MENÜ

Strateji ve taktik yetersizliği…

23 Haziran 2021, Çarşamba 14:01 Son Güncelleme: 23 Haziran 2021, Çarşamba 14:01
- A +

“Eğer düşmanı ve kendini biliyorsan, yüz savaşın sonucunda bile korkmana gerek yok. Eğer kendini biliyor ama düşmanı bilmiyorsan kazandığın her zafer için bir de yenilginin acısını tadacaksın, Eğer ne kendini ne de düşmanı biliyorsan, her savaşta yenik düşeceksin.”

Savaş stratejisi uzmanı Çinli General Sun Tzu “Savaş Sanatı” adlı kitabında Şenol Güneş’in Ulusal takımı nasıl ve neden yönetemediğini açıklamış. Güneş kendini ve ekibini tanısa bile rakiplerini yeteri kadar bilmediği için generalin dediği gerçekle yüz yüze kaldı.

Her zafer için bir de yenilginin acısı tadıldı. Grup maçlarında Fransa karşısında kazanılan zaferlerin acısı finallerde üç maçı da kaybederek tadıldı. Kendini ve rakiplerini tanımamanın acı sonuçları…

Yorgunluk ve çöküş söz konusu olamaz!

Aslında askerlik ve savaş terimi olarak futbola giren strateji ve taktiklerden yeterince yararlanılmadığında karşımıza Şenol Güneş’in başında bulunduğu Ulusal takım gibi ne oynayabilen ne de koşabilen yapılar ortaya çıkıyor.

Son günlerde “Bizim Çocuklar” için yorgunluğa bağlı olarak sürantrene yorumlarının çoğaldığını okumakta ve izlemekteyiz. Hattı buna bağlı olarak takımın bir çöküş yaşadığını söyleyenler bile var.

Bilginin güç olduğu bir çağda Avrupa vitrinine çıkan bir takım böyle bir “psikolojik çöküş” yaşıyorsa bu çok ama çok vahim bir durumdur. Çünkü bu durum sadece teknik kadroyu değil eğer varsa federasyonun Bilim Kurulu’nu, Danışma Kurulu’nu ve hatta Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nu da direkt olarak bağlar. Ciddi ülkelerde bu durum soruşturma konusu bile olabilir.

Topa sahip olmadan topun peşinden koşmak

Ancak takımın çöküş, yorgunluk ve sürantrene duruma geldiğini sanmıyorum. Şenol Güneş’in yanlış strateji ve taktikleri yüzünden takım topa sahip olamamış ve topun peşine koşarak performans düşüklüğü yaşamıştır.

Turnuvaya katılan bütün takımlar pas oyununa dayalı güvenli futbol oynarken biz topu çabuk kaybedip yeniden kazanmak için enerji harcadık. Bu da genel bir yorgunluk ve çöküşe dönüşmedi ama maç içi düşüşe neden oldu.

İtalya’ya kaybedildikten sonra kendini ve rakibi bilerek düzenlenecek strateji ve taktikler yerine Burak Yılmaz, Hakan Çalhanoğlu ve Cengiz Ünder gibi oyunculardan olağanüstü beklentiler içerisine girildi.

Kusursuz hareketler mi, ortalama çözümler mi?

Stratejik anlamda, zamanında üstlenilen ortalama çözümler, çok geç üstlenilmiş mükemmel kararlardan daha iyidir. Futbolda, bizde genel bir kanı haline gelmiş olan büyük kararlar ya da çok büyük becerilerle elde edilen galibiyetlerden çok, zamanında ve basit uygulamalar bir araya gelerek daha büyük ve anlamlı sonuçlar doğururlar.

Olağanüstü işler ve beceriler futbolda ender ortaya çıkan uygulamalardır. Ancak basit ve doğru bir top kontrolü ya da sıradan bir ayak içi pas karşılaşmanın her dakikasında karşımıza çıkan temel teknik hareketlerdir. Maçı bu gibi basit ama temel hareketleri doğru ve zamanında yapan takımlar

kazanıyor, olağanüstü işler yapanlar değil. Avrupa Şampiyonası’nda oynanan her karşılaşmada karşımıza çıkan gerçek “basitlik” tir. Basiti yapmak için çok çalışanlar başarılı oluyorlar…

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...