MENÜ

Stefan Kuntz’un disiplin anlayışı!

15 Kasım 2021, Pazartesi 13:25 Son Güncelleme: 15 Kasım 2021, Pazartesi 13:25
- A +

Ulusal takımımızın teknik direktörü Stefan Kuntz’un medya mensupları ile Riva’da yaptığı toplantıdan sonra Alman hocanın basına yansıyan görüşlerinin beni düş kırıklığına uğrattığını peşinen söylemeliyim. 

Zayıf bir takım olarak bilinen Cebeli Tarık’a altı gol atılması küçümsenmemelidir. Bu galibiyet değerlidir. Çünkü içinde bulunduğumuz hassas dönem göz önüne alındığında, bugünün futbol dünyasında bazen mahalle arasında bile altı gol atamazsınız. 

Ancak yapılanı da göklere çıkartmanın bir anlamı yok! Böyle şatafatlı galibiyetlerin arkasından teknik ekibin yaptıklarıyla direkt bağlantı kurmak gazetecilik açısından anlamlı olsa da mesleki açıdan çok değerli değil!

Kutz’un uygulamaları yeni değil

Çünkü Kuntz’un maçlardan önce yaptıklarının hiçbirinin yenilik olmadığını bilenler bilir. Yemeklere Burak Yılmaz’ın komutlarıyla başlayıp onun emriyle sofradan kalkılması, Alman hocanın maçlar öncesinde gruplar halinde toplantı yapması 50-60 yıl önce de uygulanırdı. 

Birlikte yemek yemek, birlikte hareket etmenin uzun yıllar önce grup dinamiği ve disiplin açısından az da olsa önemi vardı ama bugün ne kadar değer taşıdığı soru işaretidir. Çünkü bu tür davranışlar ve uygulamalar neredeyse askeriyede bile kalmadı!

Evet, Almanların disipline ne denli önem verdiklerini biliriz. Hatta ulusal simgelerinin “Orman” ve “Ordu” olduğunu da biliriz. “Ordu gibi disiplinli, orman gibi bir arada” sloganı Almanları anlatır. Almanlar uygun adım yürüyen bir ordu gibidir. 

Başkaları için sıkıcı gelen bu disiplin anlayışı Alman için yaşamın ihtişamıdır. Çoğu insan ormanda yalnız kaldığında korkar en azından ürperir ama Alman kendini güvende hisseder. Orman romantizmi Almanların şiir ve şarkılarına da yansımıştır.

Kuntz henüz kendini güvende hissetmiyor!

Ormanda kendini güvende hisseden Alman belli ki bizim aramızda aynı güven duygusunu bulamadı! Kuntz’un uygulamalarından anladığım budur. Kos koca bir ülkenin Ulusal takımının oyun yapısını bozduğu açık olan Burak Yılmaz ve Caner Erkin ile yola devam edip Rıdvan Yılmaz ve Halil Dervişoğlu’na dört elle sarılmaması eldeki hammaddenin işlenmesinde zaman yitirmek anlamını taşıdığı halde bunu görmüyor. Nede olsa o da eski bir futbolcu ve deneyimli oyuncuları takımın dışında bırakmanın getireceği sıkıntıları biliyor.

İşler iyi giderken sorunlara, eksikliklere dikkat kesilmek, sorunları görebilmek sadece futbolda değil topluluklarda ve toplumsal yaşamda da hayatın gidişatına amaca doğru vermek demektir. Yıllardır hep yazıp duruyorum; önemli olan pırıl pırıl gökyüzünde fırtınayı görebilmektir.

Gençleri kazanmak için bir turnuvayı kaybetmeyi göze alabilmek…

Kişisel olarak ben, Letonya’yı yendikten sonra gözyaşı döken bir hocadansa Rıdvan, Kerem, Halil, Berkan ve Barış Alper gibi gençleri kazanmak için bir büyük turnuvayı kaybetmeyi göze alabilen hocalardan yanayım.

Kuntz, bugün gelinen noktada bile Burak Yılmaz’ın takıma verdiği zararı göremiyor. Bu zarar Burak’ın takıma verdiği komutlardan bile daha fazladır. Cebeli Tarık karşılaşmasında bir pozisyonda Halil Dervişoğlu üç metreden topu kafa ile kaleye vuracağına arkadaki Burak’a indirdi. 

Top kaleye yüzü dönük Kerem’in önüne düştü ancak sırtı kaleye dönük olan Burak topa müdahale ederek onun golü atmasına da engel oldu. Bu durum bizim zamanımızda da aynıydı. Hiç değişmedi! Genç oyuncular büyüklerden çekinir. Geçmişte bu yüzden takımdan koparılan gençler bilirim.

Kuntz takımı emir kumanda ile değil, bilgi ile yönetmeli

Alman hoca, takımın yemeklerdeki emir kumandasını Burak Yılmaz’a vereceğine onun neden bu kadar çok ofsayta düştüğünün nedenlerini araştırıp öğrensin, Caner Erkin’in “doldur boşalt” anlayışının bize kaybettirdiklerini görebilsin. 

Ben ona yardımcı olayım! Burak Yılmaz’ın vücut kütlesi ağır olduğundan ilk çıkışları zayıftır. Rakiplerine üstünlük sağlamak için önceden devinmek, hareketlenmek zorundadır. Bu da onu Avrupa’daki forvetlerin içinde en fazla ofsayta düşen oyuncu konumuna getiriyor. Vücut devindikten sonra devrini bulduğundan hızlanabiliyor ancak çıkıştaki ağırlığın üstesinden gelemediği için ofsayttan kurtulamıyor. 

Stefan Kuntz’dan beklentimiz, takımı emir kumanda ile değil de bilgi ile yönetmesidir. Bilgi eksikleri giderir, geliştirir, yetiştirir, grup dinamiğini pekiştirir, adaleti sağlar, insanları geliştirdiğinden güven ortamı yaratıp başarıya giden yolu aydınlatır. Özetin özeti bilgi güçtür…  

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...