MENÜ

Şenol Güneş tamam da ya sonrası…

03 Eylül 2021, Cuma 10:28 Son Güncelleme: 03 Eylül 2021, Cuma 10:28
- A +

Ulusal takımımızın Avrupa Şampiyonası finallerinde oynadığı maçlardan sonra Şenol Güneş’in geleceğine ilişkin düşüncemi net biçimde belirtmiştim. Güneş’in teknik adamlık yaşamı İsviçre maçından sonra resmen olmasa da insanların kafasında bitmiştir.

Nedeni ise çok açıktır. Şenol Güneş takımı yönetemiyor, modern anlamda herhangi bir düzen kuramıyor ve oyuna müdahalesi hiçbir olumlu sonuç vermediği gibi takımı daha da geriye götürüyor. Bir teknik direktörün yaptığı her değişiklik kötü sonuç verir mi?

Hollanda maçını kazandığımız halde yaptığı oyuncu değişiklikleri bile takımı geri götürdü. Oyuna Aldığı Caner Erkin’in takımı ne duruma düşürdüğünü unutmadık. Sonra da onu savunmasının zayıf olduğunu kamuoyunun önünde söyleyerek bir daha milli takıma çağırmadı.

Şenol Güneş’ten başka kaleci kökenli teknik adam var mı?

Yanlış bilmiyorsam Avrupa’da ulusal takımların başında kaleci kökenli teknik adam yok. Sadece Rusların başında vardı onu da Avrupa Şampiyonası’ndan sonra görevden aldılar. Zaten artık kalecilerden teknik direktör yapılmıyor. Onlardan sadece kaleci antrenörü olarak yararlanılıyor.

Karadağ maçında attığımız ikinci gol ve yediğimiz goller takım ve Şenol Güneş hakkında yeterince bilgi veriyor. Yusuf Yazıcı’nın attığı ikinci golün yapılışı takımımızın aslında nasıl nitelikli bir ekip olduğunu kanıtlıyor. Yediğimiz goller ise takımın hocasından hiçbir yardım almadığını gösteriyor.

Genel takım savunmasının yetersizliği golü yedirdi

Yenilen ilk gol genel olarak savunmada Merih Demiral’ın yerini boşaltmasına ve Mert Müldür’ün adamını kaçırmasına bağlanıyor. Oysa asıl neden daha derinde, takımın genel savunma anlayışının hoca tarafından kurgulanamamasında…

Rakip oyuncu orta alanda gol pasını verdiği sırada bizim takımda tam yedi kişi o anda geriye koşmaya çalışıyor. Oysa pası verecek oyuncuya baskı yapmak gerekirdi.

Bunun için oyunun önceden planlanıp kurgulanması zorunludur. Türkiye Karadağ ile oynuyorsa, iki stoperi orta alana basıp rakibi kendi alanına hapsetmek zorundadır.

Bu planı hazırlayacak olan hoca, uygulayıcıları da futbolculardır. Bu düzene uymayan oyuncunun adı ne denli büyük, kariyeri ne kadar yüksek olsa da kendini oyunun dışında bulmalıdır.

Forvetteki oyuncular baskı yapamıyor mu?

İleride görev yapan Cengiz, Burak ve Kerem rakibe baskı yapamaz demek doğru değildir. Hoca isterse yaparlar, yapmıyorlarsa yapanları bulursunuz.

Yediğimiz son dakika golü de takıma hoca elinin değmediğinin göstergesidir. Takımda kimin baraj yapacağı bile belli değil.

Kaleyi hemen hemen karşıdan gören ve ceza çizgisine yakın bir yerden rakip duran top kullanıyorsa Burak Yılmaz ceza alanının içinde ne işe yarar? Orta yapılmayacağı açık değil midir? O zaman barajın birinci adamı Burak olacak.

İddia ediyorum. Maçın görüntüsü televizyondan izlenip fiziksel ve matematiksel hesapları yapılsın. Eğer Burak dördüncü adam olarak baraja girseydi top ona çarpıp ya dışarı gider ya da geri dönerdi.

Sonuçta elbette ki ulusal takımın tek sorunu Şenol Güneş değil. Ancak Güneş’in yaptığı hamlelerin yüzde sekseninden fazlası yerine oturmuyor, sonuca olumlu yansımıyor. Bu vahim bir durumdur ancak daha da vahimi Şenol Güneş’in yerine koyacak bir hoca da yoktur.

Büyük takımların ve Ulusal takımın başına geçebilecek insanların yolu ama bilinçli ama farkında olmadan çok yıllar önce kesildi. Onlar sistemin dışına itildi. Böylece Şenol Güneş tek seçenek olarak kaldı. Ne yazık!

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...