Sergen yalçın ve futbolda küçük şeylerin önemi…

12 Şubat 2020, Çarşamba 12:37 Son Güncelleme: 12 Şubat 2020, Çarşamba 12:37
- A +

Futbol oldum olası değişime direnen bir spor dalıdır. Kulüpleri yönetenler genellikle kendi düşüncelerine sıkı sıkıya sarılırlar. Eskiyi elinde tutmak için direnen insanların düşüncelerini değiştirmek çok zordur. Bu bağlamda gelenekler kulüplere yeni düşünce biçimi kazandırmak isteyen herkese fena halde ayak bağı oluyor. Bunun nedenlerinden biri de, özellikle teknik adamların otorite boşluğuna düşmekten kaçınmalarına dayalıdır.

 Kulüp içinde birtakım kurullar olduğu halde, gelişim daha çok muhaliflerin eleştirileri dikkate alınarak sağlanır. Gerçek yenilikler nadiren kulüp binası içindeki bireyler tarafından yapılır. Dışarıdan insanlar -ki bunlar muhalifler, rakipler ve basın mensupları olabilir- sorular sorabilir, işlerin gidişatını sorgulayabilir ve kulüp içindeki insanların göremediklerini gündeme taşıyabilirler. Dışarıda kalan insanlar kolay kolay etki altında kalmayacakları için sıradan işlerin dışında kalanları kamunun önüne koyabilirler.

Örneğin, Beşiktaş teknik direktörü olan Sergen Yalçın ilk uygulaması, bir hafta önce oynayan ve çoğu insanın sempatisini kazanıp övgüsünü alan, genç oyuncu Rıdvan Yılmaz’ı kulübeye göndermek oldu. Dışarıdan bir insan olarak sormadan edemiyoruz, neden? Şenol Fidan’ın takımın başında çıktığı o maçta Rıdvan Yılmaz 11’deydi de, ne oldu da takımdan kesildi? Teknik direktörü gönderilen takıma yönetim mi müdahale etti? Sergen Yalçın yönetimin etki alanına girmeyeceğini göstermek için, kendisinin de bir altyapı ürünü olduğu halde, otoritesini kabul ettirmek için mi Rıdvan’a sırtını döndü?

Dolayısıyla futbolu ileriye taşıyacak olan şey, birçok kişi tarafından ortaya atılacak küçük fikirler olacaktır. Zaten futbolun çok sevilmesinin nedenlerinden biri de bu değil mi? Her alandan, her meslekten birçok insanın yaptığı küçük katkılar…

Futbolda anında başarılı olmak diye bir şey yoktur. Başarının koşulları sabır, sebat ve disiplin ile çok önceden hazırlanır. Sergen Yalçın, başarı için yeniden hazırlanma dönemindeki bir takımın belki de ilk aşamasında göreve geldi. Şenol Güneş ise önceden hazırlanmak üzere yola çıkılan sürecin sonunda göreve geldiği için şampiyonluklar kazandı. Sergen Yalçın’ın iki maçtaki 11’i de Abdullah Avcı’nın alana çıkarttığı ile aynıydı. 

Değişen tek şey bir 45 dakikalık bölümde Boateng’in oyuna girmesiydi. Ganalı ofansif orta alan oyuncusunun son anda transfer edilmesi Avcı’nın da, Yalçın’ın da kaderini belirleyen bir hamle oldu. Boateng’in transferi belki Beşiktaş açısından küçük ancak birbirinden görevi devralan teknik adamlar için büyük bir adım oldu. Kaderin, gayrete hayran olduğunu söylerler. Sanırım Sergen Yalçın’ın kaderini oyuncular kadar kendi gayreti de belirleyecektir… 


YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...