Topa sahip olmak mı, rakibi kovalamak mı?

06 Kasım 2018, Salı 14:04
- A +

Topa sahip olmak mı, rakibi kovalamak mı?(1)

Bugünün futbolunun önceliklerinden biri, rakibi kovalayıp topu geri almak değil, topa sahip olmaktır. Topa sahip olmak, ne sadece orta alan oyuncularının oyun kurmasıyla sınırlı ne de savunma oyuncularının kendi aralarında amaçsız top dolaştırmalarıdır. Topa sahip olmanın en temel şartlarından birigeriden oyun kurabilmektir. Bu sadece savunmadan oyun kurmak anlamına gelmiyor, orta alanın da forvetin de gerisi vardır. 

Ne yazık ki ligimizde bu anlayışla futbol oynayan tek bir takım bile yoktur. Geriden oyun kurmanın bir gereği, bekleri ileri çıkartmak olsa da, asıl önemlisi stoperlerin rakip forvetleri oyundan düşüren, onların savunmaya baskısını kıran direkt paslarla topu orta alan oyuncularına kazandırmaktır. Beşiktaş’ın durumu biraz da bu anlayışla ilintilidir. Pepe’nın kariyerine saygısızlık etmek kimsenin haddine değildir. Ama bugün için Pepe asla bir Marcello değildir.

Geriden oyun kurma 1960’lı yılların ortasına doğru başladı ve kısa süre sonra neredeyse moda oldu. Geriden oyun kurmanın atası kimdir diye bir soru soracak olursam, eminim ki hepiniz Franz Beckenbauer diyeceksiniz. İlk uygulayıcısı Beckenbauer olsa da fikir babası eski Yugoslavya’dan bir teknik direktördür.

Bayern Münih 1963 yılında teknik direktörlük görevine Yugoslav Zlatko Cajkovski’yi getirdi. Cajkovski bir altyapı tutkunuydu. Bayern’in öz kaynak düzeniyle büyüyeceğine inanıyordu. 1964 yılında Bayern Münih’in altyapısından profesyonel takıma yükselen Beckenbauer ilk maçlarını solaçık oynamıştır. Cajkovski Beckenbauer’i önce ön libero daha sonra da libero olarak görevlendirdi. Çünkü Cajkovski iyi bir takım olmanın yolunun oyunu geriden kurmaktan geçtiğine inanıyordu. Aynı yıllarda Johan Cruyff’da Hollanda’da oyunun geriden kurulmasına ilişkin fikirler ileri atarken Ajax’da bu duygu ve düşünceyle futbol oynuyordu.

Topa sahip olmak mı, rakibi kovalamak mı?(2)

Cruyff topa sahip olma ve oyunu geriden kurma konusunda ne kadar duyarlıysa, ona yakın düşüncede olan bir libero da vardı Ajax’ta. Ajax’ın ilk büyük liberosu olan Velibor Vasovic’te bir Yugoslav’dı ve rastlantıya bakın ki o da Cajkovski’nin Yogoslavya’da altyapıdan yetiştirdiği bir futbolcusuydu. İkisi de aynı kültürden geliyordu ve orta alandan savunmanın ortasına geçtikleri için, diğer savunmacıların topla oynarken tedirgin olma, ya da topla ileri çıkarken savunma oyuncularının hissettiği rahatsızlığı duymuyorlardı. Çünkü topla ileri çıkma alışkanlıklarını orta alanda görev yaparken pekiştirmişlerdi.

Geriden oyun kurma konusunda Beckenbauer’in gölgesinde kalan Velibor Vasovic özünde büyük bir liberoydu ve bunun farkında olduğunu şu sözleriyle dile getirmiştir: “Total futbolun mimarı Rinus Michels’ti. Ve ona en çok ben yardım ettim.”

1960’lı yılların ortasında Franz Beckenbauer ile geriden oyun kurma yöntemiyle başlayan “topa sahip olma” düşüncesi Johan Cruyff’un Barcelona’da gelenek haline getirdiği tiki-taka taktik ve stratejisi ile zirve yaptı. Bugün artık Cruyff’da yok, onun düşüncelerini hayata geçirecek kadar sabırlı yöneticiler ve teknik adamlar da. Hatta geriden oyun kurmaya çalışıp takımın topa sahip olma duygusunu geliştirmeye çalışan stoperler de yok denecek kadar az. Beşiktaş’ın iki stoperlerinden biri olan Pepe, Real Madrid’in efsanelerinden, diğeri ise son Dünya Kupası’nın finalistlerinden Hırvatistan’ın oyuncusu. Ancak Beşiktaş lig sonuncusu Erzurumspor’dan daha çok gol yemiş. Beşiktaş’ın kadrosu ligin en kaliteli ekibi olarak görüldüğüne göre sorun nerede?   

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.