırmak zorunda olan teknik adamların artık futbolcunun niteliklerini ortaya koyarken “yetenekli” ya da “düz” olarak nitelemesi yanlıştır, yersizdir.

Doğa, insan çabasına engel koymaz

Tepeden tırnağa yetenekli ya da sıfır yetenekli insan olamaz. Her insan yeteneklidir ve yetenekler ancak çalışarak gelişir. Çünkü doğa, insan gayretine, çabasına hiçbir yerde engel koymaz, eğer bir şey ortaya çıkamıyorsa, yapılamıyorsa yeterince denenmediğindendir. Yeni futbol düzeninde, yeterince çalışmamak nedeniyle futbolcuların eksik kalmış yanlarını kullanarak galibiyetin yolunu açmak önceliklidir. Bu salt futbol için değil her spor dalı için geçerlidir.

Federer mi yetenekli Djokovic mi?

Son oynanan Wimbledon tenis turnuvasının finali bu görüşümüz için önemli bir örnek olabilir. Tenis dünyasının bilirkişilerinin birleştiği ortak nokta şudur: İsviçreli tenisçi Federer tenis dünyasının bir numarasıdır. Böylesine özellikli bir tenisçi bir daha gelmez. Ancak geçen Pazar günü beş saat süren 2019 Wimbledon finalinde Sırp Djkovic, “Ekselansları” lakaplı Federer’i yenerek kupayı kazandı. Çünkü Federer’in çok çalışma ile kazandığı, alışkanlık haline getirdiği özelliklerini kullanmasını engelleyecek bir taktikle oynadı. Yeni futbol düzeninin anahtar faktörü de budur. Önemli olan göze hoş gelen futbol oynamak, seyirciye görsel bir şölen sunmak değil, rakibi oynatmamak, data ve verilerle somutlaşan eksikliklerinin üzerine oynamak…

İnsani nitelikler sayısallaştırılabilir mi?

Modern astronominin babası olarak bilinen İtalyan Galileo Galiei(1564-1642) “doğanın dili matematiktir” derken data ve sayısal verilerin hayatımıza bu denli gireceğini de görmüş müydü acaba? Eğer bir düşüncenin niteliği sayılarla ifade edilebiliyorsa merhamet, aşk, nefret, güzellik, yaratıcılık ve zeka bile sayılarla ifade edilebilir. Ama gene de denebilir ki Galileo insanın duygularını, becerilerini ve iç dünyasını sayılarla anlatmaya çalışmamıştır. 

Bugünün dünyasında çoğu insan bunları bile sayılara dökme eğilimindeler. Psikologlar, sosyologlar ve eğitimcilere sayılar olmadan işlerini yapmak olanaksız gelmektedir. Sayılar olmadan gerçek bilgiye ulaşamayacaklarını düşünürler. Hal böyle olunca bir futbolcu hakkındaki sayısal veriler ortaya konulmadan onun hakkında düşünce öne sürmek, yorum yapmak, özellikle de söze “yetenekli” diye başlamak nedir, adını siz koyun?    

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...