Türk Duvarı Avrupa’da

16 Kasım 2019, Cumartesi 19:01
- A +

“Şekil ve renkleri gözlerimiz ile görürken, fikir ve genel kanunları aklımız ile görürüz.” Antikçağ filozoflarının düşünme yöntemlerini belirleyip günümüzde de olaylar ve görüntüler arasındaki bağlantıları saptamaya yarayan bu önerme İzlanda maçından aldığımız bir puandan sonra gelip karşımıza dikiliverdi.

Sigthorsson’un kalemize girmek üzere olan kafa vuruşunu Merih’in çizgiden çıkarması ve edinilen bir puanın bu şekilde kazanıldığını savunmak renkler ve şekillerle ilgilidir. Başta Merih Demiral ve Çağlar Söyüncü’nün ortaya koyduğu modern savunma oyunu ve Ulusal takımın genel takım savunması ise fikir ve genel kanunları aklı ile görme yerine geçer.

Şenol Güneş başlarda Çağlar’ı Merih’in yanına pek uygun görmedi ancak zaman içinde aklın yolu izlenince ortaya bir “Türk Duvarı” çıktı. Ulusal takımın Fransa ile oynayıp deplasmanda berabere kaldığı maçtan sonra da bu ikili hakkında yazmıştım. Bundan sonra büyük olasılıkla adı “Türk Duvarı” olarak özelleştirilecek bu ikilinin oyunu finallerde de en çok dikkat çeken unsur olacaktır.

Yine daha önce yazdığım, son otuz yıl içerisinde hiçbir geçerliliği olmayan ama söylendiği zaman kulağa hoş gene hücum futbolunun yerini savunma futbolu çoktan aldı bile. Eğer Ulusal takım 2020 finallerinde başarılı olursa bu genel takım savunması içerisinde Merih ve Çağlar’ın özgün defansif davranışları ile olacaktır. Güçlü ve devamlılığı gelişmiş olan İzlandalıların hiçbiri bu ikiliyi koşu ile geçemediler.

Savunma ağırlıklı futbolun özellikle Avrupa’da oynanan şekline bakıldığında ülkelerin birbirlerine çok yaklaştığını görmekteyiz. 15-20 sene önce İzlanda, Arnavutluk, Moldova ve Andrra ile aynı gruba düştüğümüzde bayram ederdik. Şimdilerde İzlanda ve Arnavutluk’a “çetin ceviz” diyoruz. Son Dünya Şampiyonu Fransa evinde Moldova’yı sadece bir gol farkla yenebiliyor. Eğer Merih topu çizgiden çıkarmasaydı Andorra gibi bir ülkeye kara kara düşünerek gidecektik.

Artık iyi bir defans hattınız ve genel kurguda savunma sağlamlığı varsa santrforlarınızın gol atması çok da önemli değildir. İyi bir hücum hattına bel bağlayıp maçları kazanmaya çalışmak takımları zafere ulaştırmaya yetmiyor. İşte İzlanda maçı… Böyle maçları kazanmaktan önce kaybetmemeyi bilmek gerekir. Kuşkusuz futbolda gol çok önemlidir ancak, belki de kalesinin önünde önlediği gol durumları daha da önemlidir.

Futbolda iyi hücum yapmak eskilerin sloganıydı bugünlerde futbolda artık iyi savunma organizasyonu söz konusu. Bu anlamda futbol, bugün için gri bir zemine oturmuş gibi duruyor. Ulusal takım iyi savunma ile Fransa’ya üstünlük sağlayıp başarılı bir şekilde finallere gidiyor. Ne var ki, başarı deniz suyu içmek gibidir, içtikçe daha çok susarsınız… 

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...