MENÜ

“Sergen’in eli”

17 Mart 2020, Salı 13:05 Son Güncelleme: 17 Mart 2020, Salı 13:05
- A +

Dünya felaket niteliğindeki bir sağlık sorunuyla uğraşırken, neden oynatıldığı tartışılan ve üzerinde daha da çok konuşulacak olan Galatasaray-Beşiktaş derbisinden sonra Fatih Terim’de “Sergen’in eli” üzerine birkaç cümle söyledi. Medyadaki birçok insanın Beşiktaş teknik direktörü için “Sergen” demekle yetinmesinin anlamı üzerine daha önceki bir yazımda değinmiştim. Ancak Fatih Terim’in “Sergen” demesinin kimseye dokunacağını sanmıyorum. Çünkü insan Fatih Terim olunca birçok şeyi söylemeye hakkı oluyor. Hatta “şampiyonu belirleyin, oynamayalım” demeye bile…

Türkiye’nin futbolda en çok şampiyonluk kazanan hocasının söyleminin altında bir çelişki yok değil. Ancak aynı sözleri Sergen Yalçın söyleseydi toplumda daha farklı yansımaları olurdu kuşkusuz. Çünkü “Sergen’in eli” henüz herhangi bir başarıya dokunmamıştır.

Popüler kültürün temsilcileri Sergen Yalçın’ın yarattığı farktan sürekli söz ediyorlar ve Yalçın’ın takımın başına getirilmesinin doğru bir karar olduğu üzerine de gereğinden fazla yorum yapıyorlar. Futbolu eski, geleneksel yöntemlerle yorumlayanların göz ardı ettikleri gerçek ise şudur: Sadece futbolda değil hayatın her alanında, olayların arkasındaki bilinmezler bilimsel gerçek sayesinde çözülüp yaşamımıza bir değer olarak katılıyor. 

Futbol takımlarında yapılan teknik adam değişikliklerinin mutlaka başarı getireceğine ilişkin bir inanç var. Ama bu inancın bilimsel hiçbir değeri yoktur. Tersine teknik adam değiştirmenin başarı anlamında sanıldığından çok daha az etkisi vardır. Olayı somutlaştırmak için çok bilinen bir örnek vermek isterim 

Chelsea’inin sahibi Abramoviç takımın başına Porto’nun başarılı teknik direktörü Villas-Boas’ı getirmek için Porto’ya tam 13 milyon Sterlin ödeme yapmıştı. Ne var ki genç hoca başarılı olamadı. Görünürde takım öyle bir hale geldi ki, Villas-Boas’ın takımdan ayrılması onun için bir lütuf oldu. Yerine yardımcısı Di Matteo geldi. Chelsea Napoli’yi Stamford Bridge’de 4-1 yenerek Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuna giden yolculuğuna başlamıştı. 

Ne var ki, istatistikler kimin başarılı olduğuna ilişkin net sonuçlar veriyordu. Villas-Boas Chelsea’nın başında çıktığı 27 karşılaşmada ortalama 1.70 puan almıştı. Di Matteo ise 11 maçta 1.64 ortalamasını yakalamıştı. Bu noktada bilim adamları teknik adam değişikliğinin bir yanılsamadan ibaret olduğunu söylemektedirler. Di Matteo’nun görünen başarısı ligi bırakıp sadece Şampiyonlar Ligi’ne odaklanması ile ilişkili olabilir. 

Abdullah Avcı, Cüneyt Çakır ve VAR hakemlerinin ortak hataları sonucu Fenerbahçe maçını kaybetti ve hemen arkasından da Erzurumspor’a kupadan elenince ayrılmak zorunda kaldı. O zor eşiği atlatabilse belki de Beşiktaş’ta hoca değişikliği olmayacaktı. Sergen Yalçın sadece lig oynuyor ve gelecek sezon takımın hedefsiz kalmaması için uğraşıyor. Galatasaray’ın çıkışı da Şampiyonlar Ligi ve kupadan elenmesiyle başladı gibi. Bu çıkış başlamadan önce Fatih Terim’in bile yazgısı tartışma konusuydu.

Villas-Boas’ın bozduklarını Di Matteo’nun düzeltmesi ve Abramoviç’in keyfinin yerine gelmesi ne yazık ki kimine tatsız gelebilecek bir hipotezle boşa çıkartılıyor. Teknik direktörü kovmak takım performansını artırmıyor. Takımlar sadece kendi ortalamalarına geri dönüyorlar.

 Çok az karşılaşılacak sıra dışı olumsuzlukları bir yana bırakacak olursak, teknik direktörünün görevine son vermeyen takımların da, hocasını gönderen takımlar kadar performansı yükseliyor. Oyuncuların yükselmekte olan performansı ürününü vermeye başlayıp şutlar da kaleye girince her şey eski haline geri dönüyor bu da “Sergen’in eli” olarak algılanıyor. Teknik direktör göndermenin takımların derdine derman olduğu konusunda elimizde hiçbir bilimsel veri yoktur. Bu bir yanılsama hatta oldukça pahalı bir yanılsamadır…


YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...